Acı
Ada ile Eda, aile içinde kendilerine en yakın gördükleri babalarına açmaya karar verdiler, aşklarını.İkisinin de babası ile arkadaş gibi samimiyetleri vardı çünkü..
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Ateşe verdiğimiz kürenin acı çığlıkları arasında kaybolmaya yüz tutmuş bir ağaç...
Bir ordudan bahsedeceğim size.Öyle bir ordu ki yeryüzünde milyarlarca efrâdı var bu ordunun.Tek başlarına güçsüz gözükseler de birlik olduklarında öyle büyük bir güç oluşturuyorlar ki
Herkesin denizi kendine güzel elbet. Ama Karadeniz bir başka güzel sanki. Hele o an be an değişen yüzü daha da bir güzelleştiriyor onu. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilmem; kararsızlığı üstündedir daima. Bir bakarsın sessiz, sakin, duru... Mavi bir çarşaf gibi uzanır gider göz alabildiğince. Bir bakarsın sebebsiz bir
Bazen nasıl bir ülkede yaşadığımızı ve nasıl bir toplum olduğumuzu anlamakta güçlük çektiğimi itiraf etmeliyim.
Şimdi zaman yaprakların düşüşüne gizlenmiş kitabı okuma zamanı. Açın pencereleri evinizin önündeki ağacın dalındaki yaprakları okuyun, okuma yazmanız varsa tabii ki
Hayatınız boyunca hiç içinde yaşadığınız bu dünyayı değiştirmek isteyen bir insan olmayı istediniz mi? Büyük liderler, büyük insanlar gibi siz de bu dünya’yı kendinizce değiştirmeyi hiç düşünüp, hayal ettiniz mi?Olaya gerçekçi ve objektif bir açıdan yaklaştığımızda, bu dünya’yı aslınla kim değiştirmek istemez ki.
Susuzluktan kavruldu yüreklerimiz.Daha bir iyi anladık mı acaba Afrikalı o küçük çocuğun yakıcı güneş altında aç susuz neler çektiğini?
Hayatı anlamlandırmak biraz da kendimizi anlamlandırmakla alakalı galiba...Nasıl bakıyoruz hayata ya da hangi renk gözlükleri kullanıyoruz bu mana keşşaflığına soyunurken?
Umut, ufkunda bir güneş gibi...Üzerine her sabah doğudan doğup, üzerinden her akşam batıdan batan. Sarı ışınların mavi dalgalarınla dansına karışmış; yüreğimdeki kıpırtılar. Her doğan günle ufka yelken açtırıp, batan günle birlikte usulca yüreğime geri bıraktığın kıpırtılar... İşte sen deniz; umutsun umutsuzluklarıma ! Med- cezir misali...
Ben, Âdem... Yaratılmış ilk insan... Daire artık tamamlanmak üzere. Kim olduğunu hatırlamanın artık zamanıdır. Şimdi kendine gel ve söyleyeceklerime kulak ver...
Bu dere ile ben aynı lisanı konuşuyoruz.buradaki çiçeklerle, bu gökyüzü ile, üzerime dolacak olan bu toprakla ben aynı lisanı konuşuyoruz.
Seni ne kadar hakediyorum? Sevdiğim kadar mı değer verdiğim kadar mı?