Dedemin Hayatı...
İyi insanları bir bir tükettik. Sıram kötülerin iyileşmesini beklemekle geçiyor.
"Kelimeler özgür bırakıldığında dünyayı kurar. — Toni Morrison"
"Kelimeler özgür bırakıldığında dünyayı kurar. — Toni Morrison"
İyi insanları bir bir tükettik. Sıram kötülerin iyileşmesini beklemekle geçiyor.
Kız arkadaşı bir pazar günü Sercanı bulur ve şehrin en merkezi caddesinde yürürken konuşurlar. Kız onun şehirden gitmesini istemektedir. Sercan bunun kabul edilebilecek bir durum olmadığını. Şehri asla terk etmeyeceğini söyler.
Silahtan çıkan hüzme, dilencilerin sayıları ve hareketleri doğrultusunda içinde gaz dönüştürücü mikro kapsüller ve onların daha da içinde de nano tüpler bulunan küçük parçalara ayrıldı.Kapsüller havadaki gazları algılayıp gaz tüneli sayesinde nano tüplere aktardıktan sonra onlar orada bir dizi kimyasal reaksiyondan sonra sıkıştırılıp depolandı.
“..İzlediğin şeyi etkilersin Tiiz. Bu saçma bir politika. Dünya'yı bin yıllardır izliyoruz. Kaza ile kaç kez temas ettik. Kültürleri üzerinde iz bıraktık. Bu çok aptalca. Kendimizi kandırıyoruz..”
Ruh eşim benim tavırlarıma dayanamayıp gittiğinde Sercanı tekrar buldum. Aslında ona ulaşmamın tek yolu Sercanı bulmaktan geçiyordu. Sercan bu sefer konuşmaya gönüllü gelmişti. İnsanların kavrayamadıkları çok şey olduğunu söylüyordu. Bu günkü düşünce sistemleriyle bunu kavramaları güç diyordu.
Ben radyo tv ve sinema bölümündeyken hocamız üç kelime verdi ve bu kelimelerden senaryoya benzeyen bir öykü çıkarın dedi.
Kelimeler:
Kum, yıldız ve ataç.
Yıllar önce Turna denilen bir kent vardı. Bu kent ilime bilime öyle önem vermişler ki,astroloji,tıp,botanik vb bilimlerde çok ileri gitmişlerdi. Bu şehir kültür ve ticaret şehriydi. Ve sık sık savaşlar oluyor karışıklar çıkıyordu. Yine bir kış günù büyük bir orduyla gelerek Timur devleti taş üstünde taş,baş üstünde baş
Zihninin bilinçli seviyesinin yanı sıra bilinç altı seviyelerini de farklı sanal mevcudiyetleri yönetmek için kullanabilen kişilerin çok yaratıcı şeyler yapacağı öngörülebilir. Oysa sanal mevcudiyete ilk adım atanlar çok büyük bir çoğunlukla ya bir eş bulmak, ya bir eşi atlatmak ya da bir eşi takip etmek için kullanıyorlar yeteneklerini.
Kendi kendine konuştuğu zamanlarda kelimelerle oynardı bazen, farklı anlamlarını telaffuz ederdi. Kelimeleri tersten okuyup anlamlar yüklemeye çalışırdı. Bu kelimelerle günlük yaşanan önemli olaylarla bağlar kurar ve kendince olağanüstü sonuçlar çıkarırdı.
2008'de Türkiye Bilişim Derneği'nin Bilimkurgu Öykü Yarışmasına bu öykü ile katıldım. Kısa listeye kalmıştı. Bu öykünün arkasında chip.com.tr'deki blogumda önceki bir sene boyunca yazdığım Kamil Asma serisinin derin etkisi var.
-Sevmeyi öğretebilir misiniz bana? diye sordu yaşlı robot plastik ve paslanmaz metal karışımı elleriyle evin bulaşıklarını yıkarken.
Benim çağımda, robotun yaygın kabul gören tanımlarından biri şu: “Uygulanacak güç, sağlanacak mekanik etki, ya da katlanılması gereken ortam şartları bakımından insan sınırlarının yeterli gelmediği alanlarda, insan zekasına sürekli ya da süreksiz bağlı olarak kullanılan ve nanodan galaktik boyutlara kadar ulaşabilen araçlar.”
Arizona kırsalında geçen bu hikaye, yapay zeka ve robot teknolojisinin tarım sektörünü ele geçirdiği bir geleceği anlatıyor. İnsanlığın asırlık gelişimini haftalar içinde kat eden bu teknolojik devrim, şirketlerin devasa tarım alanlarında insan işçiler yerine robotları kullanmasıyla sonuçlanmış. Maliyetleri düşüren bu durum, geçmişteki siyahi tarım işçilerinin yaşadığı zorluklara benzer
Sevgililer Gününün romantizmiyle ve internetin ilişkiler üzerindeki etkisiyle ilgili yazılmış bir ne? Öykü tabii ki!
Not: Sci-fi öğeleri de barındırıyor.
Kitabevimden Nizami Gencevi'nin Sırların Hazinesi kitabını almış merdivenlerden inerken, telefonuma bir SMS geldi. Numara Azerbaycan'a ait değildi. Önce önemsemedim. Dışarıya çıkınca Google'da + 19825467123659871 kodunun hangi ülkeye ait olduğunu bulmaya çalıştım. Korkunç derecede sarsıcı ve garip olan şey, kodun herhangi bir ülkeye veya herhangi bir telefon şirketine ait
Dünya 2025 yılındaki büyük mali krizin etkilerini daha üzerinden atamamıştı. Luiz bu süreçte kliniğini kaybetme noktasına gelmişti. Bir çıkış noktası ararken keşfetmişti bu yöntemi. İlk hastasını 2026 yılının eylül ayında tedavi altına almıştı. Tedavi sürecinin başarılı olması ve medyada duyulması, kliniğine bu operasyon için başvuru sayısını çok yüksek
“Bakacak zaman yok Kemal! Bakacak zaman yok! Bu ne Allah’ın belası böyle!” dediği anda helikopteri binanın arkasından kaldırmış ve ileriye süratle hamle etmişti. “Kemal otomatik top kumandası bende roket ve füzeler sende! Buraya bir baraj kuruyoruz!” Ateşe başlamıştı Paşa.
Artık zaman, aynı insanlığın uzayın dört bir yanında doğal ortamlarındaymış gibi rahat dolaştığı yıllardı. Bütün bunları gerçekleştiren yaratıcılarımız aramızdan ayrıldıktan sonra, birlikteyken fazla farkında olmadığımız, onlardan edindiğimiz yeni özelliklerimiz birer birer ortaya çıkıyordu.