"Hayat kısa, sanat uzun; ama okurun sabrı daha da kısa." – Dorothy Parker (kurgusal)"

Deneme

Çocuklar Gibi...

‘Anı yaşama’yı hayat felsefesi haline getirmiş olan insanlar, Rabb’imizin ibret olması için yarattığı görüntülere karşı duyarsızdırlar ve adeta at gözlüğü takmışcasına sadece baktıkları yeri görebilirler. Kendilerine ait olan küçücük bir dünyaları vardır. Şahit oldukları olaylar, onlar için ders çıkarılması gereken uyarılar değil, ‘yaşamın cilveleri’dir.

yazı resim

"Ömür Bohçam"

Şu bir gerçek ki, herkes bir şeyler paylaşır ama şair ve yazarlar paylaşılmayan şeylerini de paylaşmaya kalkışırlar ki, Allah burada onları ikaz eder…
“Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekten yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? (Şu’ara: 225-226)”

KİTAP İZLERİ

En Uzun Gece

Ahmet Altan

Aşkın Karanlık Coğrafyası: Ahmet Altan'ın "En Uzun Gece"si Töre cinayetlerinin gölgesinde akan bir tutkunun trajik öyküsü Ahmet Altan'ın "En Uzun Gece"si, aşkın ve acının iç
İncelemeyi Oku

Bizim payımıza düşense, flu ,siyah beyaz bir hayat. O da bazen bir siyah bayaz fotoğrafta, bazen bir Yeşilçam filminde, hüzün harmanı olur. Merhum Erol Taş’ta gaddarlaşır, Sadri Alışık’ta Turist Ömer’dir. Ayhan Işık'ta kral. Cüneyt Arkın'da kaharman. Hulusi Kentmen’de Babadır vs. Bu fasıl kolay kolay bitmez uzar gider. Ve

Din

Duamız Olmasaydı?..

Dua, bazı kişiler için yalnızca zor zamanlarda; korku duydukları ya da tehlikelerle karşı karşıya kaldıklarında hatırladıkları bir ibadettir. Oysa dua yaşamın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. İnsan Rabb’i karşısındaki aczinin bilincinde olarak hem kolaylıkta, hem de zorlukta O’ndan yardım istemelidir.

Nefes

Adını nefes koyacağım. Ensemde , yüreğimde onu hissedeceğim. Hayallerimi gerçekleştirene kadar yenileceğim , yenile yenile yenmeyi öğreneceğim ! Yorulacağım Dinlenerek geri geleceğim. Rüyalarımdaki şeytani sorular kafamda ki trilyon düşünce ve şerefsizlerin küstah gülüşü kadar, hırs kusacağım şimdilik beyaz sayfalara

Bir Şarkılık Mola...

Kaseti çevirdikten sonra da “play” düğmesine basıyorum. Çevirdiğim yüzdeki ilk şarkı başlamadan içime derin bir heyecan doluveriyor. Kaset dönmeye başlıyor. Ardından hışırtılı bir gürültü... Üç ya da dört saniye süren bu “şarkı öncesi hışırtı” beni adeta mest ediyor.

Kelebek...

ilk defa yazdığım kalem çiçek oldu,yazılan narin bir yaprak...
sen küçük gözlerle bakılan büyük bakışlar...
sen koca bir gülüş...

KİTAP İZLERİ

Sessizin Payı

Nurdan Gürbilek

Edebiyatın Vicdanı: Nurdan Gürbilek "Sessizin Payı"nda Adaletin Peşinde Siyasal kutuplaşmaların ve susturulmuş tarihin zeminini çatırdatttığı bir coğrafyada yazar nerede durur? Adalet arayışında edebiyatın sunduğu imkân
İncelemeyi Oku
Başa Dön