Dostoyevski kitaplarında karanlığın ağır bastığı ruh durumlarını yansıtmakla kalmaz bunu kendi ruhunda da yaşar. (geniş zaman kullanıyorum, kitapları hala okunuyor) Bunu bilmek yine de dostoyevski hakkında pek açıklayıcı bir bilgi elde etmemiz için yeterli değildir... Bundan yola çıkılabilir.
Bizim için tabiki dostoyevskinin kitaplarındaki ruhsal durumları okumak kolaydır... Onun içinde bunları bize sunması... Hele ki ölü evinden anılarda bir çok portre görürüz keskin gözlerin gördüğü...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Beni bağışla, ne demek istediğini tam olarak anlayamadım.
[[B]]" Biz bunalıp yazacağız ki, okuyucu bu bunalımı anlasın, kahkahalarla gülsün... "[[/B]]
Okur sadece bunalımdan mı anlar? Sadece bunalan okur mu kahkahayla güler?
Sadece mizah edebiyatından bahsediyorsak söylediğin bir ölçüde (ama sadece bir ölçüde) doğru olabilir. "Amaan, boşverin..." gibi bir ruh halinden yola çıkıp toplumu tiye almak elbette birçok kişiyi güldürecektir. Hayatta 'saçma' olanı fazla ciddiye almamak birçok kişi tarafından kabul görecektir. Yazarın da özgürlük alanını bir miktar genişletecektir belki. Bu ruh haline sahip birinin en derinlerde ufak bir depresyonu gizlediği de tahmin edilebilir.
Ama bunalım er geç insanı sıkar. Bunalımdan yola çıkarak yazan biri en başta güldürse de, er geç okurunun da içini karartacaktır. O noktadan sonra da tahminim o ki, kimse "Çok bunalımlı bir yazar! Bayılıyorum ona!" demeyecektir.
Edebiyatta hiddetle ve büyük bir kararlılıkla "bunalım takılan" bir Varoluşçular var bildiğim kadarıyla. Onların dışında da bunalım geri kalan tüm ruh hallerinden biri sadece. Goethe'nin ya da Yaşar Kemal'in, Steinbeck'in ya da Çehov'un 'bunalım'larından yola çıkarak yazmadıklarına eminim. Dahası bugün kitapçı raflarını süsleyen (okurların eline aldığı yazarlar yani) hiçbir yazarın "ben ancak bunalınca yazabiliyorum, sadece bunalımı yazıyorum" demediğine eminim.
Bütün bir edebiyatı, bütün bir yaratıcılığı bunalım gibi garip bir başlığın altına sığdırmaya çalışmak, herşeyden önce insan aklını, özgürlüğünü ve duygularını küçük görmek gibi geldi bana. Yazarın da hayal gücüne haksızlık etmiş olursun...
Saygılar,
Diren Yardımlı
Bunalmadan edebiyat eseri yazılamayacağına inanmaktayım. Biz bunalıp yazacağız ki, okuyucu bu bunalımı anlasın, kahkahalarla gülsün...
merhaba , yaklaşık bir hafta önce yazar bölümüne üye oldum fakat sayfam açılmıyor. ne şifrem ne de e-posta adresim kabul görüyor ne yapmam gerek ,yardımcı olursanız sevinirim....(yrgc.1@mynet.com)
bunalım?
Bence yapmanız gereken tek şey, kalemi elinize alıp yazmak; yazmaya çalışmak, karalamak, anlamsızlıklardan büyük anlamlar doğabileceğini düşünmekteyim. Biraz cesaret, biraz bunalma, biraz zorlanma. Gerekenler bunlar diye düşünüyorum...
Sevgiyle...
Yazar. Bu adam gerçek bir yazar. Elini yüreğine koymuş yazan bir yazar. Böyle bir yazardan da böyle bir kitap çıkardı zaten. "Aylak Adam" bence en iyi Türk romanıdır.
Üzüntü ile söyleyebilirim ki Kamuran ablamızın eşi vefat etmiş.
Önce kamuran ablaya sonra tüm yakınlarına baş sağlığı dilemeyi bir borç bilirim.
Yerinde rahat yatsın ve mekanı cennet olsun inşallah.
Saygılarımla,
İlknur KILIÇ
Sevgili M. Doğan,
Yapacağımız güncellemeler "Service Unavailable" mesajının önünü kesecek diye umuyoruz. Bir konuda haklısınız, İzEdebiyat ilk yıllarda ulaştığı büyüme hızını yitirdi. Bunda birçok etken var kuşkusuz, ancak İzEdebiyat başka sitelerden ayıran en büyük özellik yazarıyla birlikte düşünülen bir sistem olması; başka bir deyişle İzEdebiyat'ta korsan içerik bulunmuyor. Biz de siteyi Nazım Hikmet'le, Orhan Veli'yle doldursak alacağımız ziyaretçi sayısı bir anda şiddetle artardı; ama bu hem yayıncılık dünyasının içinde olan insanlar olan bizler için etik olarak çok yanlış olurdu, hem de İzEdebiyat'ın temel amacı olan amatör yazarları gün ışığına çıkarma düşüncesine aykırı olurdu.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
Sayın Didem Sevinç,
Yazınızla ilgili yapılan olumsuz yorumlara kesinlikle kafa yormayın.
