"Hayat, bir sınavdır. Ama kopya çekmek serbest; adı da 'deneyim'dir." - Oscar Wilde"

Yıldız Yalnızlığı

Bu şiir, gökyüzünden aynalara, ışık oyunlarından kitapların sessiz dünyasına uzanan içsel bir yolculuğu anlatıyor. Aşkın ağırlığı, gecenin karanlığı ve ışığın dansı arasında gidip gelen dizeler, ruhun arınma arayışını ve yolculuğun kendisini vurguluyor. Doğanın akışıyla insan ruhunun derinlikleri arasında kurulan bağ, okuyucuyu düşünsel bir gezintiye çıkarıyor.

yazı resim

Usulca kırılır gökyüzünde aynalar
Işıltılı bir semazen
Flu boşluklarla savrulur
geceye söz,
orada susar...

Asılır ışıkları hemen
Ağır bir kisvedir aşk...
Aşkın omzuna devrilir
Omuz vurulur en sarı-mavi
Hayal ışıkların
serseri nidasına yankısız
Göz temasları...
yeşili özleyerek karışır
geceye.

Tereklerde lambaların feri
Soğuk duvar yansımaları
Gölgeler titrek
Kitaplar sırt sırta vermiş
Sevgilisiz,
gülüyorlar sanma
Kapağı açılana kadar...
Titrer bir ateşböceği
gölgesinde
Ateşi saçan yorulur
O sandığın gülüşlerde...
Teslim olan serinler

Azmaklar akar
Dağ diplerinden
yoldaşlık edenlere,
ruhta temizlik gerek,
İçeri giremez her yürek
diğerinin yokluğunu bilmeden.
Bazısı set olur ışıkların,
bazısı ışığın yükünü taşır

Usulca dökülür
gökyüzünün kapıları;
Yol vardır yolcuya hasret,
adım saymayan yürüyenlerden.
Sermaye eksilmez burada; yürüyen değil
yol bilir sevdiğini!
Yükü bırakan, varır;
yük gördüğünü!

Gecenin soğuğunda
hayalin kör ateşinden
sağ çıkarken
Anlaşılır sır
Korunur adı yeniden aşkın
söz dilde kayıp
Sevda yürekte dem olur
Sen sen olursun bana
Sensiz...

Gecenin rengi, küskünlük sanılır;
Siyah bir matem
Oysa her renk aynı
göğe bakmaz, fırça derine inse
her ateşin yakmadığı gibi
ya da yanmayı bilmeyen
gridir zaten,
ama gride
bir beyaz sevdasına;
kendinden karıştırır,
Saf fıtratı gibi.

Gülüşün altında
cenaze merasimi kuranlar çoktur,
Alev ise
sessiz yakar
Seven bir gönlün her halini.

Söndü mü ki
En son rüyanın közü?
Düşlesem rüyam el verir mi bana
Susmayan dilleri bülbül aşkla giryan...
Tuz bu mu?
tuz söndürmez
yakar
ama başka bir kırık beyaz,
Alev rengini saklar
Tuzun gölgesinde

-Kalbi boşluğa çekmek ne zor-
Akılsız adımlarla
Aklım yanar yine

Sadegül’ün pembe kokusunu
dağ rüzgârına katalım.
Uçurumdan uçmak...
Bir ardıçın gri puslu dalından,
kurduğum salıncak
yedi renk,
Ardıç kuşu da sevdiğine seslenirken.

Bir boşluksa yandığım
Sokak kaldırımlarını
kaldıralım bu yollardan
Paris caddesinin üstünde
Kuğular var minik baharlarıyla
hepimizi seven,
onlarda ben gibi Suskun...

Altı üstü dünyanın
Birbirinden farklı
Bahar bahçe şahitliği,
kaç çiçek tomurcukken öldü...
Seslenirken.

Ellerim baharsız kaldı,
Seğmenler de sevişmek
ellerinin
suskun sıcaklığında
Hep bir anı sevdiğim.

Sen gidince yine yeniden
Bir bahar ağladı
Dar sokakları Ankara'nın
Küpeşte fazlası
Cumba balkon yarımlarında
Nisan yağmurları
Hamamönünden
Hisarın yalnızlığına yağdı....
Anıttepeye karşı.

İki yalnız
Biri memleket
biri sen sevdalısı
İki büyük aşık ölüsü, ölmeyen
Bu Ankara' da

Çok sevdalılar
yağmurlara sarıldı
Penceremde
cam güzeli
arkadaşı küpeli,
kaldı,
adımız Afrika da
Yağmurlar gidince
Bozuldu.
Hüznümün mührü
Kalp derin iç çekişlerime vuruldu
Zaman, Mısır çöllerinde sanki...
sonrası vardı ömrümüzün...

Sonra bir kere daha
Dilim dönmedi
"Gitme" denen
o kelimeden başka
Hiçbir şeye

Kitaplar Muallanın elinde
Kevgir
Senden kalan bir
Anıdan daha fazla...

Görsen şuan bir çul
sayfalarından
Kelimeleri
Düşen
Dongun mürekkep
İzlek bir ağma, çukur hokkam.
Parmaklarımın yokladığı yoksunluğun dibi
Acı desen acı değil

Özlemek
Özlemi yazan
Bu kitaplarda
bir kelimeden daha öte

Bu Ankara sevmelerin en zor mekanı
Ben de sevimsiz bir adam oldum.

Adı bilinmemiş ayrılıklar
Siyonis,
beni senden koparan derbeder,
adı vakur zamanların
sessiz sokaklarında
Alnı güneşe ve Hüseyin Gazi'nin ağırladığı Ay...
geceleriyle meşhur

Soğuk ayazın temennası,
boş ver sarılırsa
Terennümle ki iki yürek birbirine ısınır mı her yer?
Isınsa da
bu Ankara sensiz ısınmaz

Bu Ankara sevmelerin en zor mekânı

Sermaye eksilmez burada; yürüyen değil,
yük bırakan varır.
ve
Bazısı set olur ışığa,
bazısı ışığın yükünü taşır
Kelimelere...

Yüküm seni çok sevmek
Bırakamıyorum tereklere...
Yıldız yalnızlığıyla sırt sırta vermiş kitaplar gibi...
Ama okunmamışlığımla ben
satırlarımda çok mutsuzum.

Tcpassenger _ierdoğan
13.01.2026/ Angara

KİTAP İZLERİ

Var mısın? Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler

Doğan Cüceloğlu

Doğan Cüceloğlu’nun Veda Sohbeti: "Var mısın?" Üzerine Bir Değerlendirme Her yazarın bir veda eseri vardır; bazen bilinçli bir son nokta, bazen ise kaderin beklenmedik bir
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön