Bu günlerde nedense karışık duygular içerisindeyim.sanki bir zaman trafiğinin içerisinde kaybolup gitmişim.hayata dahir ne umutlarım varsa sanki hepsi benden gitmiş bugün ya bir adım atmak geliyor içimden yada bir adım geri çekmek asıl anlamak istediğim şey ya ben hayatı kabüllennemedim yada hayat beni kim bilebilirki belkide ikimizde alışık değiliz birbirimize hele bazen benim için zor bazende kolay geçen zamanım ahhh.. bu düşüncelerim beni benden alıpta götüren zamana köle eden düşüncelerim zamanında zamanın zaman zaman kıymetini bilseydim eğer bu zamanda zamanın kölesi olurmuydum hiç yazık etmişim çocukluğuma,gençliğime meğer senden ne çok şey istemişim hayat şimdi anlıyorum seni meğer ben seni kabüllememişim.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Roman, edebiyatta işçiliğin en fazla olduğu biçim galiba... Çeşitli süreçlerden geçirmeniz, araştırma yapmanız, teknik bir hakimiyet kurmanız gerekiyor... Karakterlerinizin oturmuş olması, özel olmasalar bile iç dünyalarının da açılması gibi uzun soluklu aşamaları var. Belki de bu yüzden herkes roman yazamıyor. Nida Karaçizmeli'nin kurduğu cümleyi çok sevdim. Şiir, gebelik hali sanatçının... Sanki siz yazmasanız da o içinizden çıkıveriyor. Kendinize fazla yatırım yapmasanız da yazıyorsunuz (çoğunlukla da size öyle geliyor) Biraz da bu yüzden herkesin bir şiiri var gibi bir yanılgı içerisindeyiz (Necat Bey'in bu cümlesindeki taşlamanın farkındayım kendisinin altını çizdiği genel yanılgıdan söz ediyorum). Bu noktadan hareketle edebiyat, romanı rahatlıkla iyi yada kötü diye ayırırken; şiiri, şiir ya da değil diye ayırmaya çalışıyor. Şiir yazım dünyasının en görece unsurudur tam da bu sebeple aslında çok zordur.
Tanımlarken, anlatırken daha net görüyorsunuz. Yazım türleri arasında bir hiyerarşi kurmak elmaları armutlarla toplamaya benziyor.
Benim asıl merak ettiğim, roman gibi bir metni oluşturmak için gerekli altyapı konusunda ilk deneyini yapan arkadaşların nereden yardım alacakları. Roman sadece çok okuma ile kendi malzemesini toplayamaz gibi geliyor. Elbette yetenek de çok değerli, ilahi bir ödül ama kalemi çok kuvvetli yazarlar bile sadece bir içgörü ile roman yazabilir mi diye de soruyorum kendime...
Şiir gebelik hali, sanatçının. Ki yazık, ultrasonda görünmüyor. Acemi doktorlar vardır, parmağı elife benzeten. elif aldırmaz, tozar. Hep romanız da bir akmasını bilsek yataktan... Şeritler kifayetsiz kalıyor, üzülerek de olsa bir tekerleğimiz hep emniyet şeridinde. Bizim yok bundan başka gerçeğimiz. Yarımyamalak, üst geçitlerin altından geçeriz. Kiremitte sazan yeriz, bol tereyağlı... Sazan, bize kızmaz. Biz sazanı, yeriz.
Romanı da şiiri kadar güçlü bir isim benim bildiğim yok. Aslında son zamanlarda şöyle bir görüş geliyor bana "şiirin iyiyse, yaptığın resimler iyi olamaz" ben tüm yaptıklarıma bakınca hepsini beğeniyorum, zaten ruhunuzu hissediyorsanız hepsinde başarılı olmanız mümkün. Ama "yaptığın herşey başarılı olmaz, biri iyiyse diğeri kötüdür" mantığı var...
Romanım şiirim kadar iyi olmayabilir, çünkü ara ara yazıyorum ve şiir geçmişim kadar birikimim yok. 12 yıldır şiir yazıyorum ama 5 yıl önce roman yazmaya başladım, sanırım bu konu da biraz amatörüm Necat bey ... Bir gün yarım kalmışlarımdan birini yayınlarım ...
Saygılar.
Bilemem Sayın Şahin belki de hiç bir zaman roman yazamayacak olmam 'doruk' lafını ettirdi bana.
Herkesin bir öyküsü vardır, günümüzde şiiri de var ama romanı hiç olamayacak galiba. Bilemem.