Bende evli bir bayan olarak, yazılarımda evlilikle ilgili yada ilişkilerle ilgili olarak
bir takım yaşanmış yada yaşanmamışlıkları yazıyorum. Örneğin, sanal aşk diye bir yazım var. Bunu yazdım diye sanal aşk mı yaşamış oldum yada Evli kadınlar kocalarını nasıl chat:) latır adlı yazımda yine evlilikle ilgili idi. Bu yazılar kendi yaşantımla da ilgili olabilir, çevremdeki yaşanmışlıklarlada. Kendi evliliğimi yerden yere vurabilirim, yada yüceltebilirim yazılarımda.
Kaldıki, çoğu gazetenin ismi lazım değil pek çok köşe yazarı dört duvar arasındaki eş başarısızlıklarını dahi yazmaktan çekinmezken...
Takmayın...Yaşadıklarımız yazdıklarımız, yazdıklarımız, yaşadıklarımız.
Sevgiyle kalın.
Evliliğinizin bir ömür boyu sürmesi dileğiyle...
Bir zamanlar edebiyat deyince akla gelen ilk site şimdi ne yazık ki çok gerilere düşmüş görünüyor. Son zamanlarda Antoloji.com, Bengisu gibi sitelerin adlarını İzedebiyat'tan daha sık duyar olduk. Bu durumun kanımca derhal değişmesi gerekiyor. Hem içerik kalitesi, hem amatör yazarlara sunduğu olanaklarla İzedebiyat gibi başka bir site yok. Sorun İzedebiyat'ın niteliği değil, bundan daha basit bir sorun var. Site açılmıyor. Her gün defalarca "service unavailable" mesajını almak hakketten cansıkıcı. Bu sorun devam ederse İzedebiyatımız daha çok kan kaybedecektir. Site yetkililerinin nihayet bu konuya eğilmeleri yerinde bir karar. Dilerim önümüzdeki dönemde İzedebiyat'ın tekrar eski ihtişamına kavuştuğunu görürüz ve internet ve edebiyat deyince akla gelen ilk site olma özelliğini tekrar kazanır.
Tüm çalışanlara başarılar diliyorum.
Son zamanlarda siteyi ziyaret edenlerin sık sık karşısına çıkan "Service Unavailable" uyarısının ne kadar can sıkıcı olduğunun farkındayız. Belli saatlerde yaşanan yoğun veri trafiği sunucularımızın kapasitesini zorlamaktadır. Çoğu sunucu bilgisayarda onlarca, zaman zaman da yüzlerce web sitesi dururken, İzEdebiyat tek başına iki sunucu bilgisayarın tüm kapasitesini kullanıyor. İşin güzel yanı kuşkusuz bunun bol bol insanın bol bol yazı okuduğunu gösteriyor olması. Kötü yanı ise bir o kadar insanın siteye bile giremiyor olması.
Bu sorundan kurtulmak için İzEdebiyat'taki sayfalardaki yükü hafifletmeye çalışıyoruz. Son bir haftadır işi gücü bıraktık, İzEdebiyat'la ilgilenmeye başladık. Çok yakında da daha sade ve daha kullanışlı bir ön yüzle karşınıza çıkmaya hazırlanıyoruz. Hazır kolları sıvamışken editöryel olarak da siteyi sağlamlaştırmaya karar verdik. Bugün sadece üç editörle yürüyen site, yenilendiği zaman gönüllü editörlerle de hizmet verebilecek. Bu da yazıların daha çabuk onaylanması ve bütününde sitenin içeriğinin kalitesinin artması anlamına gelecektir.
Herşey yolunda giderse önümüzdeki hafta İzEdebiyat yeni yüzüyle karşınıza çıkmaya hazır olacaktır. O zamana dek "Service Unavailable" mesajlarına katlanmanızı diliyoruz.
En içten saygılar,
Diren Yardımlı
İzEdebiyat
Yayın Yönetmeni
Çok güzel.. hatırlanması da güzel, seçilen şiir de bir o kadar güzel. Ne var ki mesaj 2084 yılından günümüze düşmüş gibi. Ölümünün değil, doğumunun 100 yüzüncü yılı olacaktı herhalde... ;)
İçtenlikle...
M. Doğan
Ülkemizde yarım yüzyıla yakın damgasını vurmuş bir kalem usatasıdır Necip Fazıl. Ömrünü kalemine , şiirine , fikrine ayrımış , hayatının her döneminde bir şeyler üretmiştir.
İçinde yeşeren fikriyatı korkusuzca insanlara açmış , bir davanın kurucusu ve öncüsü olmuştur. Şairliğini ve aksiyonunu bir arada götürmeyi başaran nadir sanatçılardan biridir aynı zamanda.
" Sanat için Sanat , öyleyse Cemiyet için Sanat " mantığını benimsemiş , sanatında mutlak güzelin arayıcısı olmuştur. Ona göre şiir 4 kısımdan oluşmaktadır.
1 ) Hem nakışı , hem kütüğü olan
2 ) Kütüğü olan , nakışı olmayan
3 ) Nakışı olan , kütüğü olmayan
4 ) Nakışıda , kütüğüde olmayan
Ona göre Kütük : şiirin ana maddesi , Nakışsa , ambalajıydı.
Nihayetinde 1934 yılından sonra bu sırrı keşf etmiş ve şiirlerinde yaratıcıyı aramaya başlamıştır.
Üstadı rahmetle ve saygıyla anıyoruz
UTANSIN
Tohum saç , bitmesse toprak utansın !
Hedefe varmayan mızrak utansın !
Hey gidi küheylan , koşmana bak sen !
Çatlarsan , doğuran kısrak utansın
Eski çınar şimdi Noel ağacı ;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın !
Ölümden ileride varış dediğin ,
Geride ne varsa , bırak utansın
Ey binbir tanede solmayan tek renk ,
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!
N.F.K. 1964