"Bugün 23 Temmuz 2026, saat 08:00. Dünya hâlâ yerçekimine inanıyor, ben de kahveme." – Franz Kafka"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Orhan Pamuk Nobel Edebiyat ödülünü aldı, kimse sevinemedi. Sadece sevinmiş gibi görünenler ve sevinmeyenler var. Neden ? Nobel edebiyat Ödülü Jürisi yaptığı açıklamada; "Pamuk'un, kenti İstanbul'un melankolik ruhunu araştırma yolunda, kültürlerin çatışmaları ve birbirleriyle içiçe geçmesinde yeni semboller bulduğu,.. dilini kullanmaktaki başarısı ve getirdiği yeniklerin.." Kendisine ödül verilmesinde dikkate alındığını belirtiyorlar. Eğer Nobel'e uzanan ölçüler bunlar ise, Oğuz Atay'ın en büyük eseri Tutunamayanlar'a yazık olmuş. Tutunamayanlar, romancılıkta daha önce rastlanmayan orijinal yeniliklerle, dilin kullanılmasında ustalıklarla, benzeri görülmemiş kelime oyunlarıyla, zaman ve mekana ilişkin yepyeni kavramlarla dolu, melankolinin de zirvesini bulmuş bir romandır. Yaşadığı toplumun yerleşik değerlerine başkaldırmak, eleştirmek mi? Tutunamayanlar'dan daha iyisini, cesurunu bulamazsınız. Fakat bunu yaparken yaşadığı topluma sırtını dönmemiş, arkasından vurmamış, düşmanlarını sevindirmemiş. Kol kırılmış yen içinde kalmış. Benim gibi siyasi düşünce yelpazesinde kendisinden hayli uzakta bulananlara bile düşündürerek, severek kendini okutan bir roman. Okuyucuyla buluşma tarihi 1971. Bu benim örneğim. Klasik ve modern Türk Edebiyatından başka örneklerde bulmak mümkün. Amaç elbette Pamuk'u yabana atmak, yok saymak değil. Onun kadar ve hatta ondan daha iyileri varken neden Orhan Pamuk? Bir köşe yazarının tespiti; "Orhan Pamuk Türkiye'nin en çok satan fakat en az okunan yazarıdır. Kitaplarının 20. sayfasından ötesini okuyan çok azdır" Pamuk'un çok satmasına rağmen az okunmasının sebebi nedir? Bu tespit çağımızın en büyük sektörü olan reklam ve pazarlama gücünün üstü kapalı ifadesidir. Yaşadığımız yüzyıl pazarlama ve reklam sektörünün tüm sektörler içinde zirveye ulaştığı yüzyıldır. İyi bir kampanya ile sıradan olanlar arasından bir ürünü ön plana çıkarmanız ve bu ürünün, tüketicinin bilinçaltına emsallerinden daha kaliteli, daha üstün, daha iyi olduğunu vehmetmeniz mümkündür. Bunu biz (tüketiciler) yutarız. Peki Nobel Edebiyat Jürisi yutar mı ? Elbette yutmaz. Orhan Pamuk'un ödül aldığı Cevdet Bey ve Oğulları isimli eserin 1979 yılında Milliyet Roman Ödülünü almış, 1982 yılında ilk baskısını yapmıştır. Nobel Vakfı 24 yıl sonra mı bu romanı keşfedebilmiştir? Elbette hayır. Pamuk 2005 yılında bir İsveç gazetesine "Bir milyon Ermeni ve otuz bin Kürt öldürüldü" şeklinde talihsiz ve hilafı hakikat bir beyanat vermiştir. Ödülü ne Cevdet Bey ve Oğulları, ne Kar, ne de diğer romanları almıştır. Nobel Edebiyat Ödülü Pamuk'un tek bir cümlesine verilmiştir; "Bir milyon Ermeni ve otuz bin Kürt öldürüldü." Ne yazık ki bu cümle, edebiyata dair değildir. Pamuk mensup olduğu milletin yakın tarihine ağır bir iftirada bulunmuştur. Milletlerinde insanlar gibi gururları ve şahsiyetleri vardır. Doğrusu Pamuk ve ödülü mevcut manzara karşısında bu milletin gurur ve şahsiyetini rencide etmiştir. Bu ödül ile Avrupa, Türk Edebiyatı ve Edebiyatçısı ile Türk Tarihine ağır bir saldırı da bulunmuştur. Edebiyatımız, tarihimizin üzerine bir silah gibi doğrultulmuştur. Kendi silahımız kendi kafamıza dayatılmıştır. Bir milletin tarihi ve edebiyatı birbiriyle karşı karşıya gelebilir mi? Alev Alatlı' nın "Entellektüel namus gereği bu ödülü reddetmesi gerekir" demesinin altında bunlar yatmaktadır. Efkar-ı umumiye de bu minval üzeredir. Bakmayın siz ağzına mikrofon uzatılan salon adamlarının nezaket icabı seviniyor görünmelerine, sevinen pek azdır. Sevinenler, böyle olmasını isteyenlerdir. Gafil! bir ağaca döndü ki güya vatan Daima bir baltadan dalı ve hali kalmıyor. (Şair Eşref) A.TEKIN
?
