"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Genel Tartışma
Açık Büfe
İşte tam orada kaybettik. Samimiyetin vurulduğu noktada. Beylik kalemlerimizi doğrulttuk kırk su ile harmanlanmış zırhlara. Sonu hüsranla biten bir deniz kaçamağıydı. Sırtımızın yanığı verdi ele bizleri ki korkumuzdan ağlayamadık. Eleştiriyi yermekle karıştırdığımız anda topuzun gölgesinde gürültüler de kopmadı. Gerçi bir ihtilal olmazdı dur diyebilmek, demokrasinin kutsallığını da zedelemezdi. Kapısı açık bir halı sahaya daldık, kale direklerinden mızrak yaptık. Saplandığı yeri umursamaksızın savurduk… Bir ceylan yaralanmış setin ortasında ve kelebeği kanserli kanadından vurmuşuz, üzülmedik. Kaybettik ya samimiyeti, timsah zaten hep yalan ağlar. Abalıya taş atmaktan, tarla temizlendi de sarıkız yine küskün. Takılmalı bir kayaya, gerdanında ter basitsizcesine sürmeli. Anlayacağın dozunu tutturamadık. Çok su verdik demire, kırıldı. Olmalı tabi şiirde müzik, mozaik olmalı. Sanal penceremizi açtığımızda yağmurdan korkamamalıyız ki gitti samimiyet… Anlayacağın taşlar yerine oturmadı. Fil L çiziyor, at çapraz koşuyor. Bırakmış olmamız vardı aslında güncel tavırları, topun geriye dönüş zaviyesini hesaplamaktansa Pinokyo olmak daha bir güzel Peter’le mor dağlarda elma yanaklı kızı yaşamak. Şiir planlanmalı mı? İçten gelen her düşüm de şiir, değil… Görüş! İşte çağrım burada başlıyor ki sizden önce de ben bu çağrıyı yaptım. Yazmanın sonu yok ki tükenmez kalemden sonra parmaklarımıza klavye de tutturuldu. İlk boğumunda olurdu sızı oysa şimdi izleri silercesine basıyoruz zavallı tuşların tepesine. Kendi aynamızda, kendimizi görmek tat vermiyor. İki, üç arkadaşın tebrik mesajları da sarmıyor, ilerleyemiyoruz. Gül alıp vermek sarmıyor. Yazdıklarımla eleştirilmek istiyorum ki daha derin denizlere ulaşayım. Güzelim sitenin eksiği bu. Gerçi sahibi de pek bir şeyler beklemiyor yazılım ve okunum dışında. Kayıtsız… Bilginizi sezdim ve saygı duydum. Gerekçesi anlaşılmazlığı oynamak hoşuma gitmiyor desem yalan olur. Size benzer Zeynep isimli bir arkadaş daha vardı, yani varsınız, var böyle insanlar. Sizi küme düşmeye yüz tutmuş bir takımın başına davet etmeye çalışmıyorum, sadece sesli düşündüm. Size böyle bir görev önerilmeli, düşüncem. Ama büyümeyi kafasında bağdaştıramayan kişilerden bunu beklemek, kahve falında fırtınaları içmeye benzer. Soracaksın, niye amaçsız bir yerde bu tırnak izleri… Amaçsızlıktan doğmadı mı, çoğu amaçlar… Neyse, haddimi aştım. Virgül vari sol omzumda başım…
?
Öykü Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Yazımı eklemek istediğimde birtakım sözcükler kabul edilmiyor..Niçin acaba?
?
Öykü Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Merhaba arkadaşlar..İzedebiyat'a yeni üye oldum. Kendi çapımda amatörce gerilim, macera hikayeleri yazıyorum..Bir tanesini buraya eklemek isterim. Eleştiri ve yorumlarınızı beklerim.
