"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Mehmet Ali Özler

Mehmet Ali Özler

December 2007 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

Mehmet Ali Özler İzEdebiyat
Sayın Diren, yorumlar Facebook gibi sitelere yönlendirildiğinden bu yana okuduğum yazılara bir açıklama yazmak istemiyorum. Çoluk çocuğun gezdiği bir sitede edebiyattan bahsetmek veya dünya görüşünü belirtmek hiç te hoş değil.
Mehmet Ali Özler İzEdebiyat
Sayın Diren, İzEdebiyatın yorum yüzünü neden değiştirme ihtiyacı duyduğunuzu anlamadım. Hele, hele yorumları facebook gibi sitelere yönlendirmeyi. Bu durumun birçok yazarı rahatsız edeceğinden eminim. Ayrıca İzEdebiyat'ın imaj kaybedeceğinden de kaygılıyım. Saygılarımla
Mehmet Ali Özler
çeviriler
Okuma Önerileri
İki kıta ve dört ülkede bir numaralı halk düşmanı ilan edilen Fransız gangsteri "Jacques Mesrine' nin, Ölüm Dürtüsü" adlı kitabını okumanızı öneririm. Kara tahtada olan bu kitabı (hele, hele Türkçesini) bulmanız zor hatta imkansız gibi görünse de almanca veya fransızcasını bulabilirsiniz. Sıradışı bir hayat öyküsü okuyayım diyorsanız... buyurun! Jacques Mesrine: 1979 yılında fransız polisleri tarafından sokak ortasında infaz edildi. Ölüm Dürtüsü, Jacques Mesrine' nin infazından kısa bir süre önce ceza evinde yazdığı autobiografisidir. Saygılar
Mehmet Ali Özler
Masal kitabı...
Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
Nasıl olsa ülkemizde kitap yayınlamaktan para kazanılmıyor. İzEdebiyat' a ekleyin de okuyalım bari. Sevgilerimle.
Mehmet Ali Özler Yazarlar Hakkında Her Şey
Beni asıl düşündüren; erkeklerin düşlemiş ve kurgulamış olduğu bir dünyada yaşayıp yaşamamızdır. Çünkü peygamberlerin bile hepsi erkek. Şayet hal bundan ibaret ise bu dünyada olup bitenlerin hepsinden (açlık, savaşlar, sömürü vs.) sadece erkekler sorumlu tutulmalıdır. Yoksa erkekler uyguluyor ama kadınlar perde arkasında uygulattıran taraf mıdır?.
Mehmet Ali Özler Yazarlar Hakkında Her Şey
Yazma eylemi diğer sanatlara göre çok farklıdır kanısındayım. Edebiyata merak sarmadan önce resim sanatı ile ilgilendim; araştırdım, eski ve yeni ressamların eserlerine doya doya bakıp kah haz aldım, kah nasıl çizmiş olduklarına hayran kaldım. Yıllar içersinde adı, sanı geçen resamlar ile oturup kalktım, geceler boyu tartışarak fikirler edindim; en sonunda olmadı kendim kalemi ve fırçayı elime aldım. Resim sanatı, bir ressamın gözleri ile alıp esinleneceği, bu algılarını değişik bir tür ve tarz ile de olsa tuvala veya bir kağıt üzerine daha sonra tekrar aktaracağı bir eylemdir. Nihayetinde kırmızı kırmızıdır ve şekil şekildir. Buna ister abstrak deyin, ister grafik deyin, ister portre… sonuçta ortaya konan eser olduğu yerde duran sessiz, sağır ve kör bir çalışmadır. Daha iyisi çizilene dek geçerliliğini korur ve kesinlikle geçicidir. Bir Kuran’ı Kerim veya bir İncil sadece resimlerle veya notalar ile ifade edilmiş olsaydı sonucu ve etkisi yine aynı mı olurdu? Yazma eylemi sanatlar içersinde en üst ve kalıcı mertebedir. İster öğretin, ister ağlatın, ister güldürün, ister nesilden nesile aktarın… Yazma eylemi, sözel anlatımın daha az hatasız ve kalıcılığını sağlayan yönüdür. Akıllarından geçenleri başkalarına aktarmak ve bunun paylaşılmasını sağlamak isteyenler genelde yazma eylemine kalkışırlar. Diğer taraftan Leonardo da Vinci’nin resim en üst mertebedir deyişine katılmıyorum (kendisi bir ressam olduğundan egoistliği tutmuştur bunu söylerken, ki resimler yazıya oranla daha küçük ve elit sınıflara ulaşır). Zira Leonardo da Vinci zamanımızda görme engelli arkadaşlarımızın nasıl bilgisayar kullandıklarını ve üstüne üstlük bununla nasıl programlar yazdıklarını görseydi herhalde fırçayı elinden bırakırdı. Saygılar Ek: Doğuştan kör olan ünlü ressamımız Eşref Armağan' ın eserlerini (Google) seyretmenizi tavsiye ederim. Kendi çizimlerimden bazı örnekleri Facebook, Mehmet Ali Özler' den görebilir siniz.
