İki Kadın...
Yüzüme bir el değiyor, sırılsıklam olan bir çift göz taşıyorum uykularımda ve sen ellerimi durmadan öpüyorsun, biliyorum; yüzüme senin elin değiyor.
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Yüzüme bir el değiyor, sırılsıklam olan bir çift göz taşıyorum uykularımda ve sen ellerimi durmadan öpüyorsun, biliyorum; yüzüme senin elin değiyor.
Zor iştir yaşamak aynalarla geceleri ve uyanmaya çalışmak hiç dalmadığın bir uykudan. İzi kalır yüzünde sarıldığın yıldızların...
göz kapaklarıma yüklenen ağırlığının nedeni uyku değil, herhangi bir anlamımın olmadığını, etrafımdaki kalabalık bana yaşlı gözlerle bakarken anlıyorum.
Şimdi, hiç açılmamış bi şarap şişesinde uzanıyor kadınlığın... Hadi sevgili, gel ve yak mumları... Yak da şaraba bulanalım...
Bizim bakkal Erhan efendi kız istemeye gider. Kızın dedesi ertesi gün, tanışıklık vermeden bakkal Erhan’dan alış veriş eder: amacı dürüst bir satıcı olup olmadığını anlamaktır.
Şarkılar taç yapmıyor artık sevgilinin başına. Çünkü bilmiyor sevgiyi kendini sevdirenler…
Uçuk pembe olmuş dünyanın rengi. Uçan pembe mi, yoksa pembenin düşleri mi gören yok. Bir tren kalkıyor acı çığlıklarla gardan… İçinde pembenin kaçan fırsatları olmalı…
Bende uzun zamandır birbaşıma sorguluyorum kendimi..Bazen insan aşktan yana kendini geriye çektiği zaman, daha çok bağlanıyor aşk’a..Sanırım bu bir nev’i özlem duymak gibi birşey. Yazıyorum, yazdıklarımda gizlenen bir sevgili var...
Ufuktan geliyor yalnızlık, ufuktan ve ufaktan süzülüyor koynuma! Savrulan bir koku siniyor, hüzün "gülkurusu" avuçlarımda…
“Belki de sen özenle katlanmış bir mendil gibisindir Açınca içinden yeni biçilmiş çimen kokuları yükselen" Ben, dokunur dokunmaz kiraz dallarına çiçekler açtıracak biriyimdir belki de..
Bu yüzdendir ki,
Ege sahillerinde yaban gülleri her dolunayda açar,
ormanlardan çigan müziği sesleri gelir.
Egenin sularında her günbatımındaysa,
bir çirkin çingene kızının hayali belirir, ve bu hayal bulutlara vururdu...
İnsanın bilinçaltı derinliklerindeki bilgileri ortaya çıkaran o güç rüyalarımız dır. Orada ne kadar özgürlüğümüzü yaşarsak yaşayalım takıldığımız yerde sistemin devreye girişini izliyoruz.
yağmur gecenin içine çisiltili hıçkırıklar bırakıyor… çok uzaklardan gelen bir ezgi karışıyor yağmura yakalanan son otobüsün homurtusuna… birkaç yarasa saçak altlarında ömürlerini törpülemekle meşgul… ben senin olmazlığında kapı gıcırtılarına tutunuyorum hep… rüzgâr, nemli soğuklar üfürüyor kapı altlarından ve göğsümde o iflah olmaz sancı yine… sensizliğin sancısı…
karanlığın en izüşşümlerinde yazmaya devam etmem büyük bir çaba.
Anka’nın kanadının sıcaklığında sabahladım bugün. Hayal dünyamın sonu gelmez girdaplarında koşmaktan bitkin düşmüş bir halde; Kaf Dağına sırtımı yaslayarak…
Hayat ne yapmadığın değil ne yaptığındır ne de olsa..