Seni Kaybetmek Pahasına
Ben seni kaybetmek pahasına yaşamayı göze almışım, yokluğundan başkası acıtmaz yüreğimi...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ben seni kaybetmek pahasına yaşamayı göze almışım, yokluğundan başkası acıtmaz yüreğimi...
Modern ilişkilerdeki çelişkileri ince bir ironiyle ele alan bu metin, özgürlük söylemleri ile sahiplenici davranışlar arasındaki tezadı gözler önüne seriyor. Aidiyet ve sahiplenme kavramlarının derinliklerine inen yazar, Instagram'daki "özgür ruh" ile kıskançlık krizleri arasında gidip gelen şehir insanının ikiyüzlülüğünü ustalıkla resmediyor. İnsan kalbinin en kadim çelişkisini sorgulayan, düşündürücü
En derin izleri bırakır sevgili, yüreğinize, giderken.
Bir gözleri kalır hatırda,
“Aşk”tan yoksun “Nefret”le bakan,
Bir de dudakları,
“Seviyorum” derken “Elveda” diyen
Bizler gece bekçileriyiz. İnsanların en hassas zamanlarında en yakın dostları haline gelir , önce sever bedenlerini sakinleştiririz. Sonra en ummadıkları anda ruhlarını bedenlerinden çekip, kayboluruz sabahın ilk ışıklarıyla.
son bir sanş verilmeyi herşeye...
son bir sanş yalnızlığa;son bir sanş sevgiye...
meclis kanununu çıkartmadan yeni ağaçlar tanımaya bakın!..ben kavak ağacını seçtim!” dedim ciddi ama arsızca...
Aşk her dönemde suçludur..Her dönemde içinde başka bir aşk'ı barındırmış olabilme ihtimali oldukça yüksek olmuştur..
Çabaladıkça, çırpındıkça içine çeken bir girdaptır, her güven hamlesini boşa çıkaran arsız yüreklerin eseridir belki de bu hüzün kim bilir. Kırgınlığınız kime, neye unutursunuz boğulurken, sel misali akan yaşların esiri olduğunuzda... Aldatılmak ölü toprağı gibi ağırdır üzerinizde, ayrılık kaçınılmaz son...
FLÖRT VE EVLİLİK
Yeryüzünde canlıların nesillerini devam ettirebilmesi için yaratıcımız Cenabı-ı Allah c.c dişi ve erkek olmak üzere bir çift şekillendirip yeryüzüne ADEM a.s ve HAVVA annemizi gönderip belli kurallar çerçevesinde çoğaltmış ve bizlere kadar gelmiş olan ve bizden sonrada devam edecek evlilik müessesesi kutsal olup
Duygularım matlaşmış, çekiciliğim bitmiş. Bana huzur veren her şeyin yitip gittiğini anladığım bugünse en mutlu günümmüş! İçimdeki hissi, cesareti ve olgunluğu kaybettiğimi düşündüğüm bugün doğmuşum ben. Ne büyük bir tesadüf.
Doğu kafası, bataı kafası üzerine yazdığım bir yazı. Ülkemizin neresinde doğarsanız doğun hepimiz şark kurnazıyız değil mi ucundan, köşesinden...?
Sen gidiyorsun benden, hiç bilmeden veya bildiklerini bana söylemeden. Evet, sen gidiyorsun kalmaya gelmiş gibi göstererek, belki sende bilmiyorsun gidiyor olduğunu ama gidiyorsun. Zaman her şeyin ilacı gibi geliyor, kaybedilen zamanlarsa uzunluğu ölçüsünde acı veriyor. Sen kaybedilmiş zamanlarımızı alıp geliyorsun, bir daha kaybetmeyi göze alarak bana da “gidebilirsin”
Onca yol, nice zaman, ne çok yağmur geçti, seni yürüyüşünden tanıyorum ancak... aksak
Evli erkekler! Bakın size ne di’ce’m: Evlilikte mutluluğunuzu artırarak devam ettirmenin sırlarını; eşinizin sizi ilk günki gibi büyük bir aşkla sevmesini sağlamanın ve daha da önemlisi eşinizi mutlu etmenin yollarını öğrenmek ister misiniz?
Daha ne duruyorsun sen böyle ölgün bir yorgunlukta geçen demlere ağlarken
Dereler menderesler yararak ırmaklara koşmakta
Bir kısrak kulunlar ovada salkımsöğüdün altında
Sevişir eşkin bir rüzgar çırılçıplak meyve gebesi dallarla
Daha ne duruyorsun gücenik bir yüzle kendi karanlığında ağlayan baykuşlar
Aşk nedir, ne değildir, neler getirir, neleri götürür. Kısacık, bir solukluk bir anlatımı.