Sahibine Gitmemiş Bir Mektup
-Bütün yazdıklarımın ne kadarına alınırsın, nasıl yorumlarsın bilemem. Ama mektubumun kendini imha edebilmek gibi bir yeteneği yok. Yine de sen bilirsin…-
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
-Bütün yazdıklarımın ne kadarına alınırsın, nasıl yorumlarsın bilemem. Ama mektubumun kendini imha edebilmek gibi bir yeteneği yok. Yine de sen bilirsin…-
Sokağında yürümeye çalışan ve esasında o sokağın kendisidir. Ve sokağın en yakın arkadaşıdır. Ve el vermiştir sokağa sanırsınız çıkmazdı...
ne derler bilirsiniz..bir insana gereğinden fazla değer verirsen, ya onu kaybedersin..ya KENDİNİ..şimdi ne o, ne de ben..şimdi her şeyim kayıp.
Kapıya doğru yöneliyorum. Eskiden kalma bir sözüm vardı, sana sarılmaya dair. O sözümü yerine getirmek için, ya da sana sarılmak istediğim için; sana sımsıkı sarılıyorum. Seni bırakırken aniden kendine doğru çekip boynumu öpüyorsun. -Öpüşlerinle kutsa ben
Peki aşk bu mudur? Sözcükleri hapsetmek yüreğimize, sonsuza kadar. Öyle bir hapislik ki her iki yüreğe de acı veriyor.
Gözleri parkın girişinde, düşünceleri çıkmaz sokaklarda dolaşırken, serseri kurşun gibiydi yolunu bulamayan.
Güneş sadece kızgın kumları değil, aşklarını da dağladı bir sabah. Ay devraldığında dünyayı ateş kraliçesinin elinden, bir çağ bitti. Adam ve kadın başka diyarlarda uyandılar uykunun avutamadığı gecelerinden...Ama büyü bozulmadı. Tılsımlı üç harf muskaydı
Seni beklerken nice deli nehirler doğurdum ben...Sensiz nice sabahları katlettim ben...Sen sandığım yıllar devrildi üzerime...Yanıldım...Kanatıldım....Seni beklerken....Nice kelimeleri susturdum ben...Büyüdüm seni beklerken...Irmaklardan süzdüm geçmisimi...Sonra vurdum alnımdan tüm sözcüklerimi....Uykusuzluğumu uyandırdım kaç kez.. Kaç kez sen sandım “mimsiz karanlığı...Senin gülüşlerin diye kaç kez karların üzerine serdim ateşimi..Üşüdüm...Üşüdüm...Kaç kez sorgulandım Filistin sorgularında...
gel, sen koksun sokaklar yine, bırak baharı şehre, çiçeklerin kokusu toprağı sulasın, sen yanımda ol da gerekirse hiç çiçek açmasın bir daha....
Bu senin son gidişin olsun sevgili, bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım...
Her insanın bir parça yalnızlığı vardır. Herkesler bunu göremez. O herkeslere de acır.
Aşk her günün bir gecesi, her gecenin bir sabahı olduğunu öğretti. Sonsuzluk bize ait değildi. Acıdan öleceğimi zannettiğim gecelerin sabahı oldu. Hem de hepsinin...Sabaha varmayan hiçbir gecem olmadı. Yüreğim 'Bu sefer dayanmaz' dediğim her geceye, bana
Gerçek sevmeler, hani mahşerde bile bulamızdı sonunu. Ayrılığın yanağınıza bıraktığı iki damla yaş mı kalmalıydı geride ya da birbirinizi tanıyamamış olduğunuzun kederi mi?Hani yaşanılan günler geleceği getirecekti sevenlere.Eğer, katlanılan acılar değecekse sevmelere, ömürlerinde istemezlermiydi birbirlerini.Onlar ellerini tutupta yaradananın önünde boyun eğmeyeceklermiydi birlikte?
Memduh Şevket Esendal