belkide hic tesadüf degildi onunla tanısmam.o benimzor anlarıma derman olmuştu,ben onun hayatında az doğrularından biri olmustum.bir gün onun hayatını yazmami istedi.kendi gibi hayat sürmek isteyenlere bir ibret olsun diye.baslarda cok gözüm korktu.ama kabul ettim.onu anlatmak hayatını anlatmak bizim ülkemizde cok zordu hala temeli tam atilmayan bir kitap icin sizden cesaret istiyorum.o bir travesti. arka sokaklarda hüznü sevinci kaybolmus biri.iç acitan hikayesinde yeni bir isık olabilir bu kitap.sizlerden utanarak rica ettiğim sey bana biraz olsun cesaret vermeniz herese şimdiden tesekkür ederim. FUNDA ALTINÖRS
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
ALLAH BUYURUYOR Kİ
Allah'ın ahdini söz verip bahladıktan sonra bozarlar.Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini kesip koparırlar ve yeryüzünde fesat çıkarırlar.işte bunlar hep hüsrana uğrayanlardır.(bakar27)
insanlara iyilik yapmayı emrederde kendinizi unutur musunuz?halbuki kitabı okuyorsunuz.artık akıl etmezmisiniz?(bakara-44)
birde sabırla ve namazla yardım isteyin.gerçi bu(Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.(bakara-45)
insanlara eyvallah diyebilmek kadar selametle de diyebilmeliyiz.amma evvela yanlışa,uygun bir uslupla,dur demeli,uyarmalı,düzeltmeli...
düzeldi eyvallah de geç..
düzelme di selametle de geç..
ya senin mevcudiyetin ne?öyle ya sende ah şu insanlar diyenlerdensin.. kimsin, nesin, nerden geldin, nereye gideceksin??
Derin fakat,cevabı kolay bir çift soru,yalnız çözümü zor,fakat çaresiz değiliz..
1- Etrafta rastladığım tüm insanlar insanların insanlık dışı hareketlerinden muzdarip olduklarından bahsetmekte.Etrafta insan yok mu ?
2 - insanların insanlık dışı hareketlerinden muzdarip olduğunu söyleyenler " ah şu insanlar " diyenlerin mevcudiyeti ne ?
yagdi yagmur cakti simsek
islandi altimdaki yorgan dossek
bir topal keci bir uyuz essek
cayir cimen otlatmaya geldim
nedense bugun sanki duzeldi hava
su cektim bahcedeki kuyudan kova kova
elimde kararmis yanmis bir tava
cin misirlar patlatmaya geldim
sairim elbet kalmam kimseden asagi
tarak vurmam basa surerim kasagi
kul kolen olurum ver su belindeki kusagi
sallanip ip atlatmaya geldim
kelimeleri ozenle yanyana dizdim
elimde suzek guzelce suzdum
ugrasip didinip bu siiri yazdim
dusmanlari catlatmaya geldim
cok hosunuza gitsede siirim
ovmeyin beni elestirin yerin
daha guzel olabilirdi deyiverin
maaruzatim citlatmaya geldim
yazamaz elbette her isteyen buraya
edebiyat isi benzemez pevece boruya
el atip bu hassas konuya
parmagimi siklatmaya geldim
fakir pan bu yetenek sana haktan geliptir
burnunu kaldirma fazla kiymet biliptir
bilki ilham kalesi ardina degin kilittir
az kapisin tiklatmaya geldim
Tesekkur ederim degerli Olgun dostum.
Is guc iste. Avrupa ve Amarka'da akademik konferanslar vermek uzere bulunmaktaydim. Hatti zatinda 1 ay once donecektim. Fekat amarkali bayan meslektaslarim "sezai bey sezai bey buraya kadar gelmisken kalifornia kaplicalarimizda yikanmadan dunyada sizi gondermeyiz" diye israr edince dayanamadim. Allah sizi inandirsin butun bir ay bayan meslektaslariminlan havuzda gureserek, dombalak asarak ve masaj seanslariylan gecti. Yani benim dinlenmeye hakkim yok mu bu dunyada?
E artik geldim, gorusuruz.
sezai
merhaba diğer arkadaşlarda olduğu gibi benimde yazdığım şiirler siteye eklenmiyor.fakat diğer işlemler anında guncelleniyor.bu hal izedebiyat hakkında aklımda şüpelere yol açıyor ne yazıkki.
Ooo Sezai hoşgeldin!
Nerelerdeydin?...
Özlettin kendini yahu!...
Not: Üyeliğim iptal edilinceye kadar yazacağım.
Şarkı sözlerimde şiirlerini kullanmama izin verdikleri için,izedebiyat yazarlarından
sayın ERDEN ERKİN ve sayın SAMİLE İLTER'e çok teşekkür ederim.ZELİHA GÖKKAN.www.aynizeliha.com
Ben varım:
"Açık liman meydanında sabah mağmurluğu içinde sersem sersem sendeliyordu güvercinler; bir kedi umursamaz bir tavırla bir duvarın ışık alan dibinde yalanıyordu; açık denizdense bir tekne göründü, gitgide yakınlaşıyordu küçük küçük, daracık tekne limanına".
Deniz'in parlak ve anlamlı öneri paketini ben böyle bir girişle dönüştürmeye ve somutlaştırmaya çalıştım. Gerekli ekleme veya düzeltme önerilerine her zaman açık ve hazırım.
