Birkaç yazı-şiir okuyayım dedim ama okumayı zorlaştıran yeni düzenlemeler yapılmış...
Sorunun ardı arkası kesimiyor...
Ya bir an şüphelendim "koskoca "izedebiyat" editörleri yanlış bilecek değilya.Garanti biz kelimelerde harfleri yanlış yerlerde kullanmışız" diye...
mesela
artık yerine atrkı
gel yerine gle
açmak yerine açkma
vs.vs.
yanlış kimde ?
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Vay be!
Kendimi kutluyorum, neler de sığdırmışım iki kıtaya.
Sevgili Suphi;
haklısınız ki ilk kıta size, diğeri dersaadete göndermeydi. Tebrikler!
Şiir anlayışınıza sekte vurduysam, kusura bakmayın.
Kontör yetmezliğinden dumanla yapılan ilkel bir haberleşme olarak varsayın.
Bir ignliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe,
kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş.
Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış.
Ardakai hfraliren srısaı krıaışk oslada ouknyuorumş.
Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz.
bnuu bir ydere oukudm bnaa iglniç gledi, by prizma
evet bunu bende daha once okumusum...ve sesli harfleri yok edince yine okuyorsunuz cumleleri..enteresan degilmi...
_________________
…Bil ki, sevgi makâmı çok şerefli bir makâmdır. Gene bil ki, sevgi varoluşun aslıdır by efsun
panturk'un kulaklari cinllasin o,nun yazilari gibi karmasik ama biraz dikkatle anlasiliyor
_________________
Herkes yahşi men yaman, herkes buğday ben saman by basbelasi
aldi sazi eline koroglu caldi soyledi gorelim bakalim ne dedi?
yaa simdi gercektende .. varliklara bi sifat yakistirir o sifatla anariz .. soz temsil bibere aci keciye inatci kediye nankor deriz .bi adama kirk gun deli de deli olur adi cikacagina cani ciksin ..en inatci kir leke cikar en pis pasak yunur aritilir cikar nesneye vurulan damga boynuna yapistirilan yafta olallah cikmaz gercektende .. simdi turk dili olusurken daha dogrusu biz dunyada yokken ..atalarimiz dan biri gunesli bir gun ansizin bastiran yagmur ardindan tekrar dogan gunesin isiklarinin renksel yansimasini ebesinin beline sardigi kusaga benzetip ebem kusagi adini verincesi o gun bu gundur o adla anila gelmistir gercektende bu aklima gelen ilk ornekti sen benden daha cok bilebilirsin gerisini sen say kuzu gobegi kaynana dili horoz kulagi vezir barnaa dilber dudaag gibi konuyla nesneyle dogrudan ilgili ilgisiz alakasiz o kadar klise varki hangini sayim ... bunlardan biri de hic kuskusuz sesli diye anilmakla birlikte sessiz sedasiz bi gazete kosesinde bi kitap sayfasinda mutevazii bi bicem kendini okuyacak okuru bekleyen mutevaazi harfler icinde alelaade bi harf olmakla birlikte artik ofkeli birinin karsisindaki agzi var dili yok birine bagirip cagirirken agzindan dokulen ilk harflermi baz alindi hangi kritere gore ise artikin bu harflerden kimi sesli kimi sessiz olarak anilagelmistir... gercektende batidillerinden bize ulastiginda sessiz olarak bilinegelmis tren fren gibi harflerede bunlar cok yavan duruyo diye tiren firen gibi sesli hale getirmekte munevver bizler kendimizde olmayan vasfi bunlara yuklemisizdir bakiniz her basimiz agridiginda kizilay meydanina dokulen bizler ilk polis copuyla sitiresimizi atar sessiz sedasiz dagilir ancak 500 metire ilerideki meclise gidip sesimizi duyuramayiz .. gercektende yakin zaman pirezidentimiz erdogan beyde acikladi halkin sesi olagelmis bi gazetenin muhabirine boyle basina boyle baskan dedi gercektende ..bu millet mazlum bu millet sessiz basindan turbani alirlar ses etmez . agzindan lokmayi al sessiz .. hergun onlarca sehit ver sessiz sedasiz ama onlardan otekilerden biri mefta olsun bi bardak suda kopan firtinayi seyret daha dun yuksek ovada gemi aziya almislar uc tanesini bizimkiler ote tarafa gonderdi diye yirtinirlarken bi fe onalti gecti uzerlerinden cenaze konvoyu boylamasina giderken fe onalti enlemesine ... ah o jetin icinde ben olcam .. ah o cet bende olacak boylamasina saclarini siyira siyira giderken gokleri yirtarcasina kulak zarlarini patlatirca o fe onaltiyla ses vermezsem o cenaze konvoyu boyunca gidip gidip gelmezsem o jetle namussuzum ... o jet bi basina ses vermez durduk yerde .. surup ufka giden olmayinca o harf ses vermez hanceresini yirtarcasina bagiran kalmayinca nur icinde yatsin mehmet emin yurdakul.dedi soyledi birak beni haykirayim ben yorulursam sen devam et diye ... yaagni kisaca harfleri sesli sessiz diye ayirip harflerden ses cikmasi yerine girtlaktan cikarmaliyiz sesi kelimeler arasina oyle bir serpistirmeliyizki soz olmali beri gelmeli ... gerisi kakafoni kulak tirmalayici .. bas agrisi o icin .. yok kus dili yok turkselce mrhb gnc trkcell mrkcell gibi ilgili ilgisiz karmasik girift dil yerine ana sutu degin temiz anlasilir bi ana dil kullanmali kendi halkimiza kendi dilimizle sesli sesli hitap etmeliyiz ... uydu tivii turk kanallarini cekmiyo diye cok zaman yok roj tivii yok daros tivii miivii yayini adi altinda kurtce davar bogurtusu diynemekten yipranmis sinirlerimle ataturkun turkiyede yasayan insanlarin dili turkcedir diye turk dil kurumunu kurup turkceyi resmi dil haline getirmesiyle yaptigi ulvi isin ehemmiyet ve kiymetini daha iyi idrak ediyom .. burdan erbil icme suyu aritim ifraz zozik santiyesinden cuma gun tatil diye atildigimiz erbilden sigindigim yimisak gesi s c o u su olmayan klavyeli net kafeden hepinize bol selam kelam kucak dolusu sevgi ey halkim ey milletim...
Tüm izedebiyatlarına merhaba öncelikle......
Yapıtları okumakta, yazar sayfasında sorunlar devam ediyor....
Sevgilerimle.....
merhaba ben aranıza yeni katıldım :) öncelikle herkese iyi günler diliyorum.
yazıları okuyamıyorum tıkladığımda sorunlar var birde en önemlisi [[B]]yazar sayfama resim koyacağım zaman iç sunucu hatası veriyor.[[/B]]bir takım sorunları giderirseniz çok sevinirim.
birde aranıza katılmış olmaktan onur duyuyorum...
elem tilev-eskişehir
Yazılara girerken karşılaşılan sorun giderildi.
Diren
Değerli Nida ve Dersaadet,
benim "bilgim", sizin (Dersaadet) açıklamalarınızdan sonra bağışlanabilecek gibi değil, ama umarım, özensizlik ve dikkatsizliğimi (yani Nida beyin şiirinin sizin şiirinize bir gönderme olduğunu anlamamış olmamı) bir şekilde telafi edebilirim zamanla; bu da ancak daha özenle, dikkatle yazılanları takip etmekle (buna gayret etmekle) olanaklı; elimden geldiği kadar okumaya çalışıyorum forumdaki katkıları (yeni sayılırım, zor oluyor); bundan sonra "maydonoz" olmadan önce sadece bilgili değil (çok teşekkür ederim bu değerlendirmeniz için, beni fazlasıyla onurlandırıyorsunuz), aynı zamanda telaşsız ve anlayışlı olmayı denemeliyim.
Tekrar: bağışlayın beni.
Sevgiler
suyel
Benim şiir konusunda sizin kadar bilgim ve görgüm yok. Hatta Türkçeyi kullanma konusunda bile bir çok zaman hatalar yapan birisiyim.
"nida" dostumuzun şiirini barındıran yazında beni ilgilendiren yönler olduğundan bu yazıyı yazıyorum. Nida dostumuzun şiiri benim yıkık dökük şiirlerime bakılıp da eleştirmek amacıyla yazılmış bir şiirdir.
