..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünya hayal gücünün tuvalinden başka birşey değildir. -Henri David Thoreau
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > Yûşa Irmak




23 Haziran 2022
Hayde Hep Birlikte Arayalım Suçluları  
Yûşa Irmak
Öyledir hep. Bu ülkede ne zaman bir sıkıntı yaşansa; yüreğimizi burkan, içimizi yakan bir afetle, felaketle karşılaşsak, daha acımız bir seksen yerde yatıyorken, başlarız işaret parmağımızı bir yerlere çevirmeye… Milletçe huyumuzdur bu, kuruması gereken. Ama kurumaz nedense…


:EF:
Öyledir hep. Bu ülkede ne zaman bir sıkıntı yaşansa; yüreğimizi burkan, içimizi yakan bir afetle, felaketle karşılaşsak, daha acımız bir seksen yerde yatıyorken, başlarız işaret parmağımızı bir yerlere çevirmeye… Milletçe huyumuzdur bu, kuruması gereken.

Ama kurumaz nedense…


Bir bina yıkılır örneğin… Hemen birileri: “falanca partinin belediyesi izin vermişti zaten” diye kinin, öfkenin akacağı hedefi gösterir. Yekdiğeri, “Biz orada koşturuyoruz, çalışıyoruz amma filanca zihniyetin insanları yok buralarda” diye homurdanarak yapar yapacağını, yaptığının hayrını da kediye yükler tabi.

En kolay işaret parmağımıza hükmeden bir neslin ahfadıyız biz. En rahat ve sorumsuzca onu kullanırız çünkü. İlan eder, hedef gösterir, suçlar ve cezalandırırız parmaklarımızla…

İşte dün gece Marmaris’te içimizi yakan bir orman yangını başladı. Hadise duyulur duyulmaz devlet yetkilileri anında havadan, karadan, ekipleri organize ederek müdahale etti ve çok şükür öğlen civarı yangın daha büyük zararlar vermeden söndürüldü!

Bilirsiniz orman yangınlarına müdahalede esas olan havadan değil karadan yapılandır. Marmaris yangınında devlet hem karadan hem havadan müdahale ettiği halde işsiz bir sanatçı müsveddesi üstelik devletin yangınla ilgili paylaştığı bir fotoğrafı kullanarak: “Uçaklar nerede” diye yangın söndürme uzmanı gibi efelenmeye, kendince ceza kesmeye çalıştı…
İnsanlar aslı astarı olmayan yalan paylaşım yüzünden bir travma yaşayarak yetkililerin “kasıtlı müdahale etmediği”ni filan sandı… Paylaşımı “Recep İvedik” namıyla bildiğimiz bir osuruğuyla milyonları güldüren komedyenimiz Şahan Gökbakar’dan başkası değildi. Salladığı yalan yayılınca sağcısı-solcusu hemen her görüşten kişiler, yanan ağaçlara mı yoksa kayıtsız kaldıkları sanılan yetkilileri mi kızacağını kestiremedi…
Bu tarz yalan da değil direk iftira ve maksatlı paylaşımların insanlar üzerinde bir acı ve sarsıntı yaşattığını, yapılan RT’lerden ve twitin altında yapılan beddualardan anlayabiliyorsunuz.
Nedendir bilinmez sosyal medyada yalan içerikler saniyesinde yayılıyor! Ancak gerçeklerinde ortaya çıkma gibi bir durumu var elbette. Meğer gerçek: “Osuruktan Tayyere Şahan”ın anlattığı gibi değil, tersine yetkililerin zaman kaybetmeden olaya müdahale ettiği, hatta paylaştığı görselin bile devletin olay yerindeki helikopterin içinden çekildiği anlaşılınca bu sefer Twitter’da herkes hep bir ağızdan: “#AllahBelanıVersinŞahan” diye tag açıp ana, avrat küfür etmeye başladı…
Peki değer miydi buna?!
Bence değmezdi. Zira daha işin uzmanları bile olayın ne olduğunu anlamaya çalışırken bir komedyen parçası çıkıp milyonluk hesabından; sırf etkileşim alma, muhalif olduğunu göstermek, birilerine yaranmak için, kasıtlı olarak yalan bir paylaşımda bulundu. Üstelik yazdıklarına kendisi bile inanmadan, hiç içi yanmadan, vicdanı sızlamadan yaptı… Şayet vicdanlı biri olsaydı “ne gerek var böyle bir paylaşıma” diye düşünür, onca insanı yalan söyleyerek galeyana getirmeye çalışıp, sonrasında beddua almaya, küfür yemeye değmeyeceğini anlardı. Düşünün, daha insanlar kendine gelememişken, yanan çamların dumanı dağılmamışken, sırf muhalifliğini göstermek için; devleti, yetkilileri onca gönüllü orman görevlisini “müdahale edilmiyor” diye suçlayıp birilerinin yakasına yapışması sanıyorum hiç bir sanat anlayışıyla bağdaşmaz!