Esin Perisi
Yaratıcı Yazarlık
Birgün sahile gidip kayalıklarda tek başına oturursan, Hışımla bir dalga gelip kıyıya vurur Ve geri çekildiğinde çırpınan bir balık bırakır, o balığı avuçlarına alıp başını gökyüzüne kaldırdığında bir yıldızın kaydığını görürsün, bir dilek tutarsın içinden,sonra iki damla yaş akar gözlerinden Ellerinle yaşını silersin...... Biliyormusun.....sen sahile inip oturduğunda ben yalnızlığını hissetim balık olup geldim, Başını gökyüzüne kaldırdığında,dilek tutup beni dilemen için yıldız olup kaydım, Dileğin gerçekleşmedi diye üzüldüğünde yaş olup gözünden aktım, Ve ağlamana kıyamadım ellerin olup yaşını sildim.....
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
ses yok galiba yoksa var mı ? gerçekten ne yapacağımızı şaşırdık sırtımızı yasladığımız, üstünde fantaziler kurduğumuz avrupa birliğinin, en dostumuz sanıdığımız üyelerinden bir ülke bir yasa çıkardı ki , bu ükle tarihinde bizim gibi gerçek bir reform ve rönesans yaşamadığını kanıtlamış olmakla birlikte , adımızı barbara çıkardı, peki sorarım size barbar bir ülkenin evladı nasıl nobel gibi prestijli bir ödüle layık görülür ? (aslına bakarsanız o kadar da prestijlimi tartışılır salak amerikan başkanına da zamanında verilmişti ) neden verilir : çünkü orhan pamuk vatan hainidir , bari nazım hikmete verselerdi ya da yaşar kemale ne bileyim nobel yaşı gelmiş birine ama tövbe unuttum onlar da vatan hainiydi , e bu ülkede vatan haini olmayan bir yazar varmı ki? demekki , avrupa birliğine barbarlar giriyor ve nobel de vatan hainlerine veriliyor, bu kadar basit , mi ?
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Bir kez daha anladım yokluğunu, Eve karnım aç geldiğimde, Soğuk tek nefesli, dört duvardan ibaret, Sensiz eve. Artık her kapıyı açtığımda seni uyurken öpemeyeceğim, Dönüp hoş geldin demeni, Karnın aç mı oğlum demeni duyamayacağım. Ablamın senin için açtığı ara pencereden aldım bugünde yemeği, Oturup sobanın yanında yemeğe çalıştım, Durdum önce ağlayacak gibi oldum, Yetimler gibi, öksüzler gibiydim, Öyleydim oysa Görseydin halimi kahrolurdun Anne. Hep derdin ki yeter oğlum ben yaşlandım, Artık al şöyle fidan gibi bir kız o dönsün etrafında, Yoruldum mürivetini göreyim ölmeden.. Olmadı Anne, ne yazık ki olmadı.. Hep yanlış insanlar çıktı karşıma, Bir dileğini bile yerine getiremedim, özür dilerim Anne. 14 evlat doğurdun, 38 yaşında dul kaldın, bir kez olsun düşünmedin evlenmeyi, Zaten vaktin mi vardı ki uğraşmaktan bizle. Bir arada tutmaktı tek dileğin evlatlarını Ne zaman bir kavga çıksa evde bayılırdın, Ağlardın, fenalaşırdın bir şey olacak diye birimize, Seni az üzmedik, özür dileriz Anne. Şimdi hatırlıyorum, Toprağa koyarken bembeyaz, Melek gibi bedenini, Genç kızlık saçlarını, kıpkızıl Bembeyaz ayaklarının bağını açıp, Yanı başına sermek tarumar saçlarını, Ne de çok istemiştim o an, Üstümüze toprağı örtseler diye, Yemeklerde hep aç kalkardın, Bir yavan ekmeği ağzına götürüp, Dalardın düşüncelere. Kızardım sana, Ben tokum derdin, ne de güzel yalan söylerdin, Maksadın aç kalmak değil doyurmaktı evlatlarını, hep bilirdim. Kim bilir aklından neler geçerdi söylemezdin anne. Arada bir ablamlar la dertleşiriz, Sorarız birbirimize, Ne hissediyorsun yokluğunda