"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Roman Eleştirileri
Edebiyat Tartışmaları
Kalemin ve kurgunun dünyadaki ismi Victor HUGO'nun en önemli romanıdır "Sefiller". XIX. yüzyıl Fransa'sında yaşanan olayların anlatıldığı eserde kusursuz olan nokta şu ki : Sefaletin insanların üzerindeki bascıkıcı etkisinin anlatılmasından çok , insanların sefaletinin izafiyetine göre kendi iç dünyalarında yaşadıkları keskin ivmelerdir. Kahramanların yaşadığı gerek düşünce gerek karakteristik değişimler oldukça esnek bir üslupla okuyucuya yansıtılmış ki bu da yazarın ne büyük bir usta olduğuna kanıt gösterilebilir. Başta kanun kaçağı edasıyla anlatınan , kitabın baş karakteri ; zamanın geçmesiyle yaşadığı köklü değişim ancak bu kadar sırıtmadan analtılabilirdi Önerilir ....
?
Yarışmalar
Açık Büfe
Öncelikle herkese merhabalar... TRT'nin artık geleneksel olan yarışmasını duymayanlar için bir de buradan bildireyim dedim. Kurum, radyo oyunu yazarlığını (onların deyimiyle) teşvik etmek ve kültürümüze yeni, özgün eserler kazandırmak amaç başlıkları altında bu tür bir yarışma için oldukça iyi sayılabilecek sayılardan oluşan ödülleriyle görkemli bir organizasyona imza atıyor. Anımsadığım kadarıyla "Arkası Yarın", "Radyo Tiyatrosu" ve "Çocuk Bahçesi" dallarından oluşan yarışmaya birden çok eserle katılabiliniyor. Çok yazarlı oyunlara da açıklar. Radyo dinlemeye yuvarlak bir düğmeyi çevirerek değil de benim gibi "www...." yolundan başlayanlar için oldukça, ne desem, fantastik geliyor kulağa; ama radyo tiyatrolarına alışkın kulaklar için oyun yazmanın çok güç olmayacağını tahmin ediyorum. Ödüllerin açıklandığı gün bir iki tanıdık ad görmek soluduğum havaya tat kadardı doğrusu. Neyse ayrıntılı bilgi için www.trt.net.tr adresini kullanabilirsiniz...
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sevgili KAMURAN ESEN, Her mailleştiğimizde "kızım" diye başlayan cümleler kuran,yazdığım yazılara istinaden kalbimin sızısını hafifleten yorumlar yapıp bana öğütler veren Kamuran Abla,siz her zamanki gibi yapın ve yüreğinizi ferah tutun. Yüce Tanrı,sevdiği kişilerin ona ettikleri duaları duymak için böyle denermiş.Anladığım kadarıyla sizi epey seviyor olmalı..Bence hepimizin duaları aynı yerde kesişip ona yükseliyordur siz merak etmeyin sakın olurmu? Yola baktığınızda hep bir umut vardır derler..şimdi bu laftan medet ummanın tam zamanı. Ve aklınız sakın bizde kalmasın çünkü bizler her defasında "izedebiyat" ailesi diye başlayan cümleler kurduğumuza göre vardır bir bildiğimiz..Vardır elbet bir araya gelip yardım etme vaktimiz."İzedebiyat" ın böyle zamanlarda duyarsız olduğunu da kim söyledi size?Külli yalan. Siz endişelenmeyin ve lütfen bunların gececek olduğuna inanın.Sevginizle dayanın ve sevgili Binnur'un da dediği gibi tevekkül edin.Ona tevekkül edin. Eşinize en içten gönderdiğim dualarımı ve gecmiş olsun dileklerimi gönderiyorum,iletin lütfen. İhtiyacınız olduğunda burda olduğumu bilin,yeter. Allah her zaman yanınızda olsun,sizlerinde yüreğiniz ve yolunuz hep açık olsun. Didem SEVİNÇ KENDİRCİ
?