Daha önce dediklerim elbette baki… Elbette bu tür felaketler sadece ormanlarımızı yok etmiyor, insanların anlık tepkilerini de normal karşılıyorum karşılamasına da istenmeyen böylesi durumlarda insanlığımızdan çıktığımızı da görmek gerekir… Beri taraftan, içimizde yaşayan insanların niyetini net bir şekilde görme şansını yakalıyoruz. İnsanları yalanlarıyla tahrik edip üzenlerin listesini bir bir tutuyoruz. Bu yüzden kimse kimseye kızmasın, alınmasın, gocunmasın ama “Yalan Haber”i yapan kişi babam da olsa mutlaka devletin azametini görmeli artık! Öyle kolay olmamalı bu işler. Ben dahil binlerce insanı huzursuz etmeye, içini yakmaya, hakkına, hukukuna girmeye hiç kimsenin hakkı yok zira. Hani muhalifsen, aykırıysan, beğenmiyorsan gider gönlünün yattığı partide vekil aday olur kazanırsan vekil olarak meclise girersin. Ya da götün yiyorsa kendi partini kurar, projelerini anlatır halkın oyunu alır diğer tüm liderler veya vekiller gibi istediğin şeyi yapmaya çalışırsın. Demokrasi dediğimiz olay tam olarak bu değil midir? Yapamıyorsan da öyle boş mideden atıp, tutamazsın! Kaldı ki sen bir sanatçısın! Sen yaparsan o zaman insanların da hep bir ağızdan; anana, avradına, sülalene küfür edip bela okumasına da kızamasın!..

Ayrıca bu güruhun hassasiyetleri arasında hiç bir zaman ormanlarımız, ağaçlarımız, milli konularımız olmamıştır… Gördük biz ne zaman sanatçı olduklarını… Ne yaptıklarını da iyi biliyoruz! Bunlar bu ülkede yerlilik, millilik ve birliktelik gerektiren herhangi bir konuda tek bir cümle kurup halkın yanında yer alan paylaşımlarda bulunmamışlardır! Bunlar, sosyal medyada birilerinin dediği gibi: “Sorospunun çocukları” olarak algılanıyorlar işte hepsi bu! Diyorum ya bu zevata bunca hürriyet gerçekten çok fazla… Bir insan istediği her yalanı böyle kolay söyleyememeli artık, bunun bir yaptırımı olmalı! Sosyal medyadan; “yangına müdahale edilmiyor”, “uçaklarımız nerede” diye bin km öteden atıp tutmak dünyanın en kolay işi! İnsan dinler, anlar, söyler! Ama yok! Yalanın da RT edicisi, Favcısı onlarda çok. Sırf like uğruna yaşar mı lan insan? İnanın şaşırıp kalıyorum ve bir insan olarak utancımdan yerin dibine giriyorum böylesi ahlaksızlıklar karşısında…

Hem çok meraklıysa, o kadar sanatçıysa başını çevirip CHP’nin yönettiği İstanbul’un göbeğinde kesip, yok ettiği ağaçları da sorsun yiyorsa!
Kim kesti bu ağaçları, kim sıçtı denizlerimize, kim sıçtı yollarımıza, kim kullanılmaz hale getirdi milyarlık otobüslerimizi diye bi sorsun…
Kim teröristleri doldurdu belediyelerimize, İmamoğlu’nun kimlere kıyak geçtiğini, hangi sanatçılara para aktardığını, İstanbul’da kar ve sel felaketlerinde insanlar canlarını kurtarmaya çalışırken yurtdışına kaymaya giden yöneticisine -gelen tepkilere rağmen-; “sen kaymana devam et” derken hiç acı çekmiş mi acaba!?
Evet, hadi sorun çok meraklıysanız! Çok sanatçıysanız! Sorun, biz de sizlere gerçek sanatçı bunlar işte deyip alkışlayalım.

