"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Merhaba, IzEdebiyat'a yeni yazar olarak eklenmeye calisiyorum. Fakat sanirim sayfanizin bu bolumu hala calismiyor. Ama calismiyor uyarisi ilk sayfadaki uzunca formu doldurduktan sonra ekrana geldigi icin her defasinda belki sayfa duzelmistir diyerek ayni formu defalarca girmek zorunda kaliyorum. Acaba yeni yazar ekleme bolumu duzgun calismaya basladi mi? Baslamadiysa uyari mesajini sayfaya giriste koyarsaniz cok memnun olurum. Saygilarimla, Sebnem Piskin
?
Yazma Teknikleri
Yaratıcı Yazarlık
slm ben daha buqün üye oldum bu adresi yeni keşfettim ararken ben şiir yazan ve şiir okumayı çok sewen biriyim şuan tek hayalim yazar olmak ama şuan meslek lisesi son sınıftayım pekte olucak qibi durmuo karşıdan bakınca üniversitede yazarlık seçebilmek için ama üniversitede kendi bölümümün öqretmenliqini seçeceqim makina ressamlıqı bölümündeim bi bilqim olmadan qirdim bu bölüme ama nolursa olsun şiirin peşini bırakmıcam romanda yazmak isterim elimden tutan olduktan sora yaşadıqım qibi düşünmek istemiorum ben düşündüqüm qibi yaşamak istiyorum n'olur biri duysun beni belki bu konularda pek fazla bilqim yok ama içimden qeldiqi qibi yazıorum şiirden anlayanlar beqenio şiirlerimi benim qibi düşünen arkadaşlarlada tanışmak isterim herzaman için
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
eser: fakir pan testere keser: karsi marangozun caylar: muesseseden hediyesi: uc otuz para garnitur: sogan maydanoz tere .. afiyet olsun... ................................................. calissin traktor varir asarim ablanla birlikte beraber aban sizin tarlayida surer kosarim motor arkasina takarim saban ortalik kizila ala boyanir gun dogar pencere cama dayanir her sabah erkenden kalkar uyanir yola koyulurum teperim taban varir dag basina odun ederim dusersin aklima adin ederim bicak alir ele hadim ederim biraz ayagini denk alsin baban evlilik isini surme yokusa sorarim ismini senin her kusa sevgilim bahcene konan baykusa tas alir yerden atarim sapan evsizini bos ver kos evlisine bayilirim bursa bas havlusuna sevdigim eviniz dis avlusuna anan denen melun kurmasin kapan gectim felegin donen hizarindan baslarim pamuk denen yazarindan bak tavuk aldim hayvan pazarindan biraz egiteyim kalmasin yaban bagla kopegini izi surmesin dikkat et kimseler seni gormesin bekle tam onunde beni kumesin taninmamak icin giyersin kaban alirim bohcani tutarim elin her daim giderim sagindan yolun kiyarim nikahi ederim gelin bosa gitmez inan emegin caban.. sevdigim sevdicegim canaaan ooof amaaan amaaan..
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
klozeti kurtaran iki somun bir civata gel beraber gidelim senin ilen tuvalete penceresi cami kirik lavabo kenari delik parkenin cilasi silik her yerde bir suru hata dolapta ayna tarak var usta yok kalfa cirak var kisacasi az gerek var bazi alet edevata koklasan degil kavun dert doluyum haydi avun hay ben boylesi evin kapisini civilete merdiven kurup dayamislar camur surup sivamislar tavanlari boyamislar kursuni renk laciverte akar catinin kiremit yok dis cephenin granit atmak gerek bir dinamit cikmak icin selamete ciplak kablo acik priz sigorta atsa yanariz ceryan kesilsin doneriz karagoze hacivata curumus mutfak suzgeci oksit tutmus musluk ucu kuflenmis borunun ici suyu benzer cerehata gicirdar yerde doseme gelde ustune iseme neler geldi bu basima kavusmadi bi rahata rutubet kokar dort duvar bagla durmaz burda davar ay sonu diyecegim var ev sahibi kerahata yarami asla saramaz beni burda durduramaz kimse akil erdiremez gosterdigim keramete disarda kalaydim keske nasil dustum ben bu aska alipta evini baska enayiye kiralata
?
