Bizlere Ne Oluyor Böyle?
Toplumsal sorumluluk sahibi insanlar, konuyu bir de bu açıdan görün!
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
Toplumsal sorumluluk sahibi insanlar, konuyu bir de bu açıdan görün!
Benim tanımlamam şu. Türk toplumu, Kuran Müslümanı değil. Doğruluğu belli olmayan kimi hadislerin ve hurafelerin Müslümanı.
....Bilirmisiniz kelebeğin ömrü birgün imiş. Ördüğü kozadan çıkmayı, gün ışığına kavuşma sabrını, çiçeklerin özlemini yaşarmış onca vakitte birgün sürermiş sefası. Bilmezmiş ikinci gününde olduğunu, bilmezmiş güneşin yeniden doğacağını...
Milyonlarca canlı çeşitinden, sadece biriyiz. Doğadaki tüm canlılardan en önemli farkımız zekamız ve beynimizin salgıladığı duygu hormonlarımız...
Daha iyi bir toplumda yaşamayı arzuluyorsak, kötülüğü yermek gerek!
...Toplumsal yaşamda işler belli noktalar dışında böyle yürüyemez. Başta da söylediğimiz gibi bireye verilen önem artırıldığında sonuç ne olacaktır...
Eğer İnsanca yaşamak istiyorsak ne zaman DUR diyeceğimizi bilmemiz gerekir.
..dünya çocuklarını diri diri toprağa gömmeye devam ediyor anne!.. Ne olur biraz daha yaşa da birlikte gölgelik olalım o çocuklara, insanlık merhameti senden öğrensin biraz daha yaşa! Ne olur annem biraz daha yaşa da anneliği öğret bana!.. Yoksa bu kıyım durmayacak anne bize yardım et bizi affet bizi
Başkası olmayı, kimliklere bürünmeyi hiç sevmez çocuklar. İçindeki çocuğu muhabbetle besleyip, aşkla büyütenler safiyane duygularını hiç yitirmezler.Cesurdur çocuklar! Yere, zamana, muhataba bakmaz entrika bilmez çocuklar.Çabuk küserler ama kin tutmaz çocuklar. Onlar sadece ama sadece kendileri gibi olurlar. Bir çok düş katili var;büyüdükçe, umutlarını, güvenini, masumiyetini kaybedenler var.Hayata çocuk
Fransızca'dan dilimize geçmiş ve din ve devlet işlerinin ayrılması manasındakı bu kelimenin aslı Latince "laicus" yani din adamı olmayan kimse, din adamı dişında kalan halktır.
Atlantik ve sanayii devrimlerinin arkasındaki esas iteneklerden biri de kilise ve feodalitenin saf dışı bırakılması gerçeğidir ki Avrupa teknolojik kalkınmayı böyle
Düşünmek lazım azizim! Ne zaman düşünmeyi unutturdular. Unuttuk. Peşi sıra geldi yılgınlıklar, domino taşı gibi devrildi günbegün, fikrin huzur bulduğu cümleler. Kelimeleri küstürdük, hayatımızı yalnız kendimizden değil, geleceğimizden çaldık. Yavuz hırsız misali. Birşey olmamış gibi gayet rahat(ız)... Batmıyor raptiyeler oturduğumuz yerden. Muzip çocuklarımız yok ki, bize bir sıçramayla
Levye, kavgacı sürücülerin taş devrinden kalma silahı!
Burada Arapça ezan yasağının meclisce kaldırılma kararı fazlasıyla yetiyordu. Meclis kararını duyan Anadolu minarelere Arapça ezan okumaya koşmuştu.
İki yıl dayanabildim İstanbul’un kirliliğine. Balkonlarda pataklanan halılar, balkonlardan ve pencerelerden silkelenen halı, paspas, sofra bezleri ve daha niceleri çıldırtıyordu beni. Ya o cadde ve sokakların pisliği? Arabaların eksozlarından çıkan
Aslında bütün suç, Batının reform ve rönesanslarla bilim devrimi yapıp kimsenin bileğini bükemeyeceği bilim ve teknoloji devi haline gelmesi ve tahrif edilmiş Hıristiyanlık-Antik Yunan kaynaklı aşırı dominant kültürünü dünyaya dayatmasında. Yoksa öncelikle biz Müslüman Türkler ile doğu Müslüman halkların suçu neydi ki?
Mevzu bahis yalnızca bireysel ilişkiler değildir. Ali ile Ayşe'nin veya İngiltere ile Amerika'nın dostluğu. Kirli ruhlar ve ihanet bin bir kılıkta.. İlişkiler ve politikalar.. Her kılıkta da yakar içimizi.
Köprübaşı’mızın değerli simalarından biri olan Ahmet Hilmi İmamoğlu’nu 31 Mayıs günü kaybetmiştik. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden olan ve uzun yıllardan beri eğitim camiasına hizmet eden İmamoğlu’nun çok geniş bir dost çevresi vardı. Buna cenazesinde bizzat şahit olmuştuk. Şiddetli bir yağmurda ebedî istirahatgâhına gönderdiğimiz Ahmet Hilmi