Yeraltından Notlar
Edebiyat Tartışmaları
Renkler ve zevkler şüphesiz tartışılmaz, ama Dostoyevski'ye el atmamış bir yazar kanımca "cahil yazar" olmaya mahkumdur. Çok kaba bir deyişle (ama haklı olarak) dünya edebiyatının en çarpıcı (ve şahsen en heyecanlı bulduğum) polisiye romanı olarak niteleyebileceğimiz Suç ve Ceza'nın içerdiği psikolojik ve felsefi spekülasyonlar her yazı yazan insanın mutlaka üzerinde düşünmesi gereken öğelerdir. Beyaz Geceleri okumamış bir insanın yazacağı aşk ister istemez sıradanlığa mahkumdur. Ve yeraltı... Bu forumun başlığı olan Yeraltından Notlar deyince şüphesiz ilk akla gelen yine büyük Rus yazarın "Yeraltından Notlar" adlı romanıdır. 1864'te kaleme alınan ve anti-kahramanın ilk kez ortaya çıkmasıyla da edebiyat tarihinde önemli bir yer tutan eser yeraltı edebiyatının temel taşı olarak görülebilir. Konusunu kabaca özetlemek gerekirse (hatırladığım kadarıyla) bir memur olan başkahramanının yavaş yavaş toplumdan kopuşu, nihayetinde ahlaki bir çöküşe zemin hazırlıyor. Şahsi görüşüm bunun Dostoyevski'nin en etkileyici eserlerinden biri *olmamasıdır*. Ama tarihsel persepktiften bakıldığında edebiyatta devrim niteliği taşıdığı da açık bir gerçektir. Dostoyevski'nin özellikle iki dünya savaşı arasında büyüyen "kayıp nesil"i daha o zamandan görmüş ve kaleme almış olması, onun ne büyük bir deha olduğunun en büyük kanıtıdır. Bu mesajı kaleme almamın asıl sebebi İzEdebiyat'ta yazar olmak isteyen ama belli ki Rus edebiyatını hiç mi hiç tanımayan büyük bir kitlenin olması. Sizlere (kitapları yayınlanmış, ve ister istemez burada kendi adını teşhir etmekten çekinen bir yazar olarak) tavsiyem tek bir satır daha yazmadan önce Dostoyevski'yi el atmanız. Pişman olmayacaksınız. Dostoyevski'nin belil başlı romanları: 1) [[B]]Suç ve Ceza [[/B]](kahramanın işlediği korkunç iki cinayet ve ardından gelen iç hesaplaşmalar; yaygın kanı bunun Dostoyevski'nin en güçlü eseri olmasıdır.) 2) [[B]]Budala [[/B]]([[I]]edebiyat tarihindeki en zor iş "iyi insanı" yaratmaktır [[/I]]düşüncesinden yola çıkarak kaleme alınmış, büyüleyici bir roman.) 3) [[B]]Ezilenler.[[/B]] Çıktığında Rus entelektüellerince küçümsenen, Dostoyevski'nin de gelen tepkiler üzerine "en azından arkasında durabileceğim bir kaç satır var!" diye tepki gösterdiği, duygu yüklü, karakter zengini bir roman. Bugün hala en çok ve en okunan Dostoyevski romanlarından biri olmasıyla Rus entelektüellerini haksız çıkarmış görünüyor. Kahramanın genç bir yazar olmasıyla özellikle İzEdebiyat kitlesine ilginç gelebilir kanısındayım.) 4) [[B]]Karamazov Kardeşler. [[/B]] Büyük Rus yazarın en büyük eseri. Hacim olarak. Yazarın olgunluk çağının eseri. Din, ateizm, aile ve aşk üzerine yazılmış en felsefi roman olduğu söylenebilir. Ben okuduğumda çok etkilendim, ama bir daha okumaya cesaret eder miyim, bilmiyorum. Bunun dışında sayısız öykü, uzun öykü ve bir günlüğü bulunan Dostoyevski'nin diğer tavsiye edebileceğim eserleri "Beyaz Geceler," "Öteki," "Timsah ve Gülün bir Adamın Düşü" (tek kitap). Dostoyevski hakkındaki fikirlerinizi bekliyorum.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Eşinizin en kısa zamanda sıhhate kavuşması için en içten geçmiş olsun dileklerim ve dualarım sizinle Kâmuran Hanım.