Üçüncü göz konusunda yanılmadığıma sevindim. Ortak kabullerin (içerik konusunda anlaşılan terim ve kavramlar gibi) belli bir nesnel getiri için sürdürülen tartışmada, tarafların savunacağı fikirlerin içeriğinden dahi önemlidir kanımca, o nedenle sizinle bu ortak kabul üzerinde anlaştığıma çok sevindim Zeynep. İçeriği konusunda ise hala bazı pürüzlerin doğabileceği hissini taşıyorum, özellikle siz bu "üçüncü göz"ün ayrıntılandırılması bağlamında (kamera gözünü, belki bir belgesel anlatımını dışarıda bırakıyorum, bu çok farklı bir anlatım tarzı elbette.) diyerek içerik konusunda bir tartışma başlatmış oluyorsunuz; bu güzel aslında, ama ister istemez ben de konuyla ilgili görüşümü sizinle paylaşma gereğini ve gereksinimini duyuyorum. Genel olarak (dikkat genel olarak diyorum) size bu kamera kıyasınıza ve karşıtlamanıza katılıyorum. Bir üçüncü gözün "tarafsızlığı" bir kamera gözündeki (sözde) tarafsızlıkla aslında farklıdır; ama özelde, bazı anlatımsal durumlar çerçevesinde bu karşıtlık veya zıtlık ortadan kalkabilir de, bir boyutuyla "kamera gözün" de aslında öyle tarafız olmadığından (neyi ele alacağı her seferinde "eleme" tekniği sonucunda belirlenir bilirsiniz; kamera objektifi, salt kendi başına bir göz değil sonuçta, herhalde bu bakımdan "belgesel anlatımı" diye ayrıştırdınız, çok da isabetli ve yerinde olarak bana göre), bir boyutuyla da bu "anlatıcı üçüncü gözün" de kimi noktalarda kamera gözüne yaklaşabileceğinden ötürü böyle (yani aradaki karşıtlık ilişkisi ortadan kalkabiliyor). James Joyce'un "Ulysses" adlı kitabı (ne kadar yazınsal metin izlenimi verse de) aslına bakılırsa bir tür "kayıt" tekniğine dayanıyor biliyorsunuz, (duyusal) bir cihazın yaptığını yapmaya çalışıyor, bir tek fark var, bu duyusal cihaz iç-dünya konusunda da bir hassaya sahip, sadece beş duyu değil kısacası. Burada (yani genel anlamda üçüncü göz anlatımı bağlamında) çok narin ve tuhaf ilişkilenmeler ve ilintilenişler söz konusu olabiliyor; çok heyecan verici bir çözümle materyali ile karşı karşıya geldiğimizi düşünüyorum şahsen;
(Bir masalda ne sonuç vereceğini düşünmek bile istemiyorum:)) derken, herhalde ben-anlatımının masaldaki görünümünden ve sonucundan bahsediyorsunuz, zira ben öyle bir farazi örnek vermiştim. Ama yine de farazi düzlemde düşünmek çok yararlı fikirlere yol açabilir kanaatini ben sürdürüyorum (böyle bir deneme masalını yazmak ayrı konu).
Bu iletimde sizinle (ve tabiyatiyle diğer ilgili arkadaşlarla) vurgulu anlamda ve özellikle paylaşmak istediğim şey "tema" ile ilgili söyledikleriniz. Diyorsunuz ki: (Sanatın tüm dallarında ve edebiyatta yapılan her şeyin yüz küsur tema çevresinde döndüğünü duymuştum. Tam sayısını şu an hatırlayamıyorum ama bu civarda bir tema sayısı söz konusu. Sanırım asıl farkı yaratacak olan, yeni bir tema bulan olacaktır.) (bu savlarınızın ve sözlerinizin ilk bölümü; diğer bölümüne sonra değinmek istiyorum). Özellikle "tema" kavramını kullanmanız benim ilgimi çekti; "konu" demiyorsunuz mesela, ve dikkatsiz bir okuma ile pekala insan "tema"dan "konu" çıkarır; oysa, ben burada başka bir şey kastettiğiniz izlenimini edindim. Sayı belirtmiş olmanız da (yüz gibi güzel ve büyülü sayı), bana bu düşünceyi sanki bir Amerikan ekolü çıkışlı yerden edindiğinizi salık veriyor. Anti-Amerikancı bir tavırdan uzak kalarak demek lazım ki: Amerikanlar edebiyata bu boyuttan bakıyor, yani: yazmayı öğretilebilir ve tekniği bir kere verildi mi kolyaca oluşturulabilir bir şey olarak tanımlanıyor (yazar okulları ve kursları olduğunu düymuşsunuzdur Amerika'da, biraz matrak bir durum ama her kültürün kendi ağırlıkları ile tartılması gerektiğini savunan