diye, Herkes dertli, herkes kırılgan Dokunsak ağlayacağız birbirimize. Bir kez daha anladım, Sensizlik yoklukmuş Anne, Yokluklar içinde bıraktın bizi, Sırf bunun için sana kızgınım Anne, Geceler uyanırdım bazen, hep namazda görürdüm seni, Oturmuş uyuya kalmış, Elinde tespih iki büklüm boynun. Kıyamazdım sana üzülürdüm anne. Şimdi durup durup kendimi dinliyorum, Bazen bir film izlerken, Bazen olmadık bir anda aklıma düşüyorsun, İnsanlardan kaçıyorum, gözlerimi görmesinler diye. Bana kızışların geliyor hep aklıma, Sabahları beni uyandırmak için ettiğin diller, Hakkımı helal etmem seni derdin, kalkmazsan, Acaba gerçek miydi söylediğin, Hakkını helal etmedin mi? Etmedin mi Anne, Devam edecek. Yaşadığım Sürece. 10.12.2005 Saat: yokluğunun akşam vakti Ertuğrul Bayam
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
eve binaya sinsice yaklaş iti köpeğini birden ürütme sabah olsun hele vaktince ulaş adamın avluda erden sorutma dolaş komşunun git viran haneyi dil dökmeyi bil.. tut.. şirin çeneyi az bulursan şayet beş on taneyi insan gibi iste sakın yürütme çukulata lokum hepside nimet ceplerine düzgün onaş istif et yılda bir geçer bu savaş ganimet sevin kıvan elbet lakin sırıtma akıl varsa sende eğer yiğidim sözüme kulak ver dinle öğüdüm asla atma yere şeker kağıdın aralık kapı koy defter dürütme olur belki merak edersen miktar yanında istersen bulundur kantar ağır taşımaktan kalırsan kanter izin iste yıkan terin kurutma evdedir mutlak olaki uçmasın inat et sıkıysa kapı açmasın dolaştığın bina kırkı geçmesin çıkmasın ortaya adın sürütme dikkat et görmesin kimse yerini boşalt ceplerin dök öteberini elbet var bugünün birde yarını serin yerde sakla aman eritme dünyanın düşkünce mağdur garibi baklava gelince az dur geri bi saldırma mal bulmuş mağribi gibi az karerince ye dişin çürütme doyunca karnınız hak mevla kerim lütuf buyurunuz er kalkın derim teraslar balkonlar bir hayli serin yere şilte minder yorgan seritme tavsiye istersen gel feriştaha gider ayak götür varsa iştaha kardeşim için de.. al bir kaç daha gözünü açık tut uyku bürütme yiyişin yutuşun çok utlu olsun gelişin gidişin vakitli olsun bayramın mübarek ve kutlu olsun şeker al nolursun almadan gitme.. ....fakir 14 ekim.. noktali harfi kopyalayim diye iflah sökülerek.. hos az erken oldu ama.. bence gec bile kalindi.. asagidakini okuyunca niye gec kaldigimida... anlarsiniz.. bayraminizin kiymetini de.. selam sepet ile.. ........................................... libyaya indim bir ikindi vakti günes gozlerimi dagladi yakti canim gor simdiden revani çekti efendim bayraminiz kutlu olsun zayifladim dondüm çamin pürüne korkarim belkide çikmam yarina selam gonderirim su aç karina sultanim bayraminiz mutlu olsun bana hekim tutun biçsin bir fiyat kaça çikar benden bu zaafiyet sizse yeyin yutun olsun afiyet beyzadem bayraminiz kutlu olsun ruyamda gordum ben alca atliyi giydirdi bana bez ince katliyi siz çekinmen yiyin bolca tatliyi sehzadem bayraminiz mutlu olsun borekler olsun sininiz tepsinizde dagilsin baklavalar agzinizda durmasin lokmalar bogazinizda beypasam bayraminiz kutlu olsun
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=40710
