Dünya Dengesini Arıyor
Her bir yanından çekiştirdikçe, sallanıp duruyor dünya; bir türlü dengesini bulamıyor. O halde ne yapmalıyız sorusunu sormalıyız kendimize.
"O kadar çok şey öğrendik ki, birçoğu yanlış çıktı." - Mark Twain"
"O kadar çok şey öğrendik ki, birçoğu yanlış çıktı." - Mark Twain"
Her bir yanından çekiştirdikçe, sallanıp duruyor dünya; bir türlü dengesini bulamıyor. O halde ne yapmalıyız sorusunu sormalıyız kendimize.
Bekir Yıldız, 8 Ağustos 1998' de aramızdan ayrıldı. Bir Yıldız daha kaydı.. Ruhu şad olsun...
" İliklerimize kadar sinmiş özgüvensizlikten kurtulmamız, tarihimizden kopmaktan kaynaklanan edilgen tavrı terk etmemiz şarttır. Dünyada ve bölgemizde, insan haklarının, demokrasinin ve barışın egemen olması için üzerimize düşen görevin tarihi bilinciyle davranmak zorundayız.
Önceden hayal etmek ama neyi hayal etmek, tabi ki bir gün gerçekleşmesini umduğumuz hayali kurarız kafamızda...
Acımak , üzüntü ve korku olduğum yerde beton kesilmemi sağlamıştı. (Oysa okulu böyle anlatmamışlardı bize.)
Ta ki arkadaşımın, öğretmen içeri girmeden beni kolumdan dürterek söylediği cümleye kadar;
büyüdükçe öğrenip, küçüklüğümdekinden çok daha farklı olduğunu gördüğüm şeyler....
İçimize kök salmış ön yargılar bizi adeta dar bir alana hapsederek ham hayallerle oyalıyor.
Aslında ön yargılarımız; bizim zaaf, korku, saplantı ve bilgisizliklerimizin şekil değiştirmiş görüntüleridir.
Bayram evrenin güzelliklerinde mekân tutmuş ve bir millet olgusuna erişmiş toplumlarının çoğunluğunda farklılıklarla kutlanır.
İnsan olmamız sebebiyle ortak paydamız olan sevinç ve keyfiyet müşterekliğinde birleşiriz.
dağıtılan kağıtlarla kazanma ihtimali yoktur.ne zaman ki kendi yaptığımız kağıtlarla oynamaya başlarsak kazanmayı düşükte olsa ihtimal dahiline eklemiş oluruz.Toplumsal yaşam sürecini durdurmayı amaçlayan bir yazı ya da bu endişeyi kaşındıran bir yazı ya da hiç bir şey ki kanaatimce en önemlisi de bu.
sızladı göçün yarası kanadı durmadı ve memleketlerini terketti birer birer göçün artisleri
Tutkuların eritildiği, ruhların köreltildiği bir toplumda kendiniz olarak yaşamak ya da kalmak...
Şöyle bir düşünce talimi yapalım beraberce. Ülkede tüm kamera sisteminin, tüm güvenlik güçlerinin 24 saat devre dışı kaldığını varsayalım.Veya tüm kontrol, polisiye hizmetlerin 24 saat greve gidecekleri duyurulsa, ne olur ?
Oysa hiç bir kadın hak etmiyor bir erkek egosu için yok edilmeyi. Hiç bir insan için kimse diyemez ki "katli vaciptir " diye... Bir anlayabilseniz bunu. Bir fark edebilseniz kadının ne için ve neden yaratıldığını.
Çünkü söz konusu olan vatandı. Kurandı, ezandı, namustu, bu uğurda bir değil milyon kez ölünmeliydi. Nasıl ki duygularımızı temiz tutmak için yaşıyorsak, onlarda vatanımıza haram pislik girmesin diye ölüyorlardı. Muratları temiz olmaktı. Alnının akıyla yaşamaktı. Bunun içinde vatana haramı sokmamak gerekiyordu. İşte bu zihniyetler ordusuna sahip olarak savaştılar.
Bu zıtlıkların bir ucunun arşa bir ucunun batağa saplandığı toplumlarda haktan, kadın haklarından söz etmek iyimserlik olur. Burada kültür ve sanatın dibe vurduğu bir yaşam biçimi sergilenir; birileri her şeylerini satarken; birileri de hep alır. Ahlaktan, onurdan, erdemden söz etmek olası değildir.
Televizyonda Televole ve bunun gibi magazin programlarını izler misiniz? Ben izlemem. Bu tür programları izlemediğim için, ne sıkıntılar yaşıyorum bir bilseniz.Yakında ben de izleyeceğim. Neden mi? Bir okuyun başıma gelenleri, neden izlemeye karar verdi
Faruk Duman