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Değerli Nida, İki gündür forumun diğer sayfalarında dolaştım. Şu anda epey şaşkınım; daha dün “forum yazarlığı” ifadenin gerçek mahiyeti ve boyutunu kavradım sanırım. Sizin sözleriniz için teşekkür ederim tabii. Doğru bilmeye ve söylemeye yönelik içtenliğiniz çıkıyor sözlerinizden. Bizi bir arada tutabilecek belki de en önemli değer ve insani vasıf bu olsa gerek; bununla (salt bilmek ve bu bilgiyi sunmakla değil) bir yere varılır. İşte “bir yere varılır” şeklindeki sözün arkasında durmak gerekir, bunun için de eldeki olanaklara kendini yanıltmadan (ben kendimi kastederek söylüyorum) bakmalıdır insan. Durum anladığım ve şaşkınlığımın bana anlamayı sağladığı kadarıyla şu: Sitede o kadar çok yazınsal ürün ve etkinlik söz konusu(ymuş) ki, bunların arasından (göreceli ve öznel) ilgiyi üzerinde toplayabilecekleri bulmak bile birkaç hafta (benim gibi bir insanda bu aylar da olabilir) yoğun ve ciddi okumayı gerektirir. Bu (elbette kendi öznellik çerçevesindeki) ilgiye değer olan metinlere yorum getirmek ise, başlı başına devasa bir girişim anlamına geliyor. Ne yapabileceğimi bilmiyorum şu anda. Katkı olarak yansımasını istediğim emeğimi platform düzleminde nasıl somutlaştırabilirim, hiç kestiremiyorum. Bu tartışma kanalları ve odalarında sunulanlara dair yorum ve değerlendirmeler getirmek konusu ise yine apayrı bir boyuta taşındı işin devasa sınırlarını anlamaya başladıkça. Örneğin sayın İsa Kantarcı’nın birkaç metnini gözden geçirdim. Sizin çalışmalarınıza baktım. Birkaç başka (gelişi güzel seçtiğim) arkadaşın yazılarına baktım (kendi sayfalarındaki metinleri kastediyorum), -işin içinde kaybolma korkusu sardı beni; nereden başlamak gerekir, tek başına zaten yola çıkmamalı (o zaman forum üyesi olma ve kalma gereği olmazdı değil mi zaten?). Katkının örselendiği, örselenebileceği yollara hiç girilmemeli kanımca. Peki ne yapabilir insan, eğer katkının gerekliliğine inanıyorsa? İşte yine kendi kıt aklımla çaresiz kaldığım noktaya varıyorum böylelikle. Öbür yandan, elbette ki ben de (yazınsal/edebi) metin üreten bir kişiyim. Fakat, bu yönümle ilgili benim tuhaf ve çekingenliğe değil de ilkelere dayanan görüşlerim ve “huylarım” var. Ben de bir şekilde bu cümbüş cemaatin şen şakrak hareketliliğine katılsam mı diye sormuyorum bile kendi kendime (kısacası). Fakat, salt yorum ve değerlendirmeler yapmak da biraz fena, biraz kolaycı ve haddinden fazla kibir yüklü bir durum ve davranış olmaz mıydı? Pekala öyle bir izlenim söz konusu edilebilir. Ama, inanın, kendi ürettiğim metinleri sunma veya başkalarına açma konusunda ne gereği var diyorum (benim gözümde) ne de içten, sahici bir gereksinim duyuyorum bu yönde (kendimi eleştirilerden muaf gördüğümden dolayı değil, hayır, hiç değil, sadece şiirleri anlamanın çok çok hassas denge ve kendine göre zamanlamaları olduğuna inandığım için; şiirlerin yazılmasına vesile olmanın çok daha etkin bir yol olduğu konusunda da ayrı bir inanış ve ilkesel duruş da anılabilir bu bağlamda…). Sadece söylemek istediğim değil, bu konuda (genel anlamda şiirin paylaşımı ve yayılmasını sağlamak konusunda) söylenmesi ve tartışılması gereken birçok şey var daha, çok çok şey! Ama sırası ve yeri değil belki de, bunu siz de teslim ve takdir edersiniz sanırım. Söz konusu olan, benimle de (tekil bir şahıs olarak) bağlantı değil aslında, daha çok: bu ülkenin ve bu toprakların kokusu ve dokusu ile yoğrulan birçok