"Yazmak, aslında hayatın kendisiyle alay etmenin en ciddi yoludur." ― Virginia Woolf"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Yazmayı düşündüğüm bazı şeyleri Ahmet Tekin derli toplu bir şekilde dile getirdi. Sevindirici olan bir diğer gelişme de nihayet bu forumda Orhan Pamuk bir "vatan haini" olarak değil, eleştirilmeye açık ama saygıyı ve takdiri de hakkeden bir yazar olarak tartışılıyor olması. Orhan Pamuk'un Türkçe kullanımının yayın dünyasında da çok tartışıldığını söyleyebilirim. Sayın Necat'ın "İngilizce söz dizimiyle" cümle kuruyor saptaması birçok açıdan doğru. Ancak söz konusu olan sadece İngilizce söz dizimi değil, Latin dillerinin söz dizimidir. Bu konuda elbette Orhan Pamuk eleştirilebilmelidir, ama bu sorunun (ki bir sorun olup olmadığını aşağıda tartışacağım) Türkçe literatün kısıtlılığından kaynaklandığını da büsbütün inkar edemeyiz. Bugün herhangi bir konu hakkında derinlemesine bir araştırma yapmak isteyen biri, çoğunlukla gözlerini Fransızca, Almanca ve İngilizce kaynaklardan ayıramayacak. Yani günlük hayatımızda Türkçe konuşuyor olsak ve yerli edebiyat okuyor olsak da, akademik ya da bilimsel araştırmalar konusunda büyük ölçüde yabancı metinlere mahkumuz. Bana kalırsa insan bütün gününü bu metinlerin arasında geçirdikten (ve buna ek olarak temel eğitimini bir Amerikan kolejinden aldıktan) sonra ister istemez bu dillerin söz dizimini benimsiyor. Şimdi tartışılması gereken bir nokta ise bu şekilde yazmanın yanlış olup olmadığı. Orhan Pamuk'un kitaplarında dilbilgisi hatası yok denecek kadar azdır. Bunda İletişim Yayınları'nın editörlerinin katkısı büyüktür kuşkusuz, ama sonuç olarak ortaya çıkan Orhan Pamuk metinleri, dil açısından ne kadar "bozuk" algılanırsa algılansın, aslında bozuk değildir. Farklıdır sadece. Bunları öne sürebiliyorum çünkü hayatının önemli bir kısmını yurt dışında geçirmiş ve anadil olarak o ülkenin dilini öğrenmiş biri olarak, aynı sorun bende de var. Kendimi elbette Orhan Pamuk'la karşılaştıracak değilim ama benim yazdığım metinlerin çoğu için insanlar "dil kullanımında bir gariplik" var diyorlar.. "Nedir?" diye sorduğumda söyleyemiyorlar. "Hatalı mı?" dediğimde "Hayır hatalı değil... Ama sanki Norveççe düşünüp, Türkçe yazıyorsun gibi," diyorlar. Bu kısmen doğru. Buna ek olarak, internette ve basılı yayınlarda da çoğunlukla Türkçe değil, İngilizce kaynaklardan yararlanıyorum. Bir yayınevinin editörü bir romanımı okuyup değerlendirdikten sonra bana "Daha çok Türkçe edebiyat okumalısın," dedi. En başta hak verdim. Ama sonra düşündüm ve kullanılan dil konusunda "farklı" olmanın ne gibi bir zararı var diye düşünmekten kendimi alamadım. Hatalı ya da bozuk olmadıktan sonra, bu nihayetinde bir zevk, dahası tercih meselesi olmuyor mu? Elbette bunu da sevenler çıkacaktır... Sayın Necat'ın diğer eleştirilerine katılamıyorum. Dil kullanımının "Türkçeye ihanet" olduğunu söylemek yanlış. Çünkü Türkçe'yi tek şekilde kullanmak gerekiyor diye bir zorunluluk yok. Türkçeye ihanetten bahesedeceksek, bu metin dahil, aşağı yukarı herkesin yazdığı metinlerde kullanılan Arapça, Farsça, ve Latin kökenli sözcükleri öne çıkarmamız daha doğru olur. Tüm ulusçuluğumuzu takınarak Türkçe'nin bu dillerin hepsinden daha güzel ve daha zengin olduğunu iddia edebiliriz çünkü. Ama Orhan Pamuk ne kadar "İngilizceciyse" hepimiz de aslında eşit ölçüde "Arapçacı ve Farsçacıyız." Sayın Necat'ın aşağıdaki tespitleri, [[I]]D. Neden Pamuk'un aklı başında hiç bir Avrupalı yazarca dikkate alınmadığından bahsetmiyorsunuz... E. Neden aslında Pamuk'un çok iyi bir romancı olduğunu söyleyemiyorsunuz[[/I]] ise tepeden tırnağa yanlış ya da keyfi. Orhan Pamuk'u birçok büyük yazar tebrik etmiştir, Nobel'den önce de Türkiye'de ve yurt dışında bir dizi ödül almıştır ve iyi bir romancı olmasaydı Nobel'den önce 100 ülkede, 44 dilde kitapları bulunmazdı. Hepsinin ötesinde edebiyat da bir sanattır ve sayın Ahmet Tekin'in tespiti, yani sanatın "öznelliği"ni kimse inkâr edemez. Bazılarımız beğenir, bazılarımız beğenmez. Ben birçok Nobel'li yazardan zerre kadar keyif almadım ve niçin Nobel aldıklarını da merak ettim. (Bu noktada "edebiyat ödülü" ve "edebiyat otoritesi" konuları aslında tartışılmalıdır. Nobel heyetini tanıyan kaç kişi var? Edebiyat konusunda ne gibi bir yetkinlikleri var?) Ama Nobel'den çok önce ilgimi çeken ve kitaplarını okuduğum bir yazar olan Orhan Pamuk'u kendi adıma başarılı, yazdığı konuları ilgi çekici (ve romancılığın gereği olarak eleştirel) bulduğumu söyleyebilirim ve gerekçe olarak, da tam olarak bu "sanatın öznelliğini" gösterebilirim. Saygılarımla, Diren Yardımlı
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Neyi, nerede, ne zaman ve nasıl söylemeliyiz, bilmiyoruz. Nobel, Orhan Pamuk ve Ermeni katliamı tartışması, milliyetçilik, uluşçuluk ve avukatlık kavramlarının tartışmasına döndü. Edebiyat ve tarihten girdik, neredeyse cebir ve geometriden çıkacağız. Kulaktan kulağa oyunu gibi. Tartışma, birbirimizi kırmadan ve rencide etmeden yapılırsa bir faydalı bir fikir alışverişi olarak ağzımızda tadı kalır. Fikirlerin farklılığı kadar güzel bir şey olamaz. Hepimiz aynı düşüncede olsaydık insana akıl ve düşünme yeteneği verilmesinin bir anlamı kalmaz, içgüdü ve dürtülerimizle yaşar giderdik. Bir kaç konuyu birbirinden ayırmamız gerekiyor. 1- Orhan Pamuk bu ülkenin bir değeridir, edebiyatçıdır, ünlüdür, romanları satılmakta okunmakta ve bilinmektedir. Nobel almasaydı ve hatta Nobel e aday olmasaydı bile Türkiye de ve dünyada yeterince tanınmış bir romancıdır. 2- Orhan Pamuk neredeyse tüm hayatını roman yazmaya adamıştır. Ortadaki emeği kimse inkar edemez. 