Son zamanlarda yazma konusunda bana ilham kaynağı olan başka bir sanat dalı fotoğraf... Fotoğraflara öykü yazmak bana huzur veriyor.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Böyle bir cümleyi yazmak bile keyif veriyor bana.
Sadece kendimin böyle birşey yapıp yapamayacağını görmek adına bile güzel bir deneyim. Roman karakterleri ile yaşamak, günlük hayatta onların yerlerine düşünmek, onlar için yaşamak, oluşturduğum kurguya yeni bakış açıları katmak bunların hepsi bana ayrı ayrı keyif veriyor. Amacım sadece yapabildiğimi görmek... Bugüne dek yazılmış onca denemeden, öyküden sonra edebiyata başka bir pencereden bakabilmek. Ve yazma konusunda kendimi geliştirmek yavaş yavaş kendime yettiğim bir gün yazdığım satırları sizlerle paylaşmak da bana ayrı bir keyif verecek bundan fazlası ile eminim.
Şebnem İşigüzel'in son romanı yeraltı edebiyatının Türkiye'deki iyi örneklerinden biri bana kalırsa... İşigüzel'den hiç beklemediğim sertlikte yazılmış şaşırtıcı, sarsıcı, kafa karıştırıcı, mükemmel sözcükler...
Leyla, Kasparov, Yıldız kahramanların içiçe geçmiş görünen yanlız hayatları...
Satranç kadar ustaca yaratılmış bir kurgu...
Çöplük yeraltı edebiyatını sevenlerin mutlaka okumaları gereken bir roman
John Fante'nin Parantez Yayınlarından çıkan son kitabı
Kendisini henüz keşfetmeyenler için güzel bir başlangıç...
Bir insan bu kadar mı sade, ve akıcı yazabilir. Fante ile Bandini ile sizde Los Angeles'a doğru bir yolculuğa çıkmaya hazırlanın...
Toza Sor
Hayat Dolu ise Fante'yi sevenler için diğer tavsiyelerim
Tüm yayınevlerini aynı kefeye koyup böyle bir saldırıda bulunmak ne kadar doğru ne kadar yanlış açıkçası bunu tartışmak istemiyorum. Sadece yazı ve yaşam paralelinde kendime çizdiğim bir yoldan bahsetmek istiyorum.
Ben sadece yazıyorum, zaman zaman benimde inişlerim çıkışlarım "yayınevleri ile görüşsem mi acaba"larım olmuyor değil...
Ama bana kalırsa en güzeli sadece yazmak... Yaşam için kendiniz için gerçekten içten gelerek yazıldığında zaten bir şekilde yayınevleri sizi buluyor.
Düzenlenen öykü yarışmalarına katılmak da kitap çıkarmak isteyenler için bir yol olabilir tabii...
İsa bey'in söylediği gibi parayı verip yayınevi desteği olmadan da bastırabilirsiniz eserlerinizi çok doğru ama o zaman bana kalırsa yalnızca bastırılmış egonuza karşı bir cevap olur tüm bastırdıklarınız.
İsa bey'in anlatacağım diye diretip durduğu ama bir türlü anlatmadığı "kirli çamaşırlar"ı ben de merak ettim doğrusu...Bunun yazılı ve görsel basında sıklıkla kullanılan bir pazarlama taktiği olduğunu biliyoruz. Televolelerdeki "az sonra"ları hatırlattı bana:)
İsa Bey!
Benim gibi yayıncılık dünyasınının karanlık dehlizlerinden bihaber arkadaşları aydınlatın artık Lütfen! Biz sansasyonlara bayılırız. Siz de bunu gayet iyi biliyorsunuz gibi geliyor.
