Mudurnu'lu Fatma Nine'nin Günlüğü - Diş Ağrısı Değil Kabir Azabı
Şunu anladım ki sevgili günlüğüm; kimsenin derdi kimsenin umurunda değil.”Benim derdim inekle dana, kadının derdi sürmeyle kına.” hesabı.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Şunu anladım ki sevgili günlüğüm; kimsenin derdi kimsenin umurunda değil.”Benim derdim inekle dana, kadının derdi sürmeyle kına.” hesabı.
neden ecdadımızdan bizlere miras olarak kalan güzel türkçemizi ötekileştirme yolunda yürümenin inadındayız?
Kurşun Kalem en kolay kullanılan kalemdir haliyle. Yanlış yazdığınız zaman, yeter ki elinizde bir silgi olsun, hemen silersiniz, zamanında birilerini defterden nasıl sildiyseniz... Tükenmez ve dolma kalem ile yazdıklarınız ise biraz daha zor silinen yazı cinslerine girerler... Tükenmez kalemin adına da sakın aldanıp tükenmediğini zannetmeyin. Hangi kıt akıllı
insanlar neden kendilerini acındırarak diğerlerinin duygularını sömürme yolunda yürümeyi tercih ediyorlar?
26 Ocak /Saat 08:58
İstanbul'da çarşaf görünümünde buz gibi suda 1093 metre yüzmek...
Malatya’dan bir müjde de taşerona…Yani taşerona kadro sözü Malatya mitinginden verildi!…
Başbakan Davutoğlu; “Taşeron işçilerimizin sorunlarını kesinlikle çözeceğiz” diyerek taşerona kadro vereceğini bir kez daha teyit etti…
Bilirsiniz Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ‘söz verdi mi, arş titrer!...’
HAMİŞ: Malatyalılar, Davutoğlu’dan, Davutoğlu
İç garartıcı şeylernen canını sıkdım ama gusura bakma. Bi gün de güzel şeylerden söz edim diyom, yüzünü güldürecek bi haber bulamıyom. Yazdıklarım, ülkemin sorunları. Durumlar böyleyken, “ Bugün Ne Giysem? ” programının gıritiğini yapacak halim yok herhalde. Hele hele dutduğum dakım Galatasaray birinci yarıyı lider olarak gapatdı diye
kalplerimizi dolduran huzursuzlukların hayatlarımızı alt üst etmesine neden izin veriyoruz?
Farkında mısınız yıllar ve asırlar ilerledikçe her şey nasıl da sıradanlaşıyor? Babası belli olmadan sperm bankasından çocuk sahibi olmak da bunların içinde... Hayır merak ediyorum, bakalım bundan sonra neler neler çıkacak da hayatımıza balıklama dalacak? Anası ne diyecek bu oğlana Babam nerede anne benim? dediği zaman, Seni leylekler
“ Kültür ve sanatın, yerinde ve doğru amaçla kullanılırsa en büyük güç olacağını, bu gücü de hiç kimsenin kıramayacağını” belirttim. “Özellikle devletlerin yapacağı ikili ilişkilerin önemli olduğunu, birbirleriyle ne kadar çok temas kurarlarsa ilişkilerin o kadar çok artacağını” dile getirdim.
Yıllardır milyonlarca dolara çekilen onca film yönetmeni, belgesel yapımcısı, hayatını tehlikeye atan çevreciler, bize senin anlattığın kadar anlatamadı içinde yaşadığımız bu dünyanın garanti olmadığını.
Korkarım daha göstereceklerin bitmedi
O yıllar, müthiş bir bavul turizmi de vardı Mağusa’da. Sokaklar, ticarethaneler hep insan kaynıyordu. Ellerinde bavullarla gezenler, köşebaşlarını mesken tutmuş bavul dizenlerle doluydu. Görüntü olarak belki hoş olmasa da en azından insan kaynıyordu. Canlılık vardı. Mağusa’nın bu günkü hali, doğrusu o günleri bile aratıyor...
Bunun dışında
Çaresiz, gerekliliklere rağmen başına gelebilecek türlü alternatiflere boyun eğmiş kişidir. Çaresiz, neyin ihtiyaç, neyin hak olduğunu artık masallarda dinleyen kişidir.
Gözyaşlarım söndürür mü sizi sarmış ateşi? Bilemem.
Yoksa hep birlikte el ele verip yangınları söndürmeyi öğrenmiş olur musunuz? Bilemem.
Biliyorum, unutulmak umurumda olmayacak. “Ha gayret, ha gayret!... Silip atın artık şu tekinsiz yazgıyı!” diye haykıracağım size göklerden.
Ve su... Hayatın şartlarından biri... Eskiler hep “Su hayattır” demiş. Gerçekten de doğru demiş. Suyun olmadığı bir hayat düşünülemez. Susuzluk demek, mikrop demek, kirlenmek demek, kokmak demek, ölmek demek... İnsan en fazla 3 gün dayanabiliyor susuzluğa... Çünkü vücudumuzun dörtte üçü su... İşe bakın ki dünyamızın da dörtte üçü
Bizler çok gürültülü yaşamayı sevmeyen insanlarız. Gençlikte de böyleydik şimdi de böyle ömrümüzün sonuna kadarda böyle devam edecek. Bazen bakıyorum yolda arabalarda cakada cukada teybin sesini sonuna kadar açmış arkadaşlar güya müzik dinliyorlar; bence kulaklarına ve ruhlarına yazık ediyorlar...