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Bundan yaklaşık bir yıl önce bakın neler yazmışım ben konuyla ilgili ve Fransa ' olmayan bir soykırımı inkar etmeyi suç saymaya kalmıştığı şu dönemde verilen bir ödülün adının barış olması ve siyasi olmadığı iddiası gerçek anlamda kanı beyine iter oldu... Nobel'e Giden Bir Kestirme Yol Var... Ben meşhur olmanın formülünü buldum , Türk tarihine küfür edeceksin , iftira atacaksın vs. çirkef saldırılar da bulunacaksın kardeşim.Evrensellik maskesi takıp suratına diaspora yardakçılığı yapacaksın. Ondan sonra gelsin nobeller , altın portakallar , altın ayılar vs..Hem evine AB temsilcisi de gelir ve senin ne büyük (!) bir yazar-aydın (!) olduğunu cümle aleme ispatlar. Hakkında anayasanın bilmem kaçıncı maddelerinin ,bilmem kaçıncı paragraflarıyla dava da açılır sonra insan hakları (!) mahkemesi ve AB el atar konuya ve o bu devletin mahkemesi sana dokunamaz olur. Yapılan reklam cepte kâr yani. Hatta biraz daha ileri gidip Ege Denizi’nin bir Yunan gölü olduğunu… Kıbrıs’ın tamamının Rumların hakkı olduğunu… Irak’ın kuzeyi ve Türkiye’nin Güneydoğu’sunun aslında kürdistan sınırları olduğunu... Doğu Anadolu da Ağrı , Kars , Iğdır’ dan Van ‘ kadar olan bölgenin Ermeni’lere ait olduğunu…. Karadeniz’in büyük bölümünün Pontus Rum sınırları olduğunu… İstiklal Savaşının Türk’lerin Anadolu’yu yeniden işgal savaşı olduğunu… Türk’lerin tarih boyunca ermeniyi , kürdü, lazı , çerkezi , yahudiyi , hristiyanı vs. bilumum farklı ırk ve dinde ki insanları topyekün katlettiğini , soylarını kırdığını (!) iddia ettin mi tamam gayrı senden büyük yazar-aydın (!) dünyaya gelmez artık. Nobel – mobel ne varsa siler süpürürsün. AB yanaşması medya ve Türk karşıtı lobiciler böyle bir nimeti daha nerde bulacaklar… “ bir gün gider gül yüzlüler meydan namerde kalır kirli bir el namı siler meydan namerde kalır “ Adam olanlar köşesine çekilince meydan böyle dönme dolap çocuklarına kalıyor işte… Elbet ses veririz tekrar o meydanlar da… Yüreğimizi koyarız yine tankların önüne… Görürüz o zaman kaç paralık ciğeriniz var… “gün döner ya , elbet zaman gelir söz bize düşer gayrı meydan da bir sabah güneşi yaman gelir yürekler coşar gayrı meydan da “ O zaman görülür işte kim ne yapmış , kim altına yapmış , kim nereye kaçmış , kim nereden neler almış , kim nerelere ne taahhütler de bulunmuş , kim kimden emir almış , kim kime emir vermiş , kim kimi satmış , kim kendini kime satmış , kim aydın ( lık ) , kim karanlık , kim soylu , kim soysuz , kim kanlı , kim kansız… 11/10/2005 - Kartal
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Bundan yaklaşık bir yıl önce bakın neler yazmışım ben konuyla ilgili ve Fransa ' olmayan bir soykırımı inkar etmeyi suç saymaya kalmıştığı şu dönemde verilen bir ödülün adının barış olması ve siyasi olmadığı iddiası gerçek anlamda kanı beyine iter oldu... Nobel'e Giden Bir Kestirme Yol Var... Ben meşhur olmanın formülünü buldum , Türk tarihine küfür edeceksin , iftira atacaksın vs. çirkef saldırılar da bulunacaksın kardeşim.Evrensellik maskesi takıp suratına diaspora yardakçılığı yapacaksın. Ondan sonra gelsin nobeller , altın portakallar , altın ayılar vs..Hem evine AB temsilcisi de gelir ve senin ne büyük (!) bir yazar-aydın (!) olduğunu cümle aleme ispatlar. Hakkında anayasanın bilmem kaçıncı