bir kişi olarak bu hakkı Amerikalılara çok görmemeli yine de.). Bu savlama ekseninde kanımca dikkate değer şey, öncelikle "tema" kavramıdır; acaba bununla tam olarak ne kastediliyor? Amerikan ekolü yakınlığı ortadayken (tabii yanılıyor da olabilirim, pek inanmasam da buna) galiba Amerikanların çok severek ve özenle kullandıkları "topic" kavramı ile bir anlam akrabalığını varsaymak çok yanlış olmaz. Bence bu (edebiyatın genel anlamda "içerik" boyutuyla ilgili) konuda olası tüm kavramlar öncelikle kendi içinde dizgelenmelidir, birbirine girme ve karışma durumunu engellemek için; bu bağlamda şu kavramlar aklıma geliyor:
"Tema", "konu", "olay örgüsü", "malzeme", "hikaye", "topic", "içerik", "mesaj", "plot" (amerikanların yeğlediği kavramların başında geliyor); - vb. (sizin de aklınıza başka kavramlar geliyorsa, lütfen listeye ekleyerek önümüzdeki ham maddeyi bir görelim); şimdi tartışmayı netleştirmek (ve dolayısıyla sizin savlarınızı derinleştirmek ve dip boyutuyla anlamak) için her bir kavramın bir örneklendirilmesi gerekir; bu zor bir mesele olabilir, zira herkes ayrı bir içerik yüklüyor olabilir kavramlara; o halde taraf tutmaksızın ve sadece anlaşmaya zemin hazırlamak için ben örneklendirme ile başlamak istiyorum; katıldığınız noktalar önemli olmakla birlikte katılmadığınız noktalar bizi tartışmada daha derinlere götüreceğinden daha ivedidir benim gözümde, o nedenle sizden ricam, bu katılmadığınız örnek noktalara ilişkin düşünceleriniz daha öncelikli yer alsın.
Öncelikle şunu belirtmem gerekir: bütün bu içerik odaklı kavramların salt nesir için değil, tüm edebi türler (yani dram ve şiir de) için geçerli olduğunu düşünüyorum; ama her türde bu içerik boyutlar farklı bir denklem ve biçimselleştirme ilkeleri ile işlenir. Şimdi nesir türünde kalarak konuştuğumuzu varsayıyor ve ona göre örnek metinlerde örneklendirmeyi yapıyorum:
-"Tema": bir tek sözcükte veya bir sözcük kümesinde tanımlanabilecek temel işleme maddesi (deneyimsel fikir; Kant'ın deyimi ile "a posteriori bilgi"); Karamasov Kardeşler örneğinde bu "insan hırsının sınırsızlığı" şeklinde betimlenebilir.
-"Konu": içeriğin kısa özeti halinde karakterler, yer ve zaman boyutlarının d adahil olduğu genel "matriks"; denklemler, konfigurasyon, çatışma öbekleri, gelişme vb. unsurların dahil olduğu bir içeriksel yüzey. bu bağlamda topic ile hemen hemen eşanlamlı bir kavram). Karamasov Kardeşlerde işte üç kardeşin yanı sıra bir de evlilik dışı bir kardeşin, arsız ve sevgisiz bencil bir baba sayesinde dönemin Rusya'sında şu ya da bu şekilde bir hayat sürmeleri, sonunda gizli bir anlaşma yoluyla evlilik dışı kardeşi babayı öldürmeye kadar sürükledikleri, bu cinayetin ama pek netleşmediği vs. unsurlar, -tabii kadın karakterlerin önemi vb. unsurlar da eklenmeli.
"Hikaye"; gelişimsel boyutuyla "konu"; yani metin içindeki anlatımsal kümeler doğrultusunda yapılacak bir özetle ulaşılan şey; zengin bir babanın üç çocuğu ile birlikte yaşadığı bir kaç gün ve olay akışı. (Film senaryosu taslağı gibi bir şey).
-"Topic": hem konu hem hikaye ile yakından ilgili ve belki de ikisinin bir karışımı şeklinde anlaşılabilecek bir unsur. Karamasov örneğinde bu kısaca: "bir baba cinayetinin çözümlemesi" şeklinde özetlenebilir (biraz daha geniş de tutulabilir).
-"İçerik"; her türlü ayrıntılı bilginin yer aldığı, gelişimsel noktaların da katıldığı bir genel hacim; içeriği (kendi başına) örneklendirmek bu çerçevde pek olanaklı görünmüyor; ama önemli olan artık burada karakterlerin isimleri, yaşları, geçmişleri, karakterleri vs. ve birbirleriyle ilişkilenişlerin de dahil olduğu, yani çok kapsamlı bir metin malzeme bütünü.
