Gül Fidesi Dilekleri
Sonbaharda üç gül fidesi dikti üç dilek için. Aşk, sağlık ve para diledi. Baharda gül fidelerinin tuttuğunu gördü sevindi. Peki dilekleri tuttu mu?
"Yarın, erteleme sanatının en verimli günüdür." – Douglas Adams"
"Yarın, erteleme sanatının en verimli günüdür." – Douglas Adams"
Sonbaharda üç gül fidesi dikti üç dilek için. Aşk, sağlık ve para diledi. Baharda gül fidelerinin tuttuğunu gördü sevindi. Peki dilekleri tuttu mu?
Sessizim bugün, duygularımın parmaklarımın ucundan ayrıldığı bir haldeyim. Karanlık odamın penceresinden süzülen ışığın önündeyim, küçük bir kâğıt ve kalemimle. Her defasında bir şeyler yazıyorum ve yine her defasında siliyorum. Belki de son yazım olmasındandır diye avutuyorum kendimi. Yalnız kalacağım korkusu ile beklide yazıma bir türlü başlayamıyorum. Derin bir
Sevdiğine iki gün uzak bir kelebek düşün, onun tek günlük ömründeki tek düşü ....ömrüm yeterse kalanı, yetmezse ömrüm yoluna.... işte öyle sevdim Sevim.
Gidişin… Yaktı beni! Susuz kaldım, katıksız… En çok beni ben yapan, senden ayrı kaldım. Yokluğun dedim, gelir-geçer dedim. Ben her ne dediysem içimi yaktı bu gidişin.
Hatasız olmak sadece her şeyden müstağni olan Allah’a aittir. İnsanlar ise hata yapabilen varlıklardır. Ancak Allah, bu konuda da "tevbeleri kabul eden "olduğunu bildirerek büyük bir kolaylık vermekte ve insanlara kurtuluş imkanı sağlamaktadır. Bu da Allah’a duyulan sevginin çok önemli nedenlerinden biridir.
Sona varmaktır sonbahar; yok olmanın sınırında tükenip bitmek… Zamanın telaşa kapılması, akşamların tez olması, sabahların nazlanması, takvimlerin son bulmasıdır. Ve.......
Ve zamanların gölgesi düştü avuçlarıma, ağır ağır tükendi tan ağarırken, çocuklar geldi geçti bir bir, doğumlarla ölümler el sıkıştı birden..
Alfabesini alıp gittiler çocuğun...
Şimdi dudaklarında yıkık kelimelerden yarım cümleler...
Anlatamadı çocuk...
Sen, anlamadım diye üzülme
Anlayamazsın...Git...
sevgi deriz ya hep herşeyin temeli, herşeyin başlangıcı, herşeyin ilacı işte o sevgi bizimkide.
Yanındayım…
Seni görmek, yüzüne bakmak, “ölsem de olur” dediğim andan sonra,
“hadi biraz daha bak gözlerime”
“ya da sen dur ben bakayım baktıklarıma”
“Az daha, biraz daha, lütfen”
Herşeye cevap veren yüreğim suskun kalmıştı bir an..Kalbim tıpkı eziyet gören bir tutsak gibiydi.Senin tutsağın olmuştum anlamadan .Öyle bir tutsaklık ki bıkıp usanmayacağım,benii yaşatan bir tutsaklık..
Ellerim bağlı,gönlüm kelepçeliydi artık.Kelepçelerimi bizzat kendin takmıştın bileklerime.Öyle çok acıttın ki bileklerimi gözlerine bakarken hissetmemişim.Ölüme mahkum darağacındaki mahkumlar gibi seni
Yaşlı, olabildiğince beli bükülmüş kambur bir adam gibiydi, yaprağın tutunduğu! Öksürüyordu ağaç, bastonu yoktu belki ama olsaydı inan o da tutamayacaktı. Duruyordu işte, kökünden tutunmuş, bir beden gibi yerde yatan çamura.
Çamur bendim, yaşlı ağaç... Bu hayattır; o sarı yaprak sakın sen olma sevgili!
Kemal Tahir