N'olur Yalan Söyle
Yalan söyle, "Yalan söylüyorum, duymak istediğin için söylüyorum " diye bak gözlerime..
"Kitaplarımın yanmasını izlerken sigara içmek, bir yazarın yaşayabileceği en ironik keyiftir." – Oscar Wilde"
"Kitaplarımın yanmasını izlerken sigara içmek, bir yazarın yaşayabileceği en ironik keyiftir." – Oscar Wilde"
Yalan söyle, "Yalan söylüyorum, duymak istediğin için söylüyorum " diye bak gözlerime..
Şimdi, yokluğunun etimi dağlatan acısıyla başbaşayım. Tenim közde eriyor gibi ve yine de üşüyorum.
Sevgi sözcükleri fısıldamaktan zevk alacağım kulakları, küçük ısırıklarla izler bırakacağım kulak memeleri, pürüzsüz boynu, boynundan aşağı doğru göğüs bölgesinde yer alan minik çıkıntılar, hafif şişkin bir göbek, göbeğinden aşağı inildikçe kaybolup giden kasıkları, pürüzsüz teni, şişkin üst bacakları, küçük ayakları, ayaklarıyla orantılı aralarında hiç boşluk yokmuş gibi duran
Önemsiz gelen öyle çok değerleri yitirdik ki,bazı tatları unuttuk bile. Takvim yapraklarında kalan duygularımız gibi...
“Acaba o şu an neyi düşünüyor. Beni mi, yoksa fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi!”
Tabi ki beni düşünüyor, gecenin üçünde ne fasulyası!
Aldatılmanın sıradanlaşmasına duyduğum tepkiyi paylaşmak istedim. Aşk'ın her duyguya isim olarak konulmasından rahatsızım pek çoğunuz gibi..O yüzden suya yazdım...Su bile daha kalıcı günümüz "aşk"larından..
Hani yaramaz çocuklar kapı zillerine basıp ta kaçarlar ya; insanın yazıp ta kaçası geliyor o çocuklarınki gibi bir zafer sarhoşluğuyla…
Gökyüzü ve yeryüzü bembeyazdı. Gecenin tam ortasında, soğuk beyazlık tarlasında yürüyordum. Ölmek ne kolaydı ve sensizliği taşımak ne zor
Ben sevda yüklü bulutlardan zülfüne süzülen damlaları hissetmek, kömür gözlerinde dilediğimce gezinmek ve gül yüzündeki tatlı tebessümü hissetmek istiyorum gönlümün en derininde. Sevda anlamarını yaşamak istiyorum tüm renklerin, seher vaktinde esen badı sabanın serinliğinde. Mavinin sonsuzluğunu göz bebeklerinde, siyahın hüznünü kömür gözlerinde, kırmızının çekiciliğini can dudaklarında, beyazın masumiyetini
aklıma önce Leyla ile Mecnun veya Romea ve Juilet gibi meşhur aşk madurları geldi. Birbirlerini çok sevmiş ama hiç kavuşamamış bu hayal kahramanlarının aşkı mı acaba gelmiş geçmiş en büyük aşklardı?
Ağlamıyorum ama anne, gözyaşlarımı hemen siliyorum arkamı dönerek, sesim buğulu çıkıyor diye konuşmuyorum bir süre, mezarının başında gözüme hep bir şeyler kaçıyor da o süzülen damlalar o yüzden anne.
Aşka ara verdiğim zamanlarda çaldın kapımı, yüz görümlüğü kadar kısa gelip geçtin içimden sana ait herşeyi bırakarak..
Sonra, sonra lâl kırmızı gün batımlarında aradım hep seni..
Enis Batur