İsa,
siz bir hoşsunuz doğrusu; içtenliğinize, nasıl desem? -şöyle diyeyim: açık sözlülüğünüze hayran olmakla birlikte bazen afallayıp kalakalıyorum adeta. (bu forum tartışmaları bağlamında) Yazdıklarınızı her seferinde okumaya özen gösteriyorum, çabalıyorum, ama inanın, işimi zorlaştırıyorsunuz (başkalarını bilemem), bakın, size bir örnek vereyim:
"TEKNİKTEN ÖNCE YAZACAĞIMI GÜNLER ÖNCESİNDEN DÜŞÜNÜR, HİSSEDERİM ÇOK GÜÇLÜ BİÇİMDE,"
"HER ŞEYİ SEZGİSEL OLARAK HALLEDERİM,"
"BEN PLANSIZ HAREKET EDERİM, İÇİME KELİMELER BİRŞEYLER GELİR YAZARIM,"
"İLK BEŞ SAYFADA ROMANIN NASIL OLACAĞINA KARAR VERMİŞSİMDİR,"
"YANİ EN BAŞTA HESAP KİTAP YAPAR, SONRA BIRAKIRIM KENDİMİ METNE," (hemen ardındaki ifade)
"SEZGİSEL İLERLER METİN, HER ŞEY KAFAMDADIR, YAZACAKLARIM KAFAMIN İÇİNDEDİR, HEPSİNİ BİRDEN DÖKMEM, KURGU KAFAMDADIR, HEMEN HARCAMAM ONU, BAZEN BOŞ SAYFAYA BAKAR, ONLARI DOLDURMAK İÇİN BİR ŞEYLER DÜŞÜNÜR, BİRDEN AKLIMA BİR ŞEY GELİR, BİR CÜMLE YAZARIM METİN YOL ALIR, BÖYLE UYDURA UYDURA İLERLERİM,"
"NEREYE NE KADAR GİRMEM NE SÖYLEMEM GEREKTİĞİNİ TAMAMEN BİLİRİM"
"BÖYLE UYDURA UYDURA İLERLERİM,"
"NEREYE NE KADAR GİRMEM NE SÖYLEMEM GEREKTİĞİNİ TAMAMEN SEZGİSEL HESAPLA BELİRLİYORUM, OTURUP İNCE İNCE KAFA PATLATMIYORUM,"
"BEN BİRDEN ŞİİRSELLİĞE GİRERİM BİRDEN MİZAHA SAPARIM SAĞIM SOLUM BELLİ OLMAZ, VS VS"
"ÖLÇ BİÇ, SONRA DÜŞÜN HİSSET, SONRA HERŞEYİ MİKTİR EDİP YAZMAYA BAŞLA,"
"ben romanın kaç sayfa olacağını bile hesaplarım,"
Şimdi sevgili İsa, bu açık sözlülükle değil de nedir? Ama bir de bunları anlamaya özen gösteren birinin yerine koyar mısınız kendinizi? Bazı ifadelerin birbirleriyle çelişmeleri değil (hem de birbirini dışayacak oranda), kendi içinde bir sürü çelişme ve totolojik ifadeler göze çarpıyor; -illa da Arap mı olmalı kuzum bunları anlamak için?
Suyel
Önemli not: yazarları sadece yazmaları için teşvik edip yazdıkları hakkında konuşmaları bağlamında susturmak gerektiği yönünde Adorno'nun (ilk okuduğumda onaylamadığım) bir görüşü vardır; artık onaylamaya çok yakınım Adorno'yu!
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Kusura bakmayın, olmuş bir hata. Doğru ya da yanlış, artık yazmayacağım.
Hoşçakalın:)
cok guzel yazmıssın ben de yazarlık adımımı yazıyorum
zeynep gün,
yazıyı yanlış yere koydunuz farkında mısınız?
dikkat edin!
