"Bir kitabı açmak, dünyaya açılan bir pencereyi aralamaktır. — Mary Schmich"

Deneme

Zeus'un Kızı; Ütopya

Sorgulamak adına, yapabileceğiniz her şey, aslında, ütopyanızı gerçekleştirebilmeniz için, bir basamaktır. Yaşamak, öylesine geçiştirilemeyecek kadar, ince bir sanattır.

Dipsiz Umman

Bilmez miyim ben Kemal Hocam…
Ben ki kırk küsür yılı bir içim su gibi tüketmiş, kırk beşlere merdiven dayatmışım.
Oysa daha dün gibi…
Her şey ‘DÜN’ gibi…
Bana dün gibi geliyor senin gırtlak patlatırcasına bizlere ders anlattıkların…

yazı resim

Piç ile İbne

Bir piç hiç şüphesiz karşısındakine ibne diye hitap eder. Aslında bilmez ki o neyse kendisi de aynıdır. Sadece kelimeler arasında nüans farkı vardır. Ne garip değil mi? İnsanlar az bir farktan dolayı, büyük ayrıcalıklar yaratmak istemekteler kendilerine. Orospuya orospu deyip, onunla sevişenler genelevden adam gibi çıkmaktalar. Kocasının yatağında,

Her Ne Kadar Misafir Misafiri Sevmese de

Yedirip içirmek, iyi ağırlamak lazım misafiri ki bir de biz de Tanrı Misafiri denen bir kavram vardır. Yoldan geçen hiç tanımadığımız insanı kapımızı çaldığı zaman Tanrı Misafiri kabul eder, yedirir, içirir, hizmet ederiz o insan... Hele de köylerde yatacak yer bile verirler zaman zaman, bu Anadolu insanının kadirşinaslığına

Allahu Ekber

Gün sonunda iyiler mutlaka kazanır evet Amma velakin; Rabb; ne derse o olur işte buna da evet Öldü derler ölmezsin Ne güzel yaşıyor derler, her gün ölürler Bu yüzden yazımın başlığı O.

Tanrı Gülümsemesi

Yemeğe içmeğe insan çok.Dostluk mideden geçmekte boğazda düğümlenmekte.Açlık bütün maskeleri söküp atan en önemli Tanrı gülümsemesi olarak zuhur etmekte.

Kemanın Çığlığının Öyküsü

keman! yalnızca bir enstrumanmıdır gerçekten? yoksa bir sanatkarın parmakları aracılığıyla insanın diline kafa tutan başlı başına bir hayt formu mudur? neleri anlatır tınıları? nelere karşılık gelir sesleri?

Taravet ve Şetaret Demleri

Erguvanlar, gözlerinize renk ziyafeti çeker , aylardan nisandır. Zaten, eskiden beri İstanbul nisana, nisan İstanbul’a pek yakışır. Nisanla ve insanla bu denli özdeşleşen,kaynaşan bir başka şehir var mıdır dünyada bilemiyorum?.. Gerçi, İstanbul’a sonbahar da yakışır. Hüznün rengi İstanbul olur yüreklerde o zaman. Yağmur toprağa biraz eğri düşer; nemli

30 Ağustos Zafer Bayramı

Ne Mutlu Türküm Diyene!!! Zoruna gidenin neresine giderse gitsin... Sessiz kalanları, dönekleri, hainleri, işbirlikçileri ve kendi çıkarını korumak adına "aman abi bu konulara girmeden ben sanatımı yapayım" diyenleri unutmayacam. En iyi günleriniz bunlar. Bu günler geçecek. Keser döner sap döner o sap da sizin taa... Anlayan anladı.

Başa Dön