"Çocuklar Duymasın" Hatta İzlemesin
Özellikle çocukların severek izledikleri “Çocuklar Duymasın” adlı televizyon dizisinde abartılı bir eşcinsel karakter ekranlara geldi. Bunun gereği ve anlamı neydi?..
"Sabahın sekizi ve Salı... Henüz kahvemi bitirmeden önce, Tanrı'dan daha azını yargılayabilir miyim?" - Dorothy Parker"
"Sabahın sekizi ve Salı... Henüz kahvemi bitirmeden önce, Tanrı'dan daha azını yargılayabilir miyim?" - Dorothy Parker"
Özellikle çocukların severek izledikleri “Çocuklar Duymasın” adlı televizyon dizisinde abartılı bir eşcinsel karakter ekranlara geldi. Bunun gereği ve anlamı neydi?..
Hiç kimse ten renginden, geçmişinden ya da dininden dolayı bir diğerinden nefret ederek dünyaya gelmez! İnsanlar nefret etmeyi öğrenirler ve eğer nefreti öğrenebiliyorlarsa o zaman onlara sevmeyi de öğretebiliriz.Nelson Mandela
İmdiii... Desem ki o Adli Tıp’takilere ve yargıçlara: “Siz zihinsel engelli oldunuz mu? Çocuklarınız var mı ? Kadın, ana oldunuz mu? Tecavüze uğradınız mı?” desem, yargıya hakaret ve müdahale etmiş olurum, demiyorum onun için.
Nurdan Gürbilek
Herkesin hak ettiğini vakti zamanı geldiğinde Hakktan bulması dileğiyle Hepsi bu
Bütün kadınlardan tablo yapılabilir biri hariç. O da kim midir? Tabi ki yontulup şekillendirilen ve bir resme monte edilebilen taş gibi kadındır. Bir resme başladığınızda dikkat edin, kompozisyonuzda kadın figürü olacak kişi, mutluysa eğer sıradan pozlar verir ve boyayı taşırır. Kadını mutsuz et ki, tabloya heyecan ve renk
Uç veren hasret filizlerini bile vefasızlığınla kurutuyorsun. Hasret sözcüğünü anlamını alt üst ediyorsun. Vefa, sözlüklerdeki anlamını yitiriyor. Güneş, zamanı eritiyor. Sen git gide kayıtsızlaşıyorsun. Denizlerde sular yükseliyor. Kepezler, aynı minval üzere açıyor bağrını dalgalara. Balıkçılar, umutlarını sinelerine sarıp, bir dahaki sefere diye hanelerine dönüyor. Sen, bana umutlanmayı bile
Aşk dediğimiz bu müthiş duygunun gönlümüzün meşherinde hiçbir şeyin teferruat ve gereksiz olmadığını daha iyi anlıyorum...
“Kalkmış güzelim sabaha açmış penceresini,
Dalga köpüğü Trabzon evlerinden biri,
Silkelemiş düşlerini pencereden,
Bakmış evinin ayak ucunda,
İnce bir örtü mavi deniz…”Ceyhun Atıf Kansu)
En son hangi güzel ve hayatınıza anlam katan bir işe imza attınız ;En son kime üzüldünüz bir olaya bir kişiye hatta bir başka canlıya ;En son hangi müzik parçasının notalarında kendinizi buldunuz ; En son hangi arkadaşınızı veya tanıdığınızı bir yüze bakıp özür dilediniz ...
Seksen dört yaşındaki Darendeli bu bilgenin, -hatırlayabildiğim kadarıyla- bugüne kadar 23 eseri yayımlanmış ve piyasaya sunulmuştur….
Bencileyin, kendi kaderiyle baş başa bırakılan bu mütevazı adam öne çıkıp tanıtımını yapmış olacak ki, hala gereği gibi tanınmamış ve hala kapalı bir kutu ve yazamadıklarıyla işlenmemiş maden gibi keşfedilmemiş
Beyninde kuş cıvıltıları. Öyle ılık, öylesine sıcak bir rüzgar el gezdiriyor dallarda. Ardın sıra, kuşlar ötüşüyor yapraklar arasından ışıkların sahne yaptığı yerlerde. Beynimin içinde güzel sesler bir cennet nehri gibi şakımakta, çağıldamakta. Mutluyum işte. Seni düşünüyorum ondan. Düşüncelerimde bir kuş, bir şarkı, bir ılık rüzgar oluyorsun. Gözlerimden fışkırıyor
İlk bahar kadar özlem doluyken bekleyişim
Cemre gibi düş her baharda
Fakir Baykurt