BEN YAZA YAZA BİR TEKNİK GELİŞTİRDİM, BUNU YAZDIKÇA ELDE ETTİM,
TEKNİKTEN ÖNCE YAZACAĞIMI GÜNLER ÖNCESİNDEN DÜŞÜNÜR, HİSSEDERİM ÇOK GÜÇLÜ BİÇİMDE, SONRA EN DOĞRU NOKTADAN BAŞLARIM, NERDEN BAŞLAMAK ROMANI AÇACAKSA, YOL ALACAKSA ORDAN BAŞLARIM,
ANLATIRKEN, KİŞİLERİ GÖRÜRÜRÜM, TARİF EDERİM, DİYALOGLAR GELİR, SONRA DİĞERLERİ, HER ŞEYİ SEZGİSEL OLARAK HALLEDERİM, İLK YAZDIĞIM BEŞ SAYFA, ROMANIN DİĞER SAYFALARININ BİR ÖRNEĞİDİR, YANİ İLK BEŞTEKİ GİBİ DİLİ OLACAKTIR DİLİ, KİŞİLERİ GÖSTERME, ANLATMA BİÇİMİ VS, BU ÖYLE AKIP GİTMEYE BAŞLAR, BEN PLANSIZ HAREKET EDERİM, İÇİME KELİMELER BİRŞEYLER GELİR YAZARIM, O YAZDIĞIM ORAYA UYAR BİR ŞEKİLDE, HİÇ DE ZORLANMIYORUM BU KEZ, ÇOK RAHAT GİDİYOR METİN,
İLK YAZDIMĞIMDA SERBEST OLURUM, AMA BUNUN İKİNCİ KEZİ VAR, ORDA CÜMLERİ DÜZELTİRİM VS, YANİ BİR ROMAN İKİNCİ KEZ YAZILIR,
İLK BEŞ SAYFADA ROMANIN NASIL OLACAĞINA KARAR VERMİŞSİMDİR,
BASİT OLSUN ŞÖYLE OLSUN BÖYLE OLSUN DİYE BİR YARGIYLA BAŞLARIM,
BUNA GÖRE YAZARIM, YANİ EN BAŞTA HESAP KİTAP YAPAR, SONRA BIRAKIRIM KENDİMİ METNE, SEZGİSEL İLERLER METİN, HER ŞEY KAFAMDADIR, YAZACAKLARIM KAFAMIN İÇİNDEDİR, HEPSİNİ BİRDEN DÖKMEM, KURGU KAFAMDADIR, HEMEN HARCAMAM ONU, BAZEN BOŞ SAYFAYA BAKAR, ONLARI DOLDURMAK İÇİN BİR ŞEYLER DÜŞÜNÜR, BİRDEN AKLIMA BİR ŞEY GELİR, BİR CÜMLE YAZARIM METİN YOL ALIR, BÖYLE UYDURA UYDURA İLERLERİM, METNİN ROMAN OLDUĞUNUN BİLİNCİNE VARDIĞIM İÇİN DE, BİR YERLERDE TIKANMA DİYE BİR ŞEY OLMUYOR, NEREYE NE KADAR GİRMEM NE SÖYLEMEM GEREKTİĞİNİ TAMAMEN BİLİRİM
KURGU KAFAMDADIR, HEMEN HARCAMAM ONU, BAZEN BOŞ SAYFAYA BAKAR, ONLARI DOLDURMAK İÇİN BİR ŞEYLER DÜŞÜNÜR, BİRDEN AKLIMA BİR ŞEY GELİRİM, BİR CÜMLE YAZARIM METİN YOK ALIR, BÖYLE UYDURA UYDURA İLERLERİM, METİNİN ROMAN OLDUĞUNUN BİLİNCİNE VARDIĞIM İÇİN DE, BİR YERLERDE TIKANMA DİYE BİR ŞEY OLMUYOR, NEREYE NE KADAR GİRMEM NE SÖYLEMEM GEREKTİĞİNİ TAMAMEN SEZGİSEL HESAPLA BELİRLİYORUM, OTURUP İNCE İNCE KAFA PATLATMIYORUM,
ŞİMDİ SEN ROMANINLA İLGİLİ KARARLARINI VERECEKSİN, O SENİN DÜŞÜNCELERİNE BAKIŞINA GÖRE YAZILACAK, BEN BENDEKİ DİL BİRİKİMİNE GÖRE YAZARIM, HER YAZAR BAŞKA GÖRÜR, BEN BİRDEN ŞİİRSELLİĞE GİRERİM BİRDEN MİZAHA SAPARIM SAĞIM SOLUM BELLİ OLMAZ, VS VS
STEİNBECK GİBİ BİR DİL KULLANIRIM BEN, ŞU ANDA KULLANDIĞIM DİL ONUNKİNE ÇOK BENZİYOR, KİM GİBİ ROMAN YAZMAK İSTİYORSUN, BUNU DA DÜŞÜN ONA GÖRE BİR ŞEY ÇIKAR ORTAYA,
ÖLÇ BİÇ, SONRA DÜŞÜN HİSSET, SONRA HERŞEYİ MİKTİR EDİP YAZMAYA BAŞLA, ODAKLANMAK İÇİN HER ŞEYDEN SIYRILMAN LAZIM, YANİ ÖYLE İKİDE BİR TİTİZLENMEKLE OLACAK GİBİ DEĞİL, ÖNCE BİR KERE YAZ, SONRA ÜSTÜNDEN GİDER DEĞİŞİKLİKLERİ YAPARSIN,
diyeyim romanın 200 sayfa olacak,
vs
ben romanın kaç sayfa olacağını bile hesaplarım,
böyle şeyler geliştirdim ben,
o ki sen diyelim 200 sayfa yazıcaksın, e onu bitirmek kolay değildir, zorlanacaksın, moralini iyi edip sabırla yazıcaksın, öyle öyle bitecek, sabır, içinde bitirme gücünü yaratcaksın,
