Suç Duyurusu
Yazarın şikayetçi olduğu her ne kadar en çok kendisi olsa da her bir bireyin eksik kalan yanlarını kaleme aldığı serzenişi, şikayet mektubuna dönüşüyor…
"Yazarın hayatı, kendi cenaze töreninde yaptığı konuşmanın taslağını yazmakla geçer." - Terry Pratchett (kurgusal)"
"Yazarın hayatı, kendi cenaze töreninde yaptığı konuşmanın taslağını yazmakla geçer." - Terry Pratchett (kurgusal)"
Yazarın şikayetçi olduğu her ne kadar en çok kendisi olsa da her bir bireyin eksik kalan yanlarını kaleme aldığı serzenişi, şikayet mektubuna dönüşüyor…
İpsiz sapsız havada asılı duran taş hep başkalarının oradadır. Kendiliğinden yanan Selahattin' nin lambası da öyle, uçan halılar da. Aksi takdirde eleştirenlerin de bir savurmalı ipi olur. Hani binadan binaya atlayan, oradan buraya zıplayan.
Özürlüler İdaresinin yaptığı bir araştırma sonuçlarına göre Türkiye’deki engelli vatandaşlarımızın %65’i tanımadığı kişilerin alay, aşağılama vb davranışlarından şikayetçiymiş.
Hiçbir insan, kimlerin çocuğu olarak nerede ve ne zaman doğacağını seçmez. İstese de seçemez. Gerçek böyleyken, insanın nereli olduğu, rengi ve kökeni hata olamaz, olmamalı. Suç, hiç olmamalı. Teorik olarak bu yaklaşımı doğru bulanlar çoğunluktadır.
Evet! memleket hepimizin ve tabii vatan ve toprak uğruna tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi can da vereceğiz,vermeliyiz de zaten toprağı vatan yapan verilen bu canlar değilmi...
Bazı anketlerde üç şıklı sorular sorulur: “Evet”, “Hayır”, “Fikrim Yok”
Soru her ne kadar masum gibi dursa da bana pek masum gelmez. Bilmiyorum, edebiyatçılar ya da felsefeciler ne derler bu hususta.
Soru garip, eğer kesin neticeli bir anket ise neden fikrim yok şıkkını koyarlar.
Kim Demiş Avrupa İnsani Medeni,
Ne Edep Kalmiş Ne Haya çırılçıplak Bedeni,
Açmaksa Bedeni Olmaksa Medeni,
Desene Hayvanlar Dahada Medeni...
Hani derler ya:
"Okuduğunu bile anlayacak kapasitede değil..."
İnanın, buna bile razıyım.
Okusun da anlamasın. Yeter ki okusun.
farkında bile olmadan. hep böyle üst üste, hep böyle yan yana yaşayıp, hep böyle yabancılaşıp
Demokrasiyi sandığa oy atmakla sınırlı gören, görmek isteyenlerle seçtikleri, demokratlığı kimselere bırakmıyor; demokrasiyi anlamanın ilk basamaklarında bile değillerken.
Ülkede yaşanan gelişmelerle ilgili eleştirel yazı
Meğer cennete giden yol Nevşehir’e yaklaşık 200 kilometre uzaktaymış.
İnanan insanların çok ciddi bir tavır sergilemesi gerekir. İnsanları güzel ahlaka davet etmek, Allah sevgisinin o kucaklayıcı sıcaklığına insanları yaklaştırmak, gerçek sevginin ve aşkın güzelliğini insanlara anlatmak, her şeye Allah aşkıyla bakmak, Allah’ın tecellisi olarak görmek dünyadaki güzel ve mutlu yaşam için esastır...
Bu programlar sayesinde çoğu insan ikinci baharını yaşamak için sıraya girmiş. 18’inden sonra yaş sınırlaması yok. 80 yaşını aşkın bayanlar ve erkekler bile adeta koşarak geliyor hayat arkadaşını aramaya. Kimi bakıma muhtaç, kimi sığınmaya. Kimi hayatının aşkını arıyor, kimi beyaz atlı prensini. Yoksulluktan kurtulmak isteyenler de çoğunlukta.
Kuran ahlakına uygun yaşam süren bir ailede, bugün birçok ailede yaşanan sorunlar yoktur. Günümüzde, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara ve onlara doğru ve yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de geçimsiz olan anne babalara çok sık rastlanır. Bu evlerde, sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve şefkat yerine tartışma, kavga
Toplumda küçük düşmek, ezilmek, dikkate alınmamak gibi endişeler yaşamlarının en önemli sorunudur. Bu zaaflarını gizlemek amacıyla da, "en iyi savunma saldırıdır" mantığına uygun davranışlar sergilerler. Yapmacık davranışları, mimikleri, samimiyetsiz bakışlarıyla kendilerini hemen deşifre ederler. Tek kelime etmeden mesaj verir, ilgi çekecek davranışlarda bulunur, gösteriş yaparlar.
Ben bir sınava girdim adı YGS... O sınavdan çıkabildim mi?Çıkabildik mi? İşte içimdeki ve içlerindekiler...
Halid Ziya Uşaklıgil