"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"

Öykü

Arabamı Verin Kardeşim!..

İçinden, ‘’Çok güzel bir gün olacak, bu gün dünden de iyi’’ diye geçirdi. Temel felsefesi oydu. Her gelen yeni günün bir önceki günden daha iyi olacağına inanırdı.

Bir Avuç Rüzgâr

Denizle elele verdi, kayıklardan pek çoğunun iplerini kopardı, onları, isteseler de istemeseler de, engin sularda özgürce sürüklenecekleri bitmeyecek bir geziye çıkardı.

Nazende Hanım ve Yusuf Ziya Bey

Nazende penceresinde yolu gözlüyordu. Arnavut kaldırımlı caddede sadece limonata satan adam vardı. İçi titredi. Acaba taş plakta çalan mı onu böyle eyledi? Yoksa vuslat sona ereceği için mi? Balkanlara gitmişti yiğidi görevli olarak. 2 seneden sonra dönecekti.
Cumbalı sarı ev sessizdi. Herkes alışverişe gitmiş ama Nazende

Gebze'de Bedava Bir Gün

Bir ağustos gününün sabahında, Eminönü rıhtımında sekiz yıl sonra iki arkadaş buluştu. Sabahın ilk saatlerinde görüşüp ayaküstü ikişer balık ve birer bardak şalgam içip Kadıköy vapuruna bindiler. Biri Gebze’nin ünlü şoförlerinden Fehmi Taşyürek’ti. Diğeri yaşadığı memlekette adı sanı pek duyulmayan sıradan bir Türkçe öğretmeniydi.

Aylak Kentin Trenleri

Sıcağı beter bir yazın gölgesinden parkları, dallarda durmadan sevişen kumruları anlatmak kolaycılıktır. Havuzda durmadan yıkanan üç ördeği anlatmakla asfaltın eridiği öğlenleri avutamazsınız. Ama sonra gölgeler sokaklarda uzayıp, güneş Bozköy üzerine

Kırmızı / Yeşil

Gözümü açmak istiyorum! bir ağırlık var göz kapaklarımda, kirpiklerim birşeyleri yırtacakmış gibi zorlanıyor. Yürümüyorum ama sarsıldığımı, sanki koştuğumu hissediyorum,ve ayaklarımı bir salıncakta uzatmış sallanıyorum.

Başa Dön