3- Dilini, uslübunu, kurgusunu, hikayesini beğenenlerde olabilir beğenmeyenlerde. Bu durum yukarıdaki tespitleri değiştirmez. 4- Orhan Pamuk, hiçte birikim ve altyapısı olmayan bir konuda, üstelik ülkesini zor durumda bırakacak bir şekilde açıklama yapmıştır. 5- Bu, masum ve "benim fikrim böyle" diyebileceğiniz bir açıklama değildir. Bu bir düşünce değildir. Tarihin bir dönemine ilişkin somut verilerden (!) bahsedilmektedir. Bir milyon Ermeni ve otuzbun Kürt'ün öldürüldüğü söylenmiştir. 6- Bu ifade külliyen yanlıştır çünkü Ermeni Diasporasının iddiası dahi 450 bin Ermeninin katledildiğidir. Diğer taraftan 1920 lerde Anadolonun toplam nüfusu 13 milyondur. Neredeyse Anadolu ve Trakya tüm nüfusunun %10 unun katledildiği gibi kendi içinde tutarsız bir açıklama. 7- Bunun arkasına ilave edilen "30 bin Kürt katledildi" sözü ise son derece konjöktürel ve Avrupadaki Türkiye aleyhtarlarının söylemidir. Türkler Kürtleri katlediyor.(!) PKK terönün elinde bu milletin yıllardır neler çektiğini hepimiz biliyoruz. 8- Bu konuda kendi içinde çelişkilidir. Oysa Ermeni çetelerinin Ağrı Van Erzurum ve diğer bölgelerde katlettiği müslümanların hemen tamamı Kürt asıllı kardeşlerimizdir. Orhan Pamuk bu konulara girmişken bir de Ermeniler kaç Müslüman Kürt ve Türk ü katlettiler? Bu sorunun da cevabını vermesi lazım. 9- Orhan Pamuk'un dudaklarından çıkan bu talihsiz söz, kim ne derse desin Avrupadaki bir takım etkili odaklara şirin gözükmek için söylenmiştir. ( Necip Mahfuz'da kendi milletini aşağılayarak ödül almış bir yazardır.) 10-Yine bu söz ile ilgili küçük bir saptamada daha bulunmak istiyorum (ki bu saptamayı "zihinsel bölünmüşlüğü bir tarafa bırakıp Nobel'i ve Orhan Pamuk'u kutlayalım" diyen Fehmi Koruya'da mail yoluyla ilettim) *Orhan Pamuk bu demeci bir İSVEÇ Gazetesine vermiştir *Nobel Ödülleri İSVEÇ Kraliyet Akademisi tarafından verilmektedir. *Olaf Palme cinayetine İSVEÇ PKK nın en rahat çalıştığı, örgütlendiği Avrupa ülkesidir. Ki bu durum ..."30 bin Kürt öldürüldü" cümlesinin ne amaçlama kurulduğunu da açıkça göstermektedir. 11-Orhan Pamuk bu cümlelerin sahibi olarak artık aldığı ödülün üzerindeki gölge ile yaşamak zorundadır. Nobele giden yolu siyasi argümanlarla süslemeyi kendisi tercih etmiştir. Keşke demeseydi.. Keşke zamanı geriye sarıp bir de aksini deneseydik. Yine alabilir miydi? 12- Uluslararası arenada Yaşar Kemal daha tanınmış ve daha yetkin bir yazardır. Fakat ülkesini bu denli zor duruma düşürecek bir açıklama asla yapmamıştır. Ne yazarlığını, ne solculuğunu ve ne de entellektüel düşüncesini kimse tartışamaz. İşte entellektüel namus budur. 13- Bütün bunları savunumak ne milliyetçiliktir, ne ulusçuluk, ne de başka bir şey. Uluslararası ilişkiler görünürde büyük bir centilmenlik ve nezaket içinde yürütülür ancak esas olan çıkarlardır. Siyasi çıkarlar uğruna edebiyatıda kullanırlar edebiyatçımızı da. Edebiyata siyaseti bizzat edebiyatçının kendisi bulaştırmıştır. Her tez kendi antitezini doğurur. Her şeye rağmen foruma yazdığım, "Kendi tarihini vuran Edebiyat" başlıklı yazının hiç bir yerinde Orhan Pamuk için hain, alçak gibi ifadeler kullanmadım, iftira etmiştir, rencide etmiştir gibi ifadeler kullandım. Bu nedenle Sayın Diren'in biz karşı tez sahipleri hakkındaki "çapulcular" ifadesini üzerime almıyorum. Ancak gönlüm bu tür seviyeli, en azından konu itibrıyla seviyeli olması gereken tartışmalarda bu tür kelimelerin kullanılmasından yana değil. Kaldı ki burada tartışan arkadaşların belli bir eğitim ve kültür düzeyinde oldukları anlaşılıyor. Benim gibi edebiyatçı olmayan, ama edebiyatı sevenlere öğreteceğiniz çok daha güzel şeyler olmalı... Selamlarımı sunuyorum Ahmet Tekin
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
gercektende gormemisin oglu olmus cekmis cukunu koparmis bu nedirki diye.. yamuk orhana verilen odul haketti etmedi bizim bazi cevrelerce oyle dile dolandi ki.. herhangi bir art niyetten yoksun.. tamamen icten duygularla yola dokulenler.. siz bize nasil iftira atarsiniz .. komodinin gozunden birakin besibiyerdenizi calmayi orda takilariniz bulundugunu bile bilmiyordum... getirin ekmek el basiyim ki ben yapmadim etmedim havasinda.. kendi kendilerini heber etmeye basladilar.. saray pasa cocugu ertugrul gecenlerde cikis yapmisti.. tore turk gelenegi degil diye.. niye biz gocunuyoruz diye.. gercektende.. onca kaldim arvupada.. bir turk yanlizca kendisinin orda bulunmadigi ayni zamanda turklugu temsil ettigi bilinci ile bi otoposta kalkip yer verirken..her daim yolunda adam gibi yururken .. pis kara vatandas ise tersine her adiligi yaparken.. nasilki bir gurcu moldav ukraynali kimligine bakilmaksizin rus diye adlandiriliyorsa.. orda bir pis kara vatandasda rahatlikla turk diye adlandirildigi icin.. kalkipta bir frenkin tepkisine milliyetci duygularla saf saf karsi cikmaninda yanlis oldugu gorusundeyim.. kaldi ki git dagdan davar cobanini getir sor.. bir ahmak bul onune atlas koysun haritayi acsin o karpuz kesilen cografyada hangi halkin .. halklarin..yasadigini bilir dolayisi ile kimin karpuzunu kimin kestigini bilir o nedenle yok oyle bisi diye salya sumuk .. kendisinin yas itibari ile tanik olmadigi devirde..olmadi oyle bisi diye aglamak yerine olmussa olmustur.. bana ne bundan.. vaktiyle balkanlarda benimdi balkanlarda onca katledilen turkudemi ben kestim diyebilmeli sevr ile basima bela ettiginiz milletlerinizi alin munasip bir avrupa birliginize alin.. aha bugun bile basima bela ettiginiz kamburun marifeti diye bakabilmeli .. farkli perspektiften mevzuuya nail olmali kanimca sanirsam bence..
