Gitmek İstiyorsan Canımın Yarısını Yanında Götürmeye Razı Ol!
gitmeseydide olur muydu aynı şey acaba?
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
gitmeseydide olur muydu aynı şey acaba?
Hoş geldin CAN, ve uğurlar ola
Tanıyıp, bilmediğinin
Birinin kollarında
Giriyorum yeni yıla
Yeni umutlarımla !
Herşeye cevap veren yüreğim suskun kalmıştı bir an..Kalbim tıpkı eziyet gören bir tutsak gibiydi.Senin tutsağın olmuştum anlamadan .Öyle bir tutsaklık ki bıkıp usanmayacağım,benii yaşatan bir tutsaklık..
Ellerim bağlı,gönlüm kelepçeliydi artık.Kelepçelerimi bizzat kendin takmıştın bileklerime.Öyle çok acıttın ki bileklerimi gözlerine bakarken hissetmemişim.Ölüme mahkum darağacındaki mahkumlar gibi seni
Yeşermiş yemyeşil ömrüm benim.
Babam.
Dostum.
Can yumağım; sensizlik köşe başından el sallarken ruhumun daralması, ne bir aşk acısına, ne bir kavganın ortasında yaka paça tartaklanmaya, ne kanın beyne sıçramasına, ne de kötü kabuslara benziyordu.O
yipranisin, tukenisin adidir beklemek. bazen de inkar etmektir. umutlari bir tesbih tanesi gibi dagitmaktir zamana...
ve bir turlu bilemez bekleyen, nicin bekledigini.
ah aşkın en acı taraflarındandır sevgilinin geçmişiyle yüzleşmek, belki de gerekmez bu yüzleşme ama yapıldıysa bir kere kemirir içinizi.
Gerçek sevmeler, hani mahşerde bile bulamızdı sonunu. Ayrılığın yanağınıza bıraktığı iki damla yaş mı kalmalıydı geride ya da birbirinizi tanıyamamış olduğunuzun kederi mi?Hani yaşanılan günler geleceği getirecekti sevenlere.Eğer, katlanılan acılar değecekse sevmelere, ömürlerinde istemezlermiydi birbirlerini.Onlar ellerini tutupta yaradananın önünde boyun eğmeyeceklermiydi birlikte?
Bazı kokular geçmişten gelir demiştin. Çocukluğumuzun esintilerini dolaştırırlar yüzümüzde. Açık kalmış bir çeşmenin etrafında- yeşermiş yosun kokuları,toprak kokuları dolaşır- ince su arkları üzerinde kurduğumuz kırılgan köprülerin.
Kendimi uçsuz bucaksız bir yalnızlığın içinde hissettiğim ve yolların çıkmaz olduğunu düşündüğüm bir zamandı.
Neşelerim gideli çok oldu, elimde hüzün tanecikleri. Sevgiler yerine kalbime kül doldu, ardımda geçmişin parmak izleri.
Şimdi ellerin bir kilisenin çanı gibi haram ellerime. Haçın boynumu yakmasıyla birebir nefesin
Bütünlüğün arasında sıkışıp kalmış yarımlık gibiyim, çeyrek asırdır uyuttuğum ne varsa yeniden hortladı. Evdeki hesap çarşıyı uymadı sevgili... Her Eylül dökülen yaprakların toprâğı özledikleri kadar seninle karışmak ve yeniden hayat bulmak aklımda ki...
Aşktan, umuttan, kendinden vazgeçmiş insanları düşününce, onlar adına üzülüyorum.Oysa; Aşktan , umuttan hele de kendinden vazgeçmek nasıl da hastalıklı bir hadise
15 dakika önce msn Messenger’da.
Erkek – Oğlum bana biraz müsaade. Yazım geldi yazacağım bir şeyler.
Daskalos – Tamam. Ama bitince gönder.
Erkek – Tamam yollarım.
Daskalos – Bekliyorum.