Uçurum
Uçurum insanlar tarafından her zaman korkunç bir yer olarak bilinir . Her insan aynı değildir anlamlar insandan insana göre değişir .
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Uçurum insanlar tarafından her zaman korkunç bir yer olarak bilinir . Her insan aynı değildir anlamlar insandan insana göre değişir .
İpsiz sapsız havada asılı duran taş hep başkalarının oradadır. Kendiliğinden yanan Selahattin' nin lambası da öyle, uçan halılar da. Aksi takdirde eleştirenlerin de bir savurmalı ipi olur. Hani binadan binaya atlayan, oradan buraya zıplayan.
Galiba pek normal olmadığımı hassasiyetle, ilk teşhis eden rahmetli büyük annem oldu.
‘Bu kız, pek bir acaip’ demişti.
Hafif kınayan bir ses tonuyla.
Daha çocuk yaşlardaydım.
Yani, bu tasvip edilmeyen ‘zıpır’ biri olacağım konu
İnsanın bu kadar safsata arasından doğru şeyi seçmek için biraz durup düşünmesi gereklidir. Çünkü bilgi kirliliği o kadar büyümüş ki, neye inanmak gerekir, kime inanmalıyız belli değil.
Ne var ki, hala düşünen bir beyine sahip olduğumuz için insan diye isimlendiriliyorsak, bunun hakkını vermemiz gerekir. Ne yaptığımızı
-Esbab-ı Nuzülden, Tefsirden, Buhariden, Tırmiziden, Bakaradan, Nisadan, Ahzaptan ıslanmadan; iki salla, bir bağla yaparak Müslüman olduğunu sanan Sen.
-Rönesans ve Reformdan, 1789 dan, Tanzimattan, Cumhuriyetten kana kana içmeden; denize girip, bira içmeyi çağdaşlık sanan “elhamdülillah atatürkçüyüm” ya da “Allah laiklikten ayırmasın” diye absürd dualar eden Sen.
modernite idamı hoşgörmüyor, peki ya yaşama hakkını haksız yere gasbedenlerin yaşaması doğru mu?
Hiçbir insan, kimlerin çocuğu olarak nerede ve ne zaman doğacağını seçmez. İstese de seçemez. Gerçek böyleyken, insanın nereli olduğu, rengi ve kökeni hata olamaz, olmamalı. Suç, hiç olmamalı. Teorik olarak bu yaklaşımı doğru bulanlar çoğunluktadır.
Alkolle dost olmak,ölüme meydan okumak demektir.Bu yiğitlik değil,aptallığın taa kendisidir.
..Ben çocukluk yıllarımda televizyon izlemeyi severdim. TRTnin bilindik sakin haber anlatımlarının dışında telaşlı yüksek sesli bir muhabiri dikkatimi çekerdi merak uyandırırdı on yaşında bir çocuk için.
Mahsul gayretin ve rahmetin taksimi muvacehesince anın katresinde son aşamalardan geçerek gayeye vasıl olunmanın bir uğraşı veriliyordu.
Bu programlar sayesinde çoğu insan ikinci baharını yaşamak için sıraya girmiş. 18’inden sonra yaş sınırlaması yok. 80 yaşını aşkın bayanlar ve erkekler bile adeta koşarak geliyor hayat arkadaşını aramaya. Kimi bakıma muhtaç, kimi sığınmaya. Kimi hayatının aşkını arıyor, kimi beyaz atlı prensini. Yoksulluktan kurtulmak isteyenler de çoğunlukta.
Kim Demiş Avrupa İnsani Medeni,
Ne Edep Kalmiş Ne Haya çırılçıplak Bedeni,
Açmaksa Bedeni Olmaksa Medeni,
Desene Hayvanlar Dahada Medeni...
Bilginin geçer akçe olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde bilgiye ulaşmak geçmişe nazaran çok daha kolaydır. Tabir caizse bilgi deryasında yüzüyoruz. Fakat bu nimetten faydalanmayıp cehaletin kör karanlığında debelenenler az değildir. Bilgiye ulaşma konusunda sınıfta kalanların durumu Divan Edebiyatı şairi Naili’nin “Ol mâhiler ki derya içredir deryayı bilmezler” berceste
Bu metin, tarihsel bağlamda "El" kavramının kolektif güç üzerindeki etkisini ve mülkiyet anlayışını eleştirel bir bakış açısıyla inceliyor. İlahi güçlerle donatılan "El"in, aslında toplumsal emeğin ürünlerini kendine mal etme sürecini ve bunu meşrulaştırmak için kullanılan dini söylemleri sorguluyor. Günümüzde bile devam eden bu "Allah ile aldatma" mekanizmasının, ekonomik