insanın bu dokunuşlarına bir ad, bir dil, bir söylem kazandırmak için inanılmaz bir hassas ve içe dönük emek ve çaba içindeyken, kendilerini yapayalnız ve terk edilmiş hissetmemeleri ile ilgili bir şey; bu da bir forum düzeyinde ortak paylaşım ve sunuş ortamının en üretken şekilde somutlaşmasıdır. Bu bakımdan beni de kapımdan çıktığım andan itibaren evimin dışındaki herhangi bir şey, bir çitin arkasından caddeye sarkan bir dal, bir çöp tenekesine gelişi güzel atılmış bir oyuncak, bir arabanın gürültüsü, ne isterseniz, her şey etkilemekte; bu etki ve dokunuş ise bende bir düşünce, bir keşif, bir boyut açılımı sağlıyor; bunu da dile getiriyorum, şiirde, yorumda, romanda, fark etmez ki. Katılım işte burada –soyutlamanın eksininde- bir gereksinim olarak doğuyor. Edebiyat dediğiniz şey, güzel ve/veya anlamlı yazı yazmak değildir ki (salt veya sadece). Edebiyat, biz insanların canlı ve ruhsal bir varlık olduğumuza dair en son elde kalan kanıt noktasıdır, özellikle, içi daraltılmış hafızasızlığı gitgide daha etkin araçlarla yayan günümüz dünyasında başka hiçbir dayanak yok insanın bir canlı varlık olduğunu dile getirmek için; yani: şunun bunun (varlıkların, kurumların, inanışların, dogma veya kalıtların vs.) edilgenleştirilmiş nesnesi olarak araçsallaştırılamayacağını somutlaştırmak için son soluklanma noktası…o halde sahiden de benim tekil bir şahıs olarak kibrimin veya böbürlenmelerimin, çok-bilmişliklerimin ve sonuçta aslında sadece hazımsızlıklarımın bir hedefi ve aynı zamanda kanalı da olamaz, olmamalıdır (ben emrivaki düşüncelere ve önermelere pek sıcak bakmıyorum aslında, ama burada “olmamalıdır” demek zorundayım, umarım anlıyorsunuzdur durumumu). Katkı sözcüğü işte yine ön plana; ilgi odağının tam ortasına yerleşiyor böylece. Şiir yazmak, kendi içindekileri dışa vurmak değildir, nesnelerin bilinçaltında ikamet etmektir daha çok. Onların hafızasına, ulu ve genelde kapalı ve kilitli (bizim “meşguliyetlerimiz” ve “önemliliklerimiz” var ya ondan kapalı, yoksa kendi başına kapalı değil) kapıların ardındaki hafızasına dahil olmaktır. İnsanların gitgide daha kısa soluklu umut veya kaygıları uğruna işletilen bir yeryüzü sömürüsü düzeni içinde şair nesnelerin yanında yer alan, duygusal değil, ciddi ve düşünceli bir vicdan sahibi insandır. İşte bu bakımdan da, en “kötü şiir” bile (ki böyle bir şeyin olabileceğine inanmıyorum, sadece şiirler vardır, ve şiir olmayan şeyler) en mükemmel mühendislik yapıtından ahlaken üstündür benim gözümde, ilkesel olarak bu böyledir. Gördüğünüz gibi: katkı denilen şeyin bir de –bu sefer ahlaki- boyutu ve gerekliliği çıkıyor karşımıza. Sorun o halde gerçekten de salt benim bir teknik sorunum değil, katkımı nasıl işe dahil edip etmeyeceğimle bağlantılı kalmayıp. Fakat, öbür yandan sorunun çözümüne giden yolda teknik engeller ve somut düzenlemeler de söz konusu elbette. Yani yine başa dönmüş oluyoruz, -kısacası: bu devasa hacim karşısında (bu durumda benim gibi çalışmayı yeğleyen, yani salt yorumlamakla sınırlı kalan arkadaşların) katkı(sı)nın en etkin ve makul ayarı ve yeri nedir sorusu ile yüz yüze kalıyorum, ve inanın, başta da söylediğim gibi: şaşkınım, ne yapacağımı hiç ama hiç bilemiyorum (korkarım birçok arkadaşın durumu benimkinden farksızdır, daha etkin katılım yönünde aslında bir güç ve niyet var, ama bunu foruma nasıl dahil edeceği konusunda bir tıkanma hissi). Bütün bu –yarı sayıklama sayılabilecek- düşüncelerimin bir an önce kendi yatağını bulup akması ve somutlaşması dileği ile (yani: sizden bana yol göstermenizi de rica ediyorum aslında) sevgilerimi sunuyorum. suyel