Benim şiirlerim,kurgusuyla,içeriğiyle ve hatalarıyla kısacası günahları ve sevaplarıyla, içimden gelenleri sizin gözlerinize ve kalplerinize sunduğum şiirlerdir.
Yazmaktan çok sizlerin kazayla olsun ya da isteyerek,göz atmaları,duygularımı paylaşmaları,mutluluk veriyor bana.
Edebiyat;kanaatimce haz duyma ve beğenilme arzusuyla ortaya çıkan bir güzellik. Eser başkaları tarafından okununca hakettiği değeri buluyor.Saklanan eserden ne kimsenin haberi vardır nede yararı.
Benimkiler ortaya çıkanlardan ve sizlerin denemeleri gibi paylaşılanlardan. Nida dostum şiirlerimin satırlarında barınan cümlelere atıflarda bulunarak yazmış şiirini.
Kendisine şiirimi okuduğu ve eleştiri getirdiği için teşekkür ediyorum. Sizi de duyarlılığınız,şiire olan ilginiz ve bilginizden ötürü tebrik ediyorum.
Dersaadet
Okunma sayıları tabi ki düşecek...Yazdıkları beş para etmeyen ve hiç bir edebi bakışı olmayan, kendini yazar sanan insanlar yazmaya devam ettikçe okunma sayıları düşer...
Türkçe kurallarından bile haberi olmayan, öğrense bile uygulamayanlar yazdığı sürece son yakındır...
Bunlar okunma sayılarını düşürdüğü gibi gerçek yazarları da küstürür... Örneğin Nezihe Ecevit, örneğin Saliha Aylin Antmen ve bunun gibi bir çok yazar küstürülmüştür...
Tartışmayı bilmeyen, gerekli birikimden yoksun, ancak ve ancak birbirine hakaret ederek tartışabilen bir sürü forum yazısı okudum... İsim vermeyeceğim...Bunlar da gerçek aydınları kaçırır... Meydan mahalle kabadayısı kılıklı yazar süprüntülerine kalır...
Zaten listelere bakın en üsteki kendini en çok okuyandır... Bunun içinde bir türlü önlem alınmadı...
Ayrıca ülke gerçeklerinden ayrı kalamazsınız... Son zamanlarda İzedebiyat yazarları-?- aşk, meşk ve popüler kültür dışında ne yazdılar?
Bakıyorum da okunma listelerinin en sonundaki yazılar en iyi yazılar...
Eleştirileri kimse dikkate almadı... Yazarlar-?- da site yönetimi de....
Umarım hayırlısı olur...
Ha bir de şu bağış işine destek verin lütfen...
Sevgiler...
Sevgili Didem Sevinç;
Sözünü ettiğin sorunu herkes yaşıyor olmalı.Yazılarımızın okunma sayılarından da belli zaten.Kan kaybediyoruz sürekli.Üzgünüm.Çünkü İzedebiyat'ı çok seviyorum.Umarım herşey yoluna girer....Herkese sevgiler.
arkadaşlar bir şey dikkatimi çekti bir kaç gündür izedebiyat sayfalarına girdiğimde yazıları okumak istediğimde yada sahne arkasında sorunlar yaşıyorum.
çeşitli hatalar veriyor ve okunmuyor işlem yapılamıyor bunun nedeni nedir anlayamadım.
bilenler lütfen bir açıklama yaparlarsa çok memnun olurum bekliyorum.
sağlıcakla....
Bir noktadan ilginin ve katılımın gereği olarak söyleme başlamak gerekir belki de, bu nokta herhangi bir nokta olabilir. Kişiler üstü bir söyleme hepimizin gereksinimi var, en azından güruh arasında belirlenebilen, az bucuk saydamlaştırabileceğimiz tek şey bu şimdilik.