İşten çıkartmayacağız deyip namus sözü verdikleri İBB çalışanlarından kaç bin tanesinin ekmeğiyle oynamışlar sorun mesela!

Ya her şeyi geçtim tarafı olduğu partinin belediye başkanına; doğru, düzgün, iyi, güzel, bir tek icraatını sorsunlar yeter aslında! Hangi işi hangi binayı, hangi yolu, hangi metroyu, hangi ihaleyi dört dörtlük usulüne uygun yapmışlar açıklasınlar bizlere…

Sizin gibi masum ayaklarına yatan ama söz konusu çıkarı ve menfaati olunca affedersiniz de anasını satacak kadar gözü dönmüş ehli dünya sanatçıların bu ülkede zerre kadar değeri, kıymeti yok artık.
En azından değerden, kıymetten, insandan, sanatçıdan anlayan kişilerin nezdinde yok. Anlıyoruz ki sizler bayılıyorsunuz kendinizi ve kendi çapsız kitlenizi basit yalanlarla kandırmaya… Bari işaret parmağınıza sahip çıkıp vebal almayın be… Bari güzel bir hatıra bırakın ekmek yediğiniz şu cennet vatanda. Bari birileri gelip mezarınızın üzerinde dans etmesin…
Ne diyeyim bilmiyorum ama ne söylesek bunlara vallahi, billahi laf-ı güzaf… Allah, bizleri bu anlayışın eline hiç bir zaman bırakmasın! Onlara muhtaç etmesin dedirttiriyorsunuz insana… Yanlarında susuzluktan ölse biri, bir bardak su yerine Polis İmdat’ı arayacak kadar yavşak tiplerin ne sanat anlayışına, ne de vatanseverlik anlayışına ihtiyacı yok bu milletin!
Nefret ediyoruz yalanlarınızdan.
Nefret ediyoruz sanatınızdan, sözde sanatçı kişiliksizliğinizden!
Ama siz de haklısınız. Nasıl olsa her şeyi yiyen, inanan mal bir kitleniz var!
Öyle ya bir tarafta osuruğuyla ortalığı kokudan durulmaz hale getireni takip eden milyonlar,
diğer tarafta güven duyulması gereken resmi hesapların üç-beş bin takipçisi var..

İnanın kimse masum değil gözümde! Hiçbir masumu yok bu günahın, devletinden herkesine…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Trafik Bir Aynadır
Penis Bilgeliği
Memelerin Sürprizi
Her İşte Bir Hayır Vardır
Ağır ve Hafif Erkekler! Biraz da Adalet
Teknik Yaklaşımı Kullanamayan Erkeklere İthafen…
Affeder Misiniz?
Maymuna Sahip Olmak mı?
Pisliğe Burnumuz Çok Alıştı Abi
Kim Suçlu?

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Negatifin Diyalektiği
Yarın Bekleyebilir Şiir Kitabı Üzerine
Big Eyes (Büyük Gözler) 2014 Filmi Üzerine
İbb’nin Kestiği 112 Anıt Ağacın Acısına
Fikirlerin Namusu
Bu Seviye Merkeplerde Yok!
Amistad Filmi ve Türkiye’ye Gelen 70 Afrikalı Devlet Başkanları
Genç Werther’in Acıları
Sorumluluklarda Sağın da Solun da Payı Var!
Modern Külkedileri ve Meşhur Pabuçları

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sevgiliye Hasretle [Şiir]
Lafzı Terennüm [Şiir]
Sana Bildirdiklerim [Şiir]
Bilmiyorum [Şiir]
Beste-i Nigar [Şiir]
Kehribar Gözlüm [Şiir]
Yâr Gördüm [Şiir]
Geceye Kâside [Şiir]
Benimle Ölür Müsün? [Şiir]
Med Cezir [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Yûşa Irmak, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.