maddelerinin ,bilmem kaçıncı paragraflarıyla dava da açılır sonra insan hakları (!) mahkemesi ve AB el atar konuya ve o bu devletin mahkemesi sana dokunamaz olur. Yapılan reklam cepte kâr yani. Hatta biraz daha ileri gidip Ege Denizi’nin bir Yunan gölü olduğunu… Kıbrıs’ın tamamının Rumların hakkı olduğunu… Irak’ın kuzeyi ve Türkiye’nin Güneydoğu’sunun aslında kürdistan sınırları olduğunu... Doğu Anadolu da Ağrı , Kars , Iğdır’ dan Van ‘ kadar olan bölgenin Ermeni’lere ait olduğunu…. Karadeniz’in büyük bölümünün Pontus Rum sınırları olduğunu… İstiklal Savaşının Türk’lerin Anadolu’yu yeniden işgal savaşı olduğunu… Türk’lerin tarih boyunca ermeniyi , kürdü, lazı , çerkezi , yahudiyi , hristiyanı vs. bilumum farklı ırk ve dinde ki insanları topyekün katlettiğini , soylarını kırdığını (!) iddia ettin mi tamam gayrı senden büyük yazar-aydın (!) dünyaya gelmez artık. Nobel – mobel ne varsa siler süpürürsün. AB yanaşması medya ve Türk karşıtı lobiciler böyle bir nimeti daha nerde bulacaklar… “ bir gün gider gül yüzlüler meydan namerde kalır kirli bir el namı siler meydan namerde kalır “ Adam olanlar köşesine çekilince meydan böyle dönme dolap çocuklarına kalıyor işte… Elbet ses veririz tekrar o meydanlar da… Yüreğimizi koyarız yine tankların önüne… Görürüz o zaman kaç paralık ciğeriniz var… “gün döner ya , elbet zaman gelir söz bize düşer gayrı meydan da bir sabah güneşi yaman gelir yürekler coşar gayrı meydan da “ O zaman görülür işte kim ne yapmış , kim altına yapmış , kim nereye kaçmış , kim nereden neler almış , kim nerelere ne taahhütler de bulunmuş , kim kimden emir almış , kim kime emir vermiş , kim kimi satmış , kim kendini kime satmış , kim aydın ( lık ) , kim karanlık , kim soylu , kim soysuz , kim kanlı , kim kansız… 11/10/2005 - Kartal
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
her şey dışardan göründüğü gibi olmaz bazen bir kurt kuzu postuna bürünebilir sürüngenlerin başında solucan gelmez insan dahi istediği an sürünebilir insan.. uyanıkkende rüya görebilir göz kör olsada kazak süveter örebilir dikkat et.. kiremite.. kafanı yarabilir yakın yer.. taksi tutmadan git ..yürünebilir birini taşırsan kırk yıl.. senden iyi olmaz eşşeği şahlandırsan.. bil.. arap atı olmaz sırtından bıraktığın an.. bundan kötü olmaz ne kimseyi.. hoşnut eder.. ne yaranabilir kişi.. giyerse üstüne doğruluktan yelek yüzüne bir kere olsun gülmez asla felek her sözü söylerse adı olur dangalak ne bir yerde eğleşir nede barınabilir yaş deyip hor görme bir odunu yanabilir kirli diye atma kilodunu yunabilir ummadık şey gelir başına kuş konabilir bazı şeyler var kalp gözüyle görünebilir kalp gözün açık olsun sansınlar seni alim kılıçlar kesmez inan gelseler hayli zalim düşünme ahret günü.. orda ne olur halim kimi günah var .. bu dünyada arınabilir insan insana benzermiş insan maymuna şu görünen şehirmi kasabamı köymü ne akşam oldu aldın aklımı düştün köynüme sensiz kafa bozulup çıldırılabilinir... yaaar.. tiripoli havrovadan selam olsun efendiler.. la edri ene eydan garibun huna...
?
Roman Eleştirileri
Edebiyat Tartışmaları
Romanların romanı... Okumayı ve yazmayı seven herkesin birinci öncelikle okumasını tavsiye ederim. Herkes Don Kişot'u bilir ancak okuyan pek azdır.
