Bazen Seni Aramamak İntihar Gibi
Tanıdık sesin yabancılığı kayboldu birden. Yabancı buzdağı erimeye başladı.ağlıyordu
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş hali gibidir; tek fark, kağıt en azından sizi dinler." — Franz Kafka"
"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş hali gibidir; tek fark, kağıt en azından sizi dinler." — Franz Kafka"
Tanıdık sesin yabancılığı kayboldu birden. Yabancı buzdağı erimeye başladı.ağlıyordu
Ellerim duvarları taşıyor ve göz yaşlarım duvarlardan…
Silemiyorum, yanaklarımdan süzülüp düşerlerse üstüne, üşüyebilirsin… En çok bundan korkuyorum…
Eski bir demiryolcu çocuğu olarak babamdan, cumhuriyetin zor yıllarında demiryollarının tamir ve bakımında yaşadıkları zorlukları dinlemeyi çok isterdim. Ama bir ailenin ondördüncü çocuğu olmak bana bu ayrıcalığı tanımadı.
Evet. Bir yıl daha bitiyor. Getirileri ve bir o kadar biz den götürdükleriyle
bir yıl'a veda ederken diğer yeni yıl yeni doğumlara gebe
bize geliyor. Kim bilir gelirken belki bin bir sıkıntı, bin bir acı buna tezat bin bir
güzellik, aşk vs...
Yapılabilecek herşeyi yaptığına inanıyorsan eğer güçlü ol, karşılığını bulamadığın ve paylaşmaktan sakınmadığın sevgi bir gün seni bulacak. Şimdi yapman gereken, acını çekip noktayı koymak.
Eski kırk beşlikler vardı satırlarımda, sizi izlerken...
Ve siz hiçbir zaman bilemediniz; yokluklarınızda, göz kapaklarıma iğneler batırılmış gibi ağladığımı...
İnsanlar vardır doğumları ile, insanlar vardır ölümleri ile, insanlar vardır yaşam ve yaşama kattıkları ile gündeme gelirler ve gündemde kalırlar.
Doğumları ve ölümleri ile gündeme gelenler çabuk unutulurlar.
Ancak yaşam ve yaşama kattıkları ile gündeme gelenler hep gündemde kalanlardır.
1 yıldır acılarımı dindirip, beni hayata bağladığın için, karşılıksız sevgin için teşekkürler miniğim..
Bugün pastanın üzerine 5 mum koydum yitip giden her sene için bir mum söndürdüm. Tıpkı mumlar gibi bende söndüm, eridim.
Nerede o eski Ramazanlar Ramazan ayı geldiğinde neredeyse herkesin hayıflanarak söylediği bir sözdür bu.
Kimisi genel olarak nostalji yaparak anar eski ramazanları kimisi de ise kaybetmekte olduğumuz değerlere hayıflanır.
Artık klişeleşmiş olan bu lafı her kuşak kullanacak mı acaba? Çünkü babam ve annem kendi
Psikolojisi absürd kaldırmayan bir zamana yüreğimden düşebilsem. Neyse ki hatırlıyorum, unutmak bir yanılgıdır çekip gidişine hayatın yağmurlar gibi. Modası geçmiş bir tezahür kaplar içimi. Söz verdim yaşayacağım kendimdeki seni...
Bir şey hissedememenin acısı yaşıyorum, çünkü biliyorum ki, sonradan ezici ağırlığını bırakacak omuzlarıma.
Neden gibi çeşitli soruları sordukça, sorular birbirini kovalamaya başladı. Nasılda günler haftaları, haftalar ayları takip ederken acısıyla, tatlısıyla geçirdiğim günler geçmişin derinliklerine gömüldü. Gömüldükçe de unutulup gittim...
Ama ben daha büyümemiştim ki, neden geçen her yıl, saçlarıma düşen her ak, yüzümde inadına derinleşen kırışıklıklar, büyüdüğümü yüzüme haykırmak istiyor?
Büyümüşüm işte, hem de habersizce…
Tam tamına 42 yaşına girmişim bugün…
Öyle söylüyor nüfus kağıdım, ama benim daha hayallerim vardı, büyümeyi
...dostlarımdan gizli senin için satılıga çıkıyordu degerlerim, bense miyadı dolmuş bir roman gibi rafa kaldırıyordum herşeyi ve neyazık Teke sakallı bir züpbe dokunuşuydu artık ellerim.
Çok sevdiğim kuşlara karşı son vazifem olarak kabul edin.Uçun kuşlar uçun doğduğunuz yere.
Zülfü Livaneli