olayın yaratma boyutunu yazdım kısaca genel olarak, ama yazarın okuması, başkalarının nasıl yazdığını irdelemesi var bir de, bu çok önemli, yani sırf yazmakla bitmez iş, başkası ne yazmış nasıl yazmış çalışcaksın, böyle gelişirsin,
uzun bir süredir yazılarımı sizlerle paylaşıyordum.bundan böyle kendi
sitemden şarkılarımı paylaşacağım.umarım beğenirsiniz...
Schindler itin tekiydi
Bir sanat eserini değerlendirmenin iki ölçütü vardır, biri içeriğine, biri biçimine yönelik... Şu soruları soracaksınız:
1. İnsan denilen varlık hakkında yeni, bilmediğimiz, söylenmemiş bir şey söylüyor mu?
2. Yeni bir şey söylemese bile, bunu şimdiye kadar yapılmamış, denenmemiş yeni bir şekilde söylüyor mu?
Bir sanat eseri bu iki sorudan birine olumlu yanıt verebiliyorsa 'iyi eser', ikisini birden karşılıyorsa 'büyük eser' olur.
Sınavda çakana da sinemada 'B serisi' denir. Edebiyatta da 'piyasa romanı'. Bunların da içinde iyisi vardır, kötüsü vardır.
Eli yüzü düzgün bile değilse C serisine düşer... Hemen bütün Yeşilçam ürünleri gibi... İyice paspal olursa, gerçi böyle bir uygulama yok ama ben yaptım oldu, daha alt sıralara da indirebilirsiniz. (Bu durumda 'Dünyayı Kurtaran Adam' filmini de herhalde 'Z serisi' içinde düşünmek gerekecektir.)
Bakıyorum da, ciddiye alınmaması, ama iyi kotarıldığı için keyifle izlenip ya da okunup geçilmesi gereken eserler Türk basınında gereğinden çok fazla 'irdeleniyor'... Bunda elbette ortalama Türk gazetecisinin cahilliğinin de payı var, reklam yapma gayretinin de.
Örneğin şu ünlü 'Da Vinci Şifresi' böyle bir eser, çok sürükleyici, hoşça vakit geçirtiyor, okuyup atınız. O kadar.
Spielberg de, ne kadar iyi çalışırsa çalışsın, bir B serisi yönetmeni.
Yeni filminde Mossad'ı gereğinden fazla mı kayırdığı, yoksa Filistinli'lere gereğinden fazla mı sıcak baktığı tartışılıyor...
Yahu, adam Hollywood filmi yapmış, para kazanıyor, hepsi bu! Adam esnaf yahu, esnaf.
Bu adam, Arap-Yahudi kavgasını inceleyen örneğin Amos Gitai gibi bir İsrailli sanatçı değil ki, evet Yahudi olmasına Yahudi ama, Amerikalı!
Hemen her Amerikalı gibi çocuk ruhlu, sığ ve paragöz.
Amacı, terör koşullarında karşı karşıya gelmiş iki insan türünün, iki 'düşman kardeşin' sorunlarını, açmazlarını, çıkmazını, dramını incelemek değil ki, Münih olayını bahane edip Yahudi seyirciyi ve de dünya kamuoyunu gıdıklamak, para kazanmak. O kadar.
Öyle olmasaydı, bir dönüp uzaylı filmi, bir dönüp savaş filmi, bir dönüp kamyon filmi, bir dönüp terör filmi, bir dönüp köpekbalığı filmi, bir dönüp robot filmi, bir dönüp soykırım filmi, bir dönüp dolandırıcı filmi, bir dönüp havaalanı filmi yapar mıydı? 'War of the Worlds' filmini, 'Catch me if you Can' filmini, 'The Terminal' filmini, 'Indiana Jones' dizisini ciddiye aldınız mı ki şimdi bunu ciddiye alıyorsunuz?
