Ayn Şın ve Kaf Üzerine
İşte aşk, bu renk ve usare harmanından derlenen, muhtevasında ateş, su, hava ve toprağı cem etmiş füsunlu bir iksirmiş… Ruhlara üflenen can iksirinin özü aşkmış meğer. Onu bilenler bilirmiş…
"Hayat kısa, sanat uzun; ama okurun sabrı daha da kısa." – Dorothy Parker (kurgusal)"
"Hayat kısa, sanat uzun; ama okurun sabrı daha da kısa." – Dorothy Parker (kurgusal)"
İşte aşk, bu renk ve usare harmanından derlenen, muhtevasında ateş, su, hava ve toprağı cem etmiş füsunlu bir iksirmiş… Ruhlara üflenen can iksirinin özü aşkmış meğer. Onu bilenler bilirmiş…
Susuyorum,Çünkü hayat bazen sadece susmaktan ibadettir...
Virgül ve Nokta Arasındaki Fark...
Engin Geçtan
Atatürk’ü yobaz zihniyet sevmez. Ancak yobaz zaten kimseyi sevmez.
Bir an gelecek en unuttuğum yerden çıkıp gülecek diye bekliyordum hep. Bazen dualar yolluyordum günahlarına, cezalandırıldığım kadar bağışlansın istiyordum. Onsuz bir beni görünce, aldatılan çocuk, bıçaklanan göz, yankesilen ciğer, yırtılan perde, buruşan surat(...)bana beni anlatıyordu; anlatamıyordum!...
Yeni bir yıl daha, her yıldan bu yıla kahramanlıklar düşleyerek. Hattat gibi sade ve narin ince ince işleyerek hayatı. Kuytulardan metropollere çekerek huzuru. Sevmeyi severek öncelikle ve her karesinde tekrarlıyarak aşk belgeselinin metinini. Kaybolurken kadrajlara, düşerken amors durup kaybetmeyi anlamaya daha aklıma gelmeyecek şeyleri yapmaya.
Allah, insanın kendi öngörüsüyle olması imkansız gibi görünen her şeyi sonsuz gücüyle yaratabilir. Allah sebeplerden münezzehtir ve yarattığı hiçbir olay birbirine bağlı olmak zorunda değildir.
Her zamanki gibi bir gunun sonuydu. Yoldan gecenlere dilendigim, onlara dualar okumak zorunda kaldigim ve karsiliginda sadece uc - bes kurus aldigim bir gundu.
Allah’ı gönülden seven insan, O’nun yarattığı insanları da sever. Bu sevgi, şefkati, merhameti, acımayı, özveriyi, güzelliklerden zevk almayı, huzur ve mutluluğu beraberinde getirir.
Şimdi yapayalnız bir iskeleyim. Hiçbir vapurun uğramadığı bir iskele. Seçiciyim elbette, öyle her önüne gelen vapur yanaşamaz bana. Ben vapurunu kaybetmiş bir iskeleyim, seferleri iptal edilmiş bir iskele.
Deniz kıyısında beklediğim sürece, bu deli denizin bu garip iskeleye hangi vapuru yanaştıracağı belli olmaz diye, bir ümitle
Bizim payımıza düşense, flu ,siyah beyaz bir hayat. O da bazen bir siyah bayaz fotoğrafta, bazen bir Yeşilçam filminde, hüzün harmanı olur. Merhum Erol Taş’ta gaddarlaşır, Sadri Alışık’ta Turist Ömer’dir. Hulus Kentmen’de Babadır vs. Bu fasıl kolay kolay bitmez uzar gider. Ve bana sorarsanız İstanbul, siyah beyaz fotoğraflarda
Sen dikili çiçeklerin esiri, ne bilirsin ki ezilen toprakta bir çiçeği yeşertmeyi… Sen çıkmaz yolların adamı...
Enis Batur