Yazılarım - 8
verdim gönlümü esen şu yele
katıp da önüne alıp götürsün.
alıp da viran, ıssız yerlere
versin gönlümü şu kara taşa.
sızlasın yüreğin her bir zerresi,
"Gelecek, onu hayal edebilenlerin değil, onu inşa etmeye üşenenlerin kâbusudur." - Terry Pratchett"
"Gelecek, onu hayal edebilenlerin değil, onu inşa etmeye üşenenlerin kâbusudur." - Terry Pratchett"
verdim gönlümü esen şu yele
katıp da önüne alıp götürsün.
alıp da viran, ıssız yerlere
versin gönlümü şu kara taşa.
sızlasın yüreğin her bir zerresi,
korkmayın benden.. ben insan olmaya çalışıyorum ve öfkem yüreğimdeki çocuğu korumak içindir bu kirlenmiş düzene karşı...
Gülüşlerime hüzün saklı.Onu görmenden korkuyorum. Mutlu iken zaman çabuk geçermiş. Zamanın geçmesinden korkuyorum. Girdiğim zaman tünelinin ucundaki ışıktan korkuyorum. Kalbimi sana emanet etmekten korkuyorum. En kötüsü de bir ömür sana sevdalı kalmaktan korkuyorum.
Cesaretle yaşamak gücünü çimlendirin yüreğinizde, o yeşillik size yaşama gücü verecek.
Kadın okuyucularım lütfen kızmasın bu yazıma...Ama bu bir gerçek!..Zor beğeniyoruz, değil mi?
Etme be gülüm...de bana...de ki bileyim bu yolun çıkışı nerde...ne seninle oluyor ne sensiz.yokluğun mu daha az acı verecek bana, varlığın mı...bunun cevabında gizli olsa çözüm...cevabı bulurum belki..ama yok..yok canım..aynı gözlüğü takamadık, takamazdık da...değişmeden bir de olamadık..yani biz olamadık..
Çocuklarımız!
En değerli varlıklarımız!
Bizi hayata bağlayan canlarımız!
Çocukları çok seviyorum!
İnsanları anlamaya çalışırken, Ego ile Özbenlik devreye girer, tatlı bir münakaşa hatta yılların hesaplaşması başlar, sonunda ne olur dersiniz?
İçimdeki küçük kızın adı Duru. Bazen canım sıkkın olduğunda, kafama bir şeyler takıldığında birbirimizle konuşmak ikimize de iyi geliyor. Bana hatırlattığı bazı basit ve önemli farkındalıkları sizlerle paylaşmak istedim. Okuyan herkese çok teşekkür ederim.
\- Kendini nasıl hissediyorsun?
-Şu an kendimi gergin, üzgün, çaresiz hissediyorum.
Bu metin, insan ilişkilerindeki sessizliğin ağırlığını ve özlemin ince sızısını derinlemesine anlatıyor. Yazar, kırgınlık yerine boşluk hissiyle yaşamayı seçmiş. Günlük hayatın koşturmacasında bile içimizde taşıdığımız o isimlendirilmemiş özlem duygusunu ve kaybolan bağların ardında bıraktığı sessiz boşluğu ustalıkla resmediyor. İlişkilerdeki söylenmemiş sözlerin bazen en yüksek sesle konuşanlar olduğunu hatırlatıyor.
Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.
Tanıştığın “sonluğun” kendisiyle, göze göze gelmenin farkındalığıyla sev beni...
Ne Leyla gibi, ne de Şirin gibi...
... tıpkı soğuk ve kasvetli bir günde sokaklarına sis inmiş bir şehrin güzelliklerini insanlara sunamaması gibi, benim de gönül şehrim güzelliğini çevresine göstermekte yetersiz kalıyor, iç huzurumu sürekli hale getirmemi zorlaştırıyor.
Hakikati boğazı tahrik etmeden,
Ve ahenksizliğe ödün vermeden,
Haykırmayı ilmi siyasetin,
Öne çıkması olarak görebilmeliyiz.
Değişim içindeki merhaba bir insan olan kendimi de anlamaya çalışırken yine sendeliyorum....
Selim İleri