Şiire yüz tutmanın çeşitli "an"ları veya "itki"leri olabilir pekala. Bunlar çoğu zaman tekil ve "öznel"dir. Bu da tamam. Fakat, öznellik ne anlama geliyor? Şiir bir şeye "yanıt" veya tepki olarak algılanırsa, o "şey"in öznel, tekil olması, şiiri de daraltmaz mı? Daha açık bir söylemle: şiirdeki "atıf"ların (imge düzeyinde olsun, durumsallık düzeyinde olsun) muhatabının daralması, şiiri de daraltır, kimi durumda "kişiselleştirir". Bu garip bir durum, zira, şiirde kendi kendine (şairin istencinden ve/veya kastından da bağımsız olarak) konuşan dil, genel bir şeydir, ağır bir yük var her bir sözcenin içinde, bundan habersiz olarak ve o ağır yükü yok sayarak sanki ilk kez konuşuluyormuş gibi, yetmedi bir de çok tekil bir duruma yönelik tepki gösterircesine ifadeleri sıralamak, sanırım, bir tek amaca hizmet eder, bu da, belirli muhataplarla gizli al gülüm ver gülüm iletişimine geçmektir. Ben -hangi dilde olursa olsun- yazılmış veya söylenen her şiirin muhatabı olmak isterim, -daha doğrusu öyle varsayarım, zira o şiiri söyleyen kimse, dünyadaki canlı insanlara artık "olağan" söylemle anlatılamayacak kadar ince, özel ve tekil bir şeyi iletme niyetini taşıdığını düşünürüm. Ben kendimi şiir yazan birinin yerine koyduğumda (bu da benim için çok çok zordur, belki de bunu başaramıyor olabilirim de...), zar zor ve inanılmaz zahmetlerle (suskunluklar içinden çıkarak) ulaştığım sözcüklerin mutlaka bozulmadan, dolaysız ve yine de en kısa yoldan insana, kendim gibi gördüğüm insana (yani: tüm insanlara) ulaşmasını dilerdim, belki yanlış biliyorum, yanlış bakıyorum, -o zaman sözlerimin hiçbir anlamı da yok elbette ki. Şiirin yer aldığı söylemsel dizgenin içine girdiğimde bu kendiliğinden anlaşılır diye düşünüyorum, yani: benim istencime kalmış, istediğim gibi kullanabileceğim ve aynen "dışarıdaki" (yani bu dizgenin dışındaki) dile yaklaştığım gibi yaklaşabileceğim bir ortam değil şiirin içi (genel anlamda bu söylemsel dizgeden bahsediyorum). Bunu yapıyorsam, bu genel dizgesel yapıyı kendimin ve kendime yakın olanların sınırlı ilgi alanına çekmiş olururum diye düşünüyorum.
Biraz mayın katalım mı
Pazar koşusuna çıkmış öksürüklü ciğerlere
Başakların dansını rüzgâra salıp
Çam alıp, çalım satalım mı
Klinik şair doktorlarına
Tuzak olacak gülüşün
Gülme
Sevişinde kırık ay taneleri
Yıldız olacak düşünde
Ki düşünme
Sadece tek kişilik bir oyun
Ve ben yokum, saçlarında
Yukarıdaki şiirde beni okumaktan uzaklaştıran ilk ve kalıcı izlenim bu yönde. Sanki muhatabı ben değilmişim gibi, başkalarına bir mesaj gönderiliyor havası hakim her bir sözcede (ifade biriminde). Bu pekala makul ve/veya olası elbette. Özellikle şiirin başlığı ile içerdikleri arasında bir belirgin bağın bulunmaması, okuru (yani okumaya niyetlenen kimseyi) şaşırtıyor, -belki de gizli bir gönderme söz konusudur diye geçiştirmeye yönlendiriyor, ne de olsa bu bir şiir, yani: ne söylediğini bilen bir dilsel dizge sınırları içindeyiz dedirten bir durum var karşımızda (bu son derece samimi ve içten bir okuma niyetidir, kısacası: her bir yazınsal ürün karşısında vazgeçilmez koşul olan masumiyettir, masum ilgidir). Masum ilgiyi bozan veya zorlaştıran en bariz dilsel işaretler ise, birinci kıtadaki gizli (çoğul, birinci şahıs) öznesi ile ikinci kıtada söylemi üstlenen farklı açık (birinci şahır tekil) öznesi arasındaki bağdaşıksızlıkta odaklanıyor. İlk kıtada lirik akışı taşıyan (çoğul) duyumu ile ikinci kıtada lirik akışı devralan (tekil) duyum birbirinden habersiz davranıyor. Bu da yorumdan uzak bir ifadeyle- gizli gönderme söyleminin söz konusu olduğu; gizli gönderme içinde bilinmesi gereken (arka) koşulların bilinmemesi durumunda ise okumaya niyetlenenin dışarıda bırakılması; sonuçta: şiirin genel söylemsel dizgenin de kişisel iletişim doğrultusunda araçsallaştırıldığı yargısına yol açmaktadır.