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
çamaşır ipi birazdan koptu kopacak düşürme bari çorapların teki kalsın akşama ev sahibi kiraya gelecek yanında bir bıçakla bir çakı kalsın gelirken getir az devedişi köy narı severim karşı komşumuz deli aynuru ver ordan elli gıram gıravyer peyniri dostluk ebedi arkadaşlık baki kalsın füze uçurmuşlar geçen ayın altısı kaza geçirmişler neclayınan eltisi kahvaltıda yaparız masanın örtüsü gastenin kendisini alda eki kalsın dolabın gözünden sahan çıkarda tuzu serp sanayağı ile topla yumurtayı çırp sonra ikiye böl tekrar iki ile çarp sağlama yap sil baştan yine iki kalsın yanmazsa ocak pişmez pilav diri kalır aşık ölür burcu burcu şiiri kalır ödemem borcumu olurda haciz gelir bir uzanıp yattığım tahta seki kalsın türk dilini konuşurum hayli akıcı dikkat et elime vurma sakın çekici hasta düşsem başucumda hastabakıcı istemem hemşire yeter beriki kalsın insanoğlu kuş misali çıkar uzaya birgün olur uğrarsam görünmez kazaya adımı iyi ezberle al hafızaya fakir pan ölürsede bari niki kalsın...... .................................................................. seni ben görmeeeden ölmeeem ölmeeem... ölmeeem ölmeeem... yaz günleri bile bahardır henüz ergimemiştir kar en uçlarında gümüşten süzülme berrak ve temiz su içmişliğim var yamaçlarında sığınır gölgene yatar yaslanr ağlar karşı dağa öter seslenir çeşit çeşit türlü kuşlar beslenir kuşburnu ahlat ve aluçlarında dallarında vişne kiraz oynaşır boyar ala beyaz giysem çamaşır şeftalini soymaz isem kamaşır ürperti belirir diş uçlarımda yıldızlarla mehtap beriye durur yakamozlar döke sürüye yürür gider gelir derya kıyıya vurur köpürür dalgalar avuçlarımda şarıldar su akar güle sürünmüş şavkır ay parıldar ala bürünmüş mutluluk mücevher yola serilmiş ipekten bir halı başuçlarımda baktıkca insanın bakası gelir dalınca gözlerin uykusu gelir yabangülü kekik kokusu gelir bir memleket var en içlerimde dururken orada gönülde tacı olması gurbette elbette acı başımın üstünde hayat ağacı çiçekler açılır daluçlarında...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
A. Ulusçulukta humanizm ve tüm dünya ırklarını onurluca sevmek vardır. Milliyetçilikte ise önce kendi ırkım, rengim düşüncesi hakimdir. Ulusçuluk ve milliyetçilik ancak ve ancak sözlükte eş anlamlıdır... B. Tartışma bu değildi ki... C. Neden Pamku'un Türkçeye ihanetini mevzu bahis etmiyorsunuz... D. Neden Pamuk'un aklı başında hiç bir Avrupalı yazarca dikkate alınmadığından bahsetmiyorsunuz... E. Neden aslında Pamuk'un çok iyi bir romancı olduğunu söyleyemiyorsunuz... F. Popüler etkilenim dediğimde: Pamuk'a verilen tepkinin tv lerdeki basit görüntülerle yargılanıyor olmasını kastettim... G. Tartışmak iyidir tabi... Ama bana ilginç gelen de emperyalizm kelimesinin bu kadar nasıl içi boş gösterilebildiği... Kutlamak lazım U.S.A yı- şu anki en büyük emperyalist- Saygılar...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
İlginç olmaya başladı... Öncelikle hakaret olarak algılanabilecek ama şu an için sadece coşkunuza vermeyi yeğlediğim "Sanırım Sayın Yardımlı popüler etkilenimlere çok açık." cümlenize bir açıklık getireyim. Bana böyle bir suçlama yöneltirken, gerekçeniz de (anladığım kadarıyla) milliyetçilik ve ulusçuluğu karıştırmış olmam. Aslında karıştırmadım. Şu aşamada bu konuda daha fazla tartışmaya girmemek için en kestirme yolu düşündüm ve kuşkusuz, özellikle sizin referansını "geçerli" sayacağınız TDK'ya başvurdum. Bakın ne diyor milliyetçilik, ulusçuluk vs. için. [[B]]milliyetçilik -ği, isim: [[/B]]Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı,[[B]] ulusçuluk[[/B]] Sağlama yapıyorum. [[B]]ulusçuluk -ğu, isim: [[/B]]milliyetçilik Diyeceksiniz, sen "ulusçuluk" demedin, sadece "ulusçu" dedin. [[B]]ulusçu, isim: [[/B]]Milliyetçi. [[B]]milliyetçi, isim: [[/B]]Milliyet ilkesini benimseyen, [[B]]ulusçu [[/B]] Beni tam olarak neyle suçluyorsunuz? Arapça yerine Türkçe'yi tercih etmekle mi? Diğer maddelerine gelince. [[I]]"Avukatlık ancak ve ancak biri kendini savunamıyorsa ulvidir"[[/I]] Yanılıyor olabilirim ama bildiğim kadarıyla avukatlık hakkından yararlanmak herkesin hakkıdır ve hukuk devletinde mahkemeye çıkarılan herkesin bir avukata sahip olması zorunludur. [[I]]"Sayın Pamuk'u linç girişimleri doğru değil tabiki. Ama böyle bir durum olduğunu düşünmüyorum."[[/I]] Televizyonlarda (Türkiye'de ve tüm dünyada) yüzlerce kez oynamşıtır bu görüntüler. Yoksa orada olup biten dostça bir itiş kakış mıydı? Bunun yanısıra "linç" girişimleri, bundan da çok sözel olarak yapıldı ve hala yapılıyor. [[I]]"Ben sadece Orhan Pamuk'un serbestçe ama serbestçe düşlüncelerini açıklamsına saygı duyarım ama Sayın Pamuk özgür değil, mecbur..."[[/I]] Bu keyfi bir yaklaşım. O da diyebilir ki "Sen devletin ağzıyla konuşuyorsun. Bunlar senin görüşlerin değil!" Nereye varırsınız? En güzelini sona sakladım. [[I]]"Sayın Yardımlı ulus kavramına emperyalist ve milliyetçi gözle bakıyor."[[/I]] Emperyalist lafını duymaktan gına geldi artık öncelikle. Anlatmaya çalıştığım"ulusal paranoyamızın" bir kanıtı da, dünyada olup biten herşeye "emperyalist" damgasını vuruyor olmamız. Sonunda geldi çattı, Nobel de emperyalist bir girişim oldu! İlginçtir, bunu bu memleketin sağcısı da solcusu da yapıyor... "Ulus'a milliyetçi bir gözle bakıyorum" suçlamasını ise tepeden tırnağa kabul ediyorum. Saygılarımla, Diren Yardımlı
