Boşluklarda Kaybolmayalım
günlerimizin boş anlamsız geçmesine sebep olan etkenlerin hayatımızı işgal etmesine neden izin veriyoruz?
"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"
"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"
günlerimizin boş anlamsız geçmesine sebep olan etkenlerin hayatımızı işgal etmesine neden izin veriyoruz?
doğrularımızla yanlışlarımızı birbirinden ayırma yolunu seçmeyi neden reddediyoruz?
O yıllar, müthiş bir bavul turizmi de vardı Mağusa’da. Sokaklar, ticarethaneler hep insan kaynıyordu. Ellerinde bavullarla gezenler, köşebaşlarını mesken tutmuş bavul dizenlerle doluydu. Görüntü olarak belki hoş olmasa da en azından insan kaynıyordu. Canlılık vardı. Mağusa’nın bu günkü hali, doğrusu o günleri bile aratıyor...
Bunun dışında
Çaresiz, gerekliliklere rağmen başına gelebilecek türlü alternatiflere boyun eğmiş kişidir. Çaresiz, neyin ihtiyaç, neyin hak olduğunu artık masallarda dinleyen kişidir.
Gözyaşlarım söndürür mü sizi sarmış ateşi? Bilemem.
Yoksa hep birlikte el ele verip yangınları söndürmeyi öğrenmiş olur musunuz? Bilemem.
Biliyorum, unutulmak umurumda olmayacak. “Ha gayret, ha gayret!... Silip atın artık şu tekinsiz yazgıyı!” diye haykıracağım size göklerden.
Ve su... Hayatın şartlarından biri... Eskiler hep “Su hayattır” demiş. Gerçekten de doğru demiş. Suyun olmadığı bir hayat düşünülemez. Susuzluk demek, mikrop demek, kirlenmek demek, kokmak demek, ölmek demek... İnsan en fazla 3 gün dayanabiliyor susuzluğa... Çünkü vücudumuzun dörtte üçü su... İşe bakın ki dünyamızın da dörtte üçü
azmin hayatımızda nekadar önemli bir yeri olduğu bilgisine sahip miyiz?
Bizler çok gürültülü yaşamayı sevmeyen insanlarız. Gençlikte de böyleydik şimdi de böyle ömrümüzün sonuna kadarda böyle devam edecek. Bazen bakıyorum yolda arabalarda cakada cukada teybin sesini sonuna kadar açmış arkadaşlar güya müzik dinliyorlar; bence kulaklarına ve ruhlarına yazık ediyorlar...
Değişik bir sendrom farklı bir hastalık çok az kişi de görülmüş...
Durdane Türkmenoğlu, okuma yazma bilmeyen bir vatandaş. Halk Eğitimi Merkezince açılan kursa katılmış. Okuma yazmayı da öğrenmiş. Belgesini almış. Bunun üzerine memurluk için yeniden başvurmuş.
Polis olan kardeşi 1992 yılında Şırnakta şehit olmuş. Yürekleri yanmış. Diğer kardeşleri de hem emekli hem de kendinden büyük olduğu için
Bu masalın nerden aklıma geldiğini ve bu masalla Öcalan’ın, Silivri’dekilerin ne alâkası olduğunu sen bulacaksın. Gusura galma ama sevgili günlüğüm, o gadarcık dert de sende bulunsun.
Yıllardır milyonlarca dolara çekilen onca film yönetmeni, belgesel yapımcısı, hayatını tehlikeye atan çevreciler, bize senin anlattığın kadar anlatamadı içinde yaşadığımız bu dünyanın garanti olmadığını.
Korkarım daha göstereceklerin bitmedi
Bu aziz millet dersine çok iyi çalışmış.
Bu millet Tunus’u görmüş…
Mısır’ı görmüş.
Libya’yı görmüş.
Bu millet Suriye’yi, Bahreyn’i görmüş…