Korkuyorum
Ya hiç öğrenemeden beni gidersen. Artık arada bir bile olsa seni göremezsem...Korkuyorum..
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ya hiç öğrenemeden beni gidersen. Artık arada bir bile olsa seni göremezsem...Korkuyorum..
Ben asansör kullanmıyorum artık , zamandan tasarruf etmek için ve aşktan.
Çok kızgınım aşka, ne güzel rahattım ben yahu. Aklımda sadece yolda yürürken acaba kaç karınca ezdiğim vardı. Ah pardon birde matematik.
Güneşin batarken doğamaması gibi bu, terk ediliş ama yeni bir diriliş; güneş yerini ay’a bırakmaz mı, ay ışığını güneşten alsa da yine de geceyi aydınlatmaz mı?
Bir mektup, muhtemelen okunduğunda hatırlanacak bir şeyleri kalanlar için..
Her kez in içinde ökkeşleşen bir çağlayan yada masum kalan bir ağlayan vardır ağlayanla çağlayanın bir araya gelmesi birbirlerini anlaması mümkünmüdür ya bu iki gölge çağlayan olacaktır ya da ağlayan …
saçma sapan insanlara aşık olmaya devam eder, ihanetlere uğrar ve oturup ağlayarak, daha düne kadar seven kalbimiz olduğuna inanırken, herşeye ama herşeye küfretmeye, kin kusmaya başlarız.
Okulda da en çok sevdiklerim arasında yer alırdı , ben çocukluğu yitirdim yağan yağmur , soğuk kış güneşi , üşüten baharın serin havası ve terledikçe keyif duyduğum ısmarlamalı yaz mevsiminde.
Özür dileyemiyorsam da senden, son bir nefes ve hayat dileniyorum bir şairden ödün(Ç)alınmış “umut ikliminde” harflerle.
Hasat zamanı heybeleri dolu olanlardı onlar, törensiz ve kefensiz ölüp varlıksız ve bedensiz yaşayanlardı. Yürekleri kurban olsa da hayatları destan olmuştu hani onların.
O karanlık gece, mübarek bir geceydi. MUM'un şevk badesiyle sarhoş olmuş pervane, mecnun gibi yollardaydı. Aşktan yüreğine düşen dertle sevgilisini anmaktaydı hep. Kaç saat geçmişti kim bilir? Gamla yüreği solmuş bir halde, hicran yastığına dayanarak yığıldı yere pervane. Hali çok kötüydü. Ölü desen ölü değil, diri desen diri
Ardından gözlerine bakar ve soğuk bir okyanusun sularına düşerim çok yükseklerden.. serinletir beni, nefes aldığımın farkına varmamı sağlar...
En maviydi gözlerin. Denizler, hatta okyanuslardan bile mavi. Mavilerden mavi. İnsanın içine işleyen, bir bıçak gibi saplanan mavi. Güzelliğiyle öldüren mavi.
aslında boyle seyler fazla hissetmiyorum fakat.bı ınsan haddınden fazla kırılınca ve normalınden cok uzulnce herseyı cıplak bı sekılde yazılarına dokebılıyomus..
Şarabının buruk tadındaki hüznünü rakımın efkarı ile nefesi kesilinceye kadar kovalamayı yada bir zamanlar içinde pajhalı puroların olduğu tahta kutuyu yatak yaptığımız sigaralarımızın dumanlarnın kuytularda sevişmesini sevdiğim gibi.
eteklerinde akşamları özlüyorum anne...dualarında gücünü özlüyorum,buklelerinde ayazları....bir gece vaktinde ellerini özlüyorum anne...
İlber Ortaylı