Suyel
İster tek başına, ister birlikte yazılmış olsun, ben bir öykünün kendini yazdığına inanıyorum. Kimi zaman yazılan ilk cümle, kimi zaman seçilen yer ya da kişiler alır götürür öyküyü. İsterseniz yer olarak küçük bir sahil kasabası seçelim. Tamam, 'küçük bir sahil kasabası' sözcüğünü yüzlerce kez görmüşüzdür, olsun. Hatta dilerseniz hep birlikte kıyıda bir çay bahçesinde oturalım ve biraz ilerideki balıkçıları izlemeye başlayalım. Sabahın ilerleyen bir saatinde mesela. Güneş henüz tam tepeye ulaşmamışken. Balıkçıların konuşmaları gelsin kulağımıza kopuk kopuk. Yan masalarda kasabanın yerlilerinden bir kaç kişi otursun. Bizim kim olduğumuza da öyküye katılanlar karar versin. İsteyen kasabaya yeni gelmiş bir turist olur, isteyen balıkçı, isteyen çaycı, isteyen biraz ilerideki evlerden birinden çay bahçesine gelmiş biraz kafasını dinlemeye çalışan biri. Herkes kendine bir rol beğensin. Sonra isterseniz aramızda konuşuruz, belki tartışırız, bakarsınız hava bozar, sert bir rüzgâr esmeye başlar. Küçük bir çocuk koşarak balıkçıların yanına gider. Çaycı gelip bize bir şeyler anlatır....
Benim aklıma bunlar geliyor. Ne dersiniz, bir öykü yazmaya başlayalım mı artık?
Demek, yeni bir oyku calismasi yapmak istiyorsunuz. Enteresan.
Fikir ozgurlugu olacak mi bari?
Yoksam, gene kadini ambulansta ayiltip bayiltacakmisiniz durmadan?
Demem o ki, icraat olacak mi icraat?
sezai
Deniz Canefe'nin önerisi üzerine bir yaz öyküsü yazma fikri duruyor ortada; "yaz öyküsü" ifadesine takıldı aklım; acaba Deniz bununla neyi kastetmiş olabilir diye düşündüm. "Kırsal alan" (veya deniz kenarı) gibi mahal belirlemesi mi söz konusu? Yoksa yaz ile ilişkilendirilen genel imgesellikler veya konular mıdır (örneğin "aşk" gibi) acaba? Deniz, birkaç göndermede bulunuyor, diyor ki:
"Karlı, yağmurlu, sisli, rüzgarlı günlerde şöyle sıcacık, neşeli bir yaz öyküsü yazmaya ne dersiniz?" Bu sözlerde, "mekansal" bir belirleyim (dışarıda, yani açık hava, güneş, deniz veya kırsal alan gibi belirlemeler) anlaşılabilir; ama aynı zamanda "neşeli" derken bir konu da çağrışıyor. O halde, yukarıdaki sorular gerekli. Soruların olası yanıtları konusunda kişisel görüşlerimi belirtmekten şimdilik uzak duruyorum; yönlendirici olmak istemem, ama "neşe" denilen şeyin çok göreceli olacağı inancındayım, o nedenle de belirlenmesinde yarar görüyorum; sanırım, Deniz (sürekli evin içine mahkum olduğumuza göre) "iç dünyanın" karartıcı ve sıkıcı ortamından kurtulmak ve uzaklaşmak olarak görüyor "neşe"yi, ama yanılıyor da olabilirim. O halde "hareket"li bir şey mi diye düşünmek lazım bu "neşe"yi yorumlarken?
Son bir nokta: insan düşlerken (yani yazınsallık sınırları içinde seyrederken) zaten bulunduğu ortamdan uzaklaşmıyor mu? Yazınsallık sınırları içine girmek, "Dünya kurgulamak" anlamına geliyorsa eğer (ki görüşüme göre evet, geliyor, tabii katılmayanlar olabilir), zaten bulunduğumuz mekansal ve uzamsal boyutlardan, yani gerçekliğimizden, soyutlanıp uzaklaşıyoruz demektir. Bu düşünce, akla şu soruyu ya da fikri getiriyor: yazmak en köklü anlamıyla ve özde nasıl bir insanal eylemdir?
Suyel
merhaba,
izedebiyatta uzun süredir şiirlerimi paylaşıyordum.
şiirlerim yanı sıra bestelerimi de paylaşabileceğim bir site kurdum.
www.aynizeliha.com
burdan besteler bölümüne şarkılarımın demolarını yükledik.
dinlemek isteyenler indirip dinleyebilirler.
umarım beğenirsiniz.zeliha gökkan
Evet, Deniz, ben katılmayı isterim; hatta bunun için geçenlerde bir öykü girişi önerisinde bulunmuştum, ama yanıt gelmeyince, öyle kalmıştı; sizin önerinizle bağlantılı olarak somut noktalar var mı, yoksa "gelişi güzel" mi başalatalım öyküyü?
(Ben günde ancak bir kere , genellikle öğle önceleri, internete girerim; yani, günde bir katılabilirim, bunun bir mahsuru olacaksa, lütfen söyleyin).
Önerilerinizi bekliyorum.
Suyel