Dilimizin Gizemleri
Yaratıcı Yazarlık
DİLİMİZİN NOBRANLARI... Mobil telefon servis sağlayıcısının reklamında, hanım kız sevgilisi delikanlıya “nobran” diyor ve ortam dağılıyor. Çünkü genç adam “nobran”ın ne demek olduğunu bilmiyor. Sarılıyor cep telefonuna, orayı burayı arıyor, sonunda nobranın ne olduğunu öğreniyor. Kıza, “Nobran, bir insanın yapması gerektiği şeyi yapması gerektiği anda değil de, yapmaması gerektiği anlarda yaptığı bir şeydir” diyerek “cahillik” ten kurtuluyor. Bu sözcük aynı zamanda ağzına geldiği gibi konuşmayı, ölçü-denge kollamamayı ifade ediyor. Kaba davranmak, abuk sabuk konuşmak da nobranlık sayılıyor Bir gazete “Büyük Türk Nobranları” diye bir başlık atmış ve nobranlarımızı saymış. Buna göre, Hülya Avşar “Tipik Nobran”, Tayip Erdoğan “Ful Nobran”, Yaşar Nuri Öztürk “Teolojik Nobran”, Engin Ardıç “Mikroskopik Nobran, Fatih Aksoy “Travmatik Nobran”, Semra Hanım “Medyatik Nobran” olarak nitelendiriliyorlar. Ben burada dil nobranlarımıza değinmek istiyorum. Bu dil nobranları, daha doğrusu dilimizi nobranca kullananlar yüzünden en anlaşması gereken çocuklarla anneler, nineler bile anlaşamamaktadırlar. Günümüz çocukları “Hoşça kal, güle güle” gibi güzel sözcüklerimizi beğenmiyorlar, bay baylaşıyorlar artık! Yaşasın diye değil de “oley” diye seviniyorlar. “Tamam” yerine okey diyorlar. TV dizileri bu nobranlaşmaya önayak oluyorlar. Dizilerdeki çocukların bay bay, oley dediğini duyan, gören çocuklar da bir süre sonra öyle demeye başlıyorlar. Kendilerini uyaran, yanlışlarını düzelten olmuyor... Anneyle çocuk arasındaki iletişimsizliğe birkaç örnek vereyim. Annem bir arkadaşının yeni evini görmeye gitmişti. Dönüşte, “Evin salon salamancası var” dedi. Anlayamadım önce. Araştırınca “salamanca”nın salomanje yani yemek salonu olduğunu öğrendim. Torunumuz okuldan üzgün döndü. Nedenini sorunca, “Öğretmen yazılıda kazık sordu. Bilemedim” dedi. Annem şaşırdı, “Kazığın nesini sordu?” diye dudak büktü. Bir başka gün torun “Testim nerde?” diye bağırdı. Annem bunu testi sandı, “Merak etme. Çarşıdan sana yeni bir testi alıveririm” diye konuştu... Tarım dersinde “Münavebe ile ekim” sözü geçiyordu. Öğretmen denemek için bir öğrenciye, “münavebe ne demek biliyor musun?” diye sordu. Öğrenci şöyle bir düşünüp, “Adı hiç yabancı gelmedi hocam. Görsem tanırım” dedi... Nobranca söylenen sözlerden bir kısmı kalıplaşmış sözlerdir, “münavebe” örneğinde olduğu gibi. İki kişi tanıştırıldığı zaman, “müşerref oldum” demek de böyledir. Bakın ne olmuş: Yeni zenginin karısı kibar bir hanımla tanıştırılmış. “Meryem Hanım” denilince kadın hemen, “müşerref oldum efendim” demiş. Bizimki sosyetede adların değişmesi moda herhalde diye düşünüp, “Ben de köyde Fatmaydım, burada Fatoş oldum” deyivermiş! Yeni zengin bir ziyafete gitmiş. Yemiş içmişler. Bizimki