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Herkese Merhaba; Evet bu bir destek çağrısı... Şu günlerde zor günler geçiren Kamuran Abla'ya bir tutam da olsa sevgi desteği..Yanındsayız desteği Kamuran Abla nın eşi kansere karşı bir savaş vermektedir. e-mailime gelen 'dua et Binnurcuğum!' iletisi benim yüreğimi acıttı..Diyorum ki, bugüne kadar forumlarda birçok konuyu tartıştık zaman zaman kırıcı bile olduk birbirimize karşı..Bugün sevgiye dair insanlığa dair bir büyüğümüze manen destek verelim.Yanında olduğumuz hissettiirelim lütfen.. Madem biz bir aileyiz ailemizden birinin sıkıntısını paylaşalım.Hafiletemesek de varlığımızı hissettirelim.Dua edelim.. Biliyorum Ablacığım zor günler yaşıyorsun.O bol çiçekli bahçeli evinde.Ama sevgidir tüm yolları açan..Dayan, tevekkül et lütfen.. Ben inanıyorum ki, aşacaksınız ve herşey geçecek..O güzel günler tekrar gelecek.. Aslına bakarsanız neler yazabileceğimi de bilmiyorum.. Arkadaşlar... Yardım edin.. BİNNUR EDİSAN
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
[[B]]John Fowles'ın Büyücü adlı kitabını satın alabileceğim bir yeri bilenlerin acil yardımlarını rica ediyorum. İstanbul'da birçok kitapçıyı dolaştım ama Afa Yayınları kapandığı için kitap yeni baskı yapmıyormuş. Kitabın Ayrıntı Yayınlarından yeniden çıkmış olma ihtimali de var... Benim için gerçekten çok önemli biran önce bulmam lazım elinde olup eski olarak bana satmak isteyen olursa da kendisinden alabilirim. Yardımlarınız için çok teşekkürler... Ömür[[/B]]
?
Bir Yazar
Edebiyat Tartışmaları
[[B]]John Fowles'ın Büyücü adlı kitabını satın alabileceğim bir yeri bilenlerin acil yardımlarını rica ediyorum. İstanbul'da birçok kitapçıyı dolaştım ama Afa Yayınları kapandığı için kitap yeni baskı yapmıyormuş. Kitabın Ayrıntı Yayınlarından yeniden çıkmış olma ihtimali de var... Benim için gerçekten çok önemli biran önce bulmam lazım elinde olup eski olarak bana satmak isteyen olursa da kendisinden alabilirim. Yardımlarınız için çok teşekkürler... Ömür[[/B]]
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Ne yazık ki böyle kişilik haklarına saldırı niteliğinde yorumlarla karşılaşmakda mümkün... Daha önce de defalarca belirtiğim gibi bir elin beş parmağı da bir değil... Yine de bu tip insanlara bir uyarı açısından yerinde bir cevap olmuş, hiçbirimizin bu tip yorumlara maruz kalmaması dileği ile... Ömür İsfendiyaroğlu
?
Öneriler
Kitap Dünyası
Arkadaşlar bu sitede bütün orjinal kitaplar %15 ve üstü indirimlere sahip.Kitap almayacağım deseniz de bir girin.Sitenin işleyişi çok basit.Ayıracağınız iki dakika kitabınızın kapınıza kadar gelmesini sağlayacak.Artık kitap almak için evden dışarı çıkmaya gerek yok. [[A HREF="http://www.kitapistek.sayfasi.com"]]
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
VEDA EDİYORUM SANA ALKIŞLARLA" Adlı yazıma gelen kırıcı ve evliliğim hakkında yapılan bencil bir yoruma istinaden yazıyorum.İzedebiyatta beni tanıyan tanır,yaşadıklarımı yazar,aynı duyguları paylaştığımı hissettirici yorumlar gelince gururlanırım.Herkez benimle aynı düşünmek zorunda değil elbette ve bende böyle arkadaşlara her defasında cevap veremem tabiki.Ancak bu kez farklı.Ancak sizlerde taktir edersiniz ki söz konusu "Evliliğim " ise sessiz kalmam mümkün olamazdı. Sevgili MUTLU ASLAN Öncelikle yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.Yorumunuza gelince,elbette herkesin olduğu gibi bu da sizin kendi yorumunuz.Ve yorumunuzdada siz olsaydınız asla böyle olmayacağınızı yazmışsınız..Sizinde belirttiğiniz gibi... "siz" olsaydınız..Anlatabildimmi?Herkes her olaya farklı tepki verir.