Günü Kurtarmak...
Dünü kurtarmak için günden, günü kurtarmak için yarından olma ... Atakan Korkmaz
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
"4 Haziran mı? Ah, yine mi? Sanırım bu ayın tek iyi yanı, benim doğum günümden uzak olması." – Oscar Wilde"
Dünü kurtarmak için günden, günü kurtarmak için yarından olma ... Atakan Korkmaz
Yazımda da belirttiğim gibi Atatürk'ün eli çok güçlü değildi. Tek
parlili bir siyasi yapı, mümeyyizli, çift dereceli seçim,bugünkü
anlayışımıza göre bir lideri , siyasi yönde güçlü yapamazdı. Onun
önderliğinde kurulan Cumhuriyet, devrimler ve lider Atatürk,Türk
toplumu tarafından büyük kabul görüyordu.
Moğol istilasından ABD işgaline uzanan bir ülke, tarih; Ocak 2004, dünyanın en feminist Anayasası’nın kabulü ile kadın haklarının anayasal koruma altına alınması , kızların kocaya satılmasına, erkeğin aile içinde kadına hakimiyet kurmasına, zina ve fahişelik nedeniyle kadınların katledilmesine göz yuman bir sistemin ortadan kaldırılması. Anayasa ile tüm çocuklar
Zaman su gibi akıyor gerçekten. Kapkaranlık hiç ışık görmemiş günahların perdelendiği bir gecenin biraz daha uzamasını dilemenin de hiçbir anlamı yok ki. Fakat aydınlık, er geç cürümümüzün perçeminin bir ucundan yakalayıp, yüzümüzü utanç kırmızısına boyayacak elbette
"19 Mayıs 2019" librettosu ve notaları henüz yazılmamış 4 perdelik fantastik bir operadır. Traji-komik, dramatik ve epik ögeleri kapsar. Geleneksel müzik anlayışına aykırı bir izleği olduğundan sahnelenmesi zordur. Bundan dolayı televizyon dizisi veya film senaryosu olarak da kullanılabilir.
Bu yazımın özeti, yeteri kadar geliştiremediğimiz demokrasimiz sorunlar yaratıyor. Ayrım yapılmadan bu sorunları yalnız Kürt halkı değil, hatta Kürt halkından daha çok bütün kesimler yaşıyor. Sivil toplum örgütlerinde, sosyal kurumlarda, bürokraside eskiden kalan ve bugün de kayıp annelerinden, faili meçhul cinayetlere kadar pek çok sorunlu aileler var.
18 ülkeden Malatya’ya gelen bu çocuklar, yalnız Türkçe değil Anadolu’muzun bir gerçeği ve mozaiği olan Türkçenin yanı sıra Kürtçe gibi başka dillerde de okudular.
Öreğin kara kuru bir Afrikalının Şemmame’yi okurken, şalvarlı bir grup Iraklı çocukların oyun havasıyla eşlik etmesi ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde sergilenen değişik
Barış, sen zincirlendiğin yer, her nerdeyse, kaç kurtul. Biz seni kurtaramıyoruz. Umutları kaybetmemek için elimizden geleni yaptık, ama olmadı. Oyunun senaryosunu değiştirmek için, tüm oyunu tekrar tekrar seyretmek zorunda kalsak bile, en ufak bir kıvılcımı iyiliğe ve güzele dönüştüremedik
Benim kuşağım ve çevrem Joan Baez, Bob Dylan, John Lennon, Ruhi Su, Rahmi Saltuk, Aşık İhsani gibi protest halk ozanlarının başkaldırı türkülerini dinleyerek, söyleyerek büyüdü. Gelecekte savaşların sona ereceğine, sonsuz barışın gerçekleşeceğine ve herşeyin üstesinden geleceğimize (We Shall Over Come !) yürekten inanıyorduk...
Bir eve pencereden de girilir, bacadan da. Kapıyı çalmadan da eve girilir, kapıyı kırarak da. Türkiye'de tüm sorunlara kapılar kırılarak ya da bacadan girilerek çözüm bulunmaya çalışılmakta. Ters durumlar bunlar. Hak yolu varken tersten girişi tercih etmek, Türkiye'de sapkınlığa yol açmakta. Türban sorunu iki şekilde çözülür. Birincisi, türban
Her gönül çiçeğinin yeni yılını kutlar, yavaş yavaş dünyanın ve ülkemizin durumunu görmesini isterken, sağlıklı ve huzur dolu bir yaşam dilerim, sıhhatle
Anlatmak istediğin zaten görmek istediğinse, ortada fısıltı halinde dolaşmaya gerek bile görmeyen işkence ve zulüm türlü türlü şekillerde boy gösterirken, acaba bir nevi savaş mı bu da insanoğluna karşı ŞİDDET . İyilik ve kötülüğün göreceli kavramlar olduğunu anlatırken, kötünün gözünde iyilik neyse , iyinin gözünden de kötülük odur,
“Tabut” bir bakıma bizler için tanzim olunan
Ve varlığımızla anlamlaşan her ne varsa ruh bütünlüğümüzde…
Kendi Fantastik Edebiyatımızı oluşturmanın eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Bu elbette zorlu ama bir o kadar da zorunlu bir süreç.
. Delicesine sevmek; kendinden çok sevmek ve sevgide sınır tanımamak… Gerçekten de böyle bir sevgiyle yaşamalı mı insan? Aşk için ölen sevgililer gibi mi olmalı? Fakat sevgilerin de bitimsiz olduğunu düşündüğümüzde göreceğiz ki kalbimiz başka sevgilere de açıktır.
Neredeyse her alanda gerçeğin yerini almaya hazır görünen "Dijital İlüzyon" gelecek yaşamımızı ne ölçüde etkileyek acaba...