Diyelim ki, peki, bu da neden olmasın?- bir tür hiciv veya yerme sanatının uzantısıdır (modern sanatta parodinin işlevi metinlerarasılık boyutunda- son derece geniş ve yaygındır), fakat, parodinin de kendine göre yasallıkları yok mu? Parodide imge içten ve kendisi uğruna işlevselleşebilir mi? Somut (örneksel) bir ifadeyle: gülüşün tuzak olması, salt gülüşün tuzak olması durumuna yönelik bir gönderme olabilir, başka bir şey söylemeye bile yeltenmez. Fakat, bu (ve buna benzer başka imgeler) sahiden de kendisinin dışına yönelen bir ileti gücüne sahip, yani: bir şey söylemeye çalışıyor, söylediklerini parodi ile çürütmeye çalışmıyor. Demek: bu bir hiciv veya parodi ortamı değil (örneğin klinik şair doktorlarına ifadesi değil, biçimsel düzenek bir şeyin öyle ya da böyle olmasında etkindir).
Sonuçta (herhangi masum bir okur olarak) kendimi istencim dışında- mahrem bir ortamın içine sürüklenmiş buluyorum. Şiirin kapısından girerek böyle bir yere varmanın artık olağanlaştığı bir çağda yaşadığım bilinci ise beni pek teselli etmiyor, şiir sanatı adına teselli etmiyor diye eklemeliyim, yoksa, başka kişilerin kişisel olarak kendilerini sergilemeye çalışırken beni izleyici olarak seçmelerindeki güdü beni ilgilendirmediği gibi, beni ilgilendirmez de.
Eh, bu durumda sadece şunu söylemek kalır: Günümüzde iyi ve düzgün bir iş yapmak yetmiyor. Aynı zamanda susmak da gerekir.
Suyel
Şiir kuramları konusunda ilgilenenlere Rilke'nin Orfe'ye (Orpheus'a) soneleri önerilir. Bir örnek:
Sone IX
Gölgenin karanlığında da
sazı kaldırmış olan ancak,
sonsuz suskun mükafata
sezerek ulaşacak.
Ölülerle, gelincikleri,
onlarınkilerini paylaşan,
en sessiz sesi
bile yitirmez sonradan.
Gölletin üstündeki akis
bize sık sık bulansa da:
Resmi bil.
Sesler bilakis
eşikler arasında
Ebedileşip incelir.
Biraz mayın katalım mı
Pazar koşusuna çıkmış öksürüklü ciğerlere
Başakların dansını rüzgâra salıp
Çam alıp, çalım satalım mı
Klinik şair doktorlarına…
Tuzak olacak gülüşün
Gülme
Sevişinde kırık ay taneleri
Yıldız olacak düşünde
Ki düşünme
Sadece tek kişilik bir oyun
Ve ben yokum, saçlarında
"Hayaller", doğru ritmi bulmuş bir ses tonu. etkilendim duru ve yapmacıksız söylemden. Kırık dünyanın ağıtına kapılmayan, yine de hüzünlü, ama ne bileyim bir hüzün tarzı, incecik. Beni dışarıda tutan tek bir nokta(cık): "ben'den soyutlanmaya yeltenen duyum, bunu -bu gemilerini yakıp açıklara kaybolmayı- henüz sonlandıramamış, hala iç-limanlarda. Olsun. Sonuçta güzel, bundan daha da önemlisi: doğru diksiyona sahip bir metin.
Tebrikler ve hoş geldiniz.
Suyel
Not: tekil noktalara hiç takılmadan okudum; uzun zaman oldu böyle bir hamlede -duraksamadan- okuduğum bir şiirle yüzleşeli...şiirin gücü burada belki de.