Özelliklede yaşadığımız her olayı nasıl yaşadığımıza bağlı olarak gelişir verdiğimiz bu tepki ve davranışlar. Eğer sadece bu yazımı okuduysanız yorumunuzu böyle yapmanız gayet doğal ve mantıklı.Ancak yaşadıklarımı diğer yazılarımada aktarmıştım.Ve bu okuduğunuz yazım bir öncekilerin sonuydu belkide..Elbetteki sadece yansıtabildiklerimdi bunlar..Benim 7 sene boyunca ve dahası neler yaşadıklarımı neler hissettiklerimi tam olarak bilemezsiniz. Evliliğime gelince,"acaba"lı cümleler kurup tahmin yürütseydiniz eğer,size cevap verme gibi bir gayem olmazdı ancak kesin konuşup evliliğim için "evlenmek olsun diye" yorum yapınca yazmadan duramazdım. Tanımadığınız için böyle bir kanıya varmış olabilirsiniz ancak ben iyi bir ailede yetişmiş, üniversite bitirmiş,anadili gibi yabancı dil bilen,Türkiyenin ve Uzakdoğunun en iyi turizm şirketleri arasında yer alan bir firmanın uluslararası departmanında yöneticilik yapan biri olarak sıradan bir evliliğe evet deyip bir ömür harcayacak birisi değilim.Anlattıklarım uzun yıllar yüreğimde ve beynimde yer etmiş ilk aşkımın senelerce süren masalından çıkış anısıydı,hepsi bu. Evlendiğim kişi sizin tabir ettiğiniz şekilde "müstakbel" eşim,yaklaşık 10 yıldır bana her konuda destek olan iyi bir dost,bir ömür elele olmaya baş koyduğum sevgili,yanımda kendimi mutlu hissettiğim ve sevdiğim bir eşdir.Eşimdir..Diyebilirimki Allah herkese benim kadar mutlu evlilik nasip eder umarım. Size niye bunları anlatma gereği duydum biliyormusunuz?Siz her ne kadar bilip bilmeden paragrafınızı ucuz harflerle döşetip kırıcı bir yorum yazdıysanızda, ben tanımasamda cevap verdim..Bu,önce kendime sonrada herkes gibi size de duyduğum saygımdan dolayıdır. Sevgilerimle Didem SEVİNÇ KENDİRCİ
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
VEDA EDİYORUM SANA ALKIŞLARLA" Adlı yazıma gelen kırıcı ve evliliğim hakkında yapılan bencil bir yoruma istinaden yazıyorum.İzedebiyatta beni tanıyan tanır,yaşadıklarımı yazar,aynı duyguları paylaştığımı hissettirici yorumlar gelince gururlanırım.Herkez benimle aynı düşünmek zorunda değil elbette ve bende böyle arkadaşlara her defasında cevap veremem tabiki.Ancak bu kez farklı.Ancak sizlerde taktir edersiniz ki söz konusu "Evliliğim " ise sessiz kalmam mümkün olamazdı. Sevgili MUTLU ASLANÖncelikle yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.Yorumunuza gelince,elbette herkesin olduğu gibi bu da sizin kendi yorumunuz.Ve yorumunuzdada siz olsaydınız asla böyle olmayacağınızı yazmışsınız..Sizinde belirttiğiniz gibi... "siz" olsaydınız..Anlatabildimmi?Herkes her olaya farklı tepki verir.Özelliklede yaşadığımız her olayı nasıl yaşadığımıza bağlı olarak gelişir verdiğimiz bu tepki ve davranışlar. Eğer sadece bu yazımı okuduysanız yorumunuzu böyle yapmanız gayet doğal ve mantıklı.Ancak yaşadıklarımı diğer yazılarımada aktarmıştım.Ve bu okuduğunuz yazım bir öncekilerin sonuydu belkide..Elbetteki sadece yansıtabildiklerimdi bunlar..Benim 7 sene boyunca ve dahası neler yaşadıklarımı neler hissettiklerimi tam olarak bilemezsiniz. Evliliğime gelince,"acaba"lı cümleler kurup tahmin yürütseydiniz eğer,size cevap verme gibi bir gayem olmazdı ancak kesin konuşup evliliğim için "evlenmek olsun diye" yorum yapınca yazmadan duramazdım. Tanımadığınız için böyle bir kanıya varmış olabilirsiniz ancak ben iyi bir ailede yetişmiş, üniversite bitirmiş,anadili gibi yabancı dil bilen,Türkiyenin ve Uzakdoğunun en iyi turizm şirketleri