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
1. Sayın Yardımlı ulus kavramına emperyalist ve milliyetçi gözle bakıyor. 2. Ulus kavramını ülkücüler savunamaz zira bu ideoloji 'Türk milliyetçiliği' üstüne kurulmuştur.Sayın Yardımlı'nın ' İki yüzlü Batılılar!" diye betimlemeye çalıştığı ulusçuluk değildir. Milliyetçiliktir. Sanırım Sayın Yardımlı popüler etkilenimlere çok açık. 3.Avukatlık ancak ve ancak biri kendini savunamıyorsa ulvidir. Ama Sayın Pamuk'un dili ve imkanı var fakat herkesçe malum ki tek kelime yok. Çünkü Uğur Mumcu'nun dediği gibi Sayın Pamuk'ta bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar sınıfına giriyor. 4.İnsanlar acaba kendilerine şunu soruyor mu: Neden Sayın Pamuk Irak hakkında bir şey söylemiyor, söyleyemiyor. Bu mudur düşünce özgürlüğü? Düşünce özgürlüğü güdümlü olamaz, olursa Sayın Pamuk'un ki gibi komik olur. 5.Başarılı sanatçı kimdir? Başarı ölçütü nedir tartışılır. Zaman olduğunu sanmam ama tartışılmayacak şey Orhan Pamuk felaket bir romancıdır. 6.Sayın Pamuk'u linç girişimleri doğru değil tabiki. Ama böyle bir durum olduğunu düşünmüyorum. Belli kaynaklarca yönlendirilen toplum mühendisleri iş başında, Orhan Pamuk gittikçe herekese daha şirin gözükecek, merak etmeyin... 7.Ben sadece Orhan Pamuk'un serbestçe ama serbestçe düşlüncelerini açıklamsına saygı duyarım ama Sayın Pamuk özgür değil, mecbur... 8. Sayın Pamuk eğer bir gün çıkıpta dürüst bir şekilde evet ben ermeni çıkarları için veya başka bir grubun çıkarları için mücadele ediyorum derse o zaman onun o bu özgürlüğüne, düşüncelerine, romanına saygım gelişir ve dinlerim. Aksi halde riyadan öteye gidemeyiz...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Aşağıda bu ödülü kazananların listesini veriyorum. Bakalım bir bakışta, kaç tanesinin ismine aşinasınız?... Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazananlar 1901 Sully Prudhomme, Fransa 1902 Theodor Mommsen, Almanya 1903 B.Bjornson, Norveç 1904 Frederic Mistral, Fransa ve J.Echegaray, İspanya 1905 H.Sienkiewicz, Polonya 1906 Geosue Carducci, İtalya 1907 Rudyard Kipling, İngiltere 1908 Rudolf Eucken, Almanya 1909 Selma Lagerlof, İsveç 1910 Paul von Heyse, Almanya 1911 Maurice Maeterlinck, Belçika 1912 Gerhart Hauptmann, Almanya 1913 Sir R.Tagore, Hindistan 1914 Ödül Verilmedi 1915 Romain Rolland, Fransa 1916 V.von Heidenstam, İsveç 1917 Karl Gjellrup, Danimarka ve H. Pontoppidan, Danimarka 1918 Ödül Verilmedi 1919 Carl Spitteler, İsviçre 1920 Knut Hamsun, Norveç 1921 Anatole France, Fransa 1922 J. Benavente y Martinez, İspanya 1923 William Butler Yeats, İrlanda 1924 Wladyslaw Reymont, Polonya 1925 George Bernard Shaw, İrlanda 1926 Grazia Deledda, İtalya 1927 Henri Bergson, Fransa 1928 Sigrid Undset, Norveç 1929 Thomas Mann, Almanya 1930 Sinclair Lewis, ABD 1931 Eric Axel Karlfeldt, İsveç 1932 John Galsworthy, İngiltere 1933 İvan Bunin, SSCB 1934 Luigi Pirandello, İtalya 1935 Ödül verilmedi 1936 Eugene O'Neill, ABD 1937 Roger Martin du Gard, Fransa 1938 Pearl S. Buck, ABD 1939 Frans Eemil Sillanpää, Finlandiya 1943 Ödül verilmedi 1944 J.V. Jensen, Danimarka 1945 Gabriela Mistral, Şili 1946 Hermann Hesse, İsviçre 1947 Andre Gide, Fransa 1948 T.S. Eliot, İngiltere 1949 William Faulkner, ABD 1950 Bertrand Russell, İngiltere 1951 Par Lagerkvist, İsveç 1952 François Mauriac, Fransa 1953 Sir Winston Churchill, İngiltere 1954 Ernest Hemingway, ABD 1955 Halldör Laxness, İzlanda 1956 Juan Ramön Jiménez, İspanya 1957 Albert Camus, Fransa 1958 Boris Pasternak, SSCB (Ödülü reddetti) 1959 Salvatore Quasimodo, İtalya 1960 Saint-John Perse, Fransa 1961 Ivo Andric, Yugoslavya 1962 John Steinbeck, ABD 1963 Georgios Seferis, Yunanistan 1964 Jean-Paul Sartre, Fransa (Ödülü reddetti) 1965 Mikhail Şolohov, SSCB 1966 Shumuel Yosef Agnon, İsrail ve Elly Sachs, İsveç 1967 Miguel Angel Asturias, Guatemala 1968 Yasunari Kavabata, Japonya 1969 Samuel Beckett, İrlanda 1970 Aleksandr Soljenitsin, SSCB 1971 Pablo Neruda, Şili 1972 Heinrich Böll, AFC 1973 Patrick White, Avustralya 1974 Eyvind Johnson, İsveç ve Harry Martinson, İsveç 1975 Eugenio Montale, İtalya 1976 Saul Bellow, ABD 1977 Vicente Aleixandre, İspanya 1978 Isaac Bashevis Singer, ABD 1979 