Bir gün bir roman okursun ve hayatın değişir. Bilmiyorum. Saygılar.
Sayın Necat;
"Roman edebiyatın doruğudur," sözlerinizi bir parça açabilir misiniz, sakınca görmezseniz...
İletinizi okuduğumda aklıma gelen ilk şeyi aktarayım,
"Şiir olmayan bir şey edebiyata neden girsin ki?"
Virgina Wolf...
Örneğin ben hayal bile edemem roman yazma girişimimi-bile-. Gerçi herhangi bir şey yazdığım da söylenemez de, neyse.
Sanırım roman hayatına hükmetmek isteyenlerin işi. Şiirse anlık yaşamayı sevenlerin.- Yazılı düşünme bu olsa gerek-
Saliha Hanım'ın şiirleri gerçekten iyi, romanını çok merak ediyorum.
Bildiğiniz şiiri de romanı kadar kuvvetli yazar var mı?
Octavia Pazz olabilir mi. Ama hangi şiirinde yalnızlık dolambacının tadını alabilirisiniz?
Polemik yapmak gibi bir sürece asla girmem ve Sn ANTEMEN'in dile getirdiği üzere, asla ne kendisine ne de başka birine, sanatın olduğu bir yerde aşikar bir şekilde asla hakaret edemem. Diğer tüm mesajlaşmalarımızda her zaman dile getirdiğim üzere Sn ANTMEN, bu sitede değer verdiğim ve gücüne inandığım, yeri geldiğinde yazılarıma uslup, düşünce ve akışkanlık açısından örnek aldığım güçlü bir kalemsiniz. Benimz sizlere , "hakaret", ettiğimi düşünmenizi sağlayan haksız yaklaşımın nedeni, edebiyat özgür bırakmak için bu denli belirli nosyondaki eleştirilerle herkesi ürkütmeniz. Yaram yok gocunacak, sadece fikren ve karekter olarak, gerçekten karşı çıktığım, benimle ilgili olsun ya da olmasın, herşeye doğru olmak gibi bir tarzım var.. Bu yüzden istifa ettim, bu yüzden kimselere görevimde gebe kalmadım ve her türlü cevabımı da size de verebilecek seviyede tartışabilme yetim de var... Tek sözüm var, hep aynı yaklaşım içerisinde olan belirli kalemler var bu sitede ve tüm yazılara eleştirileri aynı, yapıcı değil... Sanat ticari değildir, insan yazdığını kendisine saklamalıdır gibi söylemlerin ne kadar inandırıcı olduğunu, bu isimlerin her interet sitesinde boy gösteren yazılarından anlayabiliyoruz. Evet, yazdıklarımıninsanlar tarafından okunması, paylaşılması ve yeri geldiğinde kitaplaşması çok hoşuma gider. Çünkü hayatın yaşanılmışlığının ortak paydasıdır, nerede, kim, niçin olursa olsun yaşamların ortak olduğuna inanırırm ve duygularım paylaşılması gerektiğini savunurum...
Forum zihniyetnin dışına çıkıldığı bir forumda tüm okuculardanözür diliyorum fakat başlangıçtan beri forum olarak açılan hiç bir konunun burada ilerlemediği de aşikar. Editörlerden forum konu başlıklarının genişletilmesi ricamdır, söyleninlere, eleştirilere başka türlü yanıtlar verilemiyor, sessiz kalınca da yaran var gocunuyorsun deniliyor ve cevap veridğinde de polemik oluyor. Eleştiriyorken eleştirilmeyi de bilmek gerekiyor.... ben yazdıklarınızı göze alarak eleştirdim ve yazdıklarınızın ne kadar ağır bir polemik güncesi olduğunun siz de farkındasınız. cevabım;: sessizlik, ve uzun zamandan beri hayatımın en güzel yerinde, sıkıntılarımdan beni uzakaştıran izedebiyat.com sitesinden ayrılıyorum. Bir çok edebiyat sitesinde yazıyorum, uslubuna uygun forumlara katılıyorum ama burada sizlerin genç kalemlere yaşattıklarını, yazdıklarınızın ağırlığını hiçbir şekilde hissetmedim. Kaçıyor, gocunuyor, "yazar olmaya çalışıyor" şeklinde polemiklere dalmayınız ve lütfen edebiyat adına artık susunuz. Kimsenin bir diğeiryle at koşturduğu bir yer değil, sadece bir paylaşım yeri olarak gördüğüm bu sitenin karekter savaşlarına açık olmaması gerekir. Okuculardan ve sadece dört mısralık da olsa duygularını dile getirmek isteyen tüm yazan ve yazarlardanözür dileyerek yazılarıma son ver.yorum. "Yazar olmak isteyen arkadaşlardan" birisi olarak Türk milletinin gerçekten çelme takabilme yeteneğini burada hissetmekten ne kadar üzüntü duyduğumu dile getirerek ELVEDA diyorum...