Yayın dünyasındaki çerçöp bolluğu okuyucuların bu tür şeylere meraklı olmasıyla da açıklanamaz mı acaba? Yayıncı, yazar, okuyucu, editör ve son zamanların değişmez faktörü reklamcı elele verip bir şeyleri öne çıkarıyor. 'Kaliteli' eserlerini yayınlatmak isteyip de bu duvara çarpanların bu duruma isyan etmeleri edebiyat kadar eski olsa gerek. Jack London yazarın şu kimi zaman acıklı, kimi zaman gülünç yolculuğunu anlatırken ortaya kocaman bir kitap çıkmış. Tek örnek o değil elbette, hangi büyük yazara baksak geçmişinde yayıncılarla verilmiş savaşların izlerini görürüz. Ama bunları anlatan yazara ve onun eninde sonunda basılıp bize kadar ulaşan yazılarına baktığımızda başka şeyler de göremiyorsak edebiyata bakışımızda bir eksik yan varmış gibi geliyor bana.
'Kimse beni anlamıyor, öyleyse ben çok doğru söylüyorum,' ya da 'Hain yayıncılar beni basmıyorlar çünkü ben aslında çok güzel yazıyorum ama torpilim yok,' diye feryat etmek belki insanın kendine güvenini korumasına yardım edebilir ama daha iyi yazmaya götürmez bence.
yahu siz hanımefendi değil bir beyefendisiniz.
e ben sizi hanımefendi biliyordum!!!!
allah allah. yok yahu, hanımefendi diyerek size hakaret etmek, yok yoooook……………….
e pardon. gerçekten pardon….
hakaret, yok, merak etmeyin, acayip sıkı bir yönüm var.
nefretle sarılmam yazıma.
neyse, sizi kâr saydım.
düşersem elimi uzatırım belki.
ama arkadaş, acayip doluyum.
anlatacağım.
kişisel mesele ama toplumsal yönü var.
önemli olan budur.
BEYEFENDİ!!!!!!!!!!
Sizi ciddiye aldığım için üzgünüm. Sonra fark ettim, aslında fena birine benzemiyorsunuz. En azından gülümsetiyorsunuz insanı. Böyle bir coşku, böyle bir tutku... başka yerlere de yöneltseniz diyorum. Yalnız hakaret ve sövgü konusunda yine de dikkat edin derim. Her şeyden önce sizin gibi görmüş geçirmiş birine yakışmıyor.
Büyük açılımlarınızı merakla bekliyor olacağım... Özellikle de hangi yayıncı kalbinizi bu kadar kırdı, merak etmiyorum desem yalan olur.
[[U]]Saygıyla,[[/U]]
Mustafa Diren Yardımlı
necati bey,
insanlar kitap bastırmak istiyor, o duyguyu yaşamak istiyor, yüzlerce amatör var, bunların yeteneklisi de var, onlara elbet yerinizi bulursunuz demek gerçekçi değil.
ben kirli çamaşırları döküyorum.
eğer bunları bilmezlerse, gözleri açılmazsa, emekleri yerini bulmaz, İMKANSIZ.
onlar keşke benim gibi olsa.
dövüle dövüle dövmeyi öğrensin insanlar.
yazar neden ünlü olmasın, neden para kazanmasın.
siz yazarın nasıl geçineceğini düşünmüyorsunuz.
bu ticarettir. bu işten para kazanılıyor.
ben çözüm, gerçek gösteriyorum insanlara.
siz duygusal yaklaşımlarla ne katıyorsunuz insanlara.
onlar kan emicidir.
genel gerçekler var….
bir yayınevinin editörüyle konuşuyorum.
konuyu hemen kitabı nasıl satacaksın meselesine getirdi. sonra bir yazarı örnek gösterdi. yazar kendi çabalarıyla kitabı satmış. parayı editöre yollamış.
bunlar parayı düşünür.
bunlar yalancı.
ama siz hiç merak etmeyin.
BEN TEK TEK KİRLİ ÇAMAŞIRLARI ORTAYA DÖKECEM.
TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ...............