Odisseus Elitis, Yunanistan 1980 Czesraw Milosz, ABD 1981 Elias Canetti, Bulgaristan 1982 Gabrial Garcia Marquez, Kolombiya 1983 William Golding, İngiltere 1984 Jaroslav Seifert, Çekoslovakya 1985 Claude Simon, Fransa 1986 Wole Soyinka, Nijerya 1987 Joseph Brodsky, ABD 1988 Necib Mahfuz, Mısır 1989 Camilo Jose Cela, İspanya 1990 Octavio Paz, Meksika 1991 Nadine Gordimer, Güney Afrika 1992 Derek Walcott, St. Lucian 1993 Toni Morrison, ABD 1994 Kenzaburo Oe, Japonya 1995 Seamus Heaney, İrlanda 1996 Wislawa Szymborska, Polonya 1997 Dario Fo, İtalya 1998 Jose Saramago, Portekiz 1999 Günter Grass, Almanya 2000 Gao Xingjian, Çin 2001 V.S. Naipaul, İngiltere 2002 Imre Kerttesz, Budapeşte 2003 John Maxwell Coetzee, Güney Afrika 2004 Elfriede Jelinek Avusturya 2005 Harold Pinter Birleşik Krallık 2006 Orhan Pamuk Türkiye Nobel Edebiyat Ödülünü Alanların Ülkeleri Fransa(13), A.B.D.(9), Almanya(8), Birleşik Krallık(8), İsveç(6), İtalya(6), İspanya(5), Rusya(5), İrlanda(4), Polonya(4), Danimarka(3), Norveç(3), Güney Afrika(2), İsviçre(2), Japonya(2), Şili(2), Yunanistan(2) ve 1 kez kazananlar: Avustralya, Avusturya, Belçika, Çekoslovakya, Finlandiya, Guatemala, Hindistan, İsrail, İzlanda, Kanada, Kolombiya, Macaristan, Meksika, Mısır, Nijerya, Portekiz, St. Lucia, Türkiye, Yugoslavya. Sadece, Fransız yazar Jean Paul Sartre reddetti.(1964) Rus yazar Boris Pasternak ise reddetmek zorunda kaldı.(1958) Nobel edebiyat ödülünü kazanmamış olan bazı ünlü yazarlar: Anna Ahmatova, Jorge Luis Borges, Bertolt Brecht, Anton Çehov, Aldous Huxley, Henrik Ibsen, Arthur Miller, Maxim Gorki, George Orwell, Lev Tolstoy, Arnold Toynbee, Mark Twain, Virginia Woolf... Kazananlar yanında kazanamayanlara bakınca, Orhan Pamuk'la gurur duymamak mümkün mü?.. Tolstoy da kim oluyormuş? Peki ya Çehov?.. Nerde Gorki, Nerde anarşist Kropotkin??? Bence; biraz da Nobel Edebiyat Ödülü'nü tartışmak gerekir... Bir yazarın bu ödülü almış olması, o yazarın iyi ya da diğer yazarlara göre daha iyi bir yazar olduğunun göstergesi midir? Mesela, böyle bir değerlendirmeye göre, Orhan Pamuk, Çehov'dan ya da Tolstoy'dan daha iyi bir yazar mıdır? Bakalım, halen okunan Wolf, Miller, Twain gibi, Orhan Pamuk da klasikleşe-bile-cek mi? "Bunu zaman gösterecek" diyenlere yeniden yukarıdaki listeyi incelemelerini öneririm. O listedeki kaç yazarın eserleri klasikleşebilmiş, kalıcı olabilmiştir?.. Dilerim Orhan Pamuk olur!.. Zira, artık alabileceği en büyük ödülü almıştır. Söylemlerinin mi, yazdıklarının mı daha önemli olduğunu, bundan sonraki üretimleriyle gösterme, kanıtlama işi artık sadece ve sadece kendindedir...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Burada insanın içini tüketecek bir soykırım tartışmasına daha girişmeyeceğim. Sadece şunu söylemekle yetineceğim. Türkiye resmen on binlerce Ermeni'nin öldürüldüğünü, yani "katledildiğini" kabul ediyor zaten; ama bunun bir "soykırım" olmadığını ve daha da önemlisi Ermenilerin de bir o kadar Türk'ü katlettiğini öne sürüyor. Yani resmi tez düşünüldüğü kadar katı değil. Türkiye'nin resmi tezinin temel dayanağı ise bir savaşın olması ve her iki tarafın da savaşıyor olması. (Yahudi katliamı bu yüzden bir soykırım, çünkü Yahudiler Almanlarla savaşmıyorlardı.) Orhan Pamuk ise röportajında "soykırım" lafını kullanmadı, ama sayısını yanlış verdi ve bir katliamdan söz etti. Tarihin o döneminde ne olduğu konusunda Orhan Pamuk ve milyonlarca Türk ve Ermeni gibi birşeyler "iddia etme" yanılgısına düşmeyeceğim, çünkü bilmiyorum. Ve bir tarihçi olmadığıma göre, bu konudaki gerçekleri bilmemek benim en doğal hakkım. Meselelerle "ulusçu" bir açıdan bakmaya gelince... Biz farkında olmadan, bu "ulusçu" bakışımız yüzünden sürekli kendimizi kısıtlıyoruz ve sığ tartışmalardan başımızı bir türlü kaldıramıyoruz. Eleştirimin kaynağında bu düşünce var. Ulusçuluk elbette kötü birşey değil, insanın vatanıyla, halkıyla ve tarihiyle gurur duyması, en başta kendine olan güvenini sağlayacaktır. Bizim de kendimizle her açıdan gurur duyabileceğimiz denli zengin bir tarihsel ve kültürel geçmişimiz var. Ama ben bizim burada uyguladığımız ve yaşattığımız ulusçuluğun kaynağında Türkiye'ye olan inanç, Türk milletine olan sevginin yattığına inanmıyorum. Çok daha içtensiz bir ulusçuluk akımı görüyoruz burada. Sevgiden çok, nefretle ve kuşkuculukla beslenen bir ulusçuluk bu. Batı'ya karşı olan hısım, hayranlık, nefret, kıskançlık ve gıptanın bir karışımdan kaynaklanıyor. Avrupa'ya "gününü gösterebildiğimiz zaman" coşan, Avrupa'dan bir darbe yiyince de "İki yüzlü Batılılar!" şeklinde kendini dışavuran bir ulusçuluk bu. Bu ulusçuluğun merkezinde Türkiye değil, Batı yatıyor. Kendimizle gurur duyduğumuz, kendimize güvendiğimiz ve kendimizi saydığımız için "ulusçu" değiliz, ezildiğimiz için ulusçuluk siperlerine