Saygılarımla...
Şiire yeni ve genç bir soluk getirebilmek için geçen sene Ağustos ayında 5 genç olarak ortak çalışmamızla kurulan grup, 30 yaş altındaki 10 kişilik ekiple birlikte "Yaşayan Yarın" adlı edebiyat ağırlıklı sanat dergisi çıkardı.
Yayım hayatına bu ay başladık, iki ayda bir çıkan dergimizde gençlerin şiir ve yazılarına yer veriyoruz. Bünyemizde 65 genç daha yer almaktadır. Merkezimiz İstanbul'dadır.
* Eğer 30 yaş altında ve şiirle uğraşıyorsanız, grup çalışmalarımıza aktif olarak katılabilirsiniz.
* Genç şairlerin önünü açmak için kurulan grubumuza ait derginin Yurt içi ve Yurt dışı olmak üzere değişik illerdeki temsilcileri olabilirsiniz.
* Yeni açılan İletişim ağımıza katılabilirsiniz : http://groups.yahoo.com/group/yasayanyarin
* Dergimize reklam verebilirsiniz.
* Abonemiz olabilirsiniz.
Ayrıca "Umut Çocukları Derneği" işbirliği ile sokak çocuklarının da aramıza katılacağı, Yy grup üyelerimizle şiir günleri düzenlemeye başlıyorum. Bu etkinlik her hafta salı akşamı Beyoğlu'nda gerçekleşecek.
Bu konularda bana ulaşmak isterseniz
e-mail adresim :
aylinantmen@hotmail.com
[[B]]Halkla ilişkiler ve reklam sorumlusu :[[/B]]
Fatma KIRAN
fatmakiran@yahoo.com
[[B]]Abone sorumlusu :[[/B]]
Barış ALUK
baris_aluk@yahoo.com
Yakında açılacak olan web sitemiz :
www.yasayanyarin.com
e-posta : yasayanyarin@hotmail.com
30 yaş altı genç ve amatör şairler bize her şekilde ulaşabilirler.
Gelecek şairlerinin çok sesli yürüyüşü : YAŞAYAN YARIN ...
Yy adına
S.Aylin ANTMEN
Şimdi anlıyorum ki; Tanrıverdi kendisine cevap verilmesini ve polemik yaratmayı istiyordu ve ben eline bu yönde malzeme vermiş oldum sanırım, herkesten kendi adıma özür diliyorum. Hem de roman başlıklı bir yerde alakasız şeyleri konuştuğum için üzgünüm ...
*Bu vesileyle ilk romanımı yazmaya nasıl başladığımı anlatabilirim... ilk romanımın üzerinden 3-4 yarım bıraktığım roman geçti, 1999 yılında yazmaya başladım. 1993 yılında başlayan bir şiir birikimim vardı zaten. Ben sonraki 2-3 yarım kalan romanımı hep ilk olarak gördüm. Kurgu ve insan psikolojisine inerek yazmak, karakterleri betimlemek benim için hep çok önemli olmuştur. Ancak herşeyden evvel konunun derinliğine ve detaylarla zenginleştirmeye önem veriyorum. Yarım kalmalarını ise hiç sorun etmiyorum çünkü bir gün bir yerde tamamlanacaklar. Şiirde olduğu gibi başarılı şekilde ilerletememe rağmen yazarken hissettiklerim yaşamakla eş anlamlı bu konu da hâlâ çok amatörüm. Ancak şunu diyebilirim : Bir roman yazmak, o dünyanın içerisindeki tanrı olmaktır, bu büyük bir haz.
Saygılarımla ...
Ta günün şafak vaktinde yazdığım yorumu kimler, niçin yedi?
Beleşe teskere...
Bazar!
Alıcısı da olur, satanı da.
Kefe sende tart!
Kumdan tartılar, kimleri oyalar...
Kum akar!
Dürüstlük payidar.
Ben seni;
Senin beni sevebilme ihtimalini, sevdim.
Çizdiğim köy resimlerine,
Dereleri ben ekledim.
Çeşme başında gülümseyen, kızları.