yemekten sonra su istemiş. “Şimdi olmaz. Keylos gelsin de ondan sonra” demişler. Bizimki bir beklemiş, iki beklemiş, sonunda dayanamayıp gene su istemiş. “Keylosun gelmesine az kaldı. Biraz daha sabredin” demişler ve adamcağıza bir türlü su vermemişler. Bir süre sonra bir uşak elinde su ve şerbet bardakları olduğu halde içeri girmiş. Uşağın adının Keylos olduğunu sanan adamcağız, “Nerelerdeydi be Keylos! Bizi amma da beklettin ha!” diye bağırmış. Oysa Keylos yemekten sonra su içmeden beklenen zamana deniliyormuş! “İstim sonradan gelsin” fıkrasını çoğunuz biliyorsunuzdur. Ben bilmeyenler için anlatıvereyim. Kral vapurla bir yere gidecekmiş ama gemi makinelerin istim zamanı gelmediği için bir türlü kalkmak bilmiyormuş. Bunun nedenini sorunca, “Efendim. İstim gelmedi. Gelsin hemen kalkarız” demişler. “İstim” in ne olduğunu bilmeyen Kral kızmış, “Koskoca kral bekletilir mi be! İstim sonradan gelsin!” diye bağırmış. Eski devirlerden birinde valiye üst makamlardan, “iliniz dahilindeki mevaşi adedinin bildirilmesi” diye bir yazı gelmiş. “Mevaşi”nin ne olduğunu bilmeyen vali kendi kendine, “Herhalde yanlış yazmış olacaklar. Maaşlıları soruyorlar galiba” diye düşünmüş. En başa kendini yazdırarak bütün memurların adlarını alta eklettirmiş. Oysa “mevaşi”, “büyük baş hayvan” demek değil miymiş! Hukukta o kadar kalıplaşmış eski söz vardır ki, müvekkil, müşteki, sabıka, darbetmek gibi. Yargıç sanığa, “Bu adam senden müşteki. Kendisini darbetmişsin” demiş. Sanık, “Harbetmedik efendim. Sadece biraz itişip kakıştık” demiş. “Ama adam senden müşteki” deyince de, “Müşterim falan değildir. Kendisini sadece uzaktan tanırım” diye cevap vermiş. Yargıç sanığa “sabıkan var mı?” diye soruyor. İşte sanığın cevabı: “Benim Allahtan başka kimsem yoktur!” Doktorların da kendilerine özgü kalıplaşmış sözleri vardır. Nezle olursun. Doktor, sağlık karnene “gripal enfeksiyon” yazar! Hasta ölür, “eks oldu derler. Hatırlı bir kişiyse gazetelere “elim bir irtihal”, “vefat etti”, “ebediyete intikal etti” diye ilanlar verilir... Köylünün biri doktora muayene olmuş. Doktor ilaç yazmış. “Bunlar süpozituardır. Makattan kullanacaksın” demiş. Köylü anlamamış ama sormaya çekinmiş. Köyde kime sorduysa bilememiş. Muhtara sormuş. O da bilememiş, doktora telefon edivermiş. “Anüsten alınacakmış” demiş. Köylü gene anlamamış. Bu sefer doktora kendi telefon etmiş. Doktor öfkeyle, “Kıçına sok, kıçına!” diye bağırmış. Köylü ilacın nereden alınacağını anlamadığı gibi, “Tüh be! Doktor beyi kızdırdım. Ne anlayışsız adamım. Yazıklar olsun bana” demiş. Köylü kendine yazıklar olsun demiş ama kime yazıklar olsun acaba? İşte yazıklar olsun dedirtecek dil nobranlıkları: İnkılap yerine inkilap denilir ve yazılır, köpekleşme olur! Mütevazı yerine mütevazi demek alçakgönüllü değil paralel demektir! Sükutu hayal yerine sükutu hayal demek hayal kırıklığı değil hayal sessizliğidir. Rakip yerine a harfini uzatarak râkip dersek hasım değil binen deriz. (Binek hayvanı demek olan merkep buradan geliyor.) Peş ön demek ama biz arka anlamında kullanıyoruz! Keleş güzel demek ama biz kellikle ilgili bir şey sanıyoruz. Kırıcı dökücü anlamındaki yavuz sözcüğünü iyi huylu demek sanıyoruz. Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinde geçen bedhah( kötülük isteyen) sözcüğünü bedbaht( kötü talihli) diye söyleyen çok kişiyi gördüm. Ayrıca aynı anlama gelen ilgi ve alaka, nüans farkı, örneğin mesela, geri iade etmek, birlik ve beraberlik sözcüklerini de hiç düşünmeden söyleyip geçiveriyoruz. Kimi yabancı sözcükleri modaya göre değiştiriyoruz: İstasyon steyşın oluyor, kulüp klap, final faynıl... Batıdan yeni sözcükler alıyoruz, tepe tepe kullanıyoruz: Stres, orijinal, marjinal, karizma, nostalji, sinerji, reyting, zaping, agresif, hiperaktif, hiper tansiyon, plaza, sentır...Marketi almak yetmiyor, süper market, mega market takılıyor arkasına... Sporumuzda yabancı sözcükler cirit atıyor. Kulüplerimiz maç yapmaya başlamıyorlar artık, start alıyorlar! Oyuncularımız pres yapıyorlar, spekülatif transferler yapıyorlar. Mantalite yok bizde, kondüsyonumuz düşük! Defansla ofans anlaşamıyor. Skoru bir türlü değiştiremiyoruz Spekülasyonlara rağmen rövanşı alamıyoruz. Okan mental olarak hazır değil, Tümer sendrom yaşıyor. Performansımız kötü... Dilimizi nobranlaştıranlardan biri de bilgisayar. Gelin bir fıkra anlatayım da anlayın ne demek istediğimi. Çocuk, babasına nasıl meydana geldiğini soruyor ve şu yanıtı alıyor: “Annenle Cyber Cafe’de karşılaştık. Birbirimizden elektriklendik, gözlerimizle mailleşmeye başladık. Derken çetleştik, netleştik. Ben Memory stick ile USB’den bir bağlantı kurdum. O da birkaç “Dowload” indirdi. Ben de “Upload”la karşılık verdim. Ama heyecandan “Firewall” kullanmayı unuttuk. İş işten geçtiği için ne “Delete”, ne de “Cancel” edebildik. Sonuç olarak dokuz ay sonra ortaya felaket bir “Virüs” çıktı. Olay bu kadar basit işte!” Ya işte böyle, olay basit. Bu basitlikten ne zaman kurtulacağız bakalım. Bu dil yozlaşması, bu nobranlaşma sürdükçe işimiz zor, hem de çok zor! Erhan Tığlı
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
Sevgili Selman, aslında bu tip uzun soluklu kitapları yazmak biraz zaman isteyebilir.. Belki öykülerle işe başlayıp kendini daha geliştirebilir, hazır hissettiğinde ise bu işe başlayabilirsin.. Bence lise dönemindeysen biraz daha beklemen senin için çok daha iyi olacaktır. Hayal kırıklığına uğramaman için söylüyorum. Kendini hazır hissettiğinde zaten yazma konusunda kimsenin yardımına ihtiyaç duymayacaksın.. Matbaa, yayınevi vs. gibi konular yazdıktan sonra düşünülmesi gereken şeyler..