-"malzeme": temel fikir, içeriğin iskeleti, içeriğin dayandırıldığı ve somutlaştırıldığı ana genelleme durumu (yani bunun net olarak tanımlanması da okurlarca çeşitlenebilir); Karamasov'da bence bu: düşünsel güç ile eylemsel güçlerin çarpışması sonucunda ortaya çıkan "felaket" (ya da "doğa şaşırması"). Kardeşlerden hiçbir "eylemsel" güce sahip değil, sadece "piç" (sanırım Semyanoviç yada ona benzer bir adı var...aynı zamanda da özürlü bir yaratık) olan çocukta bu özenti olarak var, yani eylemsel güç; üç gerçek kardeş de bunun aslında farkındalar, onun için onu kendi istek ve gizli hayalleri (babalarının ölmesi) için kullanıyorlar. Yani: eylemsel güç ile düşünsel güç çarpışması veya bütünleşmesi.
-"Plot": sanırım olya örgüsü ile hikaye arasında ve genelde metin için içeriksel akış planını oluşturan zemin. Amerikan edebiyatında önemli bir yere sahip bir kavram;-
Evet, şimdilik bu kadar, biraz karışık gibi oldu, ama umarım siz tartışma için sunduğum bu öneri paketini çözersiniz...
Sevgiler
Suyel
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Tamamlamak üzere oldugum bir romanım var. Tartışmaya acmak istiyorum.
meraklısına duyurulur.
I.A.B
"sevda kuş kanadı
sevda yanık tılsım
bahtın karalığı haykıranda
zaman pusatlanmak zamanıdır
dağlar da türkü olmak
ve baş koymak kutlu yola"
gitmeyi sevda sananlara öfkem...
aydınlığı karartanlara...
gölgesi korkaklığına tutsak düşenlere öfkem...
kelamdan yana boş mangalda kül savuranlara...
"ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz "
ergül, kitap bir süre sonra yurt içine dağıtılacak, iki ayrı dergiyle birlikte,
işler kesinleşince, burada açıklamalar yapacağım,
o zaman kitabı edinebilirsin dergiyle birlikte,
işler kesinleşmediği için, dergilerin adlarını yazmadım, sağ olsun, arkadaşlar epey yardımcı oluyorlar,
ben de sana yollayabilirim kitabı, romanci55@hotmail.com
http://www.izedebiyat.com/yazar.asp?id=2857
isa abi vallah ben baktım ama senin e postana ulaşamadım.
izfrom,izedebiyata baktım bulamadım.
Ben daha yeni üye oldum...bu site hakında fazla bilgim yok ama kitabın adını yazarsan gerçekten alacam.saygılar...Ergül ERGİN.
www.aynizeliha.com
izedebiyatta sadece yazılarımı paylaşabiliyordum.sitemde şimdilik şiirlerim
yayınlanmakta, bir süre sonra bestelerimi de dinleyebilirsiniz.umarım beğenirsiniz
yazar arkadaşlarıma yorum yazmak istiyorum fakat teknik sorun olduğunu görüyorum.bu konuda bilgi verirseniz memnun olurum.
Sevgili Semrin,
Okuduğum kitaplardan aldığım hazzı sizlerin de alacağından eminim. İlk baskılar hariç çoğu kitaplarımı sizlerle paylaşmak bana onur verir. Çoğunla küçüldüm, sıralara yazılar kazıyarak, çoğunla da büyüdüm dünyada neler oluyorlarla. Okuduğum bir kitabın, okunması bana onur verir. Seni saygıyla alkışlıyorum.
Az da olsa bir kaç kalem gönderiyorum. İleride klavye olur.
Damlamak olsun...
ergül,
notere gitmene lüzum yok,
izde e postam var, bana mesaj at,
kitabı yollarım,
Merhaba isa ağabey,sizden öğrenmek istediğim şu;bir roman yazan kimse yayın evine götürmeden önce noterde kaydediyormu?
...Ha isa abi vallaha sizin yazar olduğunuzu bilmiyordum şuana kadar;kusura bakmayın.
Ben kitap okumayı çok seviyorum!Ben,kitaplığımda sizinde bir kitabınız olsun isterim.kitabınızın veya kitaplarınızın ismini yazıp gönderirseniz...bu hafta içinde alacağımdan hiç kuşkunuz olmasın.
sende gülizarda gülsün
uzak olup seni göremesemde
hatırlayıp sevenin vardır
sen onu hiç görmesende.
Yalaka değil.Bu şiiri ben yazdım.daha önce uzaktaki bir sevdiğime yazmıştım....
Cevabını beş gözle bekliyorum saygılar.
