Sevdanın En Koyu Dem"i Gözlerin
Bedenime kefen biçti ellerin de
Ben yine de kıyamadım.
Dokunuşlarına öldüm sevgili.
Kırpma gözünü sen de acıma bana
Sevdaların pınarına kandırma yüreğimi
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bedenime kefen biçti ellerin de
Ben yine de kıyamadım.
Dokunuşlarına öldüm sevgili.
Kırpma gözünü sen de acıma bana
Sevdaların pınarına kandırma yüreğimi
Ayırdına varmadan girdim dibi karanlık düşüncelere...
Ne yaparsınız işte bu hatun konuşur
böyle kendi, kendine 'sen sus, sus söyleme'
deseler de...
En kâfiri Firavun en acımasızı Hitler
Falih Rıfkı Atay
Son 40-50 yıldır süren dil yozlaşması-yozlaştırılması faaliyetinin mahsullerini son yıllarda topluyoruz: artık hepimiz İngilizce konuşuyoruz!
Elim yüreğimde, yüreğim o kız çocuğunda kaldı şimdi… Söylenmemiş sözlerimi söyleyecek hal kalmadı bende… Bu akılsız ayrılığın bahanesi neydi söyle… Söyle her dem taze kalacak sevdamızı solduran mevsimin adı neydi… Sözündeki taşlara, gözümdeki yaşlara değdi mi söyle… Boş ver be bırak her şeyi… İşte bahar geldi kendini taze
Öğrenilmiş çaresizlikleri var insanın… Bu, suyun berrak ve akışkan olması kadar gerçek değil mi dost. Bastığın yer, baktığın gök gerçekliğinde kaç tane tuttuğun el olabilir.
İnandığın yürekler içinde inanılmaya değer kaç yüreğe dokundun şimdiye dek. Gün gelip dost bildiklerin birer birer çıkıp gittiklerinde hayatından bir tek
Şu son günlerde her "ben"in , "öteki" ile ilgili bir açılımı var neredeyse. Bireylerin, grupların, kurumların, partilerin, sanatçıların... açılımları, yol haritaları savrulup duruyor medyada bir süreden beri. Düşünüyorum da; her bir açılım, orijinalliğinin yanında ne kadar tarafsız ? Ya da tamamiyle tarafsız olabilmek mümkün mü bu tür açılımlarda
Ölümcül bir bitkinin bedenimizde sarmallanan dalları ve yaprakları arasında yolunu bulamamış iki çocuktuk. Pamuk şekerimiz elimizden alınmıştı. Sen bilyelerini bıraktığın yerde unutmuştun… Ben kırılan oyuncaklarıma ağlıyor hayatımın ilk cenaze törenini yapıyordum.
Gözyaşlarımın mendili olur mu yar öpüşlerin? Yanaklarımda gezinse ellerin, durulur mu dersin çağlayan yüreğim? Sorgulamalar boşuna... Yanıtı olmazmış düşlerde kalmış dibi tutmuş bekleyişlerin...
Yalnız sanılırdı köklenip, büyüdüğü toprağında. Heybetinde ne çok öykü biriktirdi… Hep dinledi… Dinlemekten bıkmadı.
Bu yüzden hiç yalnız olmadı bu çınar. Dallarında yuvalanmış ve çeşidini sayamadığım kuşların cıvıltılarını barındırır içinde bir de kesik yeşil hışırtısını.
Fikret Başkaya