"Yazmak, bir hayaleti kovalamak gibidir; ama bu hayalet, kovalayanın kendi hayaletidir." - Virginia Woolf (kurgusal)"

Öykü > Kent

Bir Müfettişin Defteri

Emekli müfettiş Halim Bey'in sakin kasaba yaşamı ve sabah rutinleri, üniversiteli torunu Tarık'ın ziyaretiyle değişir. Genç adam, dini sorgulamaları yüzünden hocasıyla yaşadığı çatışmayı paylaşmak için dedesinin bilgeliğine başvurur. İki nesil arasındaki bu samimi diyalog, inanç, sorgulama ve aile bağlarını ince bir dille resmediyor.

heyecanlı

Tansiyoncu

Bir gün farkına vardı: İnsan en çok ihtiyaç duyduğu sürprizin ne olduğunu en iyi kendisi bilirdi. İşte o günden sonra karar verdi kendi hediyesini yapıp bir köşeye saklamaya ve sonra onu bulmaya.

olumsuz

Derya Kuzusu

Biraz mizahi lisan katmaya çalıştığım, evvelinde Çanakkale'de yaşanan gerçek bir gemi kazasını temel alarak yazdığım öyküm...

olumsuz

Tren ve Çocuk

Evleri tren istasyonuna yakındı. Derslerini bitirdiğinde, hikaye kitaplarını okur ondan da canı sıkıldığında soluğu istasyonda alırdı. Trenlerin varış ve kalkış saatleri ezberindeydi. Trenlerin varış saatine beş dakika kala istasyona gelir, salonda oyalanırdı. Salondaki berber dükkanını pek severdi. Berberin müşterinin saçını kesmesini, usturayı masatlamasını, sabunu köpürtmesini ilgiyle izlerdi.

üzgün

Vuslat Ya da Veda

Karanlık, şehrin bol ışıklı aydınlığına, hengâmesine galebe çalamamıştı henüz. Bir yanım Fatih, bir yanım Beyazıt, sırtımda boğazın gece meltemi. Işıklı caddeden geçen gençlerin şen şakrak sesleri içinde sıcak bir günün ardından, köşküne çekiliveren güneşin yokluğunu fırsat bilip sökün eden tatlı bir serinlikten belki de mahmur bir demde silah

nostaljik

Bir Tasvir Ya da Efsanenin Ölümü

Homojen tiplerin hüküm sürdüğü ve “fert”ten önce “grup”un geldiği “mahalle” denen yerleşim yerlerinde efsane olmak kolay iş değildir. Bir genç adam için bunun tek yolu vardır: delikanlı olmak. Burada delikanlılığı tanımlayacak ve bunun kurallarını öğretecek değilim. Ancak yine de açıklamak için söyleyeyim ki bu, köklü milletimizin ta Orta

nostaljik

Lan İsmail!

Dışarıda yani sokağın dışında bu kadar korkunç ne olabilirdi ki, hiç anlam verememiştim. Tamam biz fakirdik. Başka insanların bize Çingene dediklerini de işitmiştim büyük ağabeylerden...

nostaljik

Müjdat Abi ve Bizim Mahalle

‘80’ler...
Bu satırları neden yazdığımı sormuştum kendi kendime. Belki de işim olmadığı günlerde, kasa başında can sıkıntısından yazmışımdır. Haydi çocuklar gayret, savsaklamak yok, satın birşeyler! Bu hafta ciromuz düşük kaldı, merkezden hesap soracaklar gene...

olumlu

Sokağın Piyanisti

Kıyıdan biraz gerideki dar sokağın üç dört katlı, eski binalarında oturanlar genellikle birbirlerini tanıyan insanlardı. Aralarında burada doğup büyümüş olanlar bile vardı ki İstanbul gibi hareketli bir kent için bu pek de sık rastlanan bir durum değildi.

iyimser

Hata

Bir sabah Ekrem kalktı karısı yanında yatıyordu “herhalde erken uyandım” dedi yine gözlerini kapadı

Kayıp Ses

Elif, erken saatlerde uyanan genç bir kadının iç çatışmalarını anlatan etkileyici bir hikaye. İstanbul'da tek başına yaşayan Elif, sabah namazı kılmak için hazırlanırken zihninde dönen şarkı sözleriyle manevi huzuru arasında sıkışıp kalır. Konya'dan büyük şehre taşınmanın getirdiği yalnızlık ve kimlik arayışı, modern hayatla geleneksel değerler arasındaki dengeyi bulmaya

üzgün

Şartlı Tahliye

Yok, yine bir kabahat işlemiş olmalıyım mutlaka. Ama yeterince çekmedim mi cezamı ben? Şartlı tahliye yerine müebbede çarptırıldım da haberim mi yok acaba?

olumsuz

Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte!

Patronunuz kötü bir gün geçiriyorsa, olabildiğince alçak sesle ve yavaş yanıt verin. Ilımlı tonlarda konuşmak, sizi bir yetişkin gibi gösterirken, kavgacı patronunuzu çocuk yerine koyacaktır

olumsuz

O Benim Babam

Annesi onu güneşin yaşam haykıran sabahında kaldırdı.
Oda bu güzel uykuyu hiç bozmak istemiyordu,yaşamı anlamayan benliği kendini sorgulama şansı bile vermiyordu,oda daha 10 yaşındaydı.

olumsuz

Arabamı Verin Kardeşim!..

İçinden, ‘’Çok güzel bir gün olacak, bu gün dünden de iyi’’ diye geçirdi. Temel felsefesi oydu. Her gelen yeni günün bir önceki günden daha iyi olacağına inanırdı.

Başa Dön