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Sevgili Suphi: Yazılanlara verdiğiniz önem ve onları incelemek uğruna harcadığınız emekten dolayı sizi kutlarım. Hatalı algılanma kaygısını siz de taşıyor olmalısınız ki parantez içlerinde hep açıklama yapma gereksinimi görüyorsunuz. Şiirler hakkında yaptığınız başarılı düşümler çok yerinde. Buna devam ediniz ki ilerleme gösterelim. Sadece kendi sesini dinleyen karga, kendini bülbül sanırmış. Haliyle kargalığımız da olacak, bülbüllüğümüz de. Mühim olan “kör köre kör, demesin” yaptığınız gibi yapılması, yapıcı. Hoş geldiniz.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Değerli Nida ve İmdat, Sizin (Nida) kaygı ve düşüncelerinize katılıyorum, ama bunun dile getirilmesini doğru bulmuyorum, -elbette ki size ne yapıp yapmayacağınız konusunda bir tasarrufum olamaz, aklımdan bile geçmez. Keşke ben burada foruma yansıtmamaya çalıştığım, fakat her halükarda yadsımakta zorlandığım “kasılmalarımı” engelleyebilseydim, daha rahat, daha bilge olmayı başarabilseydim. Örneğin şimdi, bugünü ve olup bitenleri düşündüğümde, yahu Suphi, ne diye bu kadar kasılıyor, böbürleniyorsun, daha gün bitmeden sen bitmişsin diyorum kendi kendime. Sahiden de inanılır gibi değil, bu bizim durumumuz. Kendi başına o kadar değerli insanların bir araya gelmeleriyle her biri burnundan soluyan boğalara dönüştü dönüşecek, biri çıkıp da boş laf etse, işimiz yaman olurdu doğrusu! Oysa çok basit bir durum, ve korkarım, daha doğrusu sanırım İmdat haklı, -bu oda (yani öbür oda, ortak şiir çalışmalarının olması öngörülen odayı kastediyorum) sadece ortak şiire imza atmak isteyenlere ayrılmıştır (fakat –işi karıştırmak için söylemediğime güvenilmesi gerekir!- bütün odalarda her türlü karmaşık söylem ve içeriklendirmeler oluyor nedense; bunun engellenmesi olanaklı değil midir acaba?); galiba Demet’in (ki aramızda en “masum”u o şu anda, en azından benim gözümde) şiirlerini ilettiği oda “şiir atölyesi” olmamalıydı, daha çok “Şairi Devran” odası olmalıydı; ama yine emin değilim, bu konuda daha bilgili, daha ehli kişiler devreye girip bize “kuralları” hatırlatsa bir an evvel, çok gereksiz hoşnutsuzluklarımızdan sıyrılabiliriz diye umut ediyorum (herkes gibi ben de biraz tembelim, kendim bakıp tam anlamıyla araştırmıyorum tabii, -biliyorum biliyorum, ama vakit o kadar dar ki bazen, insan bazı konularda dağılmak gibi bir bağımsızlığı göze alamıyor…). Kişilerin “uygun” odalarda seyretmesini, ilerlemesini sağladık diyelim, peki ben salt yorumlamakla katkımı gören bir kimse olarak ne yapmalıyım diye hala ortada hissediyorum kendimi. Yazılanlara yorum getirmenin uygunsuz (yasak, yanlış vs.) olduğunu bana tescil edecek kimse yok mu, salt kendi başına buyruk davranan kimse olmaktan –inanın- hiç hoşnut değilim, hiç! Ama cehaletim mi dersiniz, boş boğazlığım mı dersiniz, ne derseniz diyin, sadece “kasıtlı davranış” demeyin (o kadar zeki değilimdir, çok ciddi söylüyorum! Bunun için fazlasıyla insanlar arasında kalıp yaşamış, yolumu bulmuş değilimdir üstelik!). Böyle bir yasak varsa, susarım elbette, hiç sorun yok,- olmaz, hatta, belki rahatlarım bile (bu sitede olmadığım zamanlarda sıkıntıdan burun karıştırmadığıma inanabilirsiniz! Bırakın burun, başımı bile kaşıyamıyorum!). O halde, bu tür tartışmalardan uzak durarak birbirimize