Neden bir insan neden içinin en mahrem yanlarını binbir zorlukla kağıda dökerek sanat eseri haline getirir? Hele hele de sanatçı duyarlılığının mecbur kıldığı yalnızlığa abone tipler. Üstüne üstlük korsan piyasanın hepten abur cubura döküldüğü şu dönemde neden benim yapmakta olduğum gibi yazdığı romanı bastırma hayalleri kurar? Bütün bunları neden yapıyorum acaba? Ben anlayamadım, bilen varsa bil el atsın yazarlık namına.
Neden?
5 görüntülenme · 4 ileti
Sayın Engin, yazmak da bir uğraş ve çaba değil midir? Yani iş değil midir? Peki çalışan, bir iş ile uğraşan buna karşılık ne ister? Tabii ki mükâfatını. Bunun karşılığı ister saygınlık olsun deyin, ister para deyin. Ama öyle de, böyle de bir türlü karşılığı olması gerekiyor ki insan yaptığı ile tatmin olsun.
Bir örnek: Yaşını almış ünlü bir yazara çaylağın teki sorar: Üstadım, zamanımızda sadece para için yazmaya gayret gösteren yazarlar vardır. Siz hep unvan ve nam için yazdınız, değil mi? Hani kalıcı olmak adına?
Sen ne için yazmak isterdin? diye üstat geri sorar.
Tabii sizin gibi nam ve unvan adına, diye karşılık verir çaylak.
Bunun üzerine üstat, Senin yaşlarında iken ben de öyle düşünürdüm, der.
Sevgilerimle
Bir başkaları yazdıklarınızı saçma olarak görebilir. Yazmak için yazdığınızı düşünebilir. Yahuuu bu yazar ne yapmış böyle abuk sabuk metinleri birleştirmiş de koymuş buraya denilebilir. Beğenmeyebilir vs. işte. Herkesin beklentisi içindeki durumlara göre değişebilir ki. O yüzden herkesin beklentisine cevap veremeyiz ki. Zaten yazılarımızı kimseye beğendirmek zorunda değiliz ki... Yani en azından böyle olmalı böyle düşünmeliyiz. Beğenirlerse bilin ki kendilerinden bir şeyler bulmuşlardır, beğenmezlerse de bilin ki içlerindeki yaralara ne yazık ( tabi onlar için) dokunamamışsınızdır. Allah aşkına siz ne kaybedersiniz böyle bir durumda? Bence hiçbir şey...
Hayat öyle bir şey ki. Sadece istediğimiz şeyleri seçme hakkına sahip olsaydık daha az yazardık. Ama istemediğimiz şeyler de her an, her yerde hayatımızda. Bu yüzden yazıyoruz ya zaten. İstediğimiz gibi seçim yapıyoruz, istediğimiz öyküye sahip olabiliyoruz yazarken. Bir anda her şeyi tam tersine çevirebiliyoruz. Bizden habersiz insanlara kendimizi yeniden kurabiliyoruz. Öyküler yaratıyoruz ve o öykülere yeri geliyor biz bile inanıyoruz. Mesela sizin düşündüğünüz gibi en mahrem yanlarını ortaya koyan insanların yazdıklarının en mahrem olduğuna nerden kanaat getirebiliyorsunuz? He buna inandırabiliyorlarsa sizi ne güzel! Hatta onları yaşamamış bile olabilirler. Belki sahip olmak istedikleri bir öyküdür ve en mahremlerini kendi kurmuşlardır. O yüzden yazdıklarımızın gerçekle bağlantısı olup olmayacağını bilebilecek olan tek kişi ise o yazının sahibesidir.
Yazdığımız şeyleri başkaları okusun, hatta kimi zaman takdir etsin isteriz. Kitap haline getirip yayınlatma hayalleri kurarız.Bütün bunları ne için yaparız sizce? Hiç tanışmamış olduğunuz insanlara kendinizi anlatmak için mi, hiç tanışmamış olduğunuz insanların takdirini almak için mi hayır bence hayır... Yeniden yaratıyor olmak egomuzu öyle bir okşuyor ki. Değiştirebilme gücüne sahip olmak... Bütün bunları kendimize bir şeyleri ( o bir şeyler de değişebilir) ispatlamak için yaparız bence...
Yazmanın kendini yaratıp yaratıp durmaktan başka bir anlamı yok benim için... Yine yeni yeniden...
Saygılarımla...
Yazmayı çok seviyordum. Yıllar önce en büyük hayalim, bir basılı eserimin olmasıydı. Sonra bu ülkede basılı eserleri olan ama toplumca anlaşılamayan, hatta hor görülen, öldürülen yığınla yazar tanıdım. Daha sonra milyonlarca yıl yaşında olan insanlık tarihinde bir şey yazmanın ancak bir toz zerresi kadar anlamlı olabileceğini düşündüm. Savaşta, afette yakılan, ölen, öldürülen insanları görünce şiirin ne kadar lüks olduğuna karar verdim. Hemen her şey elimi kolumu bağlıyordu. Uzun bir süre yazmak içimden gelmedi. Ama nefessiz kaldığımı farkettim. Bitkinin güneşe ihtiyaç duyması gibiydi yazmaya ihtiyacım. Kısaca yazmak bir şey olmak demek değildi. Yazmak var olmak demekti.