Eğer kitap yayınlamak bu kadar önemliyse bunun tek nedeni olabilir o da şöhret ve para. O zaman da, o purolu yayınevi sahiplerinden bir farkınız kalmaz. Yok eğer amaç paylaşmaksa kimse sizi anlamaz, anlattığınız biçimde. Anlayan kendini anlar, kendini bulur yazdıklarında, sizi değil, söylemek istediklerinizi değil.
Tavsiyem kitap yayınlamak konusunda bu kadar ısrarlı olmayın -Örneğin İsa Bey gibi olmayın-. Varsa bir fonksiyonunuz edebiyat dünyasında merak etmeyin elbet yerinizi bulursunuz. Okuyun ve inadına yazın.
Saygılar.
hanımefendi, siz ciddi misiniz,
siz de o dediğim yayınevleri gibisiniz.
bir zaman sizin kişisel sitenize mesaj atmıştım.
bana bir cevap yazma zahmetinde bulunmadınız.
ben de sitenizde çıkmıştım.
sonra bayram mesajı geldi.
yeniden girdim.
ben sizden nefret ediyordum.
kısmet bu ya, sonunda karşılaştık.
siz delikanlı çıktınız offff be.
neden safsata oluyormuş bunlar, ha????????????
siz bu kez bir cevap yazdınız, HAYRET.
siz gerçekleri anlatmadınız.
siz insanları yanıltıcı bilgiler veriyorsunuz.
kaç yayınevi gezdiğimi yazdım. hatta fazladır.
hiçbiri genç yetenek aramıyordu.
siz neden bahsediyorsunuz.
istersen yetenek ol, onların karşısında bir hiçsin.
genç yetenekli yazar aramıyorlar.
ortada belli güç odakları var.
onlar istediği yazarı öne çıkarıyor.
daha hiç kitabı çıkmamış bir yazarla kimse ilgilenmez.
bana palavra okumayın.
burada bilgisiz birçok arkadaş var.
onları zehirlemeyin.
ben onların gözünü açmaya çalışıyorum.
o yayınevlerinin bazıları dosyaları okumuyor bile.
cevap bir/ bir buçuk yıl sonra geliyor.
onların hiçbirisi güvenilir değildir.
öyle olsa buket uzuner zamanında hiç zorlanmazdı.
Buket Uzuner ülkedeki bütün yayınevlerini gezmiştir.
ama öykülerini basacak yayınevi bulamamıştır.
ama bakın şimdi buket uzuner ünlü, onu seviyorlar.
yayınevleri kan emici yaratıklardır.
DİREN HANIM,
gülüyorum size. siz çocuk mu kandırıyorsunuz,
site senin galiba, olumsuz laflar çıkması işine gelmez, sitenin zararına olur değil mi?
bakın, ben adabınca sonuna kadar savunurum yaşadıklarımı, kafadan atmadan konuşuyorum,
gerçeklerin ya farkında değilsiniz ya da anlamak istemiyorsunuz, ben daha bir anlatayım o zaman,
gittiğim kimi yayınevi disket okumaktan bile aciz,
onların verdikleri cevaplar, nedir, söyleyeyim, beni küstürmemek için birkaç tatlı laf söylediler, yok bizim programımız dolu filan.
hep palavra, yolan dolan.
benim en büyük düşmanım o yayınevlerinin kafası çalışmayan editörleridir. siz onları savunuyorsunuz.
onlar kan emici.
bakın, ben havaya konuşmam, ben dergilerde yetiştirdim kendimi, yüzlerce yazı okudum, sizin bana verecek en ufak bir bilginiz yok. sizi insan olarak görürüm sadece.
ben biliyorum hepsini, ben biliyorum gerçekleri.
güç odakları diyorum, siz bundan habersizsiniz.
dostun yoksa, kitabını basmazlar.
torpil, ülkede her şeye bulaştı, elbette YAYINCILIK DÜNYASINA DA.
yayıncılık dünyasında torpile inanamazdım, ama yaşayınca gördüm. yetenekli olsan bile torpil gerekli………..