güvensizliklerimizi belirgin kılan değil, güven veren yanlarımızla yaklaşmaya özen gösterelim, -güvenmemek, her zaman en kestirme, zahmetsiz yoldur, bunun için de fazlasıyla görsel ve duyusal ahlaka gerek yok, -salt dürtülerimizle hareket ettiğimiz zaman hemen kibrin, güvensizliğin merkezine yerleşebiliriz, bu çok kolay ve fazlasıyla “insancıl” olurdu. Lütfen, beni bu –belki çocukça- öğütlerimle de yargılamayın (uslu çocuk olmayı başarmış olsaydım, edebiyat dünyasına girmiş olabilir miydim hiç?), dileğim sadece sizin dileğinizle aynı: edebiyatla olan ilgimi mümkün mertebe yapıcı bir şekilde çoğaltmak, yaymak, paylaşmak, derinleştirmek vs…sanırım böyle bir forumun en temel işlevi ve ilkeleri arasında da bu geliyordur… Tekrar bir pot kırmamış olduğum (kırdıysam da bilmeden olduğu bilinmesi) umudu ve dileği ile Suyel
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Güven güvensizlik meselesi değil bu...O konuda ilk şüpheyi kendinde duy paranoyalarının haddini aştığını sende biliyorsun Nida... "Şiir Atölyesi Ruhlarını buluşturup ortak şiirlere imza atanlar... Bu odayı İzEdebiyat'ı ortak yaratıcılık kavramıyla tanıştıran dostlarımız için oluşturduk " Bu üst başlığın bir açılımı var ve benim anladığım ortak kelimesi "birden fazla kişinn oluşturduğu olguya " denir... Hal böyle iken şahsi yaratıcılığın gövde gösterisi yapılması uygun mu ? Koskoca ŞİİR bölümü varken ve İzedebiyat ' ın en çok ziyaret edilen bölümü olmasına rağmen...Kişisel şiirlerin forumda yer alması ne kadar doğru ? Yasak diye birşey yok YAKUP uygun olup - olmayan var... Ortak yaratıcılık ve kişisel ( şahsi ) yaratıcılık arasında ki farkı ben mi anlamıyorum yoksa ? Şu konuyu özellikle idrak edin ki yapılan çalışmaların karşısında değilim kesinlikle ama yerine göre uygunluğu olmalı.Şiir duracağı - durdurulacağı yeri bilmeli... Tabii ki yazan kişi de bilmeli...
?
Devran-i Şairane
Yaratıcı Yazarlık
Şairlerin yazgısı Çiçekten, o tenhaların ışığı var ya, Uzaklarda gümbür gümbür yaşam, Bir de düşlerimiz, korkutucu, sessiz, Asıldır hep en yalın sözü etmek. Dalgaları böler bir de gemi burunları Böyle, kavisli bakışları ile, böyle Süzülür öksüz öksüz, kanatlar, -bir albatros, Az öteden, devrik, yorgun, bize küskün. Bir günse, sulara dökülmüştür beyaz beyaz Ve öyle bekler narin kiraz çiçekleri; Ağlaşır melekler, yaldızlı göz yaşları, Tenha mı tenha bahçelerde, Yeryüzüne yakın, gülüp oynar çocuklar. Suyel
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sevgili Didem, Siz çok genç, imrenilecek derecede güzel bir insan olmalısınız. Bunu korumaya ne dersiniz? O kadar zor değil, başka insanların sizin (veya başkasının) hakkınızdaki değerlendirmelerini (veya suskunlukları dahi ki verimli ve ayrıcalıklı insanları üzmek, kendi suskunluklarına çekmek, verimsiz kılmak için daha da uyanık bir yöntemdir çoğu Doğulu insanın gözünde) kendi içinizdeki insana yaklaştırıyor veya ondan usanıp bıkmanızı sağlıyor diye bakarsanız, hemen hemen her türlü “karşılık” veya “tepki” yapıcı olacaktır sizin gözünüzde; yeter ki: siz siz olun ve kendiniz konusunda hep samimi davranın. O halde, size hem rica hem öğüt yoluyla kararınız konusunda tekrar gözden geçirip düşünmenizi söylemek isterim. Lütfen, bu sitedeki katkılarınızı bizden esirgemeyin ve sanmayın ki sadece ben ilgileniyorum (ben iflah olmaz bir Don Kişot gibi görünmeyi hep sevmişimdir; köylü zeka sahibi Sancho Pansa’nın benden daha uyanık kesilmesi beni incitmiyor, kırmıyor, yolumdan