Siyasi Yazı Yazmak
Seçimin üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçti. Dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmamış ve yaşama olasılığı olmayan bir oluşumun içindeyiz. Ülkemizin görünürde bir başbakanı var.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Seçimin üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçti. Dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmamış ve yaşama olasılığı olmayan bir oluşumun içindeyiz. Ülkemizin görünürde bir başbakanı var.
Türkiye' nin en kuzeydoğusu... Orada insanlar kendileri gibi kalmışlar ve bunu çok az insan biliyor. Kendileri de dahil...
Umut...En yıkılmazları yıkan hain...iblislerin haremde en gözdesi...Umutsuzluğa dönüştüğünde kıyametlerin en kefensizi...Umutsuzluktan dönüştüğünde cennetin ta kendisi...
Adalet Ağaoğlu
Çocukluğumuz geleceğimizdir. Bu yazımda çocukluğumda yaşadığım bir anımdan bahsediyorum. Hayatımın bazı anlarında bu anının canlandığını ve sanki tekrar tekrar yaşanıyormuşcasına etkin olduğunu vurguluyorum...
Birbirinin içine girmiş iki daire olabilmeli aşkı kaldırabilmiş iki yürek. Üstünlük gelmemeli ki akla, zedelenmesin incelikler ve dahi kalınlıklar. Birbirine güvenir birbirine yaslanır iki daire... üst üste gelince birmiş gibi görünen aslında bir olmayan iki daire... Hem bir hem iki daire...Yani niceliğinin müşkülat yaratmadığı mutlu daireler...
yarın sokağa çıkacağım, ne kaldıysa senden rüzgâra bıracağım...
Kış geldi,
Anadolu’ya kar “Elif elif”, diye yağmakta.
Toprak nimeti bereketlendirmek için karı emmekte, tıpkı sevimli bebeğin açlığını gidermek için annesini emdiği gibi…
Çocuklar coşmakta, tıpkı yeni ayaklanan yavru ceylanın kırlarda annesine cilve yaparak koştuğu gibi…
Serçeler saçaklara yeni bir
Sezai Karakoç’un Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına armağan ettiği ve ona “Mona Roza” şairi denmesine sebeb olan bu şiir on dokuz yaşında iken yazılmıştır. Yıl 1952. Edebiyatımızın en güzel örneklerindedir. Dört bölümden daha doğrusu dört şiirden oluşmaktadır. Bu şiir üniversite gençliğinin baş ucu şiirlerindendir. Karakoç, o yıllarda tanınmadığından dolayı
Düşünsenize; yediden yetmişyediye, çöpçüsünden memuruna, öğretmenine, doktorundan siyasetçisine, vekiline, öğrencisinden avukatına, işçisine işsizine kadar herkes bu bilince sahip olsaydı Türkiye şimdi çok daha iyi bir durumda olmaz mıydı?
Bardağı eskiten ölüsu!..
Zamanı kemiren ölüsandalye!
Düş ve hayalin dişleri arasında sıkışıp kalmış ölübattaniye!
Sahibinin beynine her gece bir din gibi iniveren ölüsır!
Bir gün size ahlaksız bir teklifle geleceğim elimde papatyalar, teklifin ahlaksızlığına inat dünyanın en masum, en aşk dolu çiçekleriyle...
Serkan Karaismailoğlu