Ve dağların tepelerini ben boyadım, beyaza…
Bıyığın buruğu olmaz.
Karlı bir iftar sofrasında,
Elimle erittim buzları da
Senin elin cehennemdi.
Bileti kesilmiş saatlerin dini sorulmaz…
Senin yelkovanın daha bir kalleşti,
Yıldızın gözüne ayna tuttu,
Sevseydim seni sırf cemalin için,
Üzerdi beni güneş.
Sen güzeldin.
İhtimalim olsaydı dalgalara,
Eğilirimdim önünde, varmağa.
Varmak marifet, değil.
Islanıp kalmak var, sevdaya.
Ben, sırf beni sevebilme ihtimalini sevdim.
Kurak göz kapaklarımda,
Çatlamış dudaklarımla,
Beni sevme ihtimalini, taşıdım.
Taşkın göz pınarlarıma.
Beni sev!
Üstü açık yatan tencerelere, kapak babında.
"bu sitedeki bazı kalemlerin hırs, sadece muhalif arzular ve duygu, düşünce birikimi yüreklere sahip olması gereken kalemlerden çok uzak olduğunu görüyorum... Siz, Sn Dilaver ve Sn Antmen, diğer bir çok kalemin aksine kötü eleştirmek, ortalığı karıştırmak, sert uslup ile insanların polemik içeriisne çekilmesini sağlamak gibi bir karekteriniz var kanısındayım. yazık... diğer bir çok yazıya yapılmış olan eleştirilerin çoğunu okuduğumda mutlaka uygunsuz uslup, yakışıksız eleştiriler ve sadece polemki görüyorum..."
bu yakışıksız söylemleri sizin sanatın ne olduğunu anlamamanıza ve sözlerimin hedefini bulup yaranızın gocunmuş olmasına veriyorum. Benim kişisel görüşlerime "ortalığı karıştırmak" gibi bir ad takılması şahsıma hakarettir. Ve sizin gibi benden büyük olduğuna inandığım bir isme hiç yakıştırmadım.
Diğer bir konu ben yazdıklarımı devamlı silen biriyim, ve bu beni bağlar, başka hiçkimseyi bağlamaz, çünkü ben sayfada yığınla yazı biriktirmekten nefret ederim, sizin buna söz etme hakkınız bile yok. Başka başka adlarla giriyor dediğiniz kısma güldüm sadece, çünkü sadece soyadımı çıkarttım. Saliha AYLİN olarak yazıyorum. Tanımadığınız bir insan hakkında saygısızca atıp tutmak yakışıksız bir tavırdır ve sanal kaygılar gütmekten başka birşey değildir. Ben siteyi hiçbir amaçla kullanmıyorum. Burası forumsa eğer ben sanat için ticarettir diyen zihniyeti kınarım, ancak sizin mantığınızdaki insanların çoğunluğu yüzünden gördüğünüz gibi büyük bir saygısızlık yapılmaktadır, maalesef de bunun önüne geçemeyiz, ancak bilinçlenmemiz gerekir. Ben kimsenin şahsına tek laf etmiş değilim, etmem de ... yaşım 24 ama hayatta kimsenin şahsına girmedim bu tür konularda, olgunluk biraz da size yakışanı sergilemektir. Ve bu yüzden size ancak teşekkür edebilirim, kendinizi tanıttığınız için ... Eğer sizin şahıslara saldırmak gibi bir politikanız varsa buyrun saldırın, ben böyle bir yakışıksızlığı asla yapmam, şahsıma sarfedilen sözlere rağmen yapmıyorum hâlâ. Ve tekrar ediyorum, sayfamdan ben sorumluyum, yazdıklarımı dönem dönem biriktikçe silmeye devam edeceğim ve bu sizi zerre kadar ilgilendirmez. Lütfen insanların kişisel haklarına saldırmayın, bu şekilde kimse bir yere gelemez. Necat Dilaver bu sitedeki en doğru konuşanlardandır, ona yaptığınızı da bana yaptığınızla aynı şekilde saygısızlık olarak nitelendiriyorum. Şahsımızdan özür dilemeniz gerekir ... Kendi adıma ben ne sizin; ne de sanatın ticaret olduğunu söyleyen kişinin şahsına tek söz etmedim. Saygılı olalım, saygılı olmadan saygı bekleyemezsiniz kimseden.. Kimseye yaptığım eleştirilerde saygısızlık etmiş insan da değilim, her attığım adımda seviyemi korurum, tespitlerinizi karalama üzerine kurmayın. Sizin adınıza çok büyük bir kayıp bu, insanları karalamak çok uygunsuz bir davranıştır çünkü. Eğer ben kişisel görüşümü bildirdiğimde ortalık karıştırıcı olacaksam, sizin gibi insanlara artık kulaklarım da tıkalıdır, beynimde ! Sizi bu şekilde birileri kışkırtıyorsa üzülürüm, yok ben kendi irademle bunları dedim derseniz, sadece sizin adınıza üzülürüm.