caydırmıyor: canlı, samimi ve değerli gördüğüm her şey karşısında kendimi tutamayıp uçuyorum, bir yanda –kendine karşı ve daha da kötüsü insanlara karşı güvensizlik içinde- bilgiç bilgiç durup bu herif ne yapıyor böyle diye düşünenleri algılamaya vakit veya fırsat bulamadan). Forumda olup bitenleri izleyen birçok güzel, değerli ve -hiç kuşkum yok- “katılan” insan var. Elbette ki bana forum dışında da ulaşabilirsiniz (vaktim olur böyle verimli ve güzel işler için), adresim: suphiyel°yahoo.de (umarım adres vermek forum kurallarına aykırı değildir, aynı zamanda umarım ki, bu adres bildirimi sadece Didem’in içten dileği ve ricasına bir karşılık olduğu açıktır); tekrar tekrar sizden ricam, birkaç gün dinlenin ve şiir söyleme gücünüzü dinlendirin, sonra tekrar bütün samimiyetinizle bu ortama dönün, gerekirse diz bile çökerim önünüzde (şaka yapmak değil de, daha çok Don Kişot’luk ve şövalyelik bu bendeki, ama yine de şaka tutsun isterdim!). Bu arada, forumdaki kurallara baktım; biraz göz gezdirdim eski sayfalarda; sanırım, sizin (veya başkasının) bu odada şiirlerinizi sunmanız, benim veya başka bir insanın da bu yazılarınıza dönük yorum veya değerlendirme getirmesi “yasak” ve “usule aykırı” durumunu doğurmuyor, o halde: forum kurallarına uygun olduğu sürece kimi insanın (olumlu veya olumsuz) değerlendirmesine karşın pekala yerindedir. Aslına bakılırsa, ben de çok fazla hoşnut değilim, ilgimi foruma bu düzeyde taşımaktan, dilerdim ki, bir cümbüş cemaat binlerce ses canlı çocuklar gibi bağırıp çağırsın, fısıldaşıp mırıldansın, savlayıp gerekçelendirsin…ne güzel olurdu…bakarsınız olur… Şimdilik sevgiyle ve hoşça kalın suyel
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Sitede kimsenin, kimseye güveni kalmadığından olmalı ki… Ama Suphi “uslu çocuğu oynamak” Bey sizin samimi eleştirileriniz yadırgandı, sanırım. Gerçi yeni olmanıza rağmen, taş çatlatırcasına iletilerinizin çokluğu ile eskilere külah attırmış olmalısınız ki, bana da eski sokak kavgalımı anımsattınız. O da çok uzun yazar, kimse yazdıklarının sonunu getirmez sayfa değiştirirdi. Ama nereden baksan ıslak bir parmak bulursun kırışmamış yapraklarda. Olsa yarına sağ veya hastalıksız çıkmaya senedimiz ki yok daha işlevsel, az alaycı tavrımızı takınır mıydık? Atilla da öldü! Can alıcı şiirlerini bıraktı ki sadece kanatlarını açmayı bekleyen kelebekler gibi renkli kitaplarda. Otuz sene sonra kütüphanelerin %79 da kapanmış olacak. Belki kalanlara girmek için kimlik soracaklar; alt mı, üst mü… Samanlık hiç seyran olmadı ki Kırık kaşağının sebebi ben Hangi pamuğun içine koyduğum fasulye Tanıdı ki beni Değil kıyıdaki ölü yosunlar Çatıdan akan damlalara bile dur demedi Kiremide sarılan Ağaç gövdesini saran masum yeşiller
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Sitede kimsenin, kimseye güveni kalmadığından olmalı ki… Ama Suphi “uslu çocuğu oynamak” Bey sizin samimi eleştirileriniz yadırgandı, sanırım. Gerçi yeni olmanıza rağmen, taş çatlatırcasına iletilerinizin çokluğu ile eskilere külah attırmış olmalısınız ki, bana da eski sokak kavgalımı anımsattınız. O da çok uzun yazar, kimse yazdıklarının sonunu getirmez sayfa değiştirirdi. Ama nereden baksan ıslak bir parmak bulursun kırışmamış yapraklarda. Olsa yarına sağ veya hastalıksız çıkmaya senedimiz ki yok daha işlevsel, az alaycı tavrımızı takınır mıydık? Atilla da öldü! Can alıcı şiirlerini bıraktı ki sadece kanatlarını açmayı bekleyen kelebekler gibi renkli kitaplarda. Otuz sene sonra kütüphanelerin %79 da kapanmış olacak. Belki kalanlara girmek için kimlik soracaklar; alt mı, üst mü… Samanlık hiç seyran olmadı ki Kırık kaşağının sebebi ben Hangi pamuğun içine koyduğum fasulye Tanıdı ki beni Değil kıyıdaki ölü yosunlar Çatıdan akan damlalara bile dur demedi Kiremide sarılan Ağaç gövdesini saran masum yeşiller
