Orospu Serpil Mi,adam Olan Hakan mı?
" Namuslunun orospusu,orospunun namuslusu! "
Alişan SATILMIŞ
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
" Namuslunun orospusu,orospunun namuslusu! "
Alişan SATILMIŞ
Birçok şey hepimizin gözünün önünde olup bitiyor fakat görülmesi gerekeni ancak bazılarımız görüyor. Mesele birilerinin bakmasıyla görmemiz gerekene vakıf olması ile bitmiyor zira bundan böyle hepimiz yeri geldiğinde kullanabileceğimiz, istifade edebileceğimiz, hayatımızı, his ve düşünce yapımızı diğiştirebileceğimiz, renk katabileceğimiz bir kaynak kazanmış oluyoruz.
Bu metin, evrensel yasaların manipülasyonu ve "El" adı verilen sistemin kolektif alandaki adaletsizliği üzerine felsefi bir düşünce sunuyor. Yazar, mülkiyet kavramının kolektif emeği nasıl sömürdüğünü ve insanları güçten yoksun bıraktığını eleştirel bir dille anlatıyor. Metin, toplumsal düzendeki tuzakları ve emek sömürüsünü sorgulayarak okuyucuyu düşündürmeye davet ediyor.
Özürlüler İdaresinin yaptığı bir araştırma sonuçlarına göre Türkiye’deki engelli vatandaşlarımızın %65’i tanımadığı kişilerin alay, aşağılama vb davranışlarından şikayetçiymiş.
... Çok konuşmamalı insan... Yorulursa dinlenmeli, Allah'a yönelip din'lenmeli ama başkasınca dinlenmemeli...
modernite idamı hoşgörmüyor, peki ya yaşama hakkını haksız yere gasbedenlerin yaşaması doğru mu?
Bu güneş altında söylenecek çok söz, yapılacak çok iş, keyifli sürdürülmesi insana bağlı yaşamlar vardır. Yaşam inatçı ve dirençliyken, insanlık uzun bir öyküdür. İnsan makroya doğru gelişerek sürebilecek uzun bir yolculuğun ilk anlarındayken, evren ölçeğinde dokusal hücresinin içindeki mikro bir yaşamdır, şimdilik.
Gelen zaman, geçen zamana denk düşmüyor bugünlerde... Her şey gerçek rengini yitirmiş gibi...
Demokrasiyi sandığa oy atmakla sınırlı gören, görmek isteyenlerle seçtikleri, demokratlığı kimselere bırakmıyor; demokrasiyi anlamanın ilk basamaklarında bile değillerken.
Üniversitede okuduğum dönemde yerel bir dergide yayınlanması amacıyla yazdığım amatörce bir deneme yazısıdır. Dünya görüşümü yansıtan bir yazı olduğunu söyleyebilirim.
Özgürleştirmeyen nasıl özgürleşebilir.?
Hiç düşünmez de.
Özgün Düşünce’den söz eder bir de
Mardin’den yeni dönmüş ve “keşke Hakkâri’ye de gitseydim” diyordum ki, televizyonlar deprem haberini verdi.
“Gitseydim keşke gerçekten” diye geçirdim içimden. Aslında Nusaybin yolunda aklımdan da geçmişti. Keşke gits
Sevgi, Mevla ve Mevlâna merkezli ve Yunus gönüllü olunca sınırlama getirme imkânı bulunmamaktadır. Gel gör ki, bu minvalde sevgiyi barındıracak gönlü taşıyacak beden yapısının da kale gibi sağlam, derya gibi geniş, toprak gibi mütevazı, güneş gibi cömert olması icap etmektedir.
“Münevver Karabulut” filminde madalyonun öteki yüzünü değerlendirdik. Yorum sizin!
Türban hiç de masum bir örtü değildir; devamı var çünkü.
İnsan ilişkilerinde olduğu benzeri, insan-kent ilişkisinde de diyalog önceliklidir. İnsanlar benzeri, kentlerin de insanlardan beklentileri vardır. Kente uygun davranmalarını, özelliklerinin fark edilip, değerinin bilinmesini bekler, kendisini yeğleyen insanlarından.
Kilometrelerce uzaklardasın
Geçmişten kalan sevdalarıma dair
Yâdımın son duraklarındasın
Bir bayram daha geçip gidiyor böyle
Dem aldım sensizliği gözlerimdesin