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
Anlayamazsın 1 Çok uzaklarda bir dağ evi olsam Gölün kenarında sazlıkların arasında Çok özlesen orayı ,gelmek istesen ama gelemesen O dağ evi ben olsam sen bunu bilmesen.. Anlayamazsın 2 Sonra Bir kalın roman olsam Alsan eline kuytusuz gecelerde açsan okusan Duygulansan uykusuz kalsan benim için ama O romanın ben olduğumu hiç bilmesen Anlayamazsın 3 Bir ayna olsam geçsen karşıma seyretsen beni Seyretsen kendini Gözlerimin içine bakar gibi baksan gözlerine Ama hiç farketmesen ben olduğumu Anlayamazsın 4 Soğuk kış gecelerinde soba olsam Otursan yanı başıma ısıtsam seni Sonra camda buğu olsam İsmini yazsan kalpler çizsen üzerime Ama sen bunu bilmesen Anlayamazsın 5 Evinin karşısında bir ağaç olsam Dallarım kurusa dökülse En azından bir tanesi balkonuna düşse Bassan üzerime kırılsam canımı yaksan Ama sen bunu hiç bilmesen Anlayamazsın 6 Binlerce kalp çizsem gökyüzüne Kocaman kalpler Büyük bir kasırga gelse dağıtsa hepsini En azından bir tanesi pencerene düşse Alsan eline kıpır kıpır çarptığını farketsen O kalp ben olsam Sen bunu hiç bilmesen Anlayamazsın 7 Sonra Bir takvim olsam Hergün koparsan beni yaprak yaprak Canımı acıtsada sen bunu hiç bilmesen Ertuğrul Bayam
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
aranızda edebiyat/şiir dergisi alanlar vardır elbet. ama sadece sitelere girip şiir yazan, şiir okuyanlar da var, benim tavsiyem, sitelere ağırlık vereceğinizde, dergilere ağırlık verin, sitelerde şiir yayınlatmak kolay, ama dergilerde öyle değil. bilin ki sizi ne kadar engellerseler o kadar çok bilgi elde edersiniz, bir şeyi kolaylıkla elde ettiğinizde o şeyin ya kıymetini bilmezsiniz ya da gelişmezsiniz, zor şeyler, zor elde edilen şeyler değer yaratır, kıymetini anlarsınız, --- Şimdi size bir dergiden söz edeyim: Şairçıkmazı Genel yayın yönetmeni Nilgün Polat Yazışma Adresi Mis Sok. No: 17/3 Beyoğlu/İSTANBUL -- E, ileti: saircikmasi@yahoo.com saircikmazigenclik@gmail.com saircikmazioyku@gmail.com Yeraltı Yayınları Mis Sok. No: 17 Kat: 3 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: 02122516870 Dergi ‘Şairçıkmazı’ şir ağırlıklı bir dergidir, içeriğinde gençlik sayfaları vardır, 4 ytl fiyatı. dergi bir ay ara verdi, yaz ayında.... İki ayda bir yayınlanan dergidir, eylül ekim sayısı çıktı. Mephisto'da bulabilirsiniz.
?
Yeni Yayınlar
Kitap Dünyası
[[B]]LACİVERT’İN 11. SAYISI ÇIKTI[[/B]] Lacivert, bu sayısında, Oya BAYDAR’la yapılan edebiyat söyleşisinin yanında, ilk kez Kültür-Sanat söyleşisine de yer verdi: Fikret OTYAM Çocuk Edebiyatı’nın dosya konusu olarak işlendiği derginin bu sayısında yer alanlar: [[B]]SÖYLEŞİ:Oya BAYDAR Neriman Ağaoğlu/ "Romanlarda Yaşayan Ayak İzleri" Oya Baydar, "Çantan Neden Ağır Postacı"-Öykü[[/B]] Gülçin Karaş Duman, "Kanlı Ekin"-Öykü Özgür Soylu, "Edim"-Öykü Aysu Erden, "Piri"-Çev.