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Böyle tartışmaların ortasında kalmak beni çok üzüyor ama birşeyler yazma ihtiyacı hissettim kısaca maydonoz olacağım ... Yazdığım şeylerin yorumlanması eleştirilmesi konusunda eksiklik hissettiğimi anlamışsınızdır. BU bence ortada .. Ben sadece yazıyorum ne kadar iyi ve ya kötü olduğu hakkında bir bilgim yok .. Ben buraya eklerken yanlış yaptığımı farkedemedim kusura bakmayın..Sadece birinin iyi veya kötü birşeyler yazmasını istedim korkarak... Birilerin özellikle anlayabilecek yazılarımı eleştirebilecek birilerinin birşeyler söylemesini istedim ...İzedebiyata'da bu yüzden kayıt yaptım ama maalesef çok sönük kaldığımdan olacak ki beklediğim yorum eleştiri gelmedi.. Eskiden olduğu gibi kendim okuyup kendim yazacağım derken forumlar çıktı karşıma buraya yazdım ..Beni tanımayanlar kelime dizgilerime ne der acaba diye .. Tek yorum Yakup beyden geldi... Üstelik berbatsın sen bırak bu işi gibi kelimelerle karşılaşağımı zannederken bana destekleyici açıdan yaklaşan bir eleştiri .. Bu açıdan yaklaştığımda Yakup Suphi Beye çok teşekkür etmem gerekiyor. İncelikle vakit ayırıp yorumlarını benden esirgemediği için... BUndan sonrada buraya şiir eklememeye karar verdim . Ama Yakup beyden ricam vakit ayırmak isterse bana bir şekilde ulaşması... Maalesef uğraşılarıma rağmen size ulaşabilecek bir yol bulamadım .. Sitenin zaman zaman azizliğine uğruyorum... İzedebiyatta yazar sayfam mevcut... Şimdiden teşekkürler... Ve kafa ütülediğim içinde hepinizden özür dilerim ....
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
Karşılıklı iletişimin yararına inamadığım için genel olarak (editör veya bilenlere) soruyorum: bu odada yorum yapmak yasak ise, nispeten yeni bir üye olduğum da göz önünde tutularak bana hangi yerde nasıl davranılacağı konusunda bilgi verilsin; ben şimdiye kadar bu odadaki iletişim türü ve biçimine göre davrandım; şimdiye kadar süregeldiği şekliyle yorumlar veya "değerlendirmeler" var (önceki sayfa ve tarihlere bakınız); bu uygulama anlayışı bana yol gösterici olmuştur; öbür yandan, salt kişilerin kişisel yorumları doğrultusunda ("gereksizliğin daniskası" şeklinde olduğu gibi daha da "aşırı" değerlendirmeleri dahi kabul ediyorum, daha doğrusu anlayabilirim) davranacak kadar kendimi olgu ve nesnelerin önünde görmüyorum; kısacası: kuralları bozmadığım sürece, doğru ve değerli bulduğum şekil ve yönde foruma katkımdaki anlayışımı sürdürürüm. Sevgiler, saygılar. suyel Not: şimdiye kadarki sürede kendi katkımı sınamaya, forum içinde en yararlı olabileceğim noktaları bulmaya çalışıyor(d)um. Herkes gibi ben de yerimi bulurum, ondan sonra daha değerli, sınırlı, nispeten odaklı katkımı kimseden esirgemeyeceğim, sanırım, açıktır.
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
imdat haklı sonuna kadar (sonsuza kadar değil). şiirler için ayrılan bölüm ve onlara yorumlar döşeme bölümü belli. bunun yerine burada boy göstermeyi anlamak mümkün değil. (mümkün aslında da bir süre erteliyorum)... imdat "gereksizliğin daniskasıdır" demiş. güzel tanımlama...
?