Sevgi ve saygıyla ...
İletimin, forumun hatalı bir köşesinde bulunduğunu düşünüyorum ancak burada yazılanlarla ilgili yazmak istediğimden başka bir başlık altına taşıyamadım. Özür dilerim. Henüz hiçbirimizin tam olarak forum kavramını doğru anladığımızı sanmıyorum çünkü konular birbirini izlemiyor ve özünde edebiyat ve yukarıda işaret edilen başlıklar olması gerekirken (ki şu anda ilk romanımla ilgili görüş alışverişinde bulunmam gerekiyordu) bir yerlerden köşeyi dönüp kişisel bir platforma taşınıyor. Üstelik burada yazı yazmak galiba birçok yazar tarafından risk olarak algılanıyor. Sanki bize madalya takan, çok okunan yapan, okurlarımızı kaybedecekmişiz gibi bir bunalıma giriliyor. Zaten ortada kitle teşkil edecek okur falan da yok (en azından ben karşılaşmadım). Necat bey'in kırıcılığından söz etmek yerine en azından hedef olmayı göze alışından söz edilmeli. Herkesin terazisi kendinde ve yazdıklarımızın kötü eleştirilmesi asla kabul görmüyor. Yanlış anlamadıysam hiç birimiz profesyonel değiliz dolayısı ile eleştirilerimiz de değil. Ben biraz da bu noktadan hareketle ağır yargıların çok da haddim olmadığını düşünerek, yazıların altına yorum yazarken hissettiklerimden yola çıkıyorum. Ama aksini düşünenlerin de bulunması iyidir, saygı duymalı. Yoksa kendi yazdıklarımızı tavaf etmekten öteye gidemeyeceğiz ki bence yazmayı önemsiyorsak bu kendimize yapacağimiz yegane kötülüktür üstelik bizi bir adım öteye gitmekten aciz bırakacak zifiri bir yoldur.
Ben bir süreliğine yazdıklarımı siteye aktarmayı durdurdum (marifetmiş gibi söylemiyorum yanlış anlamayın). Bir kısır döngü içine girmeden biraz da yazılanlarla ilgilenmem gerektiğini düşünüyorum. Heyecanla bekliyorum. Bakalım gerçek bir tartışma ortamı yaratabilecek miyiz?
Okuyan ve yazan herkese kolay gelsin...
"...Sayın Özgür Tanrıverdi olmak üzere bir çok yazar olmaya çalışan arkadaştan ....", demiş Sn Necat Dilaver ... Edebiyatta özgürlük, asıl siz ve aynı düşüncelere sahip insanların polemik duyguları uzak durduğunda satır ve dizelerden, yaşanacaktır... Ben ve buradaki bir çok arkadaşım, "yazan" bir şahıs olarak yazmaya devam edeceğim... Edebiyata özgürlük, isteminiz için, sizin gerçek tanımlamanızdaki ! bir yazar olmanız ya da akademisyen bir eğitmen sıfatınızın olması gerekiyor. Lütfen, genç arkadaşların satır ve dizelerini bu şekilde eleştirercekseniz bunu hiç yapmayın, Edebiyat işte o zaman şize müteşekkir kalacaktır... Saygıyla...
"...Sayın Özgür Tanrıverdi olmak üzere bir çok yazar olmaya çalışan arkadaştan ....", demiş Sn Necat Dilaver ... Edebiyatta özgürlük, asıl siz ve aynı düşüncelere sahip insanların polemik duyguları uzak durduğunda satır ve dizelerden, yaşanacaktır... Ben ve buradaki bir çok arkadaşım, "yazan" bir şahıs olarak yazmaya devam edeceğim... Edebiyata özgürlük, isteminiz için, sizin gerçek tanımlamanızdaki ! bir yazar olmanız ya da akademisyen bir eğitmen sıfatınızın olması gerekiyor. Lütfen, genç arkadaşların satır ve dizelerini bu şekilde eleştirercekseniz bunu hiç yapmayın, Edebiyat işte o zaman şize müteşekkir kalacaktır... Saygıyla...