Arkadaşlar merhaba!Yazacağım konunun buraya ne kadar uygun olacağını bilmiyorum.Takdiri size kalmış.Size ulaşmamın nedenine gelince 2 okul için sizden yardım yani kitap talebinde bulunmak.Şunu çok iyi biliyorum edebiyat aşıkları kitaplarına gözleri gibi bakar ve en yakınlarından bile esirgerler.Fakat şunun da farkındayım ki eğitim olmadan ilerlemek imkansızdır. Bu iki okul gibi nice çaresiz okul var.Biliyorum oralarda bir yerlerde duyarlı insanlar var ve okumadıkları dergileri ,kitapları,test kitaplarını bize ulaştıracaklar. Şimdiden teşekkürederim. ADRES:NAMIKKEMAL İLKÖĞRETİM OKULU CEYHAN/ADANA TEL:0 322 613 52 21 ADRES:AKTEKKE PANSİYONLU İLKÖĞRETİM OKULU BAFRA/SAMSUN TEL:0 362 544 27 37 yardımlarınız için teşekkürler daha fazla bilgi için bana ulaşabilirsiniz. semrina@gmail.com
-----------
Arkadaşlar merhaba!Yazacağım konunun buraya ne kadar uygun olacağını bilmiyorum.Takdiri size kalmış.Size ulaşmamın nedenine gelince 2 okul için sizden yardım yani kitap talebinde bulunmak.Şunu çok iyi biliyorum edebiyat aşıkları kitaplarına gözleri gibi bakar ve en yakınlarından bile esirgerler.Fakat şunun da farkındayım ki eğitim olmadan ilerlemek imkansızdır. Bu iki okul gibi nice çaresiz okul var.Biliyorum oralarda bir yerlerde duyarlı insanlar var ve okumadıkları dergileri ,kitapları,test kitaplarını bize ulaştıracaklar. Şimdiden teşekkürederim. ADRES:NAMIKKEMAL İLKÖĞRETİM OKULU CEYHAN/ADANA TEL:0 322 613 52 21 ADRES:AKTEKKE PANSİYONLU İLKÖĞRETİM OKULU BAFRA/SAMSUN TEL:0 362 544 27 37 yardımlarınız için teşekkürler daha fazla bilgi için bana ulaşabilirsiniz. semrina@gmail.com
Arkadaşlar merhaba!Yazacağım konunun buraya ne kadar uygun olacağını bilmiyorum.Takdiri size kalmış.Size ulaşmamın nedenine gelince 2 okul için sizden yardım yani kitap talebinde bulunmak.Şunu çok iyi biliyorum edebiyat aşıkları kitaplarına gözleri gibi bakar ve en yakınlarından bile esirgerler.Fakat şunun da farkındayım ki eğitim olmadan ilerlemek imkansızdır. Bu iki okul gibi nice çaresiz okul var.Biliyorum oralarda bir yerlerde duyarlı insanlar var ve okumadıkları dergileri ,kitapları,test kitaplarını bize ulaştıracaklar. Şimdiden teşekkürederim. ADRES:NAMIKKEMAL İLKÖĞRETİM OKULU CEYHAN/ADANA TEL:0 322 613 52 21 ADRES:AKTEKKE PANSİYONLU İLKÖĞRETİM OKULU BAFRA/SAMSUN TEL:0 362 544 27 37 yardımlarınız için teşekkürler daha fazla bilgi için bana ulaşabilirsiniz. semrina@gmail.com
Haklısınız, üçüncü göz anlatımından kastım üçüncü şahıs anlatımı. Ama bunu söylerken kamera gözünü, belki bir belgesel anlatımını dışarıda bırakıyorum, bu çok farklı bir anlatım tarzı elbette. Bir masalda ne sonuç vereceğini düşünmek bile istemiyorum:)
Sanatın tüm dallarında ve edebiyatta yapılan her şeyin yüz küsur tema çevresinde döndüğünü duymuştum. Tam sayısını şu an hatırlayamıyorum ama bu civarda bir tema sayısı söz konusu. Sanırım asıl farkı yaratacak olan, yeni bir tema bulan olacaktır. Kalan her şey, yeni biçim ve tarz arayışları, eldeki yüz küsur temanın başka nasıl anlatılacağı, ifade edilebileceği üzerine kafa yormaktan ibaret. Teknolojinin sağladığı açılımlar, saf hayal gücü ya da yönlendirilmiş yaratıcılık yeni anlatım biçimlerini şekillendiriyor. Yeni bir tema bulana kadar elimizde olan bu, insan ve halleri üzerine söylenecek her şey söylenmiş galiba.
Belki de önemli ve değerli olan, seçilen yol her ne olursa olsun anlatımın olabildiğince sade olmasıdır.
Sevgilerimle..