"Bugün Perşembe miydi? Yoksa ben mi ölüme bir gün daha yaklaştım?" - Dorothy Parker"

Öykü

Yüreğimin Üşümesi

"Dar sokaklar, medreseler, türbeler, ahşap konaklar, yüzyılların gölgesi düşmüş taş duvarlar arasında sessiz sedasız kendimi İstanbul'da saklıyorum. Yaralı köpekler gibi, saklanıp yaralarımın iyileşmesini bekliyorum... Hiç kimseye belli etmediğim yaralarım..."

Kurbağa ve Akrep

çığlıklar içinde sudan çıkmak için birbirleri ile yarışıyormuş sanki, iki yaban ördeği havalanmış, üç timsah sudan kendini dışarıya can havli ile atmış, bir kunduz kıyıya çıkarken beş balık sudan zıplayarak toprağın üstünde çırpınmaya başlamış, kocaman bir su yılanı kıvrıla kıvrıla otların arasından son bir umut der gibi kendini

yazı resim

İntihar Eden Kadın!

Santral memurunu aradım, hayırdır diyerek sordum.
Efendim; bir ihbar aldık ve arkadaşlara çıkış verdim.
Nedir durum Ahmet çabuk söylesene diyerek çıkıştım.

Kadınlar Denizi

Bu saatte denize gelmek için ya sabahları çok sevmek gerekir, ya da ev kaçkını olmak. O hangisiydi bilmiyorum. Onunla dün sabah Kadınlar Denizi’nde karşılaştık. Belki de konuşacak kimsesi yoktu. Ya da benim gibi gevezeydi. Deli deliyi görünce çomağını saklarmış. Ben sustum o anlattı.

Şövalyenin Gücü

Napıyım, napayım, napayım derken! Aklına bir fikir gelmiş. Kral bu fikrini köylülerle paylaşmış.Güzel köylülerim! Bu ejderhayı yok edecek bir şövalye biliyor musunuz? demiş. Köylülerden biri:
Ben tanıyorum demiş. Kral hemen bu so(şö)valyeyi buraya getirin demiş.

Kırmızı Telefon Klübesi

Bir mektup, kimden geldiği ya da adresi belli olmayan ... Ve o mektupta bir kart postal, İstanbulun büyülü silüetini anlatan ... Aynı zamanda bir de randevu saati yazan ...

Başa Dön