arasında yer alan bir firmanın uluslararası departmanında yöneticilik yapan biri olarak sıradan bir evliliğe evet deyip bir ömür harcayacak birisi değilim.Anlattıklarım uzun yıllar yüreğimde ve beynimde yer etmiş ilk aşkımın senelerce süren masalından çıkış anısıydı,hepsi bu. Evlendiğim kişi sizin tabir ettiğiniz şekilde "müstakbel" eşim,yaklaşık 10 yıldır bana her konuda destek olan iyi bir dost,bir ömür elele olmaya baş koyduğum sevgili,yanımda kendimi mutlu hissettiğim ve sevdiğim bir eşdir.Eşimdir..Diyebilirimki Allah herkese benim kadar mutlu evlilik nasip eder umarım. Size niye bunları anlatma gereği duydum biliyormusunuz?Siz her ne kadar bilip bilmeden paragrafınızı ucuz harflerle döşetip kırıcı bir yorum yazdıysanızda, ben tanımasamda cevap verdim..Bu,önce kendime sonrada herkes gibi size de duyduğum saygımdan dolayıdır. Sevgilerimle Didem SEVİNÇ KENDİRCİ
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sn. Diren yardımlı daha önce izedebiyata üye olmus fakat takibatını sürdüremeyip bilgilerimin tamamını unuttuğum için yeni üyelik açarak izedebiyata yazmaya devam ettim. Su anda iki aynı isimli üye gözüküyor. Mümkünse eski üyeliğimi silmenizi rica edeceğim. Tesekkürler.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Sn. Doğan mağdur kelimesi benimde haz ettiğim bir kelime değildir esasında. İnsanlar fakir ama başı dik, zengin ama boynu bükük olabiliyor. Etrafımda çok az insan tanıyorum gerçekten hakkını arayan ve savunan. Ancak her insanın bir sınırı vardır, o sınır zorlandığında sesi gür çıkmaya başlıyor insanların. Şöyle de bir örnek vereyim, bundan 4,5-5 ay önce kütahya porselenin bir bayisinden ürün siparişi verdim. Gelecek dediler bekledim, gelmedi. Hesap sormaya gittim yine gelecek dediler ve yine gelmedi.(aradan3,5 ay geçti) Bir çare olmalıydı ve kütahya porselenin müşteri hizmetlerine bir mail ile ulaşarak şikayette bulundum. mailim okundu ama cevap yok tabiki. sonunda ne oldu biliyormusunuz bayii de çalışan elemanlardan biri de yakın zamanda aynı ürünü almış ve bayi sahibi sadece orada işini yapmaya çalışan satıcı arkadaşın ürününü bana gönderdi. Buda mağdur olmuş bir insan örneği değilmiydi sizce. Belki de onun benden daha çok ihtiyacı vardı ve hangi şartlarda aldı kim bilir? Ama çalışması ve para kazanması gerekiyorsa burada hakkını kimden arayacak.??? insanlar ezilmek istemiyor resmen eziliyorlar. Bende kendimi bu insanlardan biri olarak görebilirim. Hepimiz bir yerlerde bir şekilde ezilmeye mahkun oluyoruz. BU TV LERDE MAĞDURUZ DİYE BAĞIRAN İNSANLARIN HAKLI OLDUĞUNU KESİNLİKLE GÖSTERMEZ. ARTIK BU KELİME BİR KAÇIŞ YOLU OLMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. İNSAN ÇALIŞIRSA BAŞARIR. Saygılar,
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
İlknur hanımın mesajını okurken aklıma bir kelime takıldı... kendisi lütfen yazacaklarımdan alınmasın, lakin sözünü ettiğim durum milletçe hepimiz için geçerlidir kanımca. Merakım şu: Acaba dünyada bizim kadar "mağdur" başka bir halk var mıdır? Televizyona çıkan her üç kişiden biri "mağdurum" lafını duyuyoruz. Şüphesiz Türkiye'de yaşam zordur, ama şu dakkada bir "mağdur olma" eğilimi de neyin nesi? Gecekondu yapan, gecekondusunu yıktırınca kameraların karşısına geçer "mağdurum" der, şirketten bozuk ürün alıp değiştirtemeyen hemen "mağdurum" der. TIR şoförü Irak'taki Amerikan askerlerine mal taşır, işin tehlikeli olduğunu fark edince "mağdur" olur. Tüketici