Öykü (Dr. Judich Buckrich) Hasan Uysal, "Reha Mağden"-Anma Özgen Seçkin, "Sakladığımsın"-Şiir Uluer Aydoğdu, "Hani Bilmesem Ölümlü Olduğunu"-Şiir Tümay Çobanoğlu, "Keder"-Şiir Müesser Yeniay, "Kahırengi Kapı"-Şiir Mehmet Ersoy, "Sen Yoksun Bilmecesi"-Şiir A. Barış Ağır, "Gizli Orman"-Şiir [[B]]DOSYA:Çocuk Edebiyatı" Yazılarıyla: Aytül Akal-Bilgin Adalı-Dinçer Sezgin-Eda Keskin-Hülya Soyşekerci-İlke Aykanat Çam-Mavisel Yener-Sevgi Koşaner[[/B]] Firuz Kutal, "En İyi Yaşayan Bilir"-Çizgi Öykü Kandemir Konduk, "Cumhuriyete Kadarki Mizahımız"-İnceleme Egeli Kadın Yazarlar, "Dünya Kadınlarına Çağrı"-Açık Mektup Abdullah Nihat Yılmaz, "Ebruli Pembe"-Deneme Orkun Levent Boya, "Güldür Be Kız... Canım Acıyor"-Tanıtı Hayriye Gümüşbaş, "Özgürlük"-Deneme Fatma N., "Uçan Süpürge"-Şiir Nuray Çakı, "Ağlasam","Dört Mevsim"-Şiir N. Dilek Çopuroğlu Demirdelen, "Ölüm Kapıda"-Şiir Tülay Akarsoy, "San Ki"-Şiir [[B]]KÜLTÜR-SANAT SÖYLEŞİ: Fikret OTYAM Seval Deniz Karahaliloğlu/"Yazı, Resim ve Fotoğrafla Geçen 60 Yıl"[[/B]] Neşe Ürel, "Görselliği İçinde Bir Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan"-Kültür-Sanat Kemal Ürgenç, "Don Kişot"- Karikatür [[B]]DÜNYA EDEBİYATINDAN - "Jorge Luis Borges" Fulya Bayraktar, "Hala Anlaşılmayı Bekleyen Yazar" Jorge Luis Borges, "Paracelsus'un Gülü"- Öykü[[/B]] Nefise Karataş, "Çıplak Bir Hüznün Bin Özrü" - Öykü Sofya Kurban, "Taşlar Kayarken"- Öykü Gürcan Banger, "Neşe'nin Hikayesi"-Öykü Özcan Güler, "Hasta Kırık Boynuzlar"-Bilim Kurgu [[B]]SAYGI: Abdulhak Hamid TARHAN Feyziye Alper, "Ölümden Doğan Şair"[[/B]] [[B]]Abdulhak Hamid Tarhan, "Makber'den"-Şiir[[/B]] Ahmet Uludağ, "Orda Kalmayan Köye"-Şiir Mustafa Ergin Kılıç, "S Ezgi"- Şiir Ayşegül Tercan, "Ressamın Unuttuğu"-Şiir Emre Fidel, "Şehrin Gölgesi"-Şiir Erkan Ezbiderli, "Ahtapot"-Şiir Behiye Aktürk, "......"-Şiir Oben Fışkır, "Gölge"-Şiir [[B]]KARANFİL ELDEN ELE[[/B]] Deniz Erdoğan,"Ateş Çemberi"-Öykü Papatya Ceren Bal, "Güldürmeyin Beni"-Şiir Kapak Resim:Firuz Kutal Kapak Şiir: Arkadaş Z. Özger
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
yol üstünde kara çalı baht gülüp gülümser değil dile gelip sormaz hali yar değil yaram sar değil menzili yolu yokuştur yorgun yaralı düşmüştür kanadı kırılı kuştur tüccar değil simsar değil sevda var serde üstelik dayanmak onca ustalık bir kıldan ince hastalık verem değil kanser değil içte yanarsa kor ataş basamıbilir bağra taş süzülür başaşağı yaş şarap değil kevser değil savıp atınca kibri bekler başucunda cibri gösterir olanca sabrı eyüp değil ensar değil
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
hareketle olur yağmur yağışı rüzgarın.. bulutu itişle başlar bazı şeyler misal.. ateş doğuşu odun yanıp duman.. tütüşle başlar hünerli sanatkar elleri işler kızdırır .. örse kor.. demiri işler gelir kimi kuşlar.. çamuru işler gagasına alıp.. tutuşla başlar savaşa hayır der aydın(!) kısımı işitmen mehmetim duyman sesini bayram günlerinde kurban kesimi koyunların boynu.. yatışla başlar mevla göstermesin başın eğişi müstesna beş vakit alnın değişi her sabah.. erkenden.. güneş doğuşu akşamın kaybolup.. batışla başlar sakın inanma.. dur.. diyen kitaba bakın.. baş üstünde..dönen mehtaba adına şehadet .. denen mertebe toprağa al kanın.. katışla başlar petrol pazarında bayrak yarışlar uzanır lokmaya.. alçak karışlar dünya üzerinde gerçek barışlar saldırana.. kurşun.. atışla başla
Başa Dön