Mehmet Ali Özler
Hırsızlık...
Yazarlık Kaynakları
Edebiyat hırsızlığı dünkü bir olay değildir. Nasıl ki yüz asırlar öncesine yapıldı ise, günümüzde hâlâ yapılmaktadır ve yapılıcaktır. Anca yazarlar ne yazdıklarını bilirler. Fazla kafa yormanıza değmez. Sevgilerimle.
Mehmet Ali Özler İnternet ve Yazarlık
Bazı okurlar okuduklarını kişisel algılıyor. Sanki okudukları kendilerine hitaben yazılmış gibi. Bunun bir çaresi olduğunu sanmıyorum. Keşke her eleştirinin öğretici bir yanı olsa. Birileri hatalarımı düzeltse, birileri fikirlerini artı yönünde beyan etse gibi. Ama maalesef ki böyle olmuyor. Yine de bunu fazla takıntı yapmamak gerek diye düşünüyorum. Sevgilerimle.
Mehmet Ali Özler Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İyi yazmanın bir teknik yönü olduğunu sanmıyorum. Hani birinci vites ile kalkıp sonra ikiye takmak gibi. Burada sadece söz zenginliğine sahip olmak ta bir şey ifade etmiyor. İster hikâye yazımı olsun, ister bir roman çalışması. En önemlisi okuyucunun beğeneceği bir üslup, tarz ve ilginç bir konu yakalamak. Zira öylesine güzel yazılmışlar vardır ki, içeriği beş para etmese dahi sadece anlatım tarzına bayılarak kitabı yutarsınız. Diğer taraftan sırf konusuna odaklandığınızdan bir kitabı okursunuz. Yoksa bazılarının yaptığı gibi hikâyenin sonundan başlayıp öne doğru ilerlemek veya ortasından yola çıkarak önce sonuna sonra başına dönmek gibi öneriler boş olacaktır. Okumak, okumak ve bir daha okumak en güzel teknik çözümdür. Sonra yazmak, bir daha ve bir daha yazmak ise kurguyu beraberinde getirir. Güzel yazmanın bir öğretisi veya okulu olduğuna inanmıyorum. Sevgilerimle
Mehmet Ali Özler Yazarlar Hakkında Her Şey
Edebiyat dünyasına bakarsanız genelde/çoğunlukta erkekleri görürsünüz. Bu durum erkeğin egemenliğinden mi kaynaklanıyor yoksa asırlardır kadının üzerinde uygulanan baskıdan mı yoksa erkekler yazmaya daha mı meyilli? Yoksa edebiyat dünyası bir erkek monopolu mudur? Edebiyat dünyasında kadınlar niçin ön plana çıkamazlar. Diğer taraftan köşe yazarı olarak kaç kadın/erkek tanırsınız? Bu branş da kadınların eksikliği/azlığı nereden kaynaklanıyor? Zira bilhassa köşe yazarlığın düşünceler ürettiğini düşünürsek, o zaman bir erkek düşüncesi olan dünyada mı yaşıyoruz. Bu dünyayı erkekler mi düşlüyor? Yoksa kadın ile bir erkeğin arasında düşünce farkı yok mu? Hani ha kadın yazmış, ha erkek yazmış misali. Sevgilerimle
Mehmet Ali Özler
Yayınevi Bulmak
Yayınlanmak için ne yapmak gerekiyor?
