"Yarın, kendini bugün sananların hiç ulaşamayacağı bir yerdir. Eh, en azından kahvemi bitirene kadar." – Dorothy Parker"

Sürgünün Şafağı: Vatanın Neşteri

Vatan aşkı ve milli direnişin sesi olan bu şiir, hayatı mülteci kampı gibi zorlu geçen bir vatanseverin haykırışını yansıtıyor. Acıları bal eylemiş bir milletin evladı olarak şair, bayrak ve vatan uğruna her fedakârlığa hazır olduğunu vurguluyor. Sessizliğin ardındaki fırtınayı, tam bağımsızlık özlemini ve vatanı namusu bilme duygusunu güçlü dizelerle aktarıyor.

yazı resim

Başım dağlar boranı, ömrüm bir mülteci kampı,
Sırtımda kırk yıllık sızı, elimde vatanın lambası.
Söylesenize ulan! Hangi rüzgâr yıkar bu koca çınarı?
Hangi el kirletebilir o göklerdeki nazlı hilali?

​Biz ki acıyı bal eylemiş, prangaları parçalamışız,
Gerekirse bu toprak uğruna, canı darağacına asmışız.
Öyle sessiz durduğumuza bakmayın, fırtına öncesiyiz;
Biz bu şerefsiz düzenin içinde, vatanın ta kendisiyiz!

​Zehir zıkkım olsun bize, o bayrak inince gülmek,
Bize yakışan ya tam istiklal, ya bu yolda mertçe ölmek.
Kapatın perdeleri, bu sahte oyunun son perdesi bu;
Vatan dediğin benim namusum, benim en büyük tutkum bu!

​Doğuş Kılınç der ki; neşter vuruldu bir kere yaraya,
Vatan sevgisi sığmaz ne paraya, ne de o kirli saraya.
Mezarlıklar Şairi değilim bugün, dirilişin sesiyim;
Al bayrağın gölgesinde, ebediyetin bekçisiyim!

​Neşter Ameliyat Masası / Doğuş Kılınç

KİTAP İZLERİ

Kayıp Tanrılar Ülkesi

Ahmet Ümit

Zeus Berlin Sokaklarında: Ahmet Ümit'ten Mitoloji, Cinayet ve Hafıza Üzerine Bir Roman Ya eski tanrılar ölmemiş, sadece unutulmuşsa? Ve içlerinden biri, bu umursamazlığa öfkelenip modern
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön