"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Neden?
Niçin yazıyorum?
Neden bir insan neden içinin en mahrem yanlarını binbir zorlukla kağıda dökerek sanat eseri haline getirir? Hele hele de sanatçı duyarlılığının mecbur kıldığı yalnızlığa abone tipler. Üstüne üstlük korsan piyasanın hepten abur cubura döküldüğü şu dönemde neden benim yapmakta olduğum gibi yazdığı romanı bastırma hayalleri kurar? Bütün bunları neden yapıyorum acaba? Ben anlayamadım, bilen varsa bil el atsın yazarlık namına.
?
Doğum Sancısı
Yazma Süreci
Yazma süreci tabii ki sıkıntılı da olabiliyor. Ben çok önem verdiğim bir yazı veya şiirden önce bu sıkıntıyı çokça hissediyorum. Aslında parçaların hepsi bilincimde birleştirmeyi beklemelerine rağmen bazen nerden, nasıl başlasam ya da neye öncelik versem gibi çelişkiler nedeniyle stresli anlar yaşıyorum. Ben bu anlara "Doğum Sancıları" adını takıyorum. Aynı süreçleri muhakkak ki sizler de yaşamaktasınız. Bu süreçlerde yaşanılan deneyimleri paylaşmak faydalı olabilir düşüncesiyle bu konuyu tartışmaya açmak istedim. Katılımlarınızı bekliyorum.
?
İlham
Niçin yazıyorum?
Bence ilham sanatçının çalışma gücüdür.Nasıl bir işçi ekmeksiz çalışmaz ; sanatçı da ilhamsız çalışamaz.Aslında ilham kısaca sanatçıların , diğer insanların yakalayamadığı enstantaneleri yakaladığı özel anlardır.
?
İlham
Niçin yazıyorum?
İlham nedir? Zavallı yazarların bir şeyler üretemeyip ilahi veya herhangi bir şekilde bekledikleri bir dürtükleme midir? Yoksa sanatkarların hayatlarında dönüm noktaları olarak nitelendirilen o özel anlar mıdır?
?
Nietzsche okumak...
Okuma Önerileri
Sevgili Necat Dilaver'e katılıyorum " 'Zerdüşt Böyle Buyurdu' kitabı mutlaka okunmalı... Hem de birkaç çevirmen ve yayınevinden... " Ama Necat bey ile bir konuda kıyasıya tartışırım, o da en iyi çevirinin Turan Oflazoğlu çevirisi olduğudur. ;-) Tabi bir de orjinalinden okursanız, Hitler'in neden bu adamı sevdiğini biraz daha iyi anlarsınız... Almanca Almanca olalı bu kadar iyi bir dilsel beceri görmüş müdür acaba? Almanca gibi dandik bir dilde bu şaheseri yaratmak ayrıca takdire değerdir. Bu kitabı Latince yazabilirdi hem de çok daha kolay olurdu. Ama zor olanı seçti. Bu da apayrı bir tartışma konusudur.
? İlk Roman
Kitaplarınız 6 ay boyunca raflarda durur. Ardından dağıtımcı satılanın parasını yayınevine 6 aylık çek olarak öder, satılmayan kitapları iade eder. Demek ki kitabınızın çıkması ortalama 1,5 - 2 sene falan sürüyor Fehime hanım. :) Ya da boşverin tüm bu saçmalıkları ve hazırladığınız dosyayı http://www.ciniusyayinlari.com/ adresine gönderin. Evde rahat rahat çayınızı içerken, onlar herşeyi bir ay içinde halleder... ;-) Saygılarımla,
? İlk Roman
Öncelikle geçmiş olsun, yazma süreci en basit süreçtir... :) Zor olan yayınlanma süreci... Dosyanıza mutlaka kendi özgeçmişinizi, size ulaşabilecekleri irtibat numaralarını ve mail adreslerini yazmayı ihmal etmeyin. Mümkünse roman ile ilgili 400 -900 kelimeyi geçmeyecek bir tanıtım metnini de romanın başına ekleyin. Herşeyden önce yazdıklarınızı düzgün bir şekilde Word programında düzenleyerek olabildiğince imla hatalarından arındırın, ardından mümkün mertebe laser printer ile bastırın. Her sayfadan 10 adet basacaksınız. Zaten şimdiden kitabınız basıldı sayılır. :) Daha sonra gözünüze kestirdiğiniz yayınevlerine düzgün bir şekilde ciltlettiğiniz (mümkün mertebe spiral cilt işine girmiyoruz, karton cilt en temizidir.) bu kitap örneklerini tek tek gönderiyoruz. Dikkat edin, sayfaların her biri temiz baskıya sahip olmalı, fotokopi çektirmek size akıllıca gelse de bunu denemeyin bile... Şekil çok önemlidir. O yüzden kitap örneklerinizi tek tek printerdan ve özellikle de söylediğim gibi laser printerdan basın. Şekil neden önemli? Yayınevi bu dosyaları okurken sizi tanımıyor bu nedenle önce dosyaları dış görünüşlerine göre değerlendirmeleri doğal. Kendi kitabına özen göstermeyen yazara kimse saygı göstermez. Hangi yayınevlerine göndericez ve nasıl olucak yani? Yazdığınız türe yakın kitaplar yayınlamış yayınevlerini tercih etmeniz çok önemli. En sık yapılan hata dosyalarınızı "büyük" yani "holding" seviyesine ulaşmış yayınevlerine göndermektir. Bu elbette beyhude çabadır. Onlar bu şekilde çalışmazlar. Neyse, daha ilk kitabınız olduğu için mümkün mertebe küçük yayınevlerini tercih edin. Dosyayı elden götürmek mantıklı bir seçim değildir. Sizi ciddiye almazlar. Bazıları size çay ikram edebilir ama o kadar. Evde çayınızı içerken gözünüze kestirdiğiniz yayınevlerini tek tek belirleyin. Elinizdeki listede bu yayınevlerinin, posta adresleri, telefonları ve web site adreslerinden oluşan bir kaç sayfa dolusu bilgi birikecek. Bu bilgileri her yayınevinin kendi web sitesinden bulabilirsiniz zaten. Bunları printerdan bastırıp elinize telefonu alın ve her yayınevini mesai saatleri içerisinde olmak şartıyla tek tek arayın. Editörlerden birini bağlatın. Yoksa yayın yönetmenini isteyin ve aşağıda yazacaklarımı söyleyin. "Merhaba, ben bir yazarım. Romanımı tamamladım ve dosyayı size göndermek istiyorum. Hangi adrese yollamam gerekiyor acaba?" Adresi teyit ettikten sonra, ertesi gün göndereceğinizi söyleyip telefonu kapatın. Bu sırada ne kadar sürede sonuçlanıyor dosya okumaları onu da bir zahmet sorun. Bu süre genelde 3 ay falandır. Daha sonra tüm yayınevlerine aynı işlemi uyguladıktan sonra hepsine tek tek dosyalarınızı gönderin. Yayınevlerine gönderdiğiniz tüm kargoları siz ödeyin, yoksa normal olarak kabul edilmeyecek ve dosyanız geri dönecektir. Bunun dışında bir koşulda size dosyanızı geri yollamazlar. Yani bu şu demektir. Kabul edilmeyen dosya çöpe atılır. Sizin onu printerdan basmış, ciltletmiş olmanız ve bunun gibi önemli konular yayınevlerini ilgilendirmez. Unutmayın sizin için bir şaheser olan, bebeğiniz gibi baktığınız romanınız yayınevi için cami avlusuna bırakılmış bir gayri meşru çocuk gibidir. Kimse onu almak istemeyecektir. Eğer bir yayınevi basmayı kabul ederse - ki bu küçük bir ihtimaldir, kimse ilk romanı basmak gibi bir riske girmek istemez - diğer dosya gönderdiğiniz yayınevlerini arayıp bir yayınevi ile anlaştığınızı bildirin. Kimseyi boş yere yormayın ve yayıncılar arasında kötü bir şöhrete sahip olmayın. ;-) Diyelim dosyanız kabul edildi! O zaman bir sözleşme imzalayacaksınız. Bu sözleşme tamamen sizin aleyhinize hazırlanmıştır ve sizi perişan edecek maddeler içerir.Buna imzayı nasıl attığınıza kendiniz bile inanamayacaksınız. Para kazanmak mı? Şaka mı yapıyorsunuz siz? :) Sözleşmeyi imzaladıktan sonra sıra geliyor yazdıklarınızın düzenlenmesine. Bu noktada yayınevinin editörü kitabınızı okur, hatalardan arındırır. Büyük olasılıkla yayınevinin genel politikasına aykırı söylemleriniz varsa onlar çıkartılır ve metnin son hali okumanız için size geri gönderilir. Kitabı tekrar okursunuz ve gerekli düzeltmeleri yapıp geri gönderirsiniz. Editörün okuma süreci 15 gün ile - 3 ay arasında değişir. Daha sonra kitap için kapak tasarımı yapılır, İSBN numarası ve bandrol alınır. Kitap matbaaya girer. Kitabın ne zaman matbaaya gireceğine yayınevi karar verir.Bu süreç genelde 1-3 ay arası değişir ama önde basılacak kitap varsa 6 aya kadar uzar. Kitap matbaadan 15 gün içinde çıkar. Daha sonra yayınevi kitabınızı dağıtım firmasına teslim eder. Ne zaman teslim edeceğine yayınevi karar verir. Dağıtım 15 gün civarı sürer.Ama bu dağıtım Edirne'den Kars'a tüm kitapevleri olmaz tabii. İstanbul ve Ankarada dağıtılır. İzmir bile bir çok yeni kitap için çok uzaktır.
?
Gerçek Aşk
İlk Roman
Ben aşkın varoluşundaki inancı belirterek bir aşk romanı yazdım. Bu tertemiz duyguların insanın dilinden önce gözlerinden süzülerek aktığı tek yerdir. Dört masum göz tek bir aşkla yanan iki yüreğin tertemiz öyküsü. Sizi okurken başka dünyalara alıp götürecek bir meltem rüzgarı, Kitap haline getirebilirsem bu roman hiç unutulmayacak!
? İlk Roman
Arkadaşlar merhaba, ben yazdığım romanı tamamladım. Ama basımı için ne yapacağımı bilmiyorum. Aşamaları, süreci nedir? Aslında çok zorlu bir süreçti bunu yazarak ortaya çıkarmak ama şimdi yeni bir romana başladım. Konularıyla çok farklı bir dünyaya götüren iki serüvene hazır olun! Sizlerin yorum ve düşünceleriniz benim için çok önemli, beni bu konuda yanlız bırakmaz desteklerseniz çok mutlu edersiniz.
?
Nietzsche okumak...
Okuma Önerileri
Arkadaşlar, Böyle Kudurdu Zerdüşt isimli makalem, İzEdebiyat üzerinde yayınlanıyor... Konuyla ilgilenenlerin göz atmasını tavsiye ederim... http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=69637
? Okuma Önerileri
Varoluşçuluk, nihilizm, ateizm, sosyalizm, hıristiyanlık, rasyonalizm ve idealizm... Tüm bu kavramları romanın, bir roman olarak doğasını bozmadan sorgulamayı başarmış belki de tek yazar. Yaygın kanı onu bir varoluşçu olarak göstermektir. Nietzsche kendisine hayrandı, Sartre da öyle. Ama diğer tarafta Dostoyevski sıkı bir Hegel okuruydu, Kant'ı sevmezdi ama dikkate alırdı. Jean Jacques Rousseau'dan hoşlanmaz ama etkisinden de bir türlü kurtulamadığını itiraf ederdi. Ve onun "varoluşçuluğunu" çürütecek belki de en önemli satırlar, antikahramanın ilk kez kullanıldığı ve Varoluşçuların kutsal kitabı sayılabilecek Yeraltından Notlar'ın başına iliştirdiği kendi notuydu: "Kahramanın görüşleri yazarın görüşlerini yansıtmak zorunda değildir." Suç ve Ceza da bir insanın varoluşçu "kaygı ve endişeler"den idealizm ve romantizme yükselişini gösteren bir hikaye değil mi? Budala'da ise "iyi insanın bu dünyada çekeceği acıları" göstererek yine "insan trajedisi"ni konu alıyor ve varoluşçuluğa göz kırpıyordu. Ama burada da kahramanın katışıksız iyiliği ve inançlılığı varoluşçuluğun ve nihilizmin karşısına dikilmiş bir kale değil miydi? Ecinniler (ya da Cinler) bize sosyalizm ve nihilizm arasındaki gizli bağı hatırlatır ve yeri geldiğinde onunla apaçık dalga geçer. Tuhaf Bir Adamın Düşü adlı küçük romanı ise insanın "kirlenmesi" ve "kirletmesi" üzerine yazılmış büyüleyici küçük, fantastik bir hikaye... Hepsinde Varoluşçu edebiyatta bulabileceğimiz tat var (hatta hepsinden daha güçlü bir varoluşçuluk panoraması sunarlar bize), ama sonunda Dostoyevski nereye oturuyor? "Tanrı yoksa herşey mubahtır," diyen Dostoyevski mi, yoksa sadece kahramanlarından biri mi? Ve belki de hepsinin sonunda sorulması gereken soru: Bu büyük yazarın adının önüne illa bir -ist yamalamak doğru mu?
?
Nietzsche okumak...
Okuma Önerileri
Gott ist tot. - Nietzsche Nietzsche ist tot. - Gott
? Ben bir yazarım!
Çok dilli (multilingual) olmak bir yazar için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Yabancı dillerin bilinmesi hem diğer dillerdeki eserleri takip etmek için ön koşuldur hem de yazarın (eğer büyük düşünüyorsa) diğer dillere çevrilen eserlerine doğrudan müdahale etmesini sağlar. Bunu Elif Şafak örneğinde çok net bir biçimde görebiliriz. İngilizce olarak kitap yazabilen bu insan, başka bir kişinin çevirdiği kendi eserini de tam istediği gibi redakte edebilmektedir. Elif Şafak bunu bir röportajında bizzat belirttiği için emin bir şekilde onun adını verebildim. Bu tarz bir açıklamasına rastlamamış olmama rağmen aynı durum büyük olasılıkla Orhan Pamuk için de geçerlidir... Diğer yandan diğer dillere çevrilen kendi eserini redakte etmenin dışında yazarın bazı sorumlulukları da vardır. Melih Cevdet Anday'ın çevirisi en iyi Edgar Allan Poe çevirisi kabul edilir. Hatta Annabel Lee şiirinin çevirisinin orjinalinden bile daha vurucu olduğunu söylemiştir daha bu yakınlarda Selçuk Altun. Shakespeare'in 66 nolu sonesinin Can yücel çevirisi ve Homeros'un İlyada'sının Azra Erhat çevirisiyle birlikte, dilimize yapılmış güzide çeviriler arasındadır. Peki Ataol Behramoğlu olmasaydı Mayakovski'yi kim çevirecekti? Dikkat ederseniz bu isimler "çevirmen" değildirler... Tıpkı (Tıp, Hukuk vb.) teknik çevirileri nasıl ki o işin uzmanı olan ve çevrilecek metnin yazıldığı dili de bilen kişiler yapmalı ise edebiyat da gerçek işi edebiyat olmayan birileri tarafından çevrildiğinde sonuç tam bir facia olabiliyor. Yazarın, kendi diline, bildiği diğer dillerden özenli çeviriler yapmak ve ülkesindeki insanlara sunmak gibi bir görev ve sorumluluğu da bulunmaktadır.
? Niçin yazıyorum?
küçük İskender yazma pratiği için şu cümleleri kullanır, “Yazma eyleminin kendisi hiçbir soruya cevap oluşturmaz : Yazmak istemek, yeterlidir. Yazdıklarınızın fuzuli olduğunu düşünseler de, yazmak istemek gerçekten yeterlidir.” Bu tümüyle açıklayıcı sözlere katılıyorum. Aslında yapmak istemek bir çok şey için yeterlidir. Hemen, şimdi ve burada ilkesi uyarınca yazabilir bir insan.
Başa Dön