giriyoruz. Yıllarca yurt dışında yaşadım ve yersiz bulacaksınız belki ama ben gerçek anlamda ulusçuluğu orada, küçük bir markette gördüm. Marketin sahibi, dünyayla dalaşmadan, sürekli ezildiğine ve kazık yediğine inanmadan, sattığı domateslerin üzerine şöyle bir not yazmıştı: "HAKİKİ NORVEÇ DOMATESLERİ" Norveç'in domateslerinde iş yok. Sapsarı ve tatsız tuzsuzlar... İnasnlar da yanında fiyatı çok daha ucuz olan ve tadı çok daha lezzetli olan İtalyan domateslerini alacaklarına, bu domatesleri alıyorlardı. Ulusçuluğu herşeye çorba etmek, herşeye "önce ulusumuz için yararlı mı" diye bakarak onaylamak ya da reddetmek zaten bana kalırsa yanlış. Newton yer çekimini keşfettiğinde bunu İngiltere için yapmadı, bilim için yaptı. Platon Devlet'i yazdığında bunun antik Yunanistan için yapmadı, felsefe için yaptı. Orhan Pamuk da yazıyor. Ulusu için, devleti için, vatanseveri için yazması gerekiyor diye bir mecburiyet yok. Ben bir yazarın ortaya çıkıp, kıran kırana Türk toplumunu eleştirebilme hakkının kendisine tanınmasını istiyorum. Bunu yapamayacaksa, ne diye bu topraklarda, bu dilde yazsın? Üzerinde on milyonlarca "ılımlı ülkücünün" baskısıyla yazar olunmaz. Onları "rencide etmemek" kaygısıyla yazmaya başlayan biri, çok yakında kağıdı kalemi elinden atmak zorunda kalır. Avukatlık yakıştırması nahoş sayın Necat, ama adı illa adı bu olsun diyorsanız, şu anda bu ülkede edebiyata ve sanata inanan herkesin Orhan Pamuk'un avukatlığını yapması gerekir. Ama bu "avukatlık" tabiri yine de düşündürücü. Demek ki sorgulama ve eleştirme yetimizi o denli yitirmişiz ki (bunda MEB'in katkısı muazzam) resmi teze (ya da yeri geldiğinde, çoğunluğun inancına) terş düşen bir yazara arka çıktığımız zaman (dikkat edeni *yazara*, yazarın tezine değil) bunun adı "onun avukatlığını" yapmak oluyor. "Fikir beyan etmek" ya da "farklı bir açıdan bakmak" değil, AVUKATLIK yapmak. Suçluların avukatlığı yapılır. Sevgili Necat, Orhan Pamuk bir suçlu değil ve onun konuşma ve yazma hakkına arka çıkarak, farkında değilsiniz şu an, ama sizin de avukatlığınızı yapıyorum ben. Yarın belki "Ya, bize hep böyle söylenmiş, herkes böyle düşünüyor ama ben galiba bundan çok emin değilim" dediğiniz bir konuda şu an Orhan Pamuk'a tanılması gereken özgürlüğü siz talep edeceksiniz. Çapulculara gelince sayın Necat; ben Orhan Pamuk'u linç etmek isteyenlerden "çapulcular" olarak bahsettim. Bildiğim kadarıyla Özdemir İnce'nin böyle bir niyeti yoktu. Düşüncelerime katılmayabilirsiniz, ama lütfen yazdıklarımı kasten yanlış yorumlamayın ve öyle ilan etmeyin. Nobel'in "Türkiye'yi bölme emellerine" gelince de, bugüne dek Nobel kazananların bir listesine bakmanızı öneriyorum. Son olarak, öyle görünüyor ki bir kez daha başarılı bir sanatçımızla gurur duymayı ancak zamanla (ve iş işten geçtikten sonra) öğreneceğiz. Orhan Pamuk ne yazık ki bunun ne ilk örneği, ne de son örneği olacak gibi... Saygılarımla, Diren Yardımlı
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Öncelikle Sayın Yardımlı'nın ilk cümlesi aslında tüm bu tartışmaları özetliyor. Ulusçuluk. Ulus kavramını savunmak; insanlığı savunmaktır, bir arada etnik ve dini kimlik farkı gözetmeksizin yaşamayı savunmaktır, bağımsızlığı ve dolayısıyla onuru -makro ve mikro- savunmaktır. Her meseleye ulusçu açıdan bakan bir ülkede olduğumuzu düşünmüyorum. Keşke öyle olabilseydi. O zaman Cumhuriyetin yetiştirdiği bir yazar olan Sayın Diren Yardımlı 'ulus' kavramını bu kadar içi boş bir şekilde küçümsemeye çalışmazdı. Sayın Yardımlı'nın forum yazısındaki bir başka argümanı Pamuk'un o lafı etmeseydi de nobeli alabileceğidir. İnanın bu imkansız herkes yurt içi- dışı tüm bu işin içindeki yazarlar hatta vatandaşlar biliyor ki Pamuk'a nobel o cümle sayesinde verildi. Esasında bunu Pamuk'ta biliyor ve zaten bunu 2 sene önce dile getirmişti. Hiç unutmuyorum cümle şöyleydi 'Benim önümü Avrupada tıkıyorlar, çeşitli lobiler var, ben bunları bir şekilde aşacağım' .Yine herkesçe biliniyor ki; Pamuk'un kitapları satılmıyor, sadece malum lobilerce yurt içi ve dışında parayla bastırılarak satıldı izlenimi veriliyor. yurt içinde Sibel Can kasedine yapılan promosyon yapılmadı 'kar' kitabına. Sayın Yardımlı kime çapulcu diyor anlamadım ama Özedemir İnce çapulcu mu? Yaşasaydı Attila İlhan da mı çapulcu olacaktı... Bir de Orhan Pamuk ve eserleri var. Orhan Pamuk ve Türkçe bir araya gelemez çünkü o yazarken İngilizce söz dizimi ama Türkçe kelimeler kullanıyor. İşte asıl satılmışlık da burada zaten. Malum cümle önemli değil, Türkçe'ye yapılan bu ihanet önemli. Bu özellikle gözden kaçırılıyor. Ayrıca eserleri edebi açıdan vasatı aşamaz, birinin çalıntı olduğu biliniyor. Bu ülkede Nazım Hikmet'e, Yaşar Kemal' e verilmeyen hiç bir ödülül kabul etmiyorum... Sarte meselesine gelince Sartre ödülü reddetmiştir. Evet