Meleğin Cehenneme Düşüşü
Bileklerimden akan kan cehenneme kırmızılığını verirken;ben cehennemde müebbet hapise çarptırılıyordum.
Hoşçakal sevgilim,ben biraz tanrının şarabından içmeliyim...
"Hayat, bir kitabın en saçma bölümü gibidir; sonunu merak edersin ama bir türlü anlam veremezsin." - Franz Kafka"
"Hayat, bir kitabın en saçma bölümü gibidir; sonunu merak edersin ama bir türlü anlam veremezsin." - Franz Kafka"
Bileklerimden akan kan cehenneme kırmızılığını verirken;ben cehennemde müebbet hapise çarptırılıyordum.
Hoşçakal sevgilim,ben biraz tanrının şarabından içmeliyim...
Sonrası gofretler, fiyonk makarnalar ve martılar...
Beni gerçekten etkileyen ve yaşam üzerindeki değerlere karşı bir kez daha durup düşünmemi sağlayan gerçek bir olayda hissettiklerim...
-Ben de öyle sayılırım.Biraz önce güzelliğinle gurur duyacağını zannettiğim için öyle söyledim. -Niçin ? -Şey... her kız senin gibi güzel olmak ister. -Güzel olduğuma sevinebilirim ama bununla gurur duymam. -Niye ? -İnsan kendi gayretiy
Olabildiğinde pistten uzak durmaya çalışan, daha çok konuklarla ilgilenmeyi tercih eden ablanın, zaman zaman gelinle damada dalıp, gözlerindeki nemi kimseye farkettirmeden elinin tersiyle silmeye çalışması bundan..
Erhan, uzaklardan, çok uzaklardan gülüm
“Peygamber gibi adam” derdi kasabadaki herkes onun için. Ve bu sıfata layık görüldüğünde daha kırk bile değildi yaşı. Fakat o karakteriyle, yaşantısıyla gerçekten de fazlasıyla hak ediyordu bu sıfatı.
Kaçtığını mı sanıyorsun? bence sadece kendini avutuyorsun.
-Kim var orada?
-Bir keşiş, kimseye zararı dokunmayan yaşlı bir adam, karnımı doyurabilmem için bana bir metelik verebilir misin?
-Üzgünüm bende de hiç yok.
-O zaman çalışmalısın.
-Bunu bana sen mi söylüyorsun, dileneceğine sen çalışsana.
Ruh bedenden ayrılırken tekrar döndü baktı geriye, soluk bir yüz kemikleşmiş bir beden. İlk buluştuklarında ne kadarda tazeydi bu beden ve saf yaşlanırken çok acı çektim ama yoğruldum sahibimle dedi ruh. Yeri geldi hadesin ceheneminde kibrit kutusundan nefes aldım yeri geldi cennet bahçelerinden güllerin kokusunu herkesten önce kokladım.
Ölüme yaklaştıkça, aşk ılık bir şarap gibi gırtlağından içeri akıyordu ve içini ısıtıyordu. "Bu kadar güzel olacağını bilseydim, yaşamaya vakit harcamazdım" diye düşündü. Hayatı boyunca aradığı aşkı, ancak hayatından vazgeçtiğinde bulabilmişti.
durakta sadece bir genç kız vardı. Islak giysilerimden utandım, ondan olabildiğince uzak bir köşede durdum. İçimden söylediğim şarkılar, yavaş yavaş neşeli olmaya başlıyordu ki, kızın ağladığını fark ettim, üzüldüm ama güldüm. Nasıl tarif etsem, hani "buruk gülüş" derler ya işte öyle. Kendi kendime "Al başına, bir gariban âşık