haklarına başvurmaz, mahkemeye gitmez, onu savaşın ortasına gönderme yüzsüzlüğünü gösteren şirketi dava etmeyi aklının ucundan bile geçirmez. Depremde çürük evlerde yaşarız, her rüzgarda çatılarımız uçar, her yağmurda duvarlarımız yıkılır, ve biz sadece "mağdur" oluruz. Kaderimize boyun eğer, "mağdur" olmanın dayanılmaz hafifliğiyle yaşamayı kabulleniriz. Bir iki kişiye de sızlandıktan sonra tatmin oluruz. Ancak her defasında aklımda şu soru belirir: Kime şikayet ediyorsunuz? Kameralar karşısına geçip "mağdurup" deyince, artık "devlet baba"nın veyahut başka bir "otorite"nin gelip sizi elinizden tutup götürmesini mi bekliyorsunuz? Tüm haksızlıkların bir anda ortadan kalkacağını, yaşamın toz pembe bir diyara dönüşeceğini mi hayal ediyorsunuz? [[B]]Mağdur olup olmamak kişinin elinde. [[/B]] Çürük binalarda oturmazsak, Irak'taki vahşete ortak olmazsak, işportadan ürün almazsak, gece kondu dikmezsek mağdur da olmayız. Ben hayatımda bir kere bile "mağdur" olmadım. Ne zenginim, ne torpilliyim. Yurt dışına çıkamıyorum bazı yasal sorunlar yüzünden, kirada yaşıyorum, ev alacak kadar param olmadı hiçbir zaman. Kazık da yedim, dolandırıldım da. Kendim bunları yapmadım, ama beni dolandıranlar karşısında kendime "mağduriyet" damgasını vurmadım. Ne ektiysem onu biçtim. Dolayısıyla sormadan edemiyorum: Mağdur olmak onur kırıcı bir hal değil midir? Birilerinin karşısına geçip "ezilmişim" demeyi insan nasıl kendine yedirir? Hem bu ezilenler komünist ya da faşist rejimler altındaki zavallı proleterler ya da köleler değiller. Bir hukuk devleti olma iddiasında ve nisbeten bu iddiaya karşılık verebilmiş Türkiye cumhuriyetinin vatandaşları. Bir cumhuriyet ki onca haksızlığa, eşitliğe kucak açsa bile dernekleri, mahkemeleri, şikayet büroları ve çalınabilecek onlarca kapısı var. Artık babalarımızın dövdüğü zavallı çocuklar değiliz. Sadece kendimizi öyle görmeyi istiyorsak, öyle olmaya devam ederiz. Artık sinmek yerine "kızgınım!" "öfkeliyim!" "hakkımı arayacağım!" "o kim oluyor da beni ezmeye kalkıyor?" deme vakti gelmiş olmalı. Yakınırcasına, yakarırcasına "mağdurum" demek daha mı kolay geliyor yoksa? Lafımı esirgemeyeceğim ve tüm "mağdurların" beni ya hoş görmesini ya da karşıma gelip "mağdur" olmadan düşüncelerini belirtmelerini istiyorum: Bence "mağdur" olmak ataerkil toplumumuzun çürük bir artığı sadece. Hepimiz onu içimizde taşıyoruz. Ezilmişiz, ezilmeye alışmışız. Belki de milletçe uğradığımız (ya da uğradığımıza inandığımız) baskıların sonunda oluşan bir "zavallılık" hali bu. Başı dik hiç bir insan ortalıkta "ben mağdurum" diye gezmez diye düşünyorum. Bir çürüklüğün "kurbanlarıysak" o çürüklükle savaşmalı, sadece kendi "mağduriyetimizi" değil, sistemdeki çürükleri meydan okumalıyız. "Mağdurlar" ve "zırlayan maçolar" (arabesk kültürümüz) bana öyle geliyor ki aynı bozuk tohumlardan doğmuş çürük meyveler. Erkek, sevgilisini terk etti diye ağlar, dövünür, sonra günün birinde başka bir kadınla evlenir, o zaman da karısını döver durur. Mağdur da günün birinde "mağduriyetinden" sıyrılır, ezmeye başlar. Dünyaya "ezilenler" ve "ezenler" gözünden görmeye alışırsak, er geç ikisinden biri oluruz. Dünyaya "özgür, kendi iradesine sahip" yurttaşlar gözüyle bakarsak, ne ezer ne eziliriz. Kazık yeriz, dolandırılırız, bizi ezmeye kalkışanlar her zaman olur. Kinciysek günün birinde intikam alırız, hukuka inanıyorsak kapıları çalarız, hoşgörülüysek affederiz.
Başa Dön