DİREN HANIM, (sizden nefret etmiyorum), siz konuşun ya da polemiğe girmeyin.
benim sizle işim yok.
kızmayın bana ya da kızın.
ben yaşadıklarımı arkadaşlarla paylaşacağım.
ADABINCA KONUŞACAĞIM.
SUSMAK YOK………………….
İNSANLAR GERÇEKLERİ DUYACAK……………….
İSA KANTARCI........
Böyle safsata duymadım. En büyük yayınevlerinden bazıları özellikle yeni yazarlar peşinde koşuyorlar. Bu yazarları bulup çıkaran ve yayınlanmasını sağlayanlar da bu yayınevlerinde görev yapan bu ülkede adları çok iyi bilinen bir dizi yazar, eleştirmen. Ağzında purolu yayınevi patronu karar vermiyor neyin yayınlanıp neyin yayınlanmayacağına. Ek olarak hiçbir yayıncı bu işe sadece parası için girmiyor. Kitapların 2000 basıldığı bir ülkede ticarete atılan birinin son el atacağı alan yayıncılık olur. Ayrıca bir tarafta banka ve gazete yayınevleri duruyor, zaten yaptıkları yayıncılık ne şirketi kurtarıyor, ne de batırıyor. Diğer tarafta yıllardır, tüm zorluklara karşın inandıkları kitapları bu ülkeye kazandırmaya çalışan 'inatçı' yayıncılar duruyor. Birinde deneyimli bir 'jüri' kitapları değerlendiriyor, düzeltiyor ve yayınlanmasını sağlıyor, öbüründe yayın felsefesine uyup uymadığına bakılıyor. Bu arada iki üç tanıdık yazar da araya giriyorsa, bu yayıncıları bir anda yeryüzünün en ahlaksız insanları yapmıyor.
Burada böyle bir konu üzerine polemiğe girmeye niyetli değilim ama on yıldır birçok yayınevinde çalışmış biri olarak (editör, tasarımcı, redaktör, yayıncı, çevirmen, dağıtım, mali işler) nedense böyle 'sansasyonel kirli çamaşırlar'la hiç karşılaşmadım.
Tüm mesajını büyük harflerle yazan arkadaşın yaratmaya çalıştığı izlenimin aksine bu insanlar uyuşturu tüccarı ya da korsan kitap mafyası değiller, her gün sayısız engelle boğuşan, birçoğu bu ülkede zar zor yapılan bir işi alınlarının akıyla yürütmeye çalışan edebiyat ve kitap tutkunu insan. Üç beş tane kötü yayıncı öne çıkarakak yayın dünyasını bu şekilde topluca mahkum etmek... ciddiye alınmaya değmese bile işin doğrusu bu forumda böyle birşey görünce ben utandım. Yazarların desteklenmesi ne kadar gerekliyse, yayıncılar da bundan azını hakketmiyorlar çünkü. Biri olmadan öbürü de olmaz.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
YILLARDIR SÜREN MACERAYI, KARMAŞIK OLAYLARI TEK MESAJLA ANLATMAM ZOR......
ARKADAŞLAR,
YOLU KİTAPTAN GEÇENLER,
KİTAP ÇIKARMAK İSTEYENLER,
BEN SİZE BU ÜLKENİN GERÇEKLERİNİ YAZACAĞIM
HEPSİNİ ANLATACAĞIM............
BU BİLGİLERİ KULLANIRSANIZ EĞER ZAMANDAN VE EMEKTEN KAZANACAKSINIZ
yaklaşık 100 yayın evi GEZMİŞ BİRİYİM.
ÇOK ŞEY YAŞADIM.
SİSTEMİN NASIL İŞLEDİĞİNİ BİLİYORUM.
BURDAN ARKADAŞLARI BİLGİLENDİRECEĞİM.
