Gelinler ve Damatlar
Anne ve baba çocuğunu bağlı yetiştirdiği vakit hiçbir zaman yalnız kalmaz, oysa bağımlı birey yetiştirdiğinde hiçbir zaman o çocuk iyi bir aile kuramaz
"Bana bir kütüphane verin ve dünyanın yedi harikasını unutun." - Agatha Christie"
"Bana bir kütüphane verin ve dünyanın yedi harikasını unutun." - Agatha Christie"
Anne ve baba çocuğunu bağlı yetiştirdiği vakit hiçbir zaman yalnız kalmaz, oysa bağımlı birey yetiştirdiğinde hiçbir zaman o çocuk iyi bir aile kuramaz
Kilisenin birinde papa yardımcısı Simona seslenir
Gömleğimin her düğmesinde sen vardın sevgili. Parmak izlerinin dolu olduğu göğsümü senin ellerine bırakırken, yüreğime işlerdi dokunuşların. Gömleğimin her düğmesi teker teker açıldığında, elin uzanırdı tenden örtülerime. O tenimden örtülere parmak uçların, sanki oyalı süslemeri nakış nakış işlerdi. Oysa hiç kimse senin kadar tenimi süsleyemedi. Ellerinin güzelliğini senden
B. Nihan Eren
Fatma Ninem de günlük tutmuş.
Müzik otoriteleri, akademik çevre, Fazıl Say’ın sadece sanat anlamında değil, matematiksel anlamda bile bir dahi olduğunu(Cumhuriyet Gazetesi/Bilim ve Teknoloji Eki, 25.12.2012), teorik anlamda belki bir sürü bilmediğimiz terimlerle, beğenilerini ifade edebilirler. Ama bence, eğer bir seyirci, gözünü kapadığında, sanatçının icra ettiği musikinin içine balıklama dalabiliyorsa, o zaman ,o
belki de ben abartıyordum bilmiyorum, belki çok şey bekliyordum aşktan. beklentilerim karşılanmadıkça da karalara bürünüyordum, sevda rengini yitiriyor artık ben kararıyordum
Devlet kendi içindeki, devlet ve halk düşmanlarını temizlemiştir. Kararda bunu kanıtıdır.
Şimdi ki çocuklara bakıyorum ve acıyorum, hepsi bilgisayar mağduru, ortaokulu bitirmeden gözlüklerini takıyorlar. O kadar saat bilgisayar başında oturursan, gözde bozulur, Allah muhafaza akıl sağlığıda...Bir makinayı aşırı derecede sevmek, en kısır sevgilerden biri olsa gerek. İletişim yok makina ile insan arasında... Yeri geldi mi bir kedi ile, karınca
Yüreğimin cümlelerini gözlerine sırtlanan kadın,
Kollarının güçsüzlüğüne bıraktım iki gözyaşı boşluğu çocukluğumu.Kağıttan gemi bile yapamayan ellerimle bir bahar çizdim gözlerinin en küçük bahçesine.Kirpiklerinin ıslaklığına dayanamayan köprülerin dibinde sorguladım ellerinin sıcaklığından yoksun gözlerimi.Sesinin yokluğunu yaşatma bana..Büründüğün yokluğu kaldır üzerinden..Düş senli düşlerime..Geceye yıldızları sererek gel gözlerime..Biliyorum ki; güldün
Malatya Araştırmaları Derneği’nin 6. kitabıdır Damla Kuyusu.
Taşrada yayıncılık yapmak eskisi gibi zor olmasa da kolay bir iş değildir. Değil Malatya gibi bir taşra kentinde yayıncılık yapmak, merkezde yayıncılık yapmak bile zor bir iş. Hele hele kitabın okunmadığı, okuyucusunun bulunmadığı bir zamanda yayıncılık yapmak gerçekten er
Söz vermiştim artık yazsam da yaşamadan yazmayacağımı. Çünkü o öğretmişti yaşamadan yazılanların bir tesiri olmayacağını. Yasemin kokulu odaların gecesinde onun iri gözlerine bakmaktan alamıyordum kendimi. Gah, gözlerimizin ıslak ışıklarını buğusuna kaptırdığımız sıcak çayı ben, bir avuç kuru üzümü o yerken düşünüyorduk.
\- Gerçek sadece fotoğraflarda görünmeyen, ama değiştiğini bildiğimiz her bir şeyin öldüğü ise, yaşam denen kabuğun içinde kalan sadece çekirdek midir ?Ölümden değil, yaşamdan korkmak lazım o halde; onun için cesaret ister asıl….
Nurdan Gürbilek