Şiir Atölyesi
Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)
"Gelmeyişlerin" adlı şiir (Demet Demirhan), bir (pop) "şarkı"(sı) havasında seyrediyor. Hem dilsel hem konuyu işleme açısından böyle bir izlenim (bulgular örneklendirilebilir belki...) ne anlama geliyor, bence bunu sormak gerekir her şeyden önce. Bu soru olası şu kısmi sorulara bölünerek de ele alınabilir: - Metni üreten kişi, "şiir" kültürü ve beğenisini nereden esinlenerek bir araya getiriyor? (yanıtları öncelemek yanlış olur, ama bir olasılık Demet Demirhan genç neslin bir ferdidir, böyle bir kuşku ister istemez uyanıyor insanda, ama büsbütün yanılgı da olabilir bu!) - Türkiye'de şiir söyleminin dibinde bir tür "lirizm" egemen midir? "Lyra" (yunanca: saz aleti, şarkı söylerken eşlik eden çalgı) odaklı bir şiir geleneğinin doğal bir sonucu mudur ve bu bağlamda salt Didem'in (veya onun gibi düşünenlerin) değil de, ortak kültürün bir "tavrı" mıdır? - Sözel edebiyat ile yazınsal edebiyat arasında nasıl bir denge söz konusudur bizim kültürümüzde? Bu denge, sabit mi, yoksa dinamik ve özellikle günümüzde yeni bir gelişme ivmesi göstermekte midir? - Sözel edebiyat, daha ağırlıklı olarak "iletişimsel" kaygıdan mı beslenir? (bu bağlamda söylemin hep tekil birinci şahıstan yola çıkarak ikinci tekil şahsa yönelmesi, bu nedenle de ağırlıklı olarak "aşk" konusunun fazlasıyla ön plana çıkması, mantıklı ve yasal bir sonuç mu? Başka edebiyatlara göre, Türk edebiyatı "aşk" konusunu nedense o kadar üstte tutuyor ki, salt kişisel "aşk"tan da öte mistik ve metafiziki -kimi zaman teolojik - dinsel- bir yöne kadar gidebiliyor, örneğin Yunus Emre vb.) - "Ozan" - "şair" kavramlarının dilimizde çoğu zaman (kanımca isabetle) eşanlamlı gibi kullanılması ne anlama geliyor, eğer ozan'ı kitle önünde "şarkı söyleyen" kimse olarak, şairi ise metin üreten kişi olarak anlamlandırırsak (bu doğru bir anlamlandırma mıdır, tam kestiremiyorum, ama sanırım, böyle bir kullanım yaygın)? - Yeni "şarkı" düzenekleri (Pop veya "Arabesk" gibi) ne ölçüde şiir geleneği içinde yer alabilir (örneğin "aşıklar"ın "türkü"leri, pekala birer şiir-biçimsel örneklerdir, yani "şiir" yerine geçebiliyor, aynı şekilde Türk Sanat Müziği veya daha doğrusu "Türk Klasik Musikisi"nin sözel hacmi çok üst değerde "şiir" türünde tutulmuştur); Pop ve yeni Müzik türlerinde ama mesafe sanki uzamış gibi duruyor; yani: şiir ile şarkı sözü dengesi, şarkı sözleri lehine bozulmuşa benziyor (ama bu sadece bir izlenim, kanaat bile değil!). Bu sorular (ve olası yanıtları) göz önünde tutularak bakıldığında Demet'in şiirine, belki çok daha fazla veri ve bulguya ulaşmak mümkün olur. Kanımca, Demet'in şiir söyleme gücü, yadsınmaz, ama bu gücün hangi kanalda seyrettiği konusunda sürekli ve her adım başı bir "denetimsel mekanizma" devrede olmalı, aksi takdirde en güçlü güç bölümünü/kıvamını (kanımca) yanlış yönde işleyerek zamanla "yorulacaktır". Bu yorulmayı gizleyecek bir şey de zamanla devreye girecektir muhtemelen; o da "kasıt" olacaktır (tekniksel bilinç, tekrarlama güdüsü vs.). Demet'e ulaşabilenler ona bu hassas dönemde usulca eğilerek demeli ki: en büyük güzellik benliğimizin dokusal suskunluğudur. Ben ona bunu söylemek isterdim (fakat çok fazla maydonoz olup ön plana çıkmaktan artık ben bir hayli rahatsızım)... Sevgiler Suyel Gelmeyişlerin Yine adımlıyorum yalnızlıklarımı. Umutsuz, kaldırım taşlarını sayarak. Cılız ışıkların altında Sesin yankılanırken Dans edişlerimiz saklanıyor geceye Gülümsüyorum.... Destek arıyor bedenim Senden soğuk duvara dokunuyorum Tek sıcak şey yüzümde bir yerlerde Kaybediyorum kendimi grilerde. Ve yine bekliyorum aynı taş blokta Hiç gelmeyişlerini... Hep gelecekmişsin gibi... Yine adımlıyorum yalnızlıklarımı. Umutsuz, kaldırım taşlarını sayarak. Cılız ışıkların altında Sesin yankılanırken Dans edişlerimiz saklanıyor geceye Gülümsüyorum.... Destek arıyor bedenim Senden soğuk duvara dokunuyorum Tek sıcak şey yüzümde bir yerlerde Kaybediyorum kendimi grilerde. Ve yine bekliyorum aynı taş blokta Hiç gelmeyişlerini... Hep gelecekmişsin gibi... (Demet Demirhan)
Başa Dön