Su Tadında Yaşamak
Bazen hayatı algılayabilmek için kör, sağır, dilsiz oluruz. Daha da kötüsü zamanın akıp gittiğinin farkında olamamaktır. Hayatı yakalamak istiyorsan bu düşe kulak ver. Belki bir şeyler değişir!
"Yazmak, varoluşsal bir hapşırmadır; bastırırsan ölürsün, dışarı çıkarırsan peçete ararsın." - Kurt Vonnegut (kurgusal)"
"Yazmak, varoluşsal bir hapşırmadır; bastırırsan ölürsün, dışarı çıkarırsan peçete ararsın." - Kurt Vonnegut (kurgusal)"
Bazen hayatı algılayabilmek için kör, sağır, dilsiz oluruz. Daha da kötüsü zamanın akıp gittiğinin farkında olamamaktır. Hayatı yakalamak istiyorsan bu düşe kulak ver. Belki bir şeyler değişir!
Bazen de ‘’Benim de ışığım olur musun?’’ diye koşar adımlarla aşkına kavuşmak isteyen, yaşlı gözlerin ve yorgun bedenin sahibi bir Haydarpaşa yolcusu oluverir.
eğer birazcık gülümsemek istersen.
Herkes gündelik yaşamın hay-huyunda, herkes işinde-gücünde;
mutlular mutlu-mutsuzlar mutsuz. Ama yine de insan gibiler.
Ben, insan gibi olamıyorum.
Kimse görmüyor ama ben farkındayım ‘büyük son’un,
o kıyametin gelip-çattığının.
Şehir Karanlıktı ve insanı çekiyordu
Sesimiz yok oluyor onca insanın arasında, hırsımız biraz daha bileniyor sadece. Amelelere sigara dağıtıyoruz, ama patronun yakasına yapışır gibi yürekten. Elimizdeki en büyük adalet, tek dal sigara... Bizim olmayan denize karşı, ciğerlerimizin bizim oluşunu dibine kadar kutluyoruz.
Doğa aslında tanıdık değil mi ?Kendi hayatımız bize doğa kadar uzak belki
tek kalpli insanların dünyasında yedi kalbiyle seven birinin arayış öyküsü.
Uyku gözkapaklarının üzerine oturmuştu. Daha önce hiç ağır olmadığı kadar ağırdı bu kez...Gözkapaklarının üstüne yerleşen bu tatlı ağırlık, densiz bir huzursuzluk yaratıyordu içinde.
Hiç susmayacak gibi konuşuyordu, yüzümde şişman bir bulut büyüklüğünde gülümseme, dinliyordum... Hayatın sırrına ermişti işte, içindekilerle buluşup yıllar önce.