Burada yapılacak hiçbir şey yok. TV dizilerine ne kadar kızarsak kızalım, ne kadar saçma sapan bulsak da bulalım, bunları seyreden ve seyretmek isteyen birçokları vardır. Aynen dizilerde olduğu gibi birkaç hafta içinde satırlara dökülen edebiyatlar da (ki, bu da bir beceri ve sanattır), bir nevi beyin boşaltmaya (deşarj) yarayan yazılardır. Okumaya başlarsınız, bitirirsiniz ve unutursunuz. Diğer taraftan ağır yapıtlar - öyle herkesin ima etmeye çalıştığı gibi – hemen bir çırpıda ve bir gece de okunup tüketilecek ve üstelik hazmedilecek eserler değillerdir. Yine de bir çoğunda öyle imiş gibi görünür. Okurken sizin birkaç gecenizi, belki haftalarınızı almış bir falan eserden bahsedersiniz örneğin, karşınızda ki sanki bunu okumuş gibi kafa sallamaya başlar. Adı ve namı ile tepelerde gezen lektürler, her babayiğidin ertesi günü okuyup bitirecekleri türden değillerdir. Örneğin kendim Kuran-ı Kerim’i yaklaşık on beş senedir okuyup bitirmeye çalışıyor ama bir türlü beceremiyorumdur. Zira iki satır okuyup ilerliyor, bir satır geri dönüyorumdur. Diğer taraftan öylesine yazılmışlar vardır ki, komple bir sayfa veya bir bölümü okumuş ama hiçbir şey anlamadığımdan tekrar başa dönüp bir daha ve bir daha okumuşumdur. Toparlayacak olursam: Bana öyle geliyor ki, okumak da bir sanat ve beceridir. Her sanat da olduğu gibi kimi Picasso’yu sever, kimi Dali’yi, kimi Photoshop ile hazırlanmış bir dağ manzaranın eteğinde otlanan inekleri. Bundan dolayı, herkesin ağır edebiyat okumasını bekleyemeyiz. Sevgilerimle.
Mehmet Ali Özler İzEdebiyat
Tepki konusunda Sayın Diren Yardımlı haklıdır. Bu sitede bazı yazarlar eleştirileri çok ciddiye alıp hep negatif yönünden bakıyorlar. Burada çoğunun öğrenmeye veya kendine örnekler almaya niyeti yok. Kim neler yazıyor, nasıl yazıyor gibilerden. Her biri birer Don Kişot vesselam. Sevgilerimle
Mehmet Ali Özler İzEdebiyat
Yazarken hata yapabilir insan. Hele, hele bilgisayar üzerinde yazıyorsanız gramer hataları yapmanız daha fazla olağan. Yanlışlıkla başka bir tuşa basmanız ve üstüne üstlük bunları monitör de gör(e)memeniz veya gözden kaçırmanız mümkün. Çünkü monitörde ki yazılar bir kağıt üzerinde durduğu gibi durmuyor. Aslında başka arkadaşların yazdıklarını eleştirirken bu tür hatalara dikkat çekmek yerinde olur kanısındayım. Zira siz, biz bunlara göz kırpmaksak bunu başka kimler yapacaktır. Hepimiz burada bir birimizden öğrenebiliriz. Sevgilerimle
Mehmet Ali Özler İzEdebiyat
Aynı sorun ile ben de karşılaşıyorum. İmgeler bölümünde hep "zaman aşımına uğradı" diye bir sonuç çıkıyor.
Mehmet Ali Özler
İlham
Niçin yazıyorum?
Lâf ebeliği ne ilhamdır, ne de edebiyattır. İlham, bin senede bir bu dünya'ya ya uğrar, ya uğramaz. Buda gibi, İsa gibi, Muhammed gibi. Yazar olarak herkes kendini birkaç basamak aşağıda görse psikolojisi ve başarısı açısından çok, çok faydalı olur. Bizim, İzEdebiyat sayfasında yaptığımız sadece bir hobi ve zaman geçirmedir. Sakın burada kimse kendini önemli falan sayıp başka havalara girmesin! Birkaç kitap okumak ile, iki, üç sayfa çevirmek ile sakın kendimizi Nuhun gemisine binmiş saymayalım. Ezberlenmiş laflar hep başkalarının lafıdır ve sakın ola ki bunu kendimize mal etmeyelim. Okuduğunuz ve öğrendiğiniz A, B, C’ler başkalarının eseri ve çabasıdır. Lütfen yani. İşte şu yazıyı kastediyorum diye bana İzEdebiyat sayfalarında tek bir yazı gösteremez siniz. Hani okuduğumda tapa bileceğim. Hani okuduğumda karnımın doyacağı. Hani okuduğumda bir daha okuma ihtiyacı duymayacağım bir yazı. Haddimizi bilsek iyi olur. Edebiyat dünyasında nerede olduğumuzu sorgulamak ve düşünmek dahi istemiyorum. Zira adı, sanı duyulmamış öylesine yazarlar var ki, bu eserler okunmuş olsa çoğumuz utancımızdan yazmaktan vazgeçerdik. Sevgilerimle
Başa Dön