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
[[B]]Sunucu iyileştirme ve güncelleme çalışmaları dolayısıyla İzEdebiyat yeni yazı kabul edemiyor. [[/B]] Eski sunucumuzun beklenmedik bir şekilde zarar görmesi sonucu siteyi yeni bir sunucuya aktarma başladık. Ancak bu beklenmedik durum ne yazık ki son 30 günün kayıtlarının da silinmesine neden oldu. [[B]]5 Ekim, 2006 - 5 Kasım, 2006 tarihleri arasında yazı gönderen İzEdebiyat üyeleri, bu tarihte gönderilen yazılarını İzEdebiyat'ta bulamayacaklar.[[/B]] Sayfaların yeniden adreslenmesi vb. işlemler nedeniyle, bazı sayfalar geçici bir süre için çalışmayabilir. En kısa sürede bu tür sorunlar da giderilecektir. Tüm yazar ve okurların oluşan bu beklenmedik durumu anlayışla karşılayacağını umuyor, en kısa zamanda eksiksiz bir İzEdebiyat'la karşınızda olmaya söz veriyoruz. [[B]]İzEdebiyat Ekibi[[/B]]
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
ben ciddi bi şekilde ilk defa roman çıkaracağım ve yayınevi basınevi matbaa gibi şirketlerle görüşmedim nasıl görüşebilirim??? ilginize teşekkür ederim ve yardımlarınız bekliyorum rica ederim saygılarımla ve gülçin hanıma katılıyorum sevgilerle..... selman ülgey
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
ben batman da lise öğrencisiyim ve roman yazmaya karar verdim bana bu kitap yazma konusunda yardımcı arıyorum eğer aranızda deneyimli biri varsa lütfen ileti me karşılık yazsın rica ederim bu kitabı çıkarmakta kararlıyım saygılarımla... selman ulgey
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Güneş doğuyor tüm ihtişamıyla Büyüklüğünden büyük ihtiramıyla O ki samanyolunun sülbündedir Varlığı kainatta yok hükmündedir. Dünya dönüyor olanca hızıyla Hassas kalplerin çektiği sızıyla Aklı fikri kıyamet günündedir Ebedi ezelinde,yok hükmündedir. İnsan yaşıyor onca kaygıyla Kimi nefret niza,kimi saygıyla Herbiri yaşamın başka yerindedir Ölüm defterde yok hükmündedir.
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Selamun aleyküm.Öncelikle hepinizin unutamayacağı bir bayram geçirmiş olmanız temennilerimi sunarım.Benim farklı mail adresleriyle açmış olduğum beş tane sayfam var sitede.Ama bundan pişman oldum.Katılımcı yazar arkadaşlara sayfalarını siteden kaldırma kolaylığı veren bir sistemi hayata geçirmenizi rica edecektim.Şiir ve öykülerimi sadece tek bir sayfada paylaşmak istiyorum.bunları tek bir sayfaya aktarmanızı rica edecek kadar da bencil değilim.Saygılarımla.
?
Esin Perisi
Yaratıcı Yazarlık
dostum bence drama konusunda bilgi sahibii olmak için biraz dramatik yaşamak gerekiyor sanırım :) izmir bence buna olanak vermeyecek kadar kendine sahip olabilen bir kent, istanbula gelmen lazım. bütün dramatik derecede şaşırmışlar burada saklanıyorlar.
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
Panku kendıne klavye yapmış
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
türk yurdu dağın taşın yaylak olur göçer kuş konaklar tez geçmez senden güvercin şahin doğan çaylak olur dört mevsim kış bahar yaz geçmez senden durursa kamışa saza ulanır fışkırır yürürse toza belenir toprağa karışır boza bulanır dolanır akarsu düz geçmez senden sarptır vadilerin adeta hisar tepelerinde yel rüzgarlar eser dağ giyer gelinlik beyaza keser bekler zirvende kar buz geçmez senden daha düne kadar tomurcuk gülün boynu yere büker olurken elin ardın sıra bakar giderken gelin elleri kınalı kız geçmez senden rençberin tarladan ekini biçer acıkır sırtından çıkını açar billur bir kaynaktan suyunu içer yere kapaklanır diz geçmez senden taşır içlerinde en yüce hisler analar onları ak sütle besler göl eder toprağı kanıyla ıslar al başlı yiğitler az geçmez senden üstünde gök kubbe bir mavi kaplık yağmur yağar çisilder iplik iplik boğaz düğümlenir ıslanır kirpik dalar buğulanır göz geçmez senden türk yurdu duramaz benzer ölüye solar bir gül beniz çalar sarıya gurbette kalamaz döner geriye deli olsa gönül vazgeçmez senden
?
İzEdebiyat Teknik
Açık Büfe
Yazar üyelik şifremle foruma katılmayı denediğimde;şifreniz yanlış,doğru şifrenizin adresinize gönderilmesini ister misiniz? şeklinde uyarı ekrana geliyor.Halbuki kendi yazar sayfama girişte bir sorun yaşamıyorum.Foruma katılabilmek için ayrıca okur üyesi olmam gerekti.Bu sorun giderilirse çok sevinirim. Teşekkür ediyorum.
Başa Dön