belki bahanesi ödül beni sınırlar olmuştur ama reddetmiştir. Sartre hiç bir zaman Pamuk gibi halkını aşağılamamıştır. Sözde Ermeni soykırımı meselesine gelince; bir edebiyat yazarının durup dururken, konu hakkında bilgisi olmadan-hali hazırda da bilgisi yok- evet bu soykırım yapıldı demesi satılmışlıktır, başka bir şey değil... Her aklı başında tarihçi biliyor ki soykırım değildir o olaylar. Fransızların ayarttığı Ermeni çetelerin ihanetine yine emperyalist Fransızlar'dan alınan silahlarla verilen karşılıktır... Soykırım'ın anlamına bakılsa bile olay çözülür... Ama özellikle bu emperyalist güçlerce bu yapılmıyor ve Ermeni ve Türk halkı birbirine düşman hale getiriliyor... Orhan Pamuk kitaplarını okuyun tabi sonuçta kitaptır ama 'cin ali' kalitesinde...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Dünyada her meseleye bu denli "ulusçu" bir açıdan bakan herhalde başka hiçbir millet yoktur. Orhan Pamuk'un Nobel'i aldığı gece, yazgısı belirlenmişti bile. "Biz de Ermenileri katlettik" dedi diye vatan haini ilan edildi. Ardından kasıtlı ya da bilinçsiz karalama kampanyaları başladı. Türkiye yazarını yargılamaya koyuldu. Önce mahkemeden başladı, sonra sokaklara döküldü. Sokaklarda da kalmadı, başka meslektaşları da onu yargılamaya başladılar. Ödülü aldıktan sonra, birkaç gün içerisinde Orhan Pamuk Türkiye'nin "istenilmeyen adamı" ilan edildi. Peki Orhan Pamuk "Biz de Ermenileri katlettik" dememiş olsaydı ne olacaktı? O gün İsviçreli gazetecilerle randevusunu kaçırmış olsaydı ya da "Aman, bırakın bana böyle saçma sapan sorular sormayı" demiş olsaydı ne olacaktı. Gazete manşetleri: "Türkiye için müthiş bir tanıtım fırsatı!" "Milyonlarca dolarlık reklam değerinde bir Türkiye tanıtımı!" "Orhan Pamuk ilgiyi Türkiye'ye yöneltti." "Tüm yabancı basın bir Türk'ü konuşuyor!" "Chirac bir Türk yazarını kutladı!" "Türk edebiyatı AB'ye girdi bile!" Ve en önemlisi Orhan Pamuk yazdığı romanlarla Türkiye'ye yüz binlerce, belki de milyonlarca turistin gelmesini sağlamış olacaktı, hatta borsa bile belki fırlayacaktı. Uzun lafın kısası Orhan Pamuk ulusal bir kahraman olmuş olacaktı. Peki edebiyat tüm bunların neresinde duruyor tam olarak? Hani kitaplar falan da yazmıştı bu adam... Biraz daha uzaktan bakmaya razı olanlar için... Bir yazar edebiyat dünyasının en büyük ödülünü almış. Dünyada şu anda bu konuyu tartışmayan bir edebiyat çevresi bulamazsınız. Bırakın edebiyat çevrelerini, İngiltere'de ulusal bir gazete olan The Guardian'ın internet sitesinde Orhan Pamuk hakkında Türkiye'de bulabileceğiniz tüm kaynaklardan daha fazla kaynak bulabilirsiniz. Guardian benim son keşfim. İnternet şu anda Orhan Pamuk'la dolup taşıyor. Ve ilginçtir söylemesi, tüm makaleler, araştırmalar, röportajlar... neredeyse hepsi Orhan Pamuk'un kitapları ve edebiyatçı kimliği etrafında dönüyor. Ermeniler hakkında söylediği sözler sadece "Türkler bu ödüle sevinemedi çünkü..." başlığı altında yer alıyor. Kimse "hakketten Ermenileri katlettiniz mi? Hadi bir daha söyleyin de duyalım... Hadi bir daha!" demiyor. Orhan Pamuk yaygın kanının(!) aksine yaptığı politik sivriliklerle Nobel'i almadı. Öyle olsaydı Nobel'i ondan önce almayı hakketten bir sürü sivrizeka var aslında. Öyle olsaydı zaten Nobel'in de dünya için zerre kadar önemi olmazdı. Orhan Pamuk yazdığı on adet kitabıyla aldı Nobel'i. İsveç akademisinin derdi "ülkeyi bölmek" falan değildi. Sartre da Fransa'da "istenmeyen adam" ilan edildiği sıralarda Nobel'le lanetlenmişti. Niye mi? Fransa'yı bölmek istediği için değil, varoluşçuluğun ilk meyvelerini verdiği için. Orhan Pamuk'un tarihsel bir konuda ettiği yersiz lafları kutlayan üç beş bin Ermeni çapulcu varsa var; bunun için Orhan Pamuk'u linç etmek isteyen bir avuç da Türk çapulcusu var. Hiç kuşkum yok, hiçbir çapulcu takımı henüz 200 sayfalık bir romanın üstesinden gelebilmiş değildir. Ama Ermeni çapulcularının bizimkilere oranla bir üstünlükleri var. Onların sesleri bütün dünyada çıkıyor, bizimkilerin sesi ise sadece burada (bize karşı) çıkıyor. Çıksınlar internette yabancı sitelerde savunsunlar görüşlerini. Ama bizim çapulcuların gerçekten "Orhan Pamuk haindir!"den öte bir görüşleri var mı? Ben artık Orhan Pamuk'dan tek bir sayfa bile okumamış birinden daha fazla "Orhan Pamuk dersi" almak istemiyorum. Eline bir Orhan Pamuk romanı alıp okumuş biri, Orhan Pamuk'u bu denli fütursuzca eleştiremez. Bunu daha en başından kendine yakıştıramaz. Sessiz Ev'i, Cevdet Bey ve Oğulları'nı, İstanbul'u yaratan aklın bir hain olmadığını birkaç sayfadan sonra anlar. Hiç kuşkum yok, Orhan Pamuk'un bir romanını okuduktan sonra o kişi için "hainlik" ibresi hemen ters yöne döner... bu ülkenin bir edebiyatçısını koruyamadığını, bir yazarına saygı gösteremediğini kanıtlayanlara yönelir... sanatçılarını hababam mahkeme