"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"

Öykü

Coşkun Irmak - 7

Aşk, sevgi, namus, sadakat, dürüstlük gibi değerleri bir renk grubu; ihtiras, cinsellik, arzu ve hazzı da ayrı bir renk grubu olarak düşündü. Bunlar arasında bir seçime gitmeliydi. Tam, seçimini yapabileceği bir noktaya ulaştığını hissetmişti ki, bütün renkler aniden birbirine karıştı ve ortaya tek bir renk çıktı: Siyah. Siyahı

yazı resim

Dört Kişiye Teşekkür Borcum Var - 2 -

“Müsaade edin doktor bey, ağlayacağım, sonunda korkumla yüzleştim, ama bu kadarı da çok ani ve fazla geldi bana…”
Kendi gerçeğimi kavradıktan sonra oturduğum sandalyeden yavaşça kalktım. Dr. süleyman Bey’in elime tutuşturduğu reçete ve tetkiklerimi alıp, odadan dışarı çıktığımda Şahver Hanım’ın beni beklediğini gördüm.

Tren Yolculuğu...

Tren kalkmadan 1 saat öncesinde almıştım biletimi ve bu zamanı yiyecek bişeyler almak için değerlendirdim.. alışverişimi bitirip geldiğimde ise hala yarım saatimin kaldığını görünce bu zamanı yerimde oturarak geçirme kararına vardım ve alsancak garının tarihi mimarisi içerisinde peronuna yanaşmış olan trenimde 3. vagon 21 numaralı koltuğuma gelip oturdum

Güzel Bir İnsan Patates Kızartması ve Gazoz

Ortaokula gidiyorken hafta sonları anneanneme gidiyoruz dendi mi benim yüreğim adeta coşku dolar pır pır eder, yerinden çıkacakmış gibi olurdu... Rahmetli dedemi de tabi ki çok severdim, ama onu da erken kaybettik. On iki yaşındaydım, son bir kere hastanede görmek nasip olmuştu, o da, sevgili tonton dedemde benim

Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!..

Akla teslim olmamış, aklı dışlamamış bir sevgi… Rastlamadığı ve rastlamadığın bir güven umudu.
Apaçık, hesapsız kitapsız “Acaba?”lardan uzak sözler…
Konuşulmadan konuşmalar…
Bakmadan bakışmalar…
İzinsiz izinler…

Kadın Adamlar

Ablam dedim ama siz bakmayın, o artık erkek oldu ve babam adını Halid koydu. Nasıl yani? demeyin. Burada erkek evladı olmayan aileler, köylülerce yadırganırlardı. Babam, sırf mahcup olmamak için ablam Figanı köyün on iki ihtiyarı karşısında Bacha Poşh âdeti ile yemin ettirerek henüz küçük yaşlarda erkekleştirmişti. Ablam artık

Yıl 3050 Türkiye

Bu metin, Türkiye'de yabancı göçmenlerin artışı ve toplumsal endişeler üzerine kurgusal bir senaryoyu anlatıyor. Uyarıların dikkate alınmadığı, halkın şikayetlerinin sonuçsuz kaldığı ve zamanla Suriyeli göçmenlerin ülkede güç kazanarak darbe yaptığı distopik bir gelecek tasvir ediliyor. Anlatıcı, bu olayları dedesinden dinlediği bir hatıra olarak aktarırken, göçmenlerin devlet kurumlarına sızması

İletişim

İçeriye girer girmez arkadaşlarının masasına yöneldi:
“Duydunuz mu; dün akşam muhtarın eşi mutfakta patlıcan kızartırken tavadaki yağ alev almış, oğlu yetişip kilimle söndürmüş. Az önce kadıncağızı gördüm; neyse ki yalnızca kirpikleri, kaşları yanmış. ”
“Kim?”
“Nerde?”
“Ne zaman?

Bir Japonya Anısı

Odanın içerisinde sanki ölmek üzere olan ve can çekişen kocaman bir yılan vardı. Sarı renkliydi, ağır ağır hareket ediyordu, gövdesi çok kalındı ve arkasında duran, onu kontrol eden görevliye itaat ediyordu. Bu serpent ürkütücü görünüyordu. Ona ne çağrıştırdığını idrak bile edememişti.

Size Çıktı

Orta yaşlı sayılırlar, biri bay biri bayan; üniversiteden geliyorlarmış. Bizim mahallede çekiliş yapmışlar, ikramiye bize çıkmış. Yani durduk yerde. “Buyurun” dediler, kazandığınız porselen tabak.

Başa Dön