ÖNCELİKLE ŞUNU SÖYLEYEYİM. BEN ÇOK ÇALIŞTIM, EPEY TER DÖKTÜM, TUTKUYLA YAZANLAR, YAZDIKLARININ BASILMASINI İSTER, SONUÇTA BİR YAYIN EVİ BULDUM, SONRA BİR TAKIM TERSLİKLER OLDU, YAYIN EVİNE SERT BİR MESAJ ATIP İLİŞKİMİ KESTİM....
YAYINEVLERİNİN İÇ DÜNYASINI, KİRLİ ÇAMAŞIRLARI ÇOĞUMUZ BİLMİYORUZ,
AMA BEN YAŞAYARAK ÖĞRENDİM....
ON SENEDİR YAZIYORUM............
ÖYLE REZİLLİKLER YAŞADIM Kİ...........
BİR ŞAİR ARKADAŞIMLA ŞİİR ÖYKÜ KİTABI ÇIKARIYORUZ.
KİTABI BASACAK VE DAĞITIMINI TANITIMINI YAPACAK BİR DERGİCİ YANIMIZDA...........................
BÜYÜK YAYINEVLERİNE BOŞUNA GİTMEYİN.
BOŞUNA BEKLERSİNİZ.
ONLARIN BAZILARI CEVAP BİLE YAZMAZ.
ONLAR KAMLUMBAĞA HIZIYLA ÇALIŞIR.
ÜNLÜ DEĞİLSENİZ KİMSE BAKMAZ SİZE.
SİZİ BİR KAYIRMIYORSA ÇOK ZOR.
İMKANSIZ.
BASMAZLAR.
HATTA ŞAHANE ŞEYLER YAZIN.
BASMAZLAR.
BU YAYINEVLERİNİN ÇOĞU BÖYLE. RİSK ALMAK İSTEMİYORLAR.
ONLAR İÇİN ÖNEMLİ OLAN PARA KAZANMAKTIR..........
HATTA SİZE CEVAP YAZSALAR BİLE, SAHTEDİR, YALANDIR..........
SİZE TAVSİYEM ŞU, ELİNİZDEKİLER İYİYSE, DURMAYIN, BASTIRIN.
PARANIZ VARSA, KİTABINIZI BASTIRIN.
ORTADA KOCAMAN BİR SAHTEKARLIK VAR.
YOKSA ÇOK BEKLERSİNİZ....
BEN EDEBİYAT DERGİLERİNDEN GELMEYİM.
GERÇEK ŞU: BİR DOSTUNUZ SİZİ KAYIRIRSA, KİTABINIZ BASILIR.
O ÇEVREDEN TANIDIKLARINIZ VARSA VE YETENEKLİYSENİZ, KİTABINIZ BASILIR.
SAKIN BEKLEMEYİN.
ONLARA İNANMAYIN.
SADECE YAZMA KONUSUNDA BİLİNÇLİ OLUN. İYİ ŞEYLER YAZIN. BUNLARI BASACAK BİR YIĞIN MATBAA VAR..........
SATIŞ İŞİN EN KOLAYI.
KİTABI SATMAK EN KOLAYIDIR....
ÇIKIN CADDELERE, İNSANLARA KİTABINIZI SATIN.
BU İŞ BÖYLE.
ÇEVRENİZİN GÜCÜNÜ KULLANIN.
HATTA PARA BİLE KAZANIRSINIZ..............
ARKADAŞLAR, BİR YALANCILAR ORDUSU SİSTEMDE.
BUNLAR SİZİ KANDIRIRILAR.
İNANMAYIN................
BU TOPLUMA DEĞERLİ ŞEYLER VERDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ, İYİ BİR EDİTÖRLÜK ÇALIŞMASI YAPIN.
KİTABI BASACAK YÜZLERCE YER VAR.
PARANIZ VARSA HER ŞEY ÇOK KOLAY.
EDİTÖRLÜK ÇALIŞMASINDA SİZE YARDIMCI OLABİLİRİM.
BELKİ MATBAA DA BULURUM.
BİZ DERGİ KURACAĞIZ...
BU MESELERLE İLGİLENİYORUZ...