önüne çıkaracak kadar görgüsüz olanlara yönelir... Türkiye düşmanını arıyorsa, o yöne bakmalı. Günün sonunda, Türklüğümüz konusunda bu denli çıt kırıldım olmak bizi aslında sadece daha zayıf duruma düşürüyor. Coşmadan, kızmadan, hiddetlenmeden şu gerçeği kabullenelim. (Şunun şurasında 80 yıllık, yaşlı başlı, olgun ve ayakları yere sağlam basan bir Cumhuriyetiz artık.) Her ulusun kabahatleri vardır; Avrupa'nın kabahatleri Türklerinkinden fazladır. (Bunu Ermeni "soykırımı" bağlamında söylemiyorum, o konu hakkında "inançlarla" ve "iddialarla" üç beş tane boş laf söylemek bir marifet değil.) "Benim atam her zaman doğrusunu yapmıştır," lafı tam bir safsata. Bizim atalarımız, tıpkı başka kültürlerin ataları gibi sürüsüne bereket hata yapmıştır, yanılgıya düşmüştür, bir o kadar başarılar elde etmiştir, zaferler kazanmıştır. Zaman zaman suç işlemiştir, zaman zaman büyüklük gösterebilmiş, başkalarını kollayabilmiştir. Bizim atalarımız askeri, kültürel ve politik yenilgiler tatmış, yanılgılarından kurtulmak için devrimler yapmaya kalkışmış, kendini yenilemek için reformlar gerçekleştirmiştir bugünlere gelebilmek için. En doğru dini keşfettiğine inandığında dinini bile değiştirmiştir. Yeri geldiğinde şefkatli olmuştur, yeri geldiğinde öfkelenip, daha sonra pişmanlık duyacağı şeyler yapabilmiştir. Tüm bunların arasında sivrizeka bir atamız "hatasız kul olmaz" demiştir. Herhalde İskoçları ya da Madagaskarlıları kastetmiyordu. Bu ekseni kaymış tartışmaların arasında merak ettiğim bir şey... Orhan Pamuk gerçekten Nobel'i hakketti mi? Isabelle Allende, John Fowles gibi çağdaş yazarlar bu ödülü almadan ölüp gitmişken ya da hâlâ alamamışken, Orhan Pamuk gerçekten bunların hepsinden iyi mi yazıyordu? Ulusal bir histeriye ya da coşkuya kapılmadan, bu sorunun yanıtını verebilecek birileri var mı? Ben yanıtı bulamadım. "Kar" ustaca düşünülmüş, çok katmanlı bir kurguya sahip, belli ki yazılması zor bir roman. Ama örneğin John Fowles'in Büyücü'sünden daha mı iyi? Ve yine Orhan Pamuk hakkında sıkça duyduğum bir eleştiri... Türk kimliği konusunda bilgisi yetersiz ve bakış açısı sığ diyenler var. Bir Avrupalı gözüyle Türkiye'ye ve Türk kültürüne bakabildiği için Avrupalıların hoşuna gidiyor deniyor. Ciddi ama güzel bir eleştiri. Dostoyevski, Turgenyev için "Doğumgününde biri ona bir teleskop hediye etsin de Rus insanını daha yakından görebilsin!" demiş. Biz de Orhan Pamuk'a bir teleskop hediye etmeli miyiz? Ve belki de bu sitede en çok tartışılması gereken konulardan biri... Orhan Pamuk ve Türkçe. Uzun lafın kısası, okumayanlar için artık Orhan Pamuk okuma vakti geldi. Okuyanlar içinse konuşma vakti geldi.
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
sana yolladım çok mektup posta kutun bak dışarda göz yaşlarını akıtıp ağla bütün dök dışarda geri dönmüyor hiç giden gör kaçamıyor bıçkıdan ömür yeşil ağaç fidan baş aşağı kök dışarda söylediğim değil yalan sor inanmazsan bir bilen bulut kapatmış su ilen bir masmavi gök dışarda sürmeler sür gözlerine süslen benze bir cerene ay vururken pencerene saçlarını dök dışarda eline var kına yakta bekle beni dur ayakta şu an bulunduğum nokta bana senden pek dışarda akşamları sarar kasvet kanar içte adı gurbet deli keder deli hasret başka bir şey yok dışarda...
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Bence orhan pamuk'a o ödülü yazdığı kitaplar dolayısıyla değil türkiye karşıtı olarak geçen yıl söylediği türkler ermenileri katletmiş ve 30 bin insanı öldürmüştür..dediği için verildi.Unutmayın geçmişine sahip çıkmayan topluluklar yok edilmeye mahkumdur.Biz osmanlının torunları cumhuriyetin çocuklarıyız,atalarımız ne yapmışsa doğru yapmıştır...Bu ülkenin toprakları üzerinde yaşayıpta bu ülkenin çıkarlarını gözetmeyen bizden değildir.
?
Esin Perisi
Yaratıcı Yazarlık
İnsanoglunun duyguları karmasık, psıkolojısı henuz cozulememis.Birgun cok mutlu obur gun cok sınırlı.Etrafındakiler gulerken aglar biri. Mutlu bır sarkıda huzunlenır.İste sair de boyledir bence.Konusarak anlatamaz derdini; ilkokul cocugu gibi cıkar sozculer agzından fakat kendını eksık anlatmayı tercıh etmez. O yuzden yazar.Kagıda doker ıcını iyi, kotu ,guzel, cirkin ,acı veren, mutluluk veren herseyi kagıda yazmayı tercıh eder.Sonucta adi ustunde sair ... siir olacak elbet tesellisi sairin kendine hayrı olmasa bile okuyana olsun diye..
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
forumlardaki yazılara sole goz ucuyla baktım ve benimkine benzeyen bircok sikayet gordum .yazılarımın neden sıteye koyulmadıgını merak edıyorum hergun son eklenenler kısmını bakıyorum siir ekleniyor fakat benimki onay beklıyor acaba cok yazı birikti de sırayla mı onaylıyorsunuz yoksa benim yazımda bir eksıklık mı var_? yardımcı olursanız cok sevinecegim saygılar zeki baris beyoglu
Başa Dön