'Er Ryan' diyeceksiniz... İlk yirmi dakikası muhteşem bir 'şiddet sineması' şöleni, sonrası sıradan bir serüven filmi, hele sonu en adisinden Hollywood zırvasıydı. Tabii dönem icabı, boru çalarak süvariler değil de tank bombalayan uçaklar geliyordu esas çocuğu kurtarmaya...
'Schindler'in Listesi' diyeceksiniz... Al sana ciddi film, hem de soykırımı 'irdelemiş'.
Yok canım! Kimi yüceltiyor orada bu adam? Domuz gibi koyu bir Nazi partisi üyesi, kadın düşkünü bir maceracı, hayatta hiçbir baltaya sap olamamış orta yaşlı bir serseri, sonunda savaş koşullarından yararlanarak ölü eşek fiyatına Yahudi çalıştırıp köşe dönme meraklısı bir namussuzu...
İt oğlu it, ancak savaşı kaybedeceklerini anladığı zaman 'ulan bunun hesabını benden sorarlar' korkusuyla Yahudi işçilerini kayırmaya, onlara iyi davranmaya, onları korumaya girişmiyor mu? Herifin derdi Yahudi kurtarmak değil, kendini kurtarmak!
Oskar Schindler ne kadar büyük adamsa, Steven Spielberg de o kadar büyük sanatçıdır. Filmlerine gidiniz, görkemlidirler, keyifle seyredip çıkınız, fazla üstünde durmayınız, o kadar.
Herkese merhaba. Buraya yazdığım ilk mesaj. Benim bir sorunum var, bunu sizin gibi insanlarla paylaşmak ve önerilerinizi okumak istedim. Ben bir şiirden esinlenerek roman yazmaya koyuldum. Fakat yolun başında çıkmaza girdim. Aklımda konu ve düzenleme tamam, fakat bunları yazıya dökmekte zorlanmaya başladım. Başlangıçta çok güzel başlamıştım fakat gerisini getiremedim. Önerilerinizi bekliyorum...
hayatın gizinin hep kısa kelimelerda saklı olması ne tuhaf!aşk,rab,din,giz,ben,sen,biz...oysa hep başka yerlarde başka zamanlarda aradık hepsini...
insan olduğu için hayat var...yani hayatın kendisi insan ve insana dair herşey... insana dair herhangi bir ollguyu insandan ayıramadığımızı çoktan öğrendik hayatımızdan çıkarmaya çalıştığımızda ve anladık parçalar her daim bütüne götürür...benim burda birkaç şey yazmamdaki amaç aslında aşka giderken seçmiş olduğumuz yolların çeşitliliği ve bu yollardan biri
hayatın gizi
merabalar ilk cümle ile ilgili yaptığınız yorumlar çok hoş hepsini daha yeni okuyabildim bu tartışmayı ben açmıştım devam ettiğini görmek beni sevindirdi deneme yarışmaları hakkında bir bilgisi olan varsa bana lütfen yardımcı olabilir mi?
Karanlığın beni içine çekmek istediği bu sonsuzluktan sıyrılırcasına
sihirli bir değneğin bana bıraktığı izleri takip ettim
karşılaştığım tehlikelerin bana ufacık bir zararı olamadı
çünkü ben acımı içimde yok etmiştim bir kere
şimdilik sadece direnmem gerekiyordu
bazı şeylere dönüp neden bunları yaşadığımı sorgularken,
kendimi bir okyanusun sonsuzluğunda boğulurken buluyorum
düştüğüm durumdan nasıl kurtulabileceğimi düşünmek yerine,
nasıl bu duruma düştüğümü düşünmekten kendimi alamıyorum.
önüme çıkan köpek balıklarını ve
sihirli değneğin izini takip edebilseydim eğer
gökyüzünün sonsuzluğunda kaybolacaktım belki de!!!!
Bu forum düzleminde, hitabınızda ya da kuramsal bir yazı yollamanızda sorun yok Yakup bey:)
Evet, Zeynep ("hanım" demediğimi umarım bağışlarsınız; hanım sözünü sadece formel ortam ve gerçek durumlarda kullanmayı yeğliyorum, "sayın" ifadesini ise çok fazla buluyorum bu forum ortamındaki iletişim için; bir sorun varsa lütfen söyleyin de ben bir kabalık etmiş olmayayım), evet, Zeynep, size katılıyorum, yani "sade olmasıdır" şeklinde biten düşüncenize; ama bununla yetinmek olmuyor; günümüzde de büyük anlatımın -her çağda olduğu gibi- etrafımızdaki havanın içinde bizim onu keşfetmemiş için beklediğini, hatta keşfedilmek için can attığını hisseder gibiyim. Çağımız insanın (çok kendine özgü ve karmaşık) duyumunu karşılayan bir anlatım biçemi (üslup niyetine kullanıyorum) biz de sorgulamak ve aramak durumundayız. Bu arayış gelişi güzel mi yoksa bilinçli mi olmalıdır şeklinde bir soru(n)dur bu aynı zamanda. Ben en azından nerede aranması gerektiğinin bilinmesinden yanayım, neyi arayacağımızı tam kestiremesek de...temelde bir tek sorun görüyorum: kamera ile rekabetten nasıl arınabilir yazınsal anlatım gerçekliği? Sorun bu benim gözümde. Ama bu sorun çok kolay anlaşılır kılınamıyor, kılınsa da çok rahat bir çözümü bulunamıyor. Alman Edebiyatında Botho Strauss ve Peter Handke bu bağlamda çok derin ve israrlı (ama hep kısmi yol alışlarla sonuçlanan) çabaları var yıllardır. Çözümlerin bir bölümü yani var gibi, ama biz Türk edebiyatı içinde yer alanlar bu çözümleri umursamak zorunda mıyız? (Örnek olarak: Handke, konu ve tema bakımından artık ilgiyi ve bakışı salt yazma etkinliğinin kendisine çevirmiş durumda, yani: öz-sorgulama dönemi başlamıştır yazınsal sanatta...). Bizim için bu çözümlerin önemi nedir? Bunlar da elbette ki sorunsallaştırılabilir, irdelenebilir.(Zaten edebiyatımızda kimi günümüz eserler -romanlar- bu yönde bir arayışa girmiş durumda, -yani: anlatıcı ben bir tıkanıklık yaşıyor, dışarıdan bir vesile onu anlatmaya tekrar itiyor, en bariz örnek Mehmet Eroğlu'nun Düş Kırgınları adlı romanı). Neyse konuyu çok uzatmadan: "anlatım" nedir sorusu tekrar tekrar sorulmalı, kolaycı yanıtlardan ilkesel olarak uzak durulmalıdır bence...
Şimdilik sevgiyle selamlıyorum sizi
Suyel
Not: bu hafta size (başka birinin bu konuylal ilgili) bir kuramsal yazı(sını) yollarsam (bu forum düzleminde) yanlış anlar mısınız?
Sevgili Nida! Bu iletin beni çok mutlu ettti.Hep birlikte bu işi de başaracağımıza inancım sonsuz.Öğrencilerim çok mutlu olacaklar.Çok çok teşekkürler.Sağlıcakla kal.
Kamera gözünü "saraydaki güvenlik kamerasının kayıtları" olarak ele aldığımdan olacak, konu dışında tutmak istedim sanırım. O kayıtlar bir masal için çok can sıkıcı olurdu. Ama prensesin peşine takılan aktüel kamera belirgin bir fark yaratabilir:) Şaka bir yana, üçüncü göz tanımlamasında sorun olduğunu sanmıyorum. Tartışma için sunduğunuz öneri paketinde de sorun yok.
Yazar okullarının, tıpkı sizin iletinizde sıraladığınız gibi kavramları, çeşitli yazım tekniklerini, örneğin senaryo yazımını, kurgulamayı ya da bir romanın girişinin nasıl olabileceğini örneklendirme ve uygulama yoluyla öğretmeyi amaçladıklarını düşünüyorum. Yazar okulunu bitiren "yazar" olur mu bilemem ama özellikle senaryo yazarları için faydalı bir eğitim olabilir.
Yakup bey, kavramlar konusunda bir anlaşmazlık yaşamadığımıza göre izninizle ben yine aynı şeyleri söyleyerek iletimi bitireceğim:
"Yeni bir tema bulana kadar elimizde olan bu, insan ve halleri üzerine söylenecek her şey söylenmiş galiba.
Belki de önemli ve değerli olan, seçilen yol her